Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

“Onların asıl derdi Erdoğan”

Büşra Kılıç
“Onların asıl derdi Erdoğan”

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkan Vekili Avukat Abdullah Resul Demir, “Düzensiz Göçle Mücadele”yi Diriliş Postası Gazetesi’ne değerlendirdi. Demir, Türkiye’de muhalefetin asıl derdinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirterek, Müslümanlar arasında olan kardeşlik ruhunu kırmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve Türk halkı misafirperverliği açısından dünyaya örnek olmaya devam ediyor. Bu sebeple de dünyanın en çok muhacir barındıran ülkesi konumundadır. Ancak Avrupa’da aşırı sağcılar olduğu gibi Türkiye’deki muhalefet partileri de durumu kendi çıkarları için muhacir meselesini yalan bilgiler paylaşarak, Müslümanlar arasında olan kardeşlik ruhunu kırmaya çalışıyorlar. İslam’a düşmanlık edenlerin asıl derdinin Başkan Erdoğan olduğunu söyleyen Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkan Vekili Avukat Abdullah Resul Demir, İstanbul Valiliği’nin ‘Düzensiz Göçle Mücadele’ başlıklı açıklamasının uygulanmasını Diriliş Postası Gazetesi’nin okuyucularına değerlendirdi.

Uygulamanın hukuki temeli

İstanbul Valiliği’nin internet sitesi üzerinden duyurduğu ve uygulamaya başladığı ‘Düzensiz Göçle Mücadele’ başlıklı açıklamanın uygulanmasının hukuki temeli nedir?

Kasım 2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelge ile bunun yasal bir sorumluluğu var. İstanbul Valiliği’nin yaptığı bu basın açıklamasındaki temel nokta 2017 yılındaki genelgeye bağlıdır. Bu genelgede açık açık, Suriyeli geçici koruma altı statüsünde bulunan kişilerin kayıtlı oldukları illerde yaşama gerekliliği ve kayıtsızların da kayıt olması gerekliliği yazıyor. 2019 Temmuz ayına kadar bu genelge uygulanmadı, kayıtsızlara yönelik bir işlem yapılmadı. Kasım 2017 öncesinde de bu genelge olmadığı için bir uygulayamamazlık var. Uygulanmamasının sebebi, gerek görmemek ve kesinlikle ihmallik. Bir düzensiz göç politikasının sorumluluğu arasındalar. Uygulanması gerekirdi. Bu kayıt sayesinde bir Suriyeli, ben burada bir Suriyeliyim ve savaş sebebiyle kaçtım, kimliğimi alayım diyip kayıt oluyor. Bu kayıt, Türkiye’de kaç Suriyelinin nerede yaşadığı, ismi, medeni durumu gibi bilgilerin oluşmasını sağlıyor. Kayıt etme hakkı, göç planlaması için olması gereken en doğal şey. Kayıtlıların da kayıtlı oldukları şehirde yaşaması devletin düzen sağlama sorumluluklarından bir tanesi.

İleriye dönük olumlu bir strateji

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 92 bin Suriyeliye vatandaşlık verildiğini açıkladı. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Ülkemizde 3,5 milyon Suriyeli var. Bazı Suriyelilere vatandaşlık verilmesini bu kişilerin bir ağabey, bir akil insan olabilecek kişiler olduklarını düşündüğüm için önemsiyorum. Kaldı ki vatandaşlığa alınan kişilerin statüsü de genelde belli bir kariyeri olan, Türkiye için menfaatleri olacak, akademisyen veya kendi bulundukları ülkede yani Suriye toplumunda belli bir statüsü olan veya gayrimenkulü yani maddi anlamda durumu iyi olan kişilere vatandaşlık verildi. Buna istisnai vatandaşlık deniyor. Şartların belli bir kısmını veya tamamını yerine getirenlere bu haklar veriliyor. Siyasi açıdan da önemli olduğunu düşünüyorum. Yarın öbür gün Allah izin verirse savaş bittiğinde burada barındırdığımız Suriyeli kardeşlerimizin bize bir minnet borcu olacaktır, buradan bizim vatandaşlarımız oraya gidecektir. Türkiye ile olası yeniden dizayn edilmiş Suriye arasında kuvvetli bir bağ kurma hususunda önemli rol oynayacaktır bu kişiler. Siyasi, ticari, ekonomik her türlü arenada kuvvetli bir bağ olacaktır. Yarın bir gün kurulacak Suriye devletinde, Türkiye’nin ‘benim orada vatandaşlarım var’ diyerek söz söyleme hakkına dahi sahip olabileceğini düşünüyorum. Bu anlamda vatandaşlık kabullerini doğru buluyorum. ONLARIN

Projesi iktidarı devirmek

Suriyeli mülteci karşıtlığı kime yarıyor? Kim bunu kaşıyor?

Bu karşıtlık %70 oranında ne yazık ki bir siyasi malzeme olarak kullanılıyor. Siyasi malzemedeki sebep Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı- dır. Erdoğan’ın bir şeyleri kötü yapmış olduğunu ispat etmek ve kara propaganda ile üzerine gitmek istiyorlar. Ancak geriye kalan %70’in fikirlerini ağzı- nızla kuş tutsanız kolay kolay değiştiremezsiniz. Çünkü onlar olaya insani bakmıyor, vicdani bakmıyor. Onlar diyor ki benim tek bir siyasi amacım var o da Erdoğan’ı ve Ak Parti’yi yıkmaktır, bunun için de elimde ne kadar koz varsa bunu hunharca kullanırım, hiç de vicdanım sızlamaz diyerek bakıyor. Olabildiğince bu meseleyi kriz haline getirip mevcut hükümete yönelik, Türkiye topraklarında bir istikrarsızlık yaratmak, bir kavgaya sebep olmak istiyorlar. Bu %70’in içinde küçük bir oran olsa da Esed’in, kendi vatandaşlarının ülkesine geri dönmesi için burada bir karışıklığa sebep olmak istemesi de vardır. Bazı Esed yanlılarının sürekli buradaki Suriyelileri belli bir noktaya çekmek suretiyle bir şekilde burada bir karışıklık oluşturup Suriye topraklarına geri gönderme, vatandaşlarını geri alma ve hatta cezalandırma ya da askere gönderme gibi bir olgusu olduğunu düşünüyoruz. Diğer bir sebep, Avrupa ve diğer dış güçlerdir. Türkiye’nin istikrarını bozmak için olabildiğince her şeyi yaparlar, her yola girerler, bizzat o kişilerle iş birliği yaparak Erdoğan’ı ve Ak Parti’yi devirmek için bu projenin içindeler.

Mültecilerin durumu nasıl iyileştirilebilir? Yapılan bu uygulama ile neler değişecek?

Türkiye’deki mültecilerin yaşadıkalrı sorunlarını önlenebilmesi için önce bir program yaparsınız. 2017’deki genelge gibi yayınlama, organize etme yapılabilmesi için bu uygulamaya başlanılan andaki problemler nelerdir diye bir bakarsınız. Avantajlar nelerdir görürsünüz, olası problemler için yöntemler çizersiniz. Bunu iki yıl, üç yıl, beş yıl, on yıllık periyotlarla önce bir uygulama stratejisini ve olası problemleri görürsünüz. STK’lara danışırsınız, görüşürsünüz, ihtimalleri değerlendirirsiniz. Sonra sabırlı bir şekilde kimseyi paniğe sevk etmeden uygulamaya koyarsınız. Bugün bir anda bu kararı uygulamaya kalkmak başlı başına bir mağduriyet oluşturuyor.

Geri göndermeme yasağı var

Önümüzdeki dönemde ikamet izni bulunmayan, geçici koruma statüsünde olmayan Suriyeliler için toplu geri göndermeleri görmemiz mümkün mü?

Bu uygulamadaki en büyük problemler geri gönderme. Olası bir geri gönderme işlemi hukuka uygun değildir ama açıklamada geri gönderileceği yazıyor.Geri gönderme, Yabancılar Uluslararası Kanunu’nda düzenlenen”geri göndermeme”ilkesine aykırıdır. Yani kendi kanunumuz ile yapılan açıklama çelişiyor. Biz Uluslar arası Mülteci Hakları Derneği olarak ‘Bir insan bir dünya’ sloganıyla yola çıkarak bir insanın dahi gönderilmemesi gerektiğini savunuyoruz. Geri göndermediklerini söylüyorlar ama biz diyoruz ki geri gönderiyorsunuz. Nasıl gönderiyorsunuz? Yabancıya gönüllü geri dönüş formu imzalatıyorsunuz, buna dikkat edin diyoruz. Bu bir mağduriyet. İkincisi ise kayıtsız kişilerin kayıt olması. İstanbul kayıt için kapalı ve Suriyeli vatandaşlar daha hangi illerin kapalı olduğunu bile bilmiyorlar. İstanbul’un kayda kapalı olduğunu duyan bir kişi Çanakkale’ye gideyim o zaman dediği vakit Çanakkale’nin ve daha birçok büyük şehrin de kayda kapalı olduğunu bilmiyor. Bu şehirlerin kayda kapalı olmasının sebebinüfus dağılımını sağlamak amacıyla nüfus çoğunluğu belli bir noktaya gelen şehirleri kapatıyorlar. Ancak daha hangi illerin kayda kapalı olduğunu bile resmi olarak açıklamaksızın uygulama yapmaya çalışıyorlar. Bu bir hata. Verilen süre ise yaklaşık bir ay. Bu bir aylık sürede siz bu insanlara, öncelikle bu kararı okuyunca bir sirkelen kendine gel, ikinci olarak da kayıtlı olduğun şehri bil, orada yer bul, evini taşı, çocuğunun okul kaydını al, orada iş bul yerleş demek istiyorsunuz ve bunu yapmaları için de hiç kimse hiçbir şekilde yardımcı olmuyor. Kayıtsızlar ise basın açıklamasını okuduğu an kayıtlı olduğu şehre giderken yolda polis durdurup kimlik sorduğunda, o şehre kayıt olmak ve kimlik almak için giden kişinin kimliği olmadığından geri gönderme merkezine götürülüyor. Kayıtsızlara da bir süre verilmeksizin kayıt yaptırmak için ışınlanmasını bekleyemezsiniz. Bu uygulamayla asıl yapılması gereken kayıtsız olanların, mevcut kayıtlıların da yerlerini değiştirecekleri dikkate alınarak hangi şehirlere kaç kişilik kontenjanlarla aktarılacağı belli olması gerekir. En azından hangi illere, nereye gidebileceğinin ilanı mevcut valilerin onayı ve izni alınmak suretiyle veya bir emir giderek yapılması gerekirdi.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri