Son Dakika

Türk avukatlığı dünyaya açılmalı

İstanbul Barosu Başkan Adayı Prof. Dr. Talat Canbolat, seçilmesi durumunda avukatlara Yeşil Pasaport verilmesi için girişimde bulunacağını, bu sayede Türk avukatların Avrupa’ya giden mültecilere hizmet verebileceğini ve ciddi bir gelir sağlayacağını aktardı.
Türk avukatlığı dünyaya açılmalı

İstanbul Barosu’nda seçimler için sayılı gün kaldı. Diriliş Postası olarak nabzını tuttuğumuz seçimlerle ilgili mülakat yaptığımız Prof. Dr. Talat Canbolat, dün İstanbul Barosu’ndaki kısır döngüyü ve değişmesi gerekenleri anlatırken, avukatların sorunları ve çözüm önerilerini de masaya yatırdı. Hatta uluslararası önerilerde bulundu.

Barodaki temel sorunlar nelerdir?

Barodaki birikmiş sorunları iki başlık altında toplayabilirsin; bunlardan bir tanesi yasa veya yönetmelik değiştiren sorunlarımız, diğeri ise baronun yönetiminden, davranışından, yaklaşımından kaynaklanan çok basit dokunuşlarla çözülebilecek sorunlarımız. Bunların ikisi de mevcut yönetim tarafından çözülmediği için ben aday olmak zorunda kaldım. Basit bir örnek vereyim. Barodaki kadın avukatların sayısı erkeklerin sayısından fazladır. Yüzde 60 civarındadır. Ancak kadın avukatlar işleri ile eş ve çocukları arasında tercih yapmaya zorlanmaktadır. Ben 25 yıl önce ilk çocuğumuz doğduğunda eşim Sirkeci’de Vakıf Han’da ilk bürosunu açmıştı. Duruşmalara ben çocuğum kucağımda eşimi beklerdim. Çünkü saat 10’.00’da duruşmanız var ama kaçta gireceğiniz belli değil 12’00’de giriyorsunuz. Düşünebiliyor musunuz; adliye avukatın işyeridir sabahtan akşama kadar vaktini geçirdiği bir yer hala ne bir kreş var daha da önemlisi havaalanı vb. yerlerde gördüğümüz gibi çocuk emzirme odaları yok ve daha kötüsü 20 yıldır kreş vadeden bir yönetimden bahsediyoruz. Onun için ben diyorum ki sizin bir çözüm getirme kapasiteniz yok. Siz sorunları seçimden seçime hatırlıyorsunuz oy için hatırlıyorsunuz. Diğer taraftan çok hukuk fakültesi ve niteliksiz bir eğitimle tarihi bir sorunla karşı karşıyayız. Biz buna bilimsel temellere dayandırılarak bir çözüm getirilmesi gerekir artı avukatlık stajı belirli bir sürenin doldurulmasından ibaret vakit doldurmaktan ibaret olarak algılanıyor.

Nasıl olmalı peki hocam?

Bizim mesleğimizin kaynağı gençler ve bunlarda hukuk eğitimiyle başlayan temel yapının temelin sağlam oturtulması gerekiyor. Bu nedenle hukuk eğitiminin derslerin bir bölümünün uygulamalı olacak şekilde meslek duayenlerinin oraya gidip hukuk fakültelerinin staj eğitiminde yardımcı olacak şekilde planlanmalı.

Üniversiteden sonra mı sınav gelmeli?

Üniversiteden sonra evet. Üniversiteye alınırken daha nitelikli öğrencilerin alınması.

Yani çok mezundan ziyade nitelikli mezun!

Evet nitelikli mezun vereceğiz. Sonrada uygulama eğitimi verip vermediğimizi avukatlık yetkisini verirken avukatlık sınavıyla başaracağız. Bu çok önemli neden şimdi birçok üniversite eğitimi öncelemeden ticari kuruluş gibi değerlendiriyorlar burayı ben İstanbul’da 15 tane vakıf üniversitesinde derse girdim. Girdiğim bazı vakıf üniversitelerinde anahtarım vardı akşam dersiydi ben açıyorum kapıyı dersimi veriyorum ışıkları söndürüp kapıyı kilitliyorum gidiyorum. Yöneticilerle konuşurken şunu söylediler; “Neden hukuk fakültesi çok açmak istiyorsunuz hocam maliyeti düşük 10 tane öğrenciyle tüm maliyeti karşılıya biliyorsunuz lisansüstü eğitimde. Ama bunu bir laboratuvara ihtiyacı yok ilave yatırımlara ihtiyacı yok.” Hukuk fakültesinde hocalarımız bizlere şunları söylerdi: “Bir hekim hata yaparsa hastayı öldürür ama hukukçu hata yaparsa toplumu öldürür ve daha büyük kitlelere zarar verir.” Bunun için eğitimden başlayarak ardından staj eğitimi ve daha önemlisi genç arkadaşların bağımsız olarak bu meslekleri ifa edebilecekleri ekonomik bağımsızlığa kavuşturulduktan sonra ayakları üzerinde durabilecekleri sistemi getirmemiz gerekiyor. Bu gün İstanbul’da bağımlı çalışan avukat sayısının çok büyüdüğü…

“Bağımlı çalışan” derken bu kavramı biraz açalım bağımlı çalışan nedir hocam?

Ben esasında bu kavramı kullanmayı tercih etmiyorum fakat uygulamada işçi avukat bağımlı çalışan avukat tabiri Baro yönetimi tarafından da kullanılıyor. Bununla şu kast ediliyor. Kendi serbest ofisinde çalışan değil başka birinin yanında ona bağımlı olarak çalışan aylık belirli bir ücret karşılığında verilen tüm işleri zaman mekan gözetilmeksizin yapan kişi olarak adlandırılıyor. Şimdi arz talep dengesi bozulunca bakın geçen gün bir ofis ziyaretinde bir avukat bana şunu söyledi. “İlan verdim” dedi; bir avukat bir de öğlen yemekleri yapacak bir personel için teklifleri alıyorum yemek için gelen kişi “3 bin lira isterim” dedi; avukat “2 bin 500 lira isterim” dedi. Böyle bir denge sorunu part-time çalışacak olan bir yemekçi avukattan daha yüksek bir talepte bulunabiliyor. Bugün bir avukat ofisinin kirasını ödeyemediği takdirde ev sahibine karşı bağımlıdır. İşte bunun için önce bunlara ofis açmalarında kredi, kira desteği sağlanması şu an Türkiye Barolar Birliği bir fon ayırdı ve bu fon bir destek çalışması yapmaya başladı. Bir vakıf kurmayı düşünüyoruz; avukatlara yardım ve hizmet vakfı.

Baronun hükümet karşıtlığı avukatları nasıl etkiliyor?

Avukatlara zarar verdiği gibi siyasi çekişmeyi baro yapıyor daha çok yani siz gidip Meclis’e çıkan yasalarda katkı vermezseniz, önerilerde bulunmazsanız, meslek sorunları için kapıyı çalmazsanız… Bakın ben diyorum ki baro başkanı olarak çalınması gereken kapıyı çalacağım tekmelenmesi gereken kapıyı da tekmeleyeceğim. Siz geniş bir yelpazeye çözüm önermek için sağlıklı mantıklı önermelerde bulunduğunuz zaman bu bir karşılık bulur ama meşhur bir şey var ya ‘çarşıyız her şeye karşıyız’ mantığı ile hareket ederseniz yani siz efendim tanımıyorum derseniz onlar da ben seni hiç tanımıyorum sorun buradan kaynaklanıyor ve devam edip gidiyor iki tarafta. O zaman meslek sorunlarını dile getirip çözecek baro bu talepleri yerine getirmeyince hükümette hiç bu tarafa dönüp bakmıyor ilgilenmiyor. Mesela ben yeşil pasaportu şundan önemsiyorum avukatlara yeni iş alanlarının açılmasında Türkiye çok büyük bir potansiyele sahiptir. Türkiye üzerinden çok büyük bir göç hareketi söz konusu bu göç hareketleri Afganistan’dan tut da Yemen’e kadar. Önce Türkiye’ye gelirler Türkiye üzerinden karayolu veya deniz yoluyla Avrupa’ya bir göç hareketi söz konusudur. Birleşmiş Milletlere bağlı göç idaresi yüksek komiserliği var. Şimdi bu sorunlar Avrupa insan hakları sözleşmesinde bu konuda özel düzenlemeler var. Orada zulüm altında kaçan kişilerin insanların sığınma hakkından bahsediyor ama Avrupa insan hakları sözleşmesindeki bu maddeyi sığınmacıları kabul etmek yerine, sığınma hakkı tanımak yerine Türkiye’ye geri iade etmeyi tercih ediyor. Şimdi bu kişiler yasa dışı yollardan veya farklı şekilde yakalandıkları takdirde sorgularında ve iadelerinde avukat gerekiyor. Ancak bu avukatlık hizmetini insan hakları sözleşmesinin bir gereği olarak Türk avukatlarının vermesi gerekirken…

Çünkü muhatap ülke Türkiye değil mi?

Tabii. Türkiye’ye iade edeceksiniz bu insanları. Temel insan hakkı olan vatandaşa iade edileceği yerdeki hakkını, hukukunu anlatmanız gerekiyor. Vatandaşı siz direkt iade edemezseniz. Adam şunu soracak beni Türkiye’ye iade ettiğinizde beni ne bekliyor. Türkiye başka yere mi iade edecek, çalışma hakkı sağlayacak mı, sosyal güvenlik hakkım var mı, beni kampa mı alacak, Türkiye’de beni ne bekliyor, ne kadar kalabileceğim oturma izni verecekler mi bu soruların cevabını yabancılar veremez. Bakın ben diyorum ki biz gideceğiz orada sığınmacılara şunu söyleyeceğiz Türkiye’den bir avukat istiyorum dediğinde bir Türk avukat oraya gelecek.

Avukatlık hizmet ihracından bahsediyorum. Sizin belki ekonomik sorunlarınıza da çözüm olacak ve pasta küçük bir pasta değil çok büyük bir pasta. Bakın Avrupa’daki İngiltere’deki Almanya’daki avukatlık asgari ücret tarifesi bir defa bizim buradaki miktarların çok çok üzerinde. Yani yarım saatlik bir danışma ücreti bin euro üzerinde fiyatlarla başladığını konuşuyoruz. Oraya verilebilecek bir avukatlık hizmeti ciddi bir rakam var. Verelim ellerine yeşil pasaportları eğitimini yapalım gitsinler gittikleri yerlerde bu hizmetleri versinler ve geldikleri zamanda ülkelerine dönüşümlü olarak da bunu yaptığında gelirler Türkiye’de muhteşem ofislerini açıp devam ederler hiçbir ekonomik sorunun kalmayacağı kadar büyük bir pastadan bahsediyorum ama meslek körlüğü yaşayan gruplar bunu anlamakta zorluk çekiyorlar.

Oy kullanacak avukatlara ne demek istersiniz?

Artık ideolojiyi bırakalım meslek sorunlarının çözümüne odaklanalım. İşte bunun için baroda değişim ve gelişim için yola çıktık ancak bu somut çözüm önerilerimizi gerçekleştirebilmemiz biz meslektaşlarımızın ilgi göstermesine bağlıdır. Uzun yıllardan beri tarihi ilk defa yeni bir şey söyleyen hareket ortaya çıkmıştır. Bu hareketi desteklemelerini kendilerinden meslek adına, adalet adına, hak, hukuk adına talepte bulunuyorum. Baro seçimlerinin yapıldığı akşam hangi grubun kazandığını değil hangi değerleri kazandığını konuşmamız gerekiyor bunun için ben değişimin ayak seslerini hissediyorum gittiğimiz gördüğümüz yerlerde çok büyük bir şey hissediyoruz. Bu anlamda olumlu pozitif olarak düşünüyorum meslektaşların ilgilerinin buraya da yansıyacağını ve ihtiyaç duyulan bu değişimin kaçınılmaz bir sonuç olarak gerçekleşeceğini düşünüyorum.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.