Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Radyoda 21 saat yayınla o gece darbeye direndik

15 Temmuz’da Radyo 7’de yaşananları, arkadaşlarıyla helalleşerek yayın yaptıklarını anlatan Mehmet Can, “O gece 21 saat boyunca ‘Millete karşı darbe yapılamaz’ başlığıyla bir yayın yaptık. Sebebini bildiğimiz ama sonucunu kestiremediğimiz bir yayın. Helikopterler havada uçuyor, uçaklar ses sınırını aşıyor. Sokakta silah sesleri var, darbeci timleri medya kuruluşlarına iniyor ve biz burada darbe yapamazsınız diyoruz.” dedi.

Büşra Kılıç
Radyoda 21 saat yayınla o gece darbeye direndik

Diriliş Postası Muhabiri Büşra Kılıç/Mülakat

Radyo 7’nin usta programcısı Mehmet Can radyo yayıncılığı, yayın hedefleri ve radyoculuğun gerektirdikleri ve Radyo 7’de darbe gecesi yaşananlara ilişkin Diriliş Postası’na konuştu. Meslekteki 27. yılını yaşayan Can, radyo yayıncılığında müzik programcıları ile rekabet içerisinde olduğunu söyledi. Can, “Hem saat itibari ile hem de bakış itibari ile toplumu uyandırmayı hedefliyoruz. Ninni okuyan bir yayın yapmıyoruz. Uyanın işte size bir şarkı, yüzünüzü yıkayın türündeki yayınların tam aksini yapıyoruz. Biz yine uyanın diyoruz ama bunu haberle yapıyoruz. Uyanın, sizi kandırıyorlar diyoruz. Uyanın, zam var diyoruz. Uyanın, bizi hedefe koydular diyoruz. Uyanın, sokağa dökülün ama tedbirinizi alarak dökülün, şemsiyenizi alın, üzerinizi ona göre giyinin, şu yollar kapalı, bu yollar açık diyoruz.” dedi.

“Halka sokağa çıkın çağrısı yaptık”
15 Temmuz’da Radyo 7’de neler yaşandı?
O gece işim bitmişti, evime dönmüştüm. Anormal bir durum var, bir gariplik var diye atlayıp buraya geri geldik. Çok da zor geldik. Yollar kapatılmıştı. O gece bir yandan konuşuyorum, bir yandan da diyorum ki Allah’ım bu konuştuklarım, bu yaptığım yayın kâbus olsun. Uyanayım ben, gözümü açayım ve bitsin her şey. Ama gerçekti her şey. 21 saat ben aralıksız yayın yaptım. Oturduk, 21 saat boyunca ‘millete karşı darbe yapılamaz’ başlığıyla bir yayın yaptık. Sebebini bildiğimiz ama sonucunu kestiremediğimiz bir yayın. Helikopterler havada uçuyor, uçaklar ses sınırını aşıyor. Sokakta silah sesleri var, darbeci timleri medya kuruluşlarına iniyor ve biz burada darbe yapamazsınız diyoruz. Yukarıda da helikopter pisti var bizim. 21 saat oturduğumuz yerden hiç kalkmadan, dışarıya çıkın, bu sizin geleceğiniz, çocuklarınıza karşı sorumluluğunuz var, mahcup olmak istemiyorsanız dışarıya çıkmak zorundasınız, sakın evinizde oturmayın, oturacak eviniz kalmaz yayını yaptık. O gün bu bir NATO destekli Fetö kalkışmasıdır tespitini de ilk burada biz yaptık. Arkadaşlarımızla helalleşerek yayın yaptık. Sonucunu bilmiyoruz. Yayını bitirip bitiremeyeceğimizi de bilmiyoruz. Birazdan kapı açılıp içeriye izbandut gibi adamlar girip bizi derdest edip alıp götürüp sır yapabilirler. Köprüden, Ankara’dan, Türkiye’nin dört bir yanından bağlantılar yaptık. Allah bir daha yaşatmasın.

“BİR NEVİ GÖRÜNTÜLÜ RADYOCULUK”

Radyo yayıncılığı eski bir kitle iletişim arası aslında. Bu bağlamda radyoyu güncel tutmak için neler yapıyorsunuz?

Her grup, her mezhep, her meşrepten, her siyasi görüşten insan var. Onları yan yana getirmeye çalışıyoruz. Bunu bazen haberle yapıyoruz, bazen türküyle, gazelle, bazen de bir Türk sanat müziği ile yapıyoruz. Ama gerçekten yapmaya çalışıyoruz. Biz Radyo 7 olarak bir dönem sosyal medya varlığını görmezden geldik. Ama bir baktık ki savaş asıl orada. Kitle orada. Baktık olacak gibi değil. Oyunu kuralına göre oynamak gerekiyor. Bütün platformlardan bağımsız bu işle ilgilenen arkadaşları ihdas ederek ve bütün radyo yayınlarını dijital ortamda kamera ile canlıya taşıyarak bu işi yapmaya başladık. Yani bir tür görüntülü televizyonculuk gibi, görüntülü radyoculuk yaparak devam eden bir yayına dönüştü. Ondan sonra iş çok değişti. Bu radyonun gizemini ortadan kaldıran da bir şey. Sizin bilinilirliğinizi yüz olarak arttıran ve o oranda da özgürlüklerinizi kısıtlayan bir şey.

Radyo 7’nin usta programcısı Mehmet Can (solda), muhabirimiz Büşra Kılıç (sağda).

“OKUL YILLARINDA RADYOYA BAŞLADIM”

Radyo 7 serüveniniz 1999 yılında başladı ama elbet bunun öncesi de vardır. Bize biraz o serüven sürecinizden bahseder misiniz?

İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde okuyorken hocam dedi ki mezun olduktan sonra iş bulacağını sanıyorsan hayal olur o. İyi ki de öyle demiş. 1993 yılı sonunda Marmara FM’de başladım. O dönem ‘Gerçeğin Sesi’ logosuyla yayın yapan bir radyoydu. Belki bilenler vardır. İyi bir ekipti. Türkiye’nin ve camianın entelektüellerinin yan yana geldiği, alim dediğimiz abilerimizin yan yana geldiği ve işin piri müzisyenler, sanatçılar ve edebiyatçılardan oluşan bir ekip. Onların arasında çok şükür biz de kendimize yer bulduk. 1993’den 98’e kadar orada çalıştım. Sonra askere gittim, geldim. 1999’da burada başladım. 20 yıl bitiyor. O dönemden bu döneme kadar da buradayım. Benim meslekteki 27. yılım.

“Halâ kendimde hata ararım”
Radyo sonuçta sadece sesinizle kitlelere ulaşabileceğiniz bir mecra. Sadece sözlerinizle dinleyiciyi kendinize bağlamanız gerekiyor. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
Radyo kitle iletişim araçları içerisinde en etkili mecralardan biri. Tıpkı gazete, dergi, televizyon gibi ve artık internet basını da buna dahil etmek lazım. Sizi bağlamadan, yormadan, yıpratmadansizi hayatın içine sokan yayın şekli. Radyoda veya televizyonda istikrarlı olmak için bir kere kendinizi yenilemeye olan inancınız tam olacak. İnsanoğlu şaşar beşer. Dili de sürçer, yanlış da söyler. Ama siz onun farkına varır, düzeltir ve devam ederseniz yani önce kendinizi siz eleştirirseniz bir ikinci kişiye bu kalmıyor. Ve ertesi gün artık onu söylemiyorsunuz. Bir hata yaptığımda ya da söylememem gereken bir şey söylediğimde şu iki kürek kemiğimin arasından hızla inen bir ter var. Eğer o oluşuyorsa topluma karşı sorumluluğunuzun bilincindesiniz demektir. Her ay reyting raporu alıyoruz biz. Ve bize soruyorlar arkadaş sen bu saatte ne yaptın ki yukarıya doğru fırladın ya da aşağıya doğru indin. Bir reyting tarafından hesabı var bir de söylediğimiz söz itibari ile diğer alem olan gerçek alemde hesabı var. Bu bilinçle yayın yapıldığında başarılı olunuyor.

“ZİHNEN DE UYANIN DİYORUZ”

20 yıldır her sabah aynı programla dinleyenlerin karşısında oluyorsunuz. İzleyicilere neyi sunmayı hedefliyorsunuz?

Sabah saat 5 gibi kalkarım. Her sabah 6 gibi radyoda olurum. 40 dakikalık ayılma, hazırlanma sürem vardır. Ve sonra saat 7’de yayın başlar. Saat 9’a kadar ‘7 Gün 7 Sabah’ devam eder. Uyandıran program diyoruz biz ‘7 Gün 7 Sabah’a. Her iki anlamda da öyledir. Hem saat itibari ile hem de bakış itibari ile uyandırmayı hedefliyoruz toplumu. Bir başka zorluğumuz daha var. Bizim haber içerikli yayın yaptığımız o saatte aslında bütün radyolar daha az dinlendiği için haberi bırakıp müzik yayınına döndüler. Müzik programcıları ile rekabet benim açımdan kolay değil ama salt bir haber spikeri gibi de konuşmuyorum. Evet, haberi okuyorum ama haberle ilgili görüşlerimi de söylüyorum. Bazıları kızıyor ya da gıdıklanıyor. Çok da önemli değil yani kızsınlar, gıdıklansınlar. Biz doğru olanı söylemeye devam ederiz. Biz yine uyanın diyoruz ama bunu haberle yapıyoruz. Radyo 7’nin yayın çizgisi tasvip edilen, benimsenen bir yayın çizgisidir. Bu durumdan da memnunuz.

Her gün aynı temponun sizi yorduğu zamanlar oluyor mu?

Bu tempo 27 yılın temposu. Belki de bu 27 yılın 6-7 yılı gün içerisindeki diğer yayınları yaptığım döneme denk geliyor. Başka yayınlar da yaptım çünkü ama sabah kalkmada bir güzellik var. Bunu hepiniz bilirsiniz. Gün doğmadan dışarıya attığınız adım, vazifeyi ifadan sonra gelen bereket, rızkın dağıtımına olan inancınız, insanlar uykulu gelirken sizin çoktan ayılmış olma rahatlığınız, hayattan daha önce haberdar olma rahatlığı beni hiç yormuyor. Tam tersine çay içtik ya mesela işte onun kadar doğal geliyor. Hiç yorulmuyorum çok şükür.