Son Dakika

Pakistan küresel çetelerin savaş kıskacında!

Nüfusu milyarlarla ifade edilen yeryüzünün en kalabalık coğrafyalarından biri olan Güney Asya’da Müslüman ülke hegemonyası istemeyen Batılı emperyalist şer güçler, Pakistan’ı köşeye sıkıştırmak için uğraşıyor.

Pakistan küresel çetelerin savaş kıskacında!

Tarihsel kökenleri açısından bakıldığında son günlerde patlak vermiş gibi görünen Hindistan ile Pakistan arasındaki krizin yarım asırdan fazla bir süreyi içine alan Keşmir meselesi üzerinden alevlendiği görülür. Ancak meselenin perde gerisinde İngilizlerin sistematik olarak bölgeyi kaosa sürükleme çabasının olduğunu da bilmek gerekiyor. Zira bölgedeki krizden beslenen emperyalist güçler bir yandan kendi iktidarını inşa ederken diğer yandan Müslüman bir ülke olan Pakistan köşeye sıkıştırılıyor. En nihayetinde İngilizlerin elini nereye atarsa atsın halkları bir birine kırdırdığı gibi burada da Hindistan ve Pakistan halklarını kazananı olmayan bir savaşa sürükleniyor. Bölgede yaşananların arka yüzündeki gerçekleri öğrencilik hayatı Pakistan’da geçen Türkiye Pakistan Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin ile konuştuk.

KAZANANI OLMAYAN BİR SAVAŞ!

Son yazınızda bölgedeki krizin perde arkasına derinlemesine nüfuz ettiğiniz gördük. Bu manada baktığınızda sizce Hindistan ve Pakistan arasında çıkacak bir savaş en çok kimin işine yarar?

- Pakistan ve Hindistan arasında çıkacak bir savaşın yaramayacağı iki ülke var. Bunlar yine Pakistan ve Hindistan. Hindistan ve Pakistan savaşının kaybedenleri yine bu iki ülke olacak. Aslına bakarsanız üretilen ve artırılan suni gerilimle yapılmak istenen tam da bu. Biri büyüyen ekonomisi ile diğeri kimileri tarafından nedense ‘İslam bombası’ şeklinde de tanımlanan nükleer yeteneği ve kapasitesi ile küresel emperyalist güçlerin hegemonyalarını tehdit ediyorlar. Böyle bir savaş Asya’da oluşan yeni güç merkezinden ve Pakistan’ın nükleer yeteneklerinden, silahlarından kimler rahatsız oluyor ise onları işine yarar.

1947 yılında baş gösteren Keşmir sorunu bugüne kadar İngilizler’e rağmen çözülemedi
Keşmir, Hindistan ve Pakistan’ı 1947 yılından beri üç kez savaşa sürüklemiş ciddi bir sorundur


SÖMÜRÜ DÜZENİ KRİZ ÜRETİYOR

1947 yılında baş gösteren Keşmir sorunu bugüne kadar İngilizler’e rağmen çözülemez miydi?

- Çözülemezdi çünkü küresel sömürü hegemonyası Osmanlı sonrası yeryüzünde kendi menfaatlerini hayatta tutacak şekilde bir sistem inşa etti. Batı’nın sömürmek dışında bir başka hayatta kalma refleksi ve şansı yok. Sömürmek Batı’nın hayatta kalmak için olmazsa olmazıdır. O nedenle fiilen ve fiziken sömürdükleri tüm coğrafyaları terk ederken yeni bir sömürü sistemi olan istikrarsız ve çatışmacı coğrafyalar oluşturarak çıktılar. Bu coğrafyaları suni sınırlarla küçük parçalara ayırdılar. Coğrafyalar suni sınırlarla bölündükçe çatıştılar, çatıştıkça zayıfladılar, zayıfladıkça sömürüldüler. Küresel sömürü sistemi böyle işliyor. Bu sistemi meşrulaştırmak için de sözde savaş ve çatışmaları önlemek adına BM adında bir uluslararası örgüt ürettiler. Bu örgüt zayıfın ve haklının yanında değil güçlünün ve haksızın yanında. Güçlülerin zayıflara açtığı her sömürü savaşını uluslararası arenada meşrulaştıran ve bir noter ve onay platformudur BM. Kısacası sömürü küresel ölçekte sistemleştirilmiş. Peki, nasıl çözülür. Müslüman mahalle kriz ve sorunları, Müslüman mahalle çocukları tarafından Müslüman mahalle mekanizmaları ile çözülebilir. Bu da İslam coğrafyasının tek bir güç ve ses olmasından geçiyor.

200 MİLYONLUK MÜSLÜMAN NÜFUS KORKUSU

Pakistan, Batı tarafından hangi sebeplerle tehdit olarak algılanıyor? Bu sorunun cevabına tek başına 200 milyonluk genç ve Müslüman nüfus denebilir mi?

- Pakistan 200 milyona yakın nüfusu ile son derece genç, muhafazakâr, İslami hassasiyetleri son derece gelişmiş bir toplum. Aynı zamanda tepkisel bir sosyolojiye sahip. Bu karakterde Müslüman bir toplum nükleer silah da üretebiliyor ve yine binlerce km nükleer başlık taşıyan kıtalararası füzeler üretebiliyor ise Batı coğrafyasında belli mihrakların bu durumdan rahatsız olmamaları ve kâbus görmemeleri mümkün değil.

Türkiye Pakistan Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin
Türkiye Pakistan Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin


PSİKOLOJİK SINIRLAR KALDIRILMALI

Biraz gerilere gittiğimizde özellikle Osmanlı döneminde ümmet coğrafyasının en önemli parçalarından bir olduğunu görüyoruz Hindistan’da yaşayan Müslümanların... Peki bugün aynı ruhu diriltmenin önünde ne gibi engeller var ve bu engelleri aşmanın yolları neler?

- O ruhu diriltmenin önünde İslam coğrafyasına çizilmiş fiziki, siyasi, sosyal sınırlar, İslam çocuklarının şuur altlarına çizilmiş psikolojik sınırlar ve yine şuur altlarımıza ekilmiş fitne tohumları var. Bu suni fitne sınırlarını bir bir kaldırıp şuur altlarımızı temizleyemediğimiz sürece işimiz çok zor. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Hindistan Müslümanları ve özellikle Keşmirin Müslüman halkını hala kendini Anadolu coğrafyasına ait hisseder. 2014 yılında milletvekili iken bir gün sekreterim kapıyı açıp “Kılık ve kıyafetlerinde nereli olduklarını anlamadığım yaşlı 3 ziyaretçiniz var efendim” deyince şaşırdım. Kapıyı açınca karşımda 3 yaşlı Keşmirli buldum. Keşmiş Cemaat- İslami Partisi lideri Abdurreşit Turabi ve piri fani iki Keşmirli yardımcısı ziyaretime gelmişti. Esmer tenleri kırış kırış bembeyaz sakalları ile nurani bir yoğunlukla içeri girdiler. Çay ısmarlayıp kısa bir tanışmadan sonra “Keşmir’den buraya kadar size bir mesaj iletmeye geldik” dediler. Şaşırdım. “Nasıl bir mesaj?” dedim. “Biz görüyoruz ki, siz Türkler eski gücünüze, ruhunuza ve misyonunuza yeniden kavuştunuz. Bir zamanlar siz Türkler dünyanın neresinde bir zulüm olsa orada zalimin hasımı mazlumun hamisi olurdunuz. İslam’a muhafızlık mazluma hamilik yapardınız. Şimdi bu güce yeniden kavuştuğunuzu görüyoruz. Somali’de yaşanan açlıkta zengin dünya gözünü kapatırken siz oraya kuyular açtınız, hastaneler yaptınız açlığa merhametinizle müdahale ettiniz. Arakan’a ayak basan ilk müslümanlar yine sizin coğrafyanızın Müslümanlarıydı. Ekonomik menfaatlerinizle çelişmesine rağmen Mısır ve Suriye’de mazlumların yanında zalimlerin karşısındaydınız. Filistin meselesini siz kadar samimi savunan yok. Size şu mesajı iletmeye geldik. N’olur Filistin’i, Somali’yi, Arakan’ı savunduğunuz gibi Keşmir Müslümanlarına da sahip çıkıp savunun.” ifadelerini kullandı. Bu acı hatıra aslında Hindistan Müslümanlarının hâlâ kendi varlık ve bekalarını Anadolu’nun varlık ve bekası ile eşdeğer gördüklerinin somut bir kanıtı.

Bu noktada Pakistan Devlet Başkanı İmran Han’ın gerilimi azaltmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak arabuluculuk etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Son derece olumlu bir beklenti aslında. Türkiye, Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilimden menfaat uman değil üzüntü duyan bir ülke. Hindistan’la olan ilişkilerini de Pakistan ilişkilerinin gölgesinden uzak bir zeminde dengeli şekilde geliştiriyor. Bu açıdan bakıldığında Pakistan’ın arabuluculuk beklentisini son derece mantıklı ve dengeli buluyorum.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.