Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Prof. Dr. Küçükusta: Felaket haberleri virüsten hızlı yayılıyor

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, coronavirus’ü farklı bir açıdan değerlendirdi. Küçükusta,”Corona virüsün yayılma hızının felâket haberlerinin sosyal medyada yayılma hızına yetişmesi asla mümkün değildir.” dedi.

Prof. Dr. Küçükusta: Felaket haberleri virüsten hızlı yayılıyor

Diriliş Postası Muhabiri Büşra Kılıç

Çin’de ortaya çıkan hastalığın sebebi olarak görülen corana virüsü salgınını Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Diriliş Postası’na değerlendirdi. Hastalığın yarattığı korkunun, hastalığın önüne geçtiğini söyleyen Küçükusta, “Dünya Sağlık Örgütü’ nün acil durum ilan etmesi de olayın üzerine tüy dikti.

Tüm dünyada bilinçli veya bilinçsizce bir “koronanoya” aldı başını gidiyor. Amaç çok net: ABD ve Batı’nın korkulu rüyası Çin’i dünyadan izole edip ekonomisine ağır darbe indirmek. Değerli gazeteci büyüğümüz Uğur Dündar’ ın şu tweeti corona virüsün “para-medikal” kısmını çok güzel özetliyor: “Amaç çok net: ABD ve Batı’nın korkulu rüyası Çin’i dünyadan izole edip ekonomisine ağır darbe indirmek. Bunun için de korkutmak! Öyle korkut ki, insanlar bırak virüse yakalanmayı, Çinli görünce korkudan ölecek hale gelsinler!.. Sonra da aşı üret ve sat!”. Ben de bilinçli bir “koronanoya” yaratıldığını düşünüyorum.” dedi.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Coronavirus nasıl bir virüstür? Daha önce ortaya çıkan SARS ve MERS salgınları ile benzerlikleri nelerdir?

Çin’ in Wuhan şehrinde 2019 senesinin son günü görülmeye başlanan hastalığın bir corona virüs enfeksiyonu olduğu kısa zamanda anlaşıldı ve böylece medyanın çok sevdiği “gizemli” hastalık tabiri de bir anda değerini kaybetti. Corona virüsler, insan ve hayvanlarda hastalık yapan büyük bir virüs ailesidir. Bunlar tipik olarak kış mevsiminde birkaç günde geçen basit bir “soğuk algınlığına” sebep olurlar ama virüslerin genetik yapısında meydana gelen bir değişiklik zaman zaman salgınlara ve ağır hastalık tablolarına da yol açabilir. Tıpkı 2002’ de ortaya çıkan SARS ve 2012’ de görülen MERS salgınları gibi.

VİRÜSLERİN ANA KAYNAĞI YARASALAR

SARS ve MERS’in hastalıkları üst solunum yolları enfeksiyonu tablosunda başlıyor, zamanla akciğerlere yerleşen virüs zatürre, akciğer ödemi ve solunum yetersizliğine yol açıyordu. MERS’te mide-bağırsak şikâyetleri ve akut böbrek yetersizliği de görülüyordu. Çin’ de başlayan SARS resmi verilere göre 8.098 kişiye bulaşmış ve bunların 774’ ünün ölümüne yol açmıştı. Suudi Arabistan ve ona yakın ülkelerde ortaya çıkan MERS ise 2.494 kişinin hastalanmasına ve 858 kişinin de ölmelerine sebep olmuştu. Her iki virüsün de ana kaynağının yarasalar olduğu, SARS virüsünün insanlara misk kedileri, MERS virüsünün ise develer aracılığıyla bulaştığı tespit edilmişti. SARS ve MERS için tüm dünyada büyük bir panik havası yaratılmış, salgının tüm dünyaya yayılacağı, milyonlarca insanın hastalanacağı ve binlercesinin ölecekleri ileri sürülmüştü ama her iki enfeksiyon da birçok ülkeye yayılmasına karşılık sönüp gitmişti.

SARS VE MERS’TEN DAHA SELİM BİR SALGIN

İlk kez Wuhan’ da ortaya çıkan bu yeni corona virüse “2019-nCoV” adı verilmiş olmakla beraber akılda kalması ve söylenmesi daha kolay olduğu için ben “Wuhan virüsü” demeyi tercih ediyorum. Virüs kısa zamanda hem Çin’ in başka birçok şehrinde hem de USA, Kore, Japonya ve hatta Fransa gibi Avrupa ülkelerinde de görülmeye başlandı. Virüsün kaynağının balık ve diğer deniz ürünlerinin canlı olarak satıldığı büyük bir pazar, ana kaynağın ise gene yarasalar olduğu düşünülüyor. SARS ve MERS’ten daha selim bir salgın olması muhtemel. Bugün itibariyle hasta sayısının 10 bine yaklaştığı ve ölü sayısının ise 200’ü geçtiği dikkate alındığında Wuhan salgınında ölüm oranının SARS ve MERS’ e göre daha az olması bekleniyor. Ölenlerin çoğunu 80 yaşın üzerinde ve altta yatan kronik hastalığı olan kişiler oluşturuyor. En genç hasta iki yaşında bir kız çocuğu ve ölenler içinde en genç olanı ise 36 yaşında.

HASTA SAYISI SÖYLENENDEN YÜKSEK

Hasta sayısının bildirilen rakamın çok üstünde olduğunu düşünüyorum. Benzer bir durumla 2009 domuz gribi salgınında da karşılaşılmıştı. O tarihte de hastaların sadece hastaneye başvuranlarla sınırlı olmadığı, birçok insanın hastalığı hafif bir soğuk algınlığı şeklinde ayakta atlattığı, hatta hastalığın hiçbir belirti olmadan da geçirilebileceği sonradan anlaşılmıştı. Böyle bir durumda ölüm oranı tahmin edilenden çok daha az olacaktır.

VİRÜS İNSANDAN İNSANA GEÇEBİLİYOR

Virüsün insandan insana hasta kişinin öksürmesi veya hapşırması sırasında havaya saçılan damlacıklar vasıtasıyla geçtiği, hasta kişilerin salgılarının bulaşmış olduğu yüzeylere temasın da rolü olabileceği düşünülüyor. “Lancet’ de yayınlanan araştırmaya göre, hastalık belirtisi göstermeyen kişilerin de virüs yayması mümkün olabiliyor ve böyle bir durumda da hastalığın kontrol altına alınmasının çok güç olacağı vurgulanıyor. Hastalığın kuluçka süresinin yani virüs alındıktan ne kadar süre sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkacağı tam olarak bilinmemekle beraber bunun on güne kadar uzaması muhtemeldir.” dedi.

HASTALIK SOĞUK ALGINLIĞI ŞEKLİNDE BAŞLIYOR

Wuhan virüsünün sebep olduğu hastalık hafif ateş, burun akıntısı, öksürük, hâlsizlik, kas ağrıları gibi şikâyetlerle bir üst solunum yolları enfeksiyonu şeklinde başlıyor ve birkaç gün içinde akciğerlere yerleşen virüs zatürre, akciğer ödemi ve solunum yetersizliğine yol açıyor. O zaman da sık nefes alıp verme, çarpıntı, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü ve genel durum bozukluğu gibi belirtiler gelişmeye başlıyor. Virüslere etkili özel bir ilaç yok; özellikle yaşlı hastaların yoğun bakımda takibi, mekanik solunum ve oksijen tedavisi uygulanması gerekiyor.

Wuhan virüsüne karşı alınması gereken tedbirler nelerdir?

Genel temizlik kaidelerine uymak; ellerin akar su altında sabunla sık sık yıkanması; elin ağız, burun ve göze asla temas ettirilmemesi; aksırır ve öksürürken ağız ve burnun kapatılması; tek kullanımlık mendiller; hasta kişilerin iyileşene kadar mümkün olduğunca kimseyle temas etmemeleri ve kapalı mekânlarda maske kullanmaları. Elbette her zaman olduğu gibi adam gibi beslenme, yeteri kadar hareketli olma, gece uykusu, stresten uzak kalmak.

TIP ARTIK SADECE TIPTAN İBARET DEĞİL

Bu virüs biyolojik bir savaş silahı olabilir mi?

Wuhan virüsünün biyolojik bir silah olmasına ihtimal vermemekle beraber bu salgının Çin’ e ekonomik bakımdan zarar vermek isteyen ülkeler ve güçler tarafından amaçları doğrultusunda “kullanılması” pekâlâ mümkündür. Günümüzde savaşların sadece silahlarla yapılmadığını, bu tür olayların da ekonomik bir silah olarak kullanıldığını çok iyi biliyoruz. Bu salgın da siyasi ve ekonomik menfaat temini için korku ticaretine âlet edilmek istenebilir ki günümüz dünyasında buna da hiç şaşırmamak gerekir. Bugün itibariyle hasta sayısının 10 bine yakın ölü sayısının ise 200 ‘ü aşmış olduğu bildirildi. Lâkin gerçek rakamların bunun binlerce misli olması kuvvetle muhtemeldir ve bunlar ne kadar yüksekse o kadar iyidir fakat bunu çok sonra öğrenebileceğiz.

Çin’ de her sene gripten 130 bin kişi ölüyor. CDC’ nin son araştırmasına göre her sene gripten 291 ila 646 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Buna göre dünya nüfusunun beşte birini oluşturan Çin’ de her sene 60 bin-130 bin kişi grip yüzünden ölüyor olmalıdır. Corona virüse bağlı ölümlerle her sene gripten olan ölümleri lütfen bir kıyaslayın. Bu salgınlar kullanılmaya müsaittir. Bu tür salgınlar, çeşitli “çevreler” tarafından kendi menfaatleri doğrultusunda mutlaka “kullanılacak” ve pire deve yapılacaktır, hiç şüpheniz olmasın. Nitekim medyada salgının ekonomiye olan etkileri şimdiden konuşulmaya, yazılmaya başlandı. SARS ile çok fazla sarsılmayan Çin ekonomisi bakalım Wuhan virüsü ile buhrana sokulabilecek mi? Tıp, artık sadece tıptan ibaret değil.

AMAÇ ÇİN EKONOMİSİNE DARBE İNDİRMEK

Hastalığın yarattığı korku, hastalığın önüne geçti. Dünya Sağlık Örgütü’ nün acil durum ilan etmesi de olayın üzerine tüy dikti. Tüm dünyada bilinçli veya bilinçsizce bir “koronanoya” aldı başını gidiyor. Amaç çok net: ABD ve Batı’nın korkulu rüyası Çin’i dünyadan izole edip ekonomisine ağır darbe indirmek. Değerli gazeteci büyüğümüz Uğur Dündar’ ın şu tweeti corona virüsün “para-medikal” kısmını çok güzel özetliyor: “Amaç çok net: ABD ve Batı’nın korkulu rüyası Çin’i dünyadan izole edip ekonomisine ağır darbe indirmek. Bunun için de korkutmak! Öyle korkut ki, insanlar bırak virüse yakalanmayı, Çinli görünce korkudan ölecek hale gelsinler!.. Sonra da aşı üret ve sat!”

Meksika’da kimse Corona birası içmez olmuş. Bizde de maske takalım mı, çocukları okula gönderelim mi diye soranların haddi hesabı yok. Yakında Çin böreğinden bile şüphelenenler çıkarsa şaşırmam.

Gelelim neticeye, bilinçli bir korona virüs paranoyası yani “koronanoya” yaratıldığına, bunun ise tüm dünyaya korona virüsün kendinden çok daha kötü tesirleri olacağına inanıyorum. Korona virüsü mü koronanoya mı daha tehlikeli?

FELAKET HABERLERİ VİRÜSTEN HIZLI YAYILIYOR

Virüsle ilgili sosyal medyada yayılan haberler hakkında neler söylemek istersiniz?

Elimizdeki bilgiler Wuhan salgınının daha önceki corona virüs salgınlarından çok daha hafif seyredeceğini düşündürüyor ki inşallah da öyle olur. Bir de medyanın reyting ve tiraj uğruna halkta paniğe sebep olabilecek abartılı haberlerden, korku ticaretinden medet umanların ekmeklerine yağ süren ifadelerden kaçınması, halkı tam ve doğru bilgilendirmeye çabalaması gerekir. Derim ki başımıza bir de corona virüsü “taç etmeyelim”. Mutasyona uğradığı için hiç kimsenin bağışık olmadığı bir corona virüs salgını ile karşı karşıyayız.  Bu salgın her geçen gün ilerleyecek, dünyanın birçok ülkesine yayılacak, binlerce kişiyi hasta edecek ve ölümlere yol açacaktır. Bir gün bir çekik veya badem gözlü biri ile bize de gelecektir amma ben bu corona virüs salgının 18 sene evvelki SARS ve 7 sene evvelki MERS salgının boyutlarına ulaşmayacağını “tahmin ediyorum”; belki buna “temenni ediyorum” demek daha doğru da olabilir. Şunu da biliniz ki, corona virüsün yayılma hızının felâket haberlerinin sosyal medyada yayılma hızına yetişmesi asla mümkün değildir.