Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkan Yardımcısı Mehmet Şahin ile mülâkat:Türkiye’yi koalisyona zorluyorlar

Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkan Yardımcısı Mehmet Şahin ile mülâkat:Türkiye’yi koalisyona zorluyorlar

Takdim: Ankara’da patlayan bombanın ardından birçok şey yazıldı, çizildi. “Kim yaptı, niçin yaptı, kimi hedefledi, kime hizmet ediyor vs.” sorularıyla insanlar bir yerlere yönlendirilmeye çalışıldı. Herkes kendine göre bir suçlu bulmuştu. 7 Haziran seçimlerinden sonra terör eylemleriyle ülkemizi getirmek istedikleri durum ortada. SDE Başkan yardımcısı Mehmet Şahin’e bunları sormak için buluştuk. Tam o sırada, Suriye sınırında Türkiye’nin hava sahası içerisinde, milliyeti bilinmeyen bir hava aracının Türk uçakları tarafından düşürüldüğü haberini aldık. Mehmet Bey canlı yayına bağlandı ve açıklamalarda bulundu.

Sevda Dursun – sevdadur@hotmail.com

Suriye sınırında, Türkiye’nin hava sahası içerisinde tespit edilen uçağın düşürüldüğünü öğrendik. Ne söylemek istersiniz bununla ilgili? Uçağın hangi ülkeye ait olduğu ile ilgili bir tahmininiz vardır herhalde…
Büyük bir ihtimalle Rusya’nın uçağıdır. Ve bu ihtimal dahilinde konuşacak olursak, uçağın düşürülmesinin doğru bir karar olduğunu düşünüyorum. Her sınırımızı ihlal ettiklerinde, Türkiye’nin yeterli cevap vermemesi inandırıcılığını ortadan kaldırır. O açıdan Türkiye burada bu kadar tehdit varken, kararlı olduğunu göstermesi gerekiyor. Bence bu önümüzdeki süreçte, Türkiye’nin sınır ihlallerini engelleyecektir. Hiç kimse de “Sen niye benim uçağımı düşürdün?” diyemez. Çünkü senin hava aracın benim sınırımda.

Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinden başlayalım o zaman… Rusya’nın derdi ne?
Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinin bir değil, birkaç nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi, son zamanlarda Esad, artık ayakta kalamaz duruma gelmişti. Rusya’nın buradaki çıkarının korunması için, Esad’ın ömrünü uzatması gerekiyordu. Bunu yapıyor. İkincisi, Suriye’de olmak istiyor, çünkü Suriye bir bütün olarak kalamayacak gibi gözüküyor. Irak gibi olacak. O açıdan kendisine bağlı bir yapı oluşsun istiyor. Suriye üzerinden Ortadoğu’daki etkinliğini artırmak istiyor. Doğu Akdeniz’deki etkinliğini artırmak istiyor. Bir diğer neden, Kırım ve Ukrayna’yı unutturmak. Başka bir neden, enerji. Aslında Suriye’ye müdahale ederek, bir taşla birkaç kuş vurmuş oluyor. Küresel güç olduğunu ortaya koymak istiyor.

Bizim hava sahamızdan ne istiyor? Niye sürekli bizim hava sahamızda dolaşıyor?
Buradaki mesele şu; İran, Hizbullah, Rusya ve Şii gruplar Esad’a destek veriyor. Batı, muhalifleri desteklediğini söylüyor, ama ben ondan şüphe ediyorum. Daha çok Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın desteklediğini görüyoruz. Amerika, başta muhalifleri destekliyormuş gibi gözüktü, ama bugün muhaliflerle savaşan, YPG ve PYD’ye destek verdiğini görüyoruz. Muhaliflere en çok destek veren ülke Türkiye olduğundan, bir anlamda Türkiye üzerinde baskı oluşturmak istediklerini görüyoruz. Öte yandan her ne kadar Türkiye ile Rusya arasında Suriye merkezli gerginlik yaşansa da, iki ülke de ilişkileri çok germek istemiyor. İkisinin de birbirine ekonomik anlamda bağımlılığı var çünkü.

PKK kendini meşrulaştırma çabası içerisinde Ankara’daki patlamanın bunlarla bir ilgisi var mı?
Hem bölgeyle ilgili bir tarafı var, hem de içeriyle ilgili bir tarafı var. Benim gördüğüm kadarıyla bu patlamayla Türkiye’nin iç ve dış siyasetine şekil verilmek isteniyor. Normal bir patlama değil bu. Hem zamanlama açısından hem de sonuçları açısından değerlendirmek gerekiyor. Sonuçlarına baktığımız zaman patlamayı yapanın IŞİD örgütü olduğu kuvvetle muhtemel gözükse bile, bir bakıyorsunuz, PKK terör örgütü kendisini meşrulaştıran bir çaba içerisine girmiş.

PKK-IŞİD bağlantısı da konuşuluyor. İki farklı terör örgütünün birlikte eylem yapması olağan bir durum mudur?
Sonuçtan yola çıkarak bazı şeylere gidiyoruz, ama bence bunun detaylı bir şekilde araştırılıp ortaya konulması gerekir. Ama şu bir gerçek, terör örgütleri, tıpkı devletler arasında olduğu gibi, ideolojik olarak veya yapı olarak birbirlerine karşı olsalar bile, taktik iş birliği yaparlar. Bu patlamada PKK ile IŞİD arasında bir taktik iş birliği olabilir.

PKK, patlamanın ardından eylemsizlik kararı alarak nasıl bir mesaj vermiş olabilir?
PKK, uzun süredir IŞİD üzerinden hem Ortadoğu’da hem de Türkiye’de kendini meşrulaştırmaya çalışıyor. Özellikle belli bir medyanın da Türkiye’yi IŞİD’le ilişkilendirme çabası içerisinde olduğunu görüyoruz. Şimdi bu patlamanın ardından IŞİD çıkarsa, bu defa PKK, “Bakın, ben IŞİD’le mücadele eden bir örgütüm, beni yasal olarak görün” imajını yansıtıyor. Türkiye’deki ve uluslararası alandaki IŞİD karşıtlığını kullanarak, kendi zeminini genişletmeye çalışıyor. Bu devam edecek. Bölgesel konjonktür ve küresel konjonktür PKK’nın lehine işliyor. Çünkü IŞİD, hiç kimsenin kabul edemeyeceği bir örgüt. Enteresan bir şey daha var, Ankara’da “Nerde bu devlet?” diye devleti suçlarken, Güneydoğu’da “Niye bu devlet burada var?” diye mücadele ediyorlar.

Büyük resme baktığımızda, Ankara’daki patlama kimin çıkarlarına hizmet etti?
Her terörün siyasi bir amacı olur. Genel olarak terörün amacı yıpratmaktır, yıldırmaktır, parçalamaktır, bölmektir. Bu duruma baktığımız zaman Türkiye’nin siyasal istikrarından kim rahatsızsa, ona hizmet etmiştir. Türkiye’nin bölgedeki gücünün artmasından kim rahatsızsa, bundan o faydalanmıştır. Terör eylemlerinden sonra toplumsal kutuplaşmanın arttığını görürsünüz. Hatta illegal yapılar bunu fırsat olarak değerlendirip kendilerine zemin bulmaya çalışırlar. Türkiye’nin içe kapanmasından Rusya da mutlu olur, İran da mutlu olur, Irak’taki yönetim de mutlu olur, müttefiklerimiz de mutlu olur.

İç siyasetle ilgisi yok mu yani?
İç siyasetle de ilgisi var. Her ne kadar seçim hükümeti olsa da, AK Partililerin çoğunlukta olduğu bir hükümet var başımızda. Sorumlu, iktidardır burada. Farkındaysanız bu saldırıdan sonra en çok gözüken iki lider Kılıçdaroğlu ve Demirtaş. Kılıçdaroğlu’nun eli daha rahat olduğu için, daha da aktif. Devlet Bahçeli fazla oyuna girmek istemiyor. Veya “girme” diyorlar ona. Bilmiyorum. Sonuç itibari ile mevcut iktidarın üzerinde bir baskının olduğunu da göz ardı etmemek lazım.

Seçim sonrası bir koalisyon için hazırlık olarak okunabilir mi Kılıçdaroğlu’nun aktif olması?
O kadar çok sonuç var ki. 7 Haziran seçimlerinden sonra “Bu sonuçları kabul edip, ona göre devam edin” mesajı veriliyor. Türkiye, koalisyona zorlanıyor. Tek başına iktidar istenmiyor. Bu saldırıların nedenlerinden birinin de bu olduğunu düşünüyorum.

Diyarbakır patlamasından sonra HDP’nin oylarında artış olmuştu. Yine aynı şey olur mu? AK Parti’nin süreci nasıl yöneteceğine bağlı bu. Şimdiye kadar, gerginliği düşürmeye çalıştıklarını gördük. HDP’yi çok fazla hedefe oturttuklarını görmüyorum. Ama sonuç konusunda bence koalisyon isteniyor. Tek başına iktidara gelse bile, ülkeyi yönetmekte zorlanacağı şeklinde söylemler de dillendiriliyor. Normal bir siyasette bunu sağlamakta zorlandıkları için, başka yöntemler deneniyor.

Etiketler