Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Türkiye’nin varlığına kastettiler

Büşra Kılıç
Türkiye’nin varlığına kastettiler

15 Temmuz’un sadece bir darbe olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığına kasteden bir hareket olduğunun altını çizen Kahraman, “Biz Türkiye’yiz. Ne böldürürüz, ne bölebilirler. Ay yıldızlı bayrağımız altında; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet şuurunda olduğumuzu bütün dünyaya haykırıyoruz.” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclis’i (TBMM) 26. Dönem Meclis Başkanı İsmail Kahraman, 15 Temmuz darbe girişiminin 3. yıldönümünde o gece yaşananları Diriliş Postası’na anlattı.

15 Temmuz sizin için ne anlam ifade ediyor?

15 Temmuz sadece bir darbe değildi. 15 Temmuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığına kasteden bir hareketti. Bayrağı indirecek olan bir bölme ve işgal hareketiydi. Bizim önümüzü kesmek için tuzaklar hazırlıyorlardı ve onlardan biri de 15 Temmuz’du. Harekâtı 6 saat önceye almasalardı, korkup paniklemeselerdi, sabah kalktığımızda Türkiye, 3 ayrı devletin kurulduğu, Suriye misali perişan bir halde olacaktı. Rabbim bizi korudu.

Darbeye boyun eğmedik

O gece TBMM Başkanı olarak meclisteydiniz. Neler yaşadınız?

Darbe girişiminin başladığı dakikalarda ilk telefon Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri’ne İstanbul Beylerbeyi Sarayı’nda görev yapan koruma memurlarımızdan geldi. İki koruma memurumuzun silahlarının askerler tarafından alındığını ve askerlerin de Köprü’nün üstüne çıktığını ifade etmişler. Çankaya’da bulunan TBMM Başkanlık Konutu’nda saat 21.30’dan sonra akşam yemeğimi yiyordum. Konutun üstünden çok yakın bir irtifadan bir F-16 sesi geldi ve binayı sarstı. Çok yakın, hemen hemen sıfır noktasından uçuyordu diyebilirim. Bunun üzerine televizyonu açtım, tankları köprüde gördüm ve anladım ki bir darbe teşebbüsü var.

Cumhurbaşkanımızı aradım, ulaşamadım; Başbakanımızı aradım, ulaşamadım, bunun üzerine milli iradenin tecelligahı Meclisin Başkanı olarak büyük bir mesuliyetin gereği abdestimi aldım ve Meclisi açmak üzere TBMM Başkanlık Konutu’ndan Meclise geldim. Cumhurbaşkanımızla temasım olamadı, zira Meclisi açtıktan sonra Cumhurbaşkanımızın televizyondaki konuşmasını gördüm. Birbirimizden habersiz Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı olarak aynı tavrı takınmışız; darbeye boyun eğmemişiz ve demokrasimize, milli iradeye sahip çıkmışız.

Meczuplar milletin kalbini bombaladı

Dünyada “Gazi” unvanı olan tek parlamento, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Çalışma günü olmamasına rağmen 15 Temmuz gecesi darbe harekâtının başlaması üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisimizi hemen açtık ve gece boyunca açık tuttuk. O gün Ankara’da bulunan milletvekillerinden 107 arkadaşımız Meclis’e koştu. Milletçe yaptığımız şanlı direnişe tahammül edemeyen meczuplar milletin bağrı, kalbi olan Meclisimizi bombaladılar. Gazi Meclisimizin gece boyunca hain güruh tarafından defalarca bombalanmasına rağmen biz Meclis’ten ayrılmadık, ayrılmayı da hiç düşünmedik. AK PARTİ, CHP ve MHP’den o gece Meclis’te bulunan milletvekilleri farklı düşünceleri ve parti rozetlerini bir kenara bırakarak millet ve bayrak için kenetlenmişlerdi.

İkinci defa ‘Gazi’ unvanını aldı

Tanklar namlularını Meclis’e çevirmişken, uçakların bombaları ve helikopterlerin açtığı ateşlerin altında, her türlü zorluğu ve şehadeti göze alarak Meclis’e koşan ve gece boyunca Meclis’te yapılan toplantıya katılan değerli milletvekillerimize teşekkür ve takdirlerimi sunuyorum. Böyle bir parlamentonun Başkanı olduğum için ve o meş’um gecede Meclis’te bulunduğum için Allah’a hamd ediyorum. Millî iradeye konulmak istenen ipoteğe itiraz ederek Meclisimiz ikinci defa gazilik unvanını aldı.

En büyük paye Erdoğan’ın

Türk halkının ilk defa bir darbeye canı pahasına karşı koymasının nedeni nedir?

Burada en büyük paye Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a aittir. Milletimizin Cumhurbaşkanımıza duyduğu samimi güven ve sevgi bu girişimin engellenmesinde en önemli etkendir. Millet, Başkomutanın çağrısına uyarak sokaklara, meydanlara, köprülere; vekilleri de Meclis’e koştu. Milletin elinde top, tüfek, tank yoktu ama hainlerde olmayan sarsılmaz bir iman ve canını bile feda etmekten çekinmeyecek bir vatan sevgisi vardı. İşte milleti tankların karşısına diken, vekillerini Meclis’e koşturan bu ruhtu.

15 Temmuz’dan sonra neler değişti?

15 Temmuz’dan çıkarılacak çok ders var. Türkiye’miz ve Milletimiz, içeriden ve dışarıdan büyük tehditlerle, huzur ve güvenliğini bozarak kalkınmasını engellemek isteyen şer güçlerle karşı karşıyadır. Biz şanlı bir tarihin ve misyonun sahibiyiz. Biz Türkiye’yiz. Ne böldürürüz, ne bölebilirler. Ay yıldızlı bayrağımız altında; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet şuurunda olduğumuzu bütün dünyaya haykırıyoruz. Bu ülkede darbe yapmayı ve işgal hareketine kalkışmayı düşünenler artık bir değil, bin defa düşünmek zorunda olacaklar.

Gerçek duyguları bu değil

Batının 15 Temmuz’a bakışı nasıl?

Çok ilerleme kaydettik çok geliştik ve bizim gelişmemizi dünya istemiyor. Kendine rakip ister mi? İstemiyor. Bizim önümüzü kesmek için tuzaklar hazırlıyorlar. Bu işgal girişiminin akabinde gönül coğrafyamız dediğimiz ülkeler hemen geldiler, geçmiş olsun dileklerini samimi duygularla ifade ettiler fakat gelişmemizi istemeyen önümüzü sürekli kesmeye çalışan birçok batılı ülke, bu hain darbe girişiminin üzerinden 1 ay geçtikten sonra gelmeye başladılar. Üzüntülerini ifade ettiler, “Üzüldük” dediler ama cümlelerinin devamında içlerinden geçeni söyleyemediler, onu da ben söyleyeyim; “Üzüldük… 40 yıllık emeğimizi boşa çıkardınız, başarılı olamadık.” Evet, üzülerek ifade edeyim ki gerçek duygularının bu olduğunu düşünüyorum.

Artık bin defa düşünmek zorundalar

15 Temmuz’da ortaya çıkan ruh hala taze mi?

O gece vatanımıza sahip çıkan bu ruh, Milletimizin genlerinde var. Rabbim bu millete bir daha böyle meş’um bir gece yaşatmasın fakat gerektiğinde bu millet aynı ruh ve iman ile hak edenlere gerektiği cevabı verecektir. Unutmayalım ki, umutlarını bize bağlamış bir gönül coğrafyamız var. Onların da başını öne eğdirmemek için daha çok çalışmalıyız. Sırt sırta, omuz omuza vererek hep ileri daha ileriye gideceğiz. Meş’um darbe girişiminin sabahı işine gücüne giden, darbe heveslilerine büyük ders veren bu aziz millete layık olmaya çalışacağız. Ama unutmayacağız ve unutturmayacağız. Ve beynini kiraya vermiş robot nesil değil, millet ve ülke sevdalısı nitelikli bir neslin yetişmesi için elimizden gelenden daha fazlasını yapmaya çalışacağız.

Bu destansı direnişin kilit noktası sizce nedir?

Bu sorunuza birkaç cevap verilebilir. Milletin direnişi, Meclis’in açık tutulması, basın mensuplarının büyük bir bölümü ile vatansever polis, asker ve diğer kamu görevlilerinin devletinin yanında olması gibi fakat kilit nokta Sayın Cumhurbaşkanımızın Milletimizi meydanlara çağırmasıdır. Bu çağrıya uyan Necip Milletimiz, sokağa çıkarak, tanklara, silahlara, bombalara karşı göğsünü siper ederek bu girişimi engelledi.

Darbenin bastırması uluslararası kamuoyuna nasıl bir mesaj verdi?

Yukarıda bahsettiğim gibi, Biz şanlı bir tarihin ve misyonun sahibiyiz. Ay yıldızlı bayrağımız altında; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet şuurunda olduğumuzu bütün dünyaya haykırarak gösterdik. Bu ülkede darbe yapmayı Ve işgal hareketine kalkışmayı düşünenler artık bir değil, bin defa düşünmek zorundalar. İç siyasette fikir ayrılıklarımız olabilir fakat dışarıya karşı bu duruşumuzu daima sergileyeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri