Son Dakika

Omurgaları olsa istifa ederlerdi

Gazeteci-Yazar Cem Küçük, Hürriyet Gazetesi’nin el değiştirmesine rağmen pozisyonlarını koruyan Ertuğrul Özkök, Ahmet Hakan ve İsmail Saymaz için “Omurgaları olsa kendileri istifa ederlerdi” yorumunda bulundu. Küçük, Demirören Grubu’nu gereğini yapmaya davet etti.
Omurgaları olsa  istifa ederlerdi

Dün yerel seçimler üzerine konuştuğumuz Gazeteci-Yazar Cem Küçük ile bugünkü konumuz medya. Küçük, Aydın Doğan’ın medyadan çekilmesinde en etkili rol oynayan isimlerden biri... Hatta Doğan ve Demirören grupları arasındaki devir işlemlerinin ardından 22 Mart devrimi terimini medyaya sokan Küçük, medyanın geleceği ve Doğan Grubu’nun bakiyesi olarak Hürriyet’te yazan CNN’de program yapan isimlerle ilgili çok çarpıcı açıklamalar yaptı.

Milliyet Gazetesi’nin seçimden sonra kapatılacağı iddianıza Demirören Medya’dan yalanlama geldi. İddianızın arkasında mısınız?

İddiamın arkasındayım. Habertürk Gazetesi, Milliyet'ten 100 kere daha güçlü bir gazeteydi. Habertürk maliyetlere dayanamadı ve gazeteyi kapattı. Şu an dijital olarak devam ediyor. 2011'den beri Milliyet ve Vatan, Demirören Grubu'nda. İyi yönetilemediği için Vatan'ı kapattılar. Milliyet de aynı şekilde olacak. Gazetelerin gerçek tirajlarını konuşsak millet bize güler. 3 bin satan gazete 50 bin gözüküyor. 10 bin satan gazete 100 bin gözüküyor. Bunların bir kısmı farklı yerlere bedava gidiyor. Gerçek satışlar bellidir. Burada Hürriyet'i, Sabah'ı, Türkiye Gazetesi'ni, Akit'i ayırıyorum. Kâğıt işi her yerde tartışılıyor. Obama Amerikan medyasını yalan haber yapıyorsunuz diye eleştirdi ve gerçek tirajlarınız yerle sürünüyor dedi. Eskiden bir milyon satan New York Times’ın şimdi ki satışları çok düştü. Keza Washington Post aynı durumda. Türkiye'ye kâğıt dışarıdan geliyor. Bunu kaldırmak kolay değil. Sayfaları azaltan gazeteler oldu. Hafta sonu eklerini iptal eden gazeteler oldu. Dergiler kapanıyor. Kitap sektörü zor durumda. Bunları görebiliyoruz. Benim bunu söylemem de ne var. Ben bunu söylediğimde bana tepki göstermek yerine bana dersin ki: “Sen öyle diyorsun ama benim satışım bu.” Bugün Milliyet Gazetesi çıkmasa kaç kişi merak eder emin değilim. Gazetecilerin, köşe yorumcularının, televizyoncuların itibarı kalmadı. Bazı gazetelerde bir yazarın üst üste iki defa yazısını basıyorlar haber bile olmuyor. Bir köşeye yazarı Twitter’a yazısını koyuyor RT almıyor kaldırıyor ertesi gün bir daha koyuyor. Gazeteciler ve televizyoncuların ömrü bitti, çünkü gerçeğin peşinde değiller.

KORKARAK GAZETECİLİK OLMAZ

Bizde tüm köşe yazarları dış politikacı olmuş. Çünkü bunlar konforlu konular. Zor konulara girmiyorlar bu da gazetecilerin itibarını düşürüyor. Ben iddia ediyorum yarın bazı gazeteler basılmasın. Bazı gazeteler köşe yazarsız çıksın. Hiç farkına bile varılmaz. Bu milletin ilgisizliğinden değil. Millet iyi yapılan şeyleri takdir eder. Etkili bir şey yazarsanız etkili olursunuz. İsim veremiyorsan etkili olamazsın. Korkarak gazetecilik yapılmaz. 17-25 'te de böyleydi. 7 Haziran, 1 Kasım arasında PKK'nın güçlendiği zaman da böyleydi. Hatta 24 Kasım Genel Seçimleri’ne giderken bile Muharrem İnce büyük bir hava yakalayınca korkan bir sürü gazeteci oldu. İnsan inandığını yazmalı. Samimiyet ve tutarlılık olmalıdır. Gazetecilerin inandırıcılık sorunu var. Medya kağıtsal anlamda fiziken çok talep görmüyor. Hem de gazeteciler ve köşe yazarları gerçek konuları yazmadığı için iyice çaptan düşmüş durumdalar.

YALAKALIKLA AYAKTA DURAMAZLAR

Aydın Doğan’ın çekilmesiyle medyaya 22 Mart devrimi diye bir terim soktunuz. Sizce bu devrim tam gerçekleşmedi mi?

Ben Fetullahçı bir gazeteciyle Londra’da aynı masada yemek yesem beni linç ederlerdi. Ertuğrul Özkök kanlı canlı gidip hakkında iki tane yakalama kararı bulunan Fetullahçı terörist Eyüp Can ile yemek yiyor. Bu tamamen suç. Bu kabul edilir bir şey değil, fakat bu arkadaş Hürriyet Gazetesi tarafından korunuyor. ByLock’u sulandırmakla görevli İsmail Saymaz orada duruyor. Suyun bir akışı vardır. Bunlarda zamanı gelince giderler. Sırası gelen gidecek. Bunların omurgaları olsa kendileri istifa ederdi. Diyelim iktidarda CHP var. Türkiye Gazetesi ve TGRT CHP’li bir i adamına satılıyor. Bende Cem Küçük olarak diyorum ki “Ortadan gitmeye çalışacağım” Bunu desem bana gülerler. Omurgalı olan nedir? Buradan istifa etmektir. Rezillikleri görüyorsun, eş değiştirmeği çok matrak bir şeymiş gibi bunu Hürriyet Pazar ekinden haberini veriyorlar. Cumhurbaşkanımızı farklı varlıklara benzeten Perihan Madenler Hürriyet Pazar’a tam sayfa veriliyor. Hakikaten bu konu kabul edilebilir bir şey değil. Bu Müslüman muhafazakâr kitledeki aşağılık kompleksiyle de alakalı bir durum. 17-25 Aralık’ta, 7 Haziran, 1 Kasım’da ve 15 Temmuz’a kadar Hürriyet Gazetesi’nde çalışanların neler yazdığı bellidir. Gezi’de Erdoğan’ın devrilmesi için her şey yaptılar ama şimdi hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Yalakalık yaparak ayakta duracaklarını sanıyorlar.

AK PARTİ GİDERSE DEMİRÖREN’İN ELİNDEN ALIRLAR!

AK Parti, 30 Mart seçimlerinde başarısız bir sonuç alırsa hemen kıpırdanmalar başlar. Hemen sorgulamalar, niye öyle oldu, niye böyle oldu diye sorgulayacaklardır. Hatta Allah göstermesin Erdoğan devrilirse o gazeteyi Demirören’den bile alırlar. Hemen karşıt herkes adına ağır yazılar yazmaya başlarlar. Bu kadar her şey ortadayken hâlâ beni sevsinler hastalığı mevcut.

BENİM DE KATKIM VAR

Aydın Doğan’ın tarih olmasında Cem Küçük nasıl bir rol oynadı?

Bunu muhaliflerde çevremde söylüyor. Bugün Aydın Doğan yıprandıysa ve bu medyasını satmak zorunda kaldıysa herhalde benim de bir katkım vardır diye düşünüyorum. Bir insanı doğru yerden eleştirmek gerekir. Aydın Doğan pijamalıydı hükümeti yönetiyordu dersen. Aydın Doğan bundan keyif duyar. Ama açıklarını yakalarsan bundan çok etkilenir. Zaten Doğan’ın ve adamlarının kime cevap verdiğine bakmak lazım. Bu bir süreçtir. Bir adamı bir anda yıkamazsın. Doğan 2013-2014 yılında hükümetle kavga girdi. Bende bu kavganın en bilinen ismi oldum. Nihayetinde medyadan çekilmek zorunda kaldı. Bu bir süreçtir ve diğerleri içinde geçerlidir. Bugün Turgay Ciner de yanlış adımlara doğru gidiyor. Böyle yayıncılık yaparak aslında kendi sonunu hazırlıyor. Fatih Altaylı’yı koruyor, programlarına tuhaf tuhaf tipleri çıkarıyor. Yol yanlış gidiyor. Aynı şekilde bizim tarafın yazarları da yorganın altına saklanarak kendi kariyerlerini bitirdiklerinin farkında değiller. Korkmamak lazım. Bugün mesela Aydın Doğan’ın kendi tarafındaki adamları bile “Bizi sen bitirdin” gibi ifadeler kullanıyorlar. Nasıl yazıldığı da önemli bir ayrıntıdır. Bizim taraftan Doğan’a 500 kişi yazıyordu ama bana cevap veriyordu. Bunları doğru yerden yakalayıp, vurmak gerekir. Ben Doğan’ın biteceğini 2017’nin Şubat ayında “Böyle giderseniz her şeyinizi kaybedersiniz” dedim. Sattı ve kurtuldu.

AYDIN DOĞAN PİŞMANDIR

Aydın Doğan’a karşı haber yaparken, köşe yazısı yazarken medya deyimiyle ciddi darbeler vurdunuz. Doğan’dan mektuplar gelmişti. Herhangi bir teklif veya tehdit aldınız mı?

Aydın Doğan daha önce çalıştığım gazetelerdeki bazı patronlarıma mektup yazmıştı ama ben bunların hiçbirinden etkilenmedim. Çalıştığım tüm gazetelerde yazdım, eleştirdim. Şahsından bana hiçbir şey gelmedi. Gelseydi bile durduramazdı. Beni hiç kimse o konularda engelleyemez. Doğan bence yanlış atlara yanlış yerlere oynadı adamları onu batırdı. 2007 e-muhtırasını desteklediler, AK Parti’nin kapatılmasını desteklediler, Gezi, 17-25 Aralık’ı desteklediler sonuç nihayet bu oldu. Geldiği sonuç kendi yarattığı durumun neticesi oldu. Bin pişmandır ama iş işten geçti.

Cem Küçük’e çok çetin mücadele verdiği Aydın Doğan ile medyadan çekilmesinin ardından görüşüp, görüşmediğini sordum. Cevap çok net: “Hayır, asla böyle bir şey olmadı!”

BANA ÇİÇEK UZATMIYORLAR

Gezi darbesi sonrası medyada bir Cem Küçük profili var. Genelde sert bulunan bir kişilik… Peki ailenizden ‘Bu kadar sert olma tehdit alıyorsun, düşmanın çok fazla’ gibi tepkiler alıyor musunuz?

Güngören’deki evim kurşunlandı. Bu olaydan sonra “Daha yumuşak git” diyen var ama bu bir mizaç meselesi. Düşman sana 15 Temmuz’da topuyla tankıyla saldırıyor. İllegal, kimi montajlı tapeleri yayınlıyor. Onlar sana bana her şeyi söylüyor. Darbeleri, PKK’yı, terör örgütlerini destekliyor. Bir demokraside bunları desteklemek insanlık suçu olduğu için bunlarda zaman aşımı yoktur. Bunlara karşı sert olmamda bu etkenler var. Ben kibar olunca veya kibar yazan arkadaşlarımız öyle yazınca adam değişiyor mu? En zor zamanlarda düşman nasıl saldırmış, rakipler nasıl saldırmış, bizimkiler ne yapmış. Bana biri çiçek uzatsa ben çiçek uzatırım. Bana tankıyla topuyla geliyorsa ben de öyle davranmak zorundayım.

ONLAR BENİ SEVMEZLER

Muhafazakârlarda “Herkes beni sevsin” hastalığı vardır. Onlar seni sevemezler. Seni hiçbir zaman adam yerine koymazlar. Hiçbir zaman da bunu yapmadılar. Bizden barış çubuğu uzatmamızı isteyenler oldu. Bize ilk saldıran onlar olduğu gibi. Onlar Gezi’de sokağa çıkıp, seçilmiş meşru hükümeti devirmek istedi. 17-25 Aralık, 7 Haziran’da 1 Kasım’da PKK ile devirmek istediler. HDP ile devirmek istediler. En son 15 Temmuz’da tankla tüfekle devirmek istediler. Adam bana çiçek uzatıyor da mı ben ona çiçek uzatayım?

ERDOĞAN’I MENDERES’TEN BETER YAPARLARDI

1960 darbesi oldu Adnan Menderes idam edildi. Menderes’in idam edilmesini eleştiren Demokrat Partili vekillere 27 Mayısçı kafa Bedri Faik o zamanın Dünya Gazetesi’nden “Kim bunlar, hainler” diye bir yazı yazdı. Necip Fazıl ise bu yazından ötürü Bedri Faik’e “İtin biri” dedi. Anladığı dilden cevap verdi. Bizde bunlara anladığı dilden cevap veriyoruz. 17-25’te başarılı olsalardı hükümet devrilseydi onlar bize acıyacak mıydı? Ailelerimize kadar kazımak için uğraşacaklardı. İddia ediyorum Tayyip Bey’i Menderes’ten beter yaparlardı. Bize keza öyle davranırlardı. Bu yüzden onlar bize nasıl saldırıyorsa aynı şekilde karşılık vermek zorundayız. Bunlar fırsat bulduğunda ellerinden geleni arkalarına koymayacaklardır.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.