Son Dakika

Sırbistan Ankara Büyükelçisi Zoran Markovic, Diriliş Postası’na konuştu

Markovic, son dönemde gelişen Türk-Sırp ilişkilerinin bu seviyeye ulaşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kilit isim olduğunu söyledi.

Sırbistan Ankara Büyükelçisi Zoran Markovic, Diriliş Postası’na konuştu

Türkiye’nin birçok alanda Balkanlar’ın en güçlü ülkesi olduğunu belirten Markovic “İki ülkenin iyi ilişkide olması tüm Balkanlar’ın istikrarı ve refahı için hayati önemde” dedi.

Batuhan Gülşah/Mülakat

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği Sırbistan gezisi, iki ülke ilişkileri açısından yeni bir dönemin kapısını aralamıştı. Bu ziyaretin ardından Erdoğan’ın Sırp mevkidaşı Aleksandar Vucic de 7 Mayıs’ta Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirmişti. Başta ekonomik ilişkiler olmak üzere birçok alanda yeni ve önemli adımların atıldığı bu ziyareti, Sırbistan’ın Ankara Büyükelçisi Zoran Markovic gazetemize değerlendirdi. Markovic, başka birçok konuda da önemli mesajlar verdi:

İstanbul’da başkonsolos olarak yıllarca görev aldınız. Ancak artık Sırbistan Büyükelçisi olarak Ankara’dasınız. “Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönüş yoludur” diye bir söz var Türkiye’de. Buna katılıyor musunuz? Ankara’yı sevdiniz mi?

İstanbul’da 4 yıl kaldıktan sonra böylesine güzel, nefes kesen bir şehir bulmak benim için çok zor. Dünyanın başka bir yerinde böylesine güzel başka bir şehir olduğundan emin değilim. Diğer taraftan, Ankara da son derece modern, trafikte fazla zaman kaybetmeden istediğin her şeyi yapabildiğim bir şehir. Çok sayıda park ve yeşil alanı var. Benim gibi aile sahibi kişiler için çok uygun bir şehir.

Dünyada 200’den fazla ülke var. Niçin Türkiye’de görev almak istediniz?

Yaşamak ve çocuğumu büyütmek için her yönden çok güzel bir ülke Türkiye. Önem olarak düşünürsek, bir diplomat olarak çalışmak için dünyada Türkiye’den daha zorlu bir yer olduğunu düşünmüyorum. Kara sınırımız yok ancak Türkiye, Sırbistan’ın “komşu ülke” statüsünde tanıdığı bir ülke. Bu da burada görev alan Sırp diplomatlar için Türkiye’yi daha da önemli kılıyor. Hükümetim ve Sayın Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, beni Ankara’ya atamaya karar verdi. Benim için büyük onurdu, reddedemeyeceğim bir teklifti.

Sırbistan, Türkiye’nin ticaret ilişkilerini geliştirme isteğini nasıl yorumluyor?

Gerek Cumhurbaşkanımız Sayın Vucic, gerekse Ankara büyükelçisi olarak ben, Sayın Erdoğan’ın ikili ilişkilere verdiği katkıları takdirle karşılıyoruz. Sayın Erdoğan bu yönde çağrı yaptıktan sonra Türk işadamları Sırbistan’a yoğun ilgi göstermeye başladı. Bu da özellikle yerel ekonomiye büyük katkı sağladı. Yakın geçmişte büyük sorunlar yaşanmasına karşın, iki ülke ilişkilerinin böylesine olumlu bir seviyeye ulaşmasında Türkiye kanadından Sayın Erdoğan, bizim tarafımızdan da Sayın Cumhurbaşkanımız Vucic kilit isimler diyebilirim.

Sayın Vucic’in Ankara ziyaretinde “Türkiye, Balkanlar’daki en büyük güç” şeklinde bir açıklaması oldu. Bu beyanat, Sırbistan’ın Yunanistan başta olmak üzere diğer Balkan ülkeleriyle ilişkilerini üzerinde bir sorun oluşturabilir mi?

Buna katılmıyorum. Bu soruya “Evet” demek olayları yanlış yorumlamak olurdu. Siyasi, ekonomik, güvenlik, askeri alanlar başta olmak üzere pek çok konuda Türkiye, Balkanlar’ın en büyük ve en güçlü ülkesi. Şunu da vurgulamak isterim ki, Türkiye ile olan ilişkilerimiz ikili düzeydedir ve bu kapsama alanı içinde düşünülmelidir. Sırbistan ve Türkiye’nin iyi ilişkiler içinde olması demek, özellikle Batı Balkanlar olmak üzere tüm Balkanlar’ın istikrarı ve refahı için hayati öneme sahiptir.

ERDOĞAN’IN MESAJLARI YAPICIYDI

Sırp tarafı olarak, Bosna Hersek ile diyalog sürecinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’nin iki tarafın diyaloğunu artırmaya yönelik girişimlerini yapıcı buluyor musunuz?

Sırbistan Cumhuriyeti ve Bosna Hersek ilişkileri iyi seviyede. Ancak çözüm bulunması gereken açık sorunlar da var. Sınırlar üzerine bazı ufak tefek anlaşmazlıklar var. Sırbistan’ın Bosna Hersek ile ilişkilerinde üçüncü bir ülkeye ihtiyacı yok. Fakat Türk çabaları da dahil olmak üzere bu yönde dışarıdan gelen yapıcı teklifleri de daima takdirle karşılıyoruz. Bu tür çabaları çok değerli buluyoruz. Genel olarak düşünüldüğünde de Sırplar ve Bosnalılar için Türkiye’nin gösterdiği çabaya büyük değer veriyoruz. Hükümetimiz, Sayın Erdoğan’ın geçtiğimiz yılın 9-11 Ekim tarihleri arasında Sırbistan ziyaretinde (Bosnalı Müslümanlar’ın yaşadığı) Novi Pazar’da verdiği yapıcı mesajları büyük takdirle karşılıyor.

Sırbistan ve Türkiye’nin AB üyesi olabileceğine inanıyor musunuz? Sırbistan, AB üye olursa bu durum Rusya ile ilişkilerinizi nasıl etkiler?

Evet, iki ülkenin de gelecekte AB üyesi olacaklarına inanıyorum. Ve evet, Rusya ile de iyi ilişkilerimiz var. AB üyesi olmak için Rusya ile ilişkilerimizi feda etmemiz gerektiğine inanmıyorum. Hiç kimsenin bize ve Türkiye’ye böyle bir talepte bulunacağını düşünmüyorum. Öte yandan Rusya ile gelişmiş ilişkiler barındıran AB üyesi ülkeler de var; Yunanistan, Almanya, Macaristan gibi. O halde niçin Rusya ile ilişkilerimizden vazgeçmemiz gereksin ki? Ayrıca hem Sırbistan’ın hem de Türkiye’nin AB üyeliği müzakereleri sürecinde aşılması gereken pek çok sorun da var. Sırbistan’ın üyelik anlamında Türkiye’den daha erken bunu gerçekleştirebileceği söylenebilir ama AB ile ilişkiler ele alındığında bizim de kendine has anlaşmazlıklarımız var. En başta da Kosova sorunu geliyor. Kosova’yı bağımsız bir ülke olarak tanıyan çok sayıda AB üyesi ülke bulunuyor.

“TEK SORUNUMUZ KOSOVA”

Bölge halkları arasında Sırbistan-Yunanistan ve Türkiye-Bosna Hersek ikilileri “kardeş ülkeler” olarak görülüyor. Bu şartlar altında Sırbistan ve Türkiye’nin tam müttefik olması mümkün müdür?

İki ülke, partner olarak hareket edip pek çok alanda geniş işbirliği içinde. Sırbistan ayrıca Yunanistan ile de çok iyi ilişkilere sahip. Bosna ile de ilişkiler iyi, daha da iyileştirmek için uğraşıyoruz. Halklar arasındaki yaygın bu tür inanışların hükümetler arasındaki ilişkileri etkileyeceğini düşünmüyorum. Derin fikir ayrılıkları diyorsunuz ama şu anda Türkiye ile tek anlaşmazlığımız Kosova meselesi üzerine. Bu konuya Türkiye’nin tavrına katılmıyoruz ve bunu da Türk dostlarımıza pek çok kez ilettik. Ayrıca size şunu söylemek isterim: Uluslararası ilişkiler kardeşlik veya hisler üzerine değildir; akılcılık, mantık ve çıkarlar üzerine kuruludur.

AB ÇİFTE STANDARTLI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’nin Balkanlar’a yukarıdan baktığını, Balkanlar’ın sorunlarıyla ilgilenmediğini söyledi. Bu ifadelere katılıyor musunuz?

Sayın Erdoğan’ın bu sözlerini hiç duymamıştım. AB’nin Balkanlar’daki sorunlarla ilgilenmediğini söyleyemem. AB üyeliği Sırbistan’ın 1 numaralı dış politika hedefidir. Öte yandan malesef AB de dahil olmak üzere Batı, Sırbistan ile ilişkilerinde çifte standartlı bir tutum sergiliyor. Bu durumdan büyük zararlar görüyoruz. Özellikle de Kosova meselesi ile ilgili olarak. AB’nin bu yöndeki politikalarını yanlış ve yapıcılıktan uzak buluyoruz.

Sırbistan, 15 Temmuz hain darbe girişimin ardından Türkiye’ye destek oldu. Ancak pek çok AB ülkesi sizin gibi düşünmüyor. Türkiye’yi desteklediğiniz için AB’den herhangi bir baskı gördünüz mü?

Bildiğim kadarıyla hayır; Türkiye’ye verdiğimiz destek konusunda herhangi bir baskı görmedik. Sırbistan bağımsız bir devlettir. Yasal, seçilmiş Türk siyasetçileri derhal destekleme kararımız da kendi egemenlik hakkımız içinde değerlendirilir.

Sırbistan, BM’nin Kudüs’ün İsrail’in başkent olma girişimleri oylamasında Türkiye ile birlikte hayır oyu verdi. Sizin bu meseleye bakış açınız nedir?

Dünyanın pek çok ülkesinin ABD’nin ve İsrail’in bu konuda pozisyonundan hoşlanmadıkları çok açık. Biz Sırbistan olarak uluslarası hukuk ve standartları anlamında da barışçıl ve haklı bir çözüm olan iki ülke çözümünü destekliyoruz. (Sırbistan, Filistin’i bağımsız bir ülke olarak tanıyor.)

BİRBİRİMİZE ÇOK BENZİYORUZ

Sırbistan-Türkiye ilişkileri bağlamında kişisel ütopyanız nedir? En yüksek nokta ne olabilir? Geçmişten gelen, karşılıklı olarak var olan önyargıları kırmamız gerekiyor. Bunu gerçekleştirme yolunda elimden gelenin en iyisini yapacağımın sözünü veriyorum. En yüksek nokta ekonomi. Ekonomik ilişkiler arttıkça ikili ilişkiler daha da iyi olacak. İki tarafın vatandaşlarının birbirlerine gidip gelmesi, temas halinde olması çok önemli. Böyle oldukça iki ülkenin insanları da görecek ki birbirimize oldukça benziyoruz ve bu benzerlik de bizi daha da iyi noktalara taşıyacak. Bizi aydınlık bir geleceğin beklediğine inanıyorum.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.