Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Tek düşmanları İslam

Büşra Kılıç
Tek düşmanları İslam

Rabia Christine Brodbeck, Avrupa’da giderek artan islamofobiye değinerek, İslam aleminin zulüm altında olduğunu ve bu zulme karşı kazanılan tek zaferin 15 Temmuz olduğunu belirtti. 15 Temmuz’u anlatırken uzun zamandan sonra Habil’in kazandığını söyleyen Brodbeck, içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayının vesilesi ile İslam aleminin birlik olması gerektiğinin altını çizdi.

“Rabia Christine Brodbeck kimdir?

1950 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde doğdu. 12 yaşında bale eğitimine başladı. Londra’da bale ve modern dans eğitimi gördü. Tek başına gerçekleştirdiği performanslarla dünyaca ünlü bir modern dansçı haline geldi, ödüllere layık görüldü. 1986’da New York’ta İslâm ve tasavvufla tanıştı. 1987’de Müslüman oldu. 1992’den itibaren İstanbul’da yaşamaya başladı. Brodbeck, birçok televizyon kanalında farklı programlara ve konferanslara davet edildi. Hayatı, “Avrupa’da İslâm” projesi dâhilinde, TRT’nin Avrupa Birliği için hazırladığı belgesel programına konu oldu. Rabia Christine Brodbeck ‘in bugüne kadar yayınlanmış kitapları ise, Hz. İnsan, Sonsuz Kulluk, Sahneden Secdeye, Ağla, Fakr’a Övgü ve Aşk Meleği Velayet. Türkiye’de Fakr’a Övgü ve Hazreti İnsan adlarıyla yayımlanan iki kitabın birleştirilmiş versiyonu (From the Stage to the Prayer Mat, Tughra Books) 2009’da New York Kitap Festivali’nde Maneviyat (Spirituality) ödülüne layık görüldü.”

 

Müslümanların güçlenmesine karşılar

Geçtiğimiz günlerde Avusturya’da ilkokullarda başörtüsü yasağı mecliste kabul edildi. Hemen ardından Almanya da harekete geçti. Bu bağlamda Avrupa’da giderek artan İslam karşıtlığı hakkında bir Avrupalı olarak ne düşünüyorsunuz?

İslam’a karşı Avusturya, İsviçre ve Almanya gibi almanca konuşulan ülkelerde daha fazla ırkçı ve saldırgan bir tutum var. Ben onlara diyorum ki ‘Sana ne?’. Kendi huzursuzluklarından, mutsuzluklarından dolayı başkalarına saldırıyorlar ve böylece dışarı atıyorlar. Ben kendi aileme anlatıyorum, benim kız kardeşim hakaret ediyor. Aslında hepimiz Müslüman olarak doğarız. Benim cevabım o. Yani bu cehalet, başka kelime bulmak mümkün değil. Bir cehalet tecelli ederse hiçbir şey yapamazsınız. Onlara bir şey anlatamazsınız, onlar dinlemezler. Hepimiz Müslüman olarak doğarız fıtratta değişiklik yoktur. Şimdi onları sıkıntı basmaya başlıyor çünkü Türkiye güçlendi. Çünkü biliyorlar ben Müslüman’ım, biliyor bu kimliği ve şimdi içlerindeki sıkıntı gittikçe artıyor. Türkiye, gün geçtikçe güçleniyor ve özellikle Amerika dayanamıyor, Yahudiler dayanamıyor ve hepsi Türkiye’yi yok etmek için kaç seneden beri çabalıyorlar, beceremiyorlar çok şükür.

İslamı bilmek istemiyorlar

Ben Türkiye’ye geldiğimde bekârdım. Sonra evlendim ve bir oğlum dünyaya geldi. Oğlum daha günlükken bir rüya gördüm. Rüyamda oğlum 2-3 yaşlarındaydı ve Hacerü’l-Esvet’i öpüyordu. Kız kardeşim de yanımda sıkıntılı bir hal içerisindeydi ve “Bu saçmalık nedir” diyordu. Kardeşim müslümanları sevmiyor zaten normalde de. “Bu ne yapıyor” diyerek merak edebilir, ben anlamam, bu bir ibadet ama hakaret ediyor, “Bu saçmalık” diyor.  Neden öyle söylüyor? Çünkü bilmek istemiyor. Ben bu rüyayı 25 sene evvel gördüm ama şimdi yaşanan durumlar yine aynı. Kız kardeşim sembol olarak onları temsil ediyor. İşte burada bir duvar var. Özellikle Avrupa’da daha çok var. Hala bu duvar kırılmadı ve özellikle Erdoğan’a karşı hakaretler, karikatürler çizerek Türkiye’yi, İslam’ı kötü gösteriyorlar. İsviçre’ye gittiğimde bütün çevrem, ailem ve arkadaşlarımdan hiç kimse bana gelmedi. Çünkü bilmek istemiyorlar.  İsviçre’de islamofobi ya da İslam’a karşı herhangi bir düşünce eskiden yoktu. Ne zamanki 11 Eylül olayları yaşandı ondan sonra islamofobi ortaya çıktı.

İslam Âlemi zulüm altında 

Avrupa’da birçok camiye saldırılar yapıldı ve ırkçı söylemlerle cami duvarlarına yazılar yazıldı. Yeni Zelanda’da yaşanan terör saldırısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni Zelanda olayı çok hayrı beraberinde getirmiştir. Bu vesile ile birçok insan Müslüman oldu. Terör olayları sadece bize, camilere yapılıyor diye bir şey yok. Karşılıklı oluyor. Terör olayları çok karışık. Bu konular büyük konular. Terörden daha büyük bir olay var bence; Bütün İslam âlemi zulüm altında. Bu çok acı, bu zulüm. Suriye’de bütün bir ülke yok oldu, hiçbir şey kalmadı. Yemen, en büyük insan felaketi. Biraz durdular, toplantılar, anlaşmalar yapıp şimdi tekrar başladılar bombalamaya. Gazze, 50 yıldır öyle duruyor. Şimdi Müslümanları, terörü konuşuyoruz ama bunlar da Müslüman. Mısırı konuşmuyoruz bile.

Habil kazandı

Türkiye 15 Temmuz’da darbe girişimini bastıramasaydı diğer İslam ülkeleri gibi zulüm altında mı olacaktı? Başarısız olan darbe girişimini, o gece yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

15 Temmuz’da başaramasaydık biz Mısır olacaktık. FETÖ, FETÖ diyoruz ama 15 Temmuz’u yapan Yahudilerdi, Siyonistlerdi. Zaten tek başına FETÖ bir şey yapamaz. 15 Temmuz günü ben çok etkilendim. Sanki Allah beni Türkiye’ye bu gerçeği yaşamak için çağırmış. Birkaç saat içinde, o asker güçlerine karşı silahsız vaziyette duran insanlar beni çok etkiledi. O gece Habil kazandı. Şehit de verdik ama çok az. 80 milyondan 250 kişi şehit oldu.  Habil o geceye kadar hiç kazanamıyordu. Hep kurban, hep şehit, hep felaket, zulüm… Biz o gece tam tersini gördük. 15 Temmuz, insanlık tarihinin en büyük kahramanlık tablosu. Şer güçlerini ancak imanın nuru yenebilir ve biz bunu gördük. Ben hidayet nuru aldım o gece. O gecenin sonuçları öyle büyük ki çünkü hak batıldan ayrıldı. Biz Ramazan ayından yeni çıkmıştık ve sonra Ramazan devam etti. Çünkü biz kıyam ettik, her gece nöbet tuttuk. 2 ay bu millet gece uyumadı. Böyle bir şey tarihte yok. Ardından en büyük sihri Yenikapı’da yaşadık. Böyle bir tabloyu sadece hacda ve Arafat’ta görebilirsiniz. Allah bize o gece öyle bir destek verdi ki. 15 Temmuz’u hep kutladık, seneyi devriyesi oldu ama hep millet yaptı, biz yaptık diyoruz. Burada bizi değil Allah’ı konuşmak lazım. Allah yardım etti, o yaptı. Benim oturduğum evin yanındaki camide o gece saat 1- 2 gibi sala okunmaya başlandı. Bütün Türkiye’de salalar yankılandı. İşte bu sesler dehşet veren uçak seslerini bastırdı. Bütün dünya bir olsa da o gece başaramadı, bu öyle bir mucize. Zaten çok yanlış bir zamanda yazın, herkes evindeyken organize ettiler bu girişimi. O geceden sonra bizim için Türkiye’de yaz tatili yoktu, tadilat vardı. 15 Temmuzdan sonra şimdi biz başlıyoruz. Peygamber efendimiz Tebük seferi dönüşü ashabına, “Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.” dediğinde Ashaptan bazıları, “Büyük cihad nedir ya Rasulallah?” diye sordu. Peygamber Efendimiz, “Nefisle mücadeledir” buyurdu. Bizim için büyük cihat geldi; içimizdeki nefsimiz. Kaç hain var acaba içimizde? Biz kendimize zulüm etmedik mi? İşte şimdi bu döneme geldik.

YENİ KİTAP 15 TEMMUZ ÜZERİNE

Ağla, Fakr’a Övgü, Hazreti İnsan gibi isimlerde kitaplarınız var. Sizin için yazmak ne ifade ediyor? Yeni çıkacak kitabınızın konusu ne olacak?

Yeni çıkacak olan kitabım 15 Temmuz üzerine olacak. Ben 8. Sınıfta okulu bıraktım. Akademik seviyem yok, nasıl yazabilirim, hiçbir eğitimim yok. Yaşayarak ne görüyorsam, tam hayatın içindeki olaylardan istifade etmeye çalışıyorum. Bir de insanoğlunun, Türkiye’nin neye ihtiyacı var olarak görüyorsam onu yazıyorum. Yoksa zaten malzeme yok. Konu bana geliyor, ben onu aramıyorum. İşte ihtiyaç odur. Sonra yazıyorum. Yazıyorum derken tabii ki Allah bana mutlaka bir ilham veriyor. Yazdığım kitapları bazen açıp okuyorum, ben kendi yazdıklarımdan etkileniyorum. Kim yazdı bunu yani diyorum. Tabii ki dönem dönem Allah o ilhamı alıyor, veriyor öyle bir şey var. Bir şey gerçekleşiyorsa, duan kabul oluyorsa Allah bize görev verdiği için. Allah seçiyor ve bir rol veriyor bize. Allah herkes için müthiş bir senaryo yazıyor ama bu senaryodaki rolümüzü fark etmeliyiz, manevi olarak uyanık olmalıyız.

 

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri