Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

S-400 ve F-35 bahane amaç İsrail’in güvenliği

Büşra Kılıç
S-400 ve F-35 bahane amaç İsrail’in güvenliği

ABD, Türkiye’nin birdenbire diğer cephede yer alıyor olmasının endişesini taşıyor. Bunun en son aşamasını geçenlerde İsrail gazetelerine sızdırılan 100 yılın anlaşması adını verdikleri Filistin’in tamamen ortadan kaldırılması ile ilgili atılan görüşlerde ve yapılan çalışmalarda görülüyor. ABD’nin S-400 füzeleri konusunda, “Temel amacın İsrail’in güvenliği olduğunu görüyoruz.” diyen Doç. Dr. Fahri Erenel, bu meselenin detaylarını Diriliş Postası Gazetesi’nin okuyucuların anlattı.

Türkiye’nin S-400 ve F-35 dolayısıyla ABD ile gerilen ilişkilerini değerlendirecek olursak nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Esasında S-400 ve F-35 konusu, Türkiye’nin bu silah sistemlerine sahip olması ve ABD ile olan F-35 konusundaki ortaklığının çok üstünde olan bir konu. Suriye meselesinde önce Türkiye, Obama döneminde Suriye ile politikasında ABD ile bir eşgüdüm içinde hareket ederken Amerika’nın birdenbire Türkiye’yi burada yalnız bırakması ve bu bölgenin bir terör yuvası haline gelmesi ve Türkiye’nin buna karşı önlemler alması Amerika’nın açıkçası hoşuna gitmedi. Bunun arkasından Amerika’nın çok önemli iki rakibi olan ve ulusal güvenlik stratejisinde de açıkça belirttiği Rusya ve İran ile Türkiye’nin iş birliği içine girmesi, giderek Amerika’nın hegemonyasının yerine Türkiye- İran- Rusya’dan oluşan bir hegemonyanın kurulu olması ve Türkiye’nin NATO üyesi olmasına rağmen giderek yönünü sanki Avrasya’ya dönüyormuş gibi bir izlenim belirtmiş olması Amerikalıları açıkçası heyecanlandırdı. Türkiye elimizden kayıyor mu demeye getirdi. Hâlbuki Türkiye NATO taahhütlerine bağlı. Fakat bununla birlikte altında yatan temel neden Türkiye’nin yakın zamana kadar Amerika Birleşik Devletleri ile çok yakın iş birliği içindeyken, İsrail’in tam güvenliğinin sağlanması ve sağlanacağına ilişkin çalışmalar yapılırken Türkiye’nin birdenbire diğer cephede yer alıyor olmasının endişesini taşıdılar. Bunun en son aşamasını geçenlerde İsrail gazetelerine sızdırılan 100 yılın anlaşması adını verdikleri Filistin’in tamamen ortadan kaldırılması ile ilgili atılan görüşlerde ve yapılan çalışmalarda görüyoruz. Dolayısıyla bununla birlikte esas temel amacın İsrail’in güvenliği olduğunu görüyoruz.

ALIRSIN ALMAZSIN MESELESİ

Türkiye için Rusya ile yakınlaşmanın, o dönemde f16 tarafından düşürülen Rus uçağı ile gerginleşen ilişkileri yumuşatmak yolunda esasında atılan adımlardan biri olduğunu da değerlendirebilirim. S-400’ler şuanda dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemi ama süratle başkaları da geliştiriyor. S-400 konusunu, tamamen simgesel ve üzerinde yürütülen bir başlık olarak görüyorum. Onun altında başka nedenler var. Bir bilek güreşi ama konulmuş olan hedef bir S-400 konusu. Alırsın, almazsın meselesi. Bu alınacak ya da alınmayacak. Alınabilir, ertelenebilir, belli bir parçası gelebilir, geliş tarihi ile ilgili sıkıntılar olabilir bu uluslararası ilişkilerde çok sık karşımıza çıkan hususlardır.

TÜRKİYENİN F-35 VE S-400 ALMASI İSRAİLİ TEHDİT EDİYOR

Temel amaç Türkiye’yi yani ibreyi Amerika’ya doğru döndürebilmektir. Amerika’nın, Türkiye’yi yanında hissetmeden Ortadoğu’da politikasını gerçekleştirebilmesi, bu bölgede başarılı olması ve İsrail’in bu bölgede güvenliğini sağlaması mümkün değildir. Trump’ın bu hamleleri yapmasının sebebi 17 ay sonra gerçekleşecek olan seçimlerdir. Bu seçimlerde Yahudi kökenlilerin ve Evanjalistlerin oylarının peşinde. Bu yüzden 100 yılın anlaşmasının tekrar yapılabilmesi için Suriye’de çatışmaların durması gerekiyor. Rusya’nın İdlib’de biran önce harekete geçmesinin de en büyük nedeni budur. Bununla birlikte İran’ın buradaki milislerine karşı mutlaka Amerika bir harekât düzenleyecek. F-35’lerin verilip verilmemesi simgesel bir olay. Burada NATO müttefiki var ve üstelik bu sistemin üretilmesinde üretici ülke olarak Türkiye yer alıyor. Ama ilk F-35’ler bize değil İsrail’e veriliyor. İsrail, F-35’leri Türkiye’ye verirsen benim üstünlüğümü elimden alır Türkiye diyor. Hele bir de S-400 olursa ben burada adım atamam diyor.

Türkiye’nin Akdeniz’deki sondaj çalışmalarından olumlu netice alınırsa ekonomik olarak nasıl bir gelişim yaşanır?

Türkiye, yılda yaklaşık 60 milyar dolar doğalgaz ve petrole para ayırıyor. 60 milyar doların %50’si bile tarafımızdan sağlanıyor olsa Türkiye’nin ekonomik gelişmesine ve toplumun refahına, kişi başına düşen milli gelire inanılmaz katkı yapacağı malum. Türkiye yıllardır bunun için mücadele ediyor. 4 bir yanından petrol, doğalgaz çıkan Türkiye petrolün %96’sını dışarıdan alıyor. Türkiye bunu sadece bulmakla kalmayacak, burada bulunanın aktarılması da sorun. Burada bulunan petrol ne kadar derinlikte bulunacak, kalite açısından yüksek midir, değil midir, gerçekten kullanılabilir midir, değil midir bakılması gerekir. Çıkarılabilmesi için de dev bir platform ve sistemlerin kurulması gerekiyor. Peki, bu kadar gerginlik içinde bunlar kurulabilir mi? Oldukça zor. Sonuçta bunun mutlaka bir anlaşmaya varılması gerekiyor. Burada elbette her ülke kendi vatandaşlarının refahını düşünecek. Türkiye de bunu düşünüyor. Türkiye’nin olası bulunması halinde çıkaracağı hidrokarbon kaynaklarının nakli ve kullanımı oldukça güç olacak.

AB’YE ALMAMAK İÇİN AÇIK ARIYORLAR

İstanbul’da yapılacak yerel seçimleri Batı ve ABD de yakından takip ediyor. Yabancı ünlü isimlerin Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğini görüyoruz. Bir ABD’li ya da Avrupalı neden Türkiye’deki yerel seçim ile bu kadar yakından ilgileniyor?

Burada CHP’nin ya da AK Parti’nin kazanması ile doğrudan ilgisi yok. Avrupalılar tamamen Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almamak için bu seçimlerde en ufak bir arızanın çıkmasını bekleyerek; bakın biz AB’ye niye almıyoruz Türkiye’yi, niye fasılları açmıyoruz, işte görüyorsunuz bundan dolayı açmıyoruz demek için. Seçimler eşit değil, yolsuzluk oluyor, şaibe oluyor, sürekli kavga dövüş, seçilen seçilmiyor demek için. Bizim Avrupa birliğinin eline koz vermememiz lazım. Bu seçimde bile karşılıklı atışmaların her biri Avrupa’nın işine yarayan sözler oluyor. Ancak bu ülkelerin her biri giderek yaşlanıyor. Almanya başta olmak üzere hepsi 20 yıl sonra Türkiye’ye muhtaçlar. Avrupa’nın en genç ülkesi Türkiye. Avrupa birliğine gelin diye yalvaracaklar. Çünkü iki seçenek arasında kalacaklar; ya göçmenler ki bunların büyük bir kısmı okuma yazması olmayan Afrikalılar ya da belli bir eğitim seviyesine gelmiş, eli iş tutan insanların olduğu ama istihdam yetersizliği nedeniyle çalışamayan eğitimli insanlardan ve teknisyenlerden oluşan Türkiye. 1950-60’lı yıllarda nasıl Türkiye’den giden Türkler ile alman ekonomisi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra bugünkü haline gelmişse bugün de yaşlanan Almanya ve Avrupa’da geleceğe yönelik Almanya’nın devam edebilmesi için alman neslinin bile Türkiye’ye ihtiyaçları var. Bir 15-20 yıl daha bu diklenmelerini sürdürürler. Ondan sonra diklenecek kelimeleri aynı hızla bile konuşamayacaklar, daha yavaş konuşacaklar. O zamana kadar Avrupa birliği kalırsa da karşılarında Avrupa birliğine girmesi için Türkiye olacaktır. Amerikalılar ise olaya tamamen ideolojik olarak bakıyor. Türkiye’de seçimlerin ne olduğu Amerikan kamuoyunu hiç ilgilendirmiyor. Onu ilgilendiren Rum lobisi, Yahudiler. Onlar hareketlendiriyor ve izliyorlar. Onların ait olduğu kurumlar izliyor. Türkiye’nin konusu doğuda Ermenistan, Batı’da Yunanistan. Bunların dışında Amerika, Türkiye ile ilgilenmiyor.

SAVUNMA SANAYİİNDE YERLİLİK ORANI YÜZDE 70’LERE ÇIKTI

Türkiye’nin son dönemde savunma sanayiindeki yerli ve milli atılımları, Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri dolayısıyla şimşekleri üzerine çekiyor. Batı ve ABD’nin; küresel güçlerin özellikle ekonomik operasyonlarına maruz kalıyor. Bu bağlamda değerlendirirsek ekonominin şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye ihtiyaçlarının yüzde 70’ini savunma sanayinden silahlı kuvvetleri karşılar hale geldi. Tabii bu silahlı kuvvetler için yeterli ama elde ettiğimiz ürünün çarkın dönmesi için yurt dışına satılması gerekir. Türkiye, özellikle ASELSAN’ın ürünlerinde bu konuda çok ciddi bir mesafe kat etti. İnsansız hava araçları ile çok büyük bir mesafe kat etti. Şimdi yeni yapmaya çalıştığımız ATAK helikopterinin ikinci versiyonunda bizim kendi yerli payımız çok çok daha yüksek olacak. Bir genel maksat helikopteri yapıyoruz.Altay tankının faaliyetleri sürüyor, yerlilik oranı giderek artıyor. Ama artık bu dönemde dünyanın hiçbir yerinde yüzde 100 yerli ve milli bir ürün olamaz. Bu tabiri caizse boşa kürek sallamaktır. Diğer ülkelerin 1 liraya aldığı silahı sen 3 liraya üretirsen senin ürünün pahalı olur. O yüzden belli ülkelerden bu ürünleri alarak bunu yapabiliyorsunuz. Dünyada savunma sanayindeki firmalar belli bir seviyeye gelince herkes birbirini tanır. Hangi ülkenin ne ürettiğini bilir. Bu ülkelerden karşılıklı paylaşım ile bağımlı hale gelmemek kaydıyla bunu yapar. Büyük güçlerin yapabileceği hamlelere karşı sistem geliştiren, bunu başaran ülkeler bir sonraki adımlarını ve hatta b ve c planlarını önceden hazırlamalılar. Bir sistemi yönetirken lastiği ben sadece Çin’den alacağım dememeli. Çin’e karşı yedeklemeli. 3 gün sonra Çin, Doğu Türkistan meselesinden dolayı Türkiye ile olan ilişkilerimi kestim diyebilir. Bu nedenle bağımlı hale gelmemek adına farklı alternatifler de bulundurulmalıdır.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri