Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Sosyal medya terörüne karşı: Milli sosyal medya projesi olmalı

Büşra Kılıç
Sosyal medya terörüne karşı: Milli sosyal medya projesi olmalı

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Murat Kırık “Üzerimize düşen görev ve sorumluluk, kendimize dair ‘milli bir sosyal medya projesi’ oluşturmaktır. Aksi takdirde sosyal medya üzerinden başlatılan karalama kampanyaları ve manipülatif, dezenformatif içeriklerle çok sık karşılaşacağız.” dedi.

Türkiye’nin sınır operasyonu ile ilgili sosyal medya üzerinden başlatılan karalama ve operasyonu hafife alma kampanyası üzerine Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Murat Kırık, Diriliş Postası’na konuştu. Sosyal medya üzerinden yapılan bu operasyonların daha önce Zeytin Dalı Harekâtı sırasında da olduğunu anlatan Kırık,“Türkiye, ne zaman ki bir operasyon yapacak, kendi haklarını koruyacak, savunacak ve askeri bir harekât gerçekleştirecek, o zaman bu askerî harekâtı manipüle etmek, dünyaya ve topluma bunun tam tersi bir algı oluşturmak amacıyla bir toplum mühendisliği meydana getirmeye çalışılıyor.” dedi.

Z kuşağı tehlike altında
Sosyal medya uzmanı Doç. Dr. Ali Murat Kırık “Özellikle Z kuşağı diye tabir ettiğimiz 2000 ve sonrası doğan kuşakta bu tarz içeriklere daha fazla aldanmak, daha kolay kanmak, oradaki görselleri fütursuzca, teyit etmeden paylaşmak ne yazık ki meydana geliyor. Tabi bu da geçici bir süre de olsa bir algı oluşturuyor. Dolayısıyla sosyal medya eğitimi ve bilinci şart. Millî Eğitim Bakanlığımıza da burada büyük bir görev ve sorumluluk düşüyor. Özellikle sosyal medya okur-yazarlığı diye tabir ettiğimiz derslerin mutlak suretle zorunlu dersler olması büyük önem arz ediyor. Çünkü küçük yaşlarda, özellikle anaokulunda bile akıllı telefon ve tabletlerle tanışan bir kuşak söz konusu. Bu kuşağı doğru bir şekilde eğitmek, dijital okur-yazar bilincini aşılamak elbette ki küçük yaşlarda meydana gelir. Çünkü ağaç yaşken eğilir.” dedi.

BU SOSYAL MEDYA TERÖRÜDÜR

Türkiye’nin sınır operasyonu ile ilgili sosyal medya üzerinden başlatılan karalama ve operasyonu hafife alma kampanyası hakkında ne düşünüyorsunuz? Sosyal medyayı silah gibi mi kullanıyorlar?

Zeytin Dalı Harekâtı sırasında da aynı şey oldu. Farklı bir senaryo aslında ama aynı olay var. Bugün baktığınızda kamu diplomasisi açısından da sosyal medyanın önemli bir etkisi var. Pazar günü bir FETÖ firarisinin yapmış olduğu Twitter paylaşımının, Amerikan Ankara Büyükelçiliği tarafından beğenilmesi üzerine diplomatik bir kriz meydana geldi. Daha sonra operasyon noktasında da Amerikan Başkanı Trump’ın,Türkiye’yi tehdit eder nitelikte yapmış olduğu birkaç Twitter paylaşımı söz konusuydu.Türkiye’nin,özellikle böyle yoğun bir şekilde operasyon gerçekleştirdiği, bölgesel güvenliği sağlama adına atmış olduğu adımlar meydana geldiği anlarda, sosyal medya terörü hat safhaya ulaşmaya başlıyor. Bu gördüğünüz algı yönetimi, aynı zamanda sosyal medya terörüdür. Çünkü bilgi kirliliği, dezenformasyon oluşturup, manipülasyon oluşturarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapmış olduğu operasyonu itibarsızlaştırmak istiyorlar. Operasyonun, kesinlikle amaçsız bir şekilde gerçekleştirildiğini, oradaki sivillerin ve masum halkın katledildiğini aktarabilmek açısından sosyal medyada görseller aracılığı ile birçok içerik montajlanıyor, photoshoplanıyor ve internet üzerinden sosyal paylaşım ağları aracılığıyla servis ediliyor.

İÇERİKLER MUTLAKA TEYİT EDİLMELİ

Bu tarz içerikleri sosyal medyadan değil devletin resmi kurum ve kuruluşlarından takip etmek, buradaki içeriklerin ne olup olmadığını kıyas etmek, teyit etmek oldukça önem arz ediyor. Yine sosyal medyaya oranla basılı ürünler, televizyon, geleneksel medya daha kontrollü bir yapıya sahip. Yani en azında manipülasyona ve dezenformasyona karşı biraz daha kontrollü bir yapı. Sosyal medyada var olan içeriklerin, geleneksel medya ve devletin resmi kurum ve kuruluşlarından, yayın organlarından teyit edilmesi bu noktada önem arz ediyor. Sosyal medya bugün, iyi bir şekilde kullanılırsa etkili bir ilaç, ama kötü bir şekilde kötü ellerle kullanılırsa kitleleri manipüle edebilecek çok tehlikeli bir silah durumuna gelmiş durumda. Türkiye’de 52 milyon sosyal medya kullanıcısı var. Bu istatistikler, sosyal medyanın günümüzdeki durumunu, Türkiye nüfusunun yarısından çoğunun sosyal medya kullanıcısı olduğu düşünüldüğünde tehlikeli boyutların ne noktaya geldiğini bize gösteriyor.

İNANMAK İSTEDİKLERİNE İNANIYORLAR

Sosyal medyada yapılan bu karalama ve algı operasyonlarıyla ne denli başarılı oluyorlar?

Kullanıcılar bu noktada sosyal medyadan yapılan paylaşımların bazılarının aslında gerçek olmadığını biliyor. Ama ne yazık ki bu biraz politize olmuş bir yapı. Özellikle bazı sosyal paylaşım ağlarında daha siyasi konjonktürün, daha politik yapının merkezde yer aldığını görmekteyiz. Aslında bu noktada insanlar neye inanmak istiyorlarsa ona inanıyorlar. Burada özellikle devleti ilgilendiren, yani ülkenin, milletin bekasını ilgilendiren noktalarda insanların siyasi görüşlerini, düşüncelerini, bakış açılarını, yaşam tarzlarını bir kenara koyması büyük önem arz ediyor.

Milli sosyal medyaya ihtiyaç var
Sosyal medya uzmanı Doç. Dr. Ali Murat Kırık “Kendi üzerimize düşen görev ve sorumluluk, kendimize dair ‘milli bir sosyal medya projesi’ oluşturmaktır. Bu projeyi oluşturduktan sonra tüm dünyaya oluşturduğumuz sosyal medya paylaşım ağını sunmak bu noktada önem arz ediyor. Aksi takdirde bu tarz manipülatif, dezenformatif içeriklerle çok sık karşılaşacağız. Ve ne yazık ki toplumun belli bir kesimi de bu tarz içeriklere inanmak istediği için inanmak zorunda kalacak. Ülkemizin, dış tehditlere karşı birlik ve bütünlük ruhunun sosyal medya projesi üzerinden de oluşması gerekiyor. Bu ruhu sosyal medyaya da yansıtmalı ve özellikle bu tarz içerikleri mutlak suretle eleştirel bir perspektiften geçirerek, mutlaka içerikleri kontrol etmeli ve bu içeriklerin kaynağını tespit etmeliyiz. Çünkü bunların çoğu, özellikle bot diye tabir ettiğimiz hesaplar aracılığıyla bir anda suni bir trendopik gündemi oluşturuyor. Türkiye’ye karşı kötü bir etiket açılıyor ve bütün dünyaya bu şekilde yayılmış oluyor. Bu noktada bizlerin de yalanlamak üzerine bile olsa bu etiket altına hiçbir şekilde içerik yazmamamız, bu etiketin dünya geneline yayılması ve dünya gündeminin başköşelerine taşınmasına engel olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

TÜRKİYE’YE ÇELME ATIYORLAR

Paylaşımlara baktığınızda ne tür algı hesapları yapıldığını görüyorsunuz?

Türkiye’de özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde,Gezi Parkı olaylarında bunlarla sıkça karşılaştık. Zeytin Dalı Harekatı’nda yine aynı şekilde karşılaştık. Yani ne zaman ki bir operasyon meydana gelecek, ne zaman ki Türkiye kendi haklarını koruyacak, savunacak ve askeri bir harekât gerçekleştirecek, bu askerî harekâtı manipüle etmek, dünyaya ve topluma bunun tam tersi bir algı oluşturmak amacıyla bir toplum mühendisliği meydana getirmeye çalışılıyor. Yani toplum, buna alıştırılıyor. Dünya da elbette ki olayları sosyal medyadan takip ettiğinden ötürü geçici bir bilinç kaybı meydana geliyor. Yine burada dikkat etmemiz gereken sosyal medyada doğru bilinci insanlara aşılayabilmek.Hangi yaş grubu olursa olsun bu bilinci doğru bir şekilde aşılamak olacaktır.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri