Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Yeni Fatihler yetiştirmeliyiz

Muhteşem bir medeniyetin kadim izlerini taşıdığımızı vurgulayan Payitaht Abdulhamid dizisinin oyuncusu Ali Nuri Türkoğlu, “Fatih Sultan Mehmed 21 yaşına kadar iyi bir eğitim ve basiret ile karşımızda, biz şu an bu şekilde bir eğitim verip yeni Fatihler yetiştirmeliyiz” dedi.

Yeni Fatihler yetiştirmeliyiz

Sosyal Medya Uzmanı Deniz Unay/Mülakat

Payitaht Abdulhamid dizisindeki muhteşem oyunculuğu ve engin tevazusuyla tanıdığımız Ali Nuri Türkoğlu ile sanat yaşamını ve dizinin hayatımıza kattıklarını üzerine güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Aslında gıyabımızda birbirimizi tanırdık. Sağ olsun değerli dostumuz Mustafa Sefa Güvenir bizi birkaç kere bir araya getirmek istedi ama kısmet bugüne imiş… Ali Nuri Türkoğlu gerek sanat geçmişi gerekse Payitaht Abdulhamid dizisindeki muhteşem oyunculuğu ve engin tevazusu ile popülerliğin ötesinde gönüllerde yer edinmesi eminim çok az insana nasip olan Allah’ın bir lütfu diye düşünüyorum.

Ali Nuri Türkoğlu kimdir?

21 Kasım 1974 doğumlu olan oyuncu Ali Nuri Türkoğlu kariyerine 1983 yılında yayınlanan Kuruntu Ailesi dizisinde canlandırdığı Veysel rolü ile başladı. Fenomen haline gelen dizi Mahallenin Muhtarları’nda da boy gösteren oyuncu ardından Hemşerim dizisinde Melih karakteriyle seyircilerin karşısına çıktı. Kariyeri yükselişe geçen oyuncu kısa sürede Sıcak Saatler, Eyvah Kızım Büyüdü ve Çifte Bela dizilerinde kendine yer buldu. Ardından Koçum Benim dizisinde Ali Rıza karakterini canlandırmaya başlayan oyuncu 2003 yılında Aşk Olsun dizisiyle karşımıza çıktı. Haziran Gecesi, İyi ki Varsın, Vazgeç Gönlüm ve Firar gibi dizilerde boy gösteren oyuncunun ilk sinema filmi ise 2015 tarihli Köstebekgiller 2: Gölgenin Tılsımı oldu. Türkoğlu filmde Gölge karakterini seslendirdi.

“YAŞADIĞI İMPARATORLUĞUN TÜM KODLARINI BİLEN BİRİ”

Emmanuel Carasso karakterini biraz anlatır mısın?

Tiyatro dizi ve sinemada başrol kadar yapımın can damarı diyebileceğimiz yardımcı oyuncu karakterleri de aslında diziye anlam katıyor. Aslında 2. Abdulhamid’in karşısında kötü bir karakteri canlandıran birisi olarak rolünüzün bir ayna vazifesi gördüğünü düşünüyorum. Çünkü 2. Abdulhamid’i anlamak için O’nun yanında olanları bilmek kadar karşısındakileri de doğru bilmek ve anlamak gerekiyor. Bu anlamda çok kıymetli bir karakter canlandırıyorsunuz. Bu size ne hissettiriyor?

Musa’nın karşısında Musa’yı anlamak için Firavun’a ihtiyaç vardır ya aklıma türlü örnekler geliyor Rachel Corrie’lere ihtiyaç var mesela. Çünkü biz dünyayı kıstaslar ölçüler ve kontrast üzerinden okuyoruz iyilik ve kötülüğü beyaz ve siyah olarak görmek gerekirse beyazı görmek için siyaha ihtiyaç var. İyinin iyiliğini ortaya çıkarmak için kötünün koyuluğu ortaya çıkması gerek iyinin beyazlığını görmek için aslında biraz hayıflanıyorum neden kötü karakter oynuyorum diye ama Abdulhamid’in doğru anlatılmasına hizmet etmek için gerekli olduğunu düşünüyorum. Tarihin en siyasi padişahı Abdülhamid.

Emmanuel Carasso karakteri müthiş bir saygı duyuyor Abdulhamid’e. Carasso bir Selanik Yahudi’si iyi bir hatip avukat ve haham mecelleyi İslam hukukunu çok iyi bilen birisi dolayısı ile yaşadığı imparatorluğun tüm değerlerini ve kodlarını bilen bir adam. Carasso hatta Theodor Herzl ile kavga eden birisi. Carasso, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasını istemiyor yönetimi ele geçirmek istiyor. Şunu özellikle belirtmek istiyorum; sömürge olmayan bir imparatorluktur. Osmanlı eğer sömürge olsaydı; tüm dünya bizim dilimizi konuşur ve yazardı. Ben Osmanlı Medeniyeti demek istiyorum. Burada tarihi bir dizi yapıyoruz. 2. Abdulhamid’i iyi anlatmak için bütün karakterlerin doğru okunması ve yansıtılması gerek. Kıymetli yazarımız Uğur UZUNOK güzel okumalar yapmış ve karakter analizlerini çok iyi yapmış bir isim. Çok şaşırtıcı özel detaylara ulaştık ve ekrana yansıtmaya çalıştık. 2. Abdulhamid müthiş bir siyasi deha kendi aleyhine çalışanları kendi lehine döndürmeyi başarmış ince bir siyasi zeka.

Zihnimizdeki Deli gömlekleri
Türkiye’deki iki kutuplu bir sanat camiası size ne düşündürüyor?
Muhafazakâr camia kolektif çalışma ve paydaş olma noktasında zorlanırken diğer camia müthiş bir paydaşlık ve kolektivite halinde; ben 15 Temmuz’un bir mihenk taşı olduğunu düşünüyorum. Bizi kendimize getiren bizi birleştiren bir hadise olduğunu düşünüyorum. Biz birbirimizi yesek bile düşmanı görünce anında cıva gibi bir araya geliriz. 15 Temmuz gecesi mescitten de meyhaneden de çıkan insanlar bu ülke için o gece beraberdi. Bu memleketin kahir ekseri takım tutar gibi bulunduğu alandan besleniyor. Merhum Cemil Meriç merhum hiç anlaşılamamıştır bana göre diyor ya “İzm’ler idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir” Bulunduğu alana sıkı sıkıya sarılıyorlar. Bakın Teoman Duralı hocayı çok severim. “Soykırım kılıç artığı bırakır ama kültür soykırımı kılıç artığı bırakmaz.” Aslında biz şucuyuz bucuyuz diyenler püf deseniz yıkılacak. Çünkü bu arkadaşlar buralı özü mayası belli Çanakkale’de dedelerimiz yatıyor. 15 Temmuz ile ilgili bir söyleşide Gâvurun çocuğu demeyin diyecekseniz FETÖ’nün soyu deyin diye rica ettim. Çünkü hangi inanıştan olursa olsun. Aynı toprağın aynı kültürün çocuklarıyız. Ben zamanla bu hazımsızlığın bir yerde son bulacağını ve dengeye oturacağını düşünüyorum.

“İNSAN KALİTESİNİ ARTIRMAMIZ GEREKİYOR”

Peki Osmanlı?

Hepimiz için çağ açıp çağ kapatan son Doğu Roma İmparatoru olan Fatih Sultan Mehmed’in birden fazla dil bildiği, mühendisliği sanatkârlığı kumandanlığı ile ilgilenmiyoruz da bağnaz bir şekilde Osmanlıcılık merakımız var. Fatih 21 yaşına kadar iyi bir eğitim ve basiret ile karşımızda biz şu an bu şekilde bir eğitim veremiyoruz Fatih’ler yetiştiremiyoruz. İlber Ortaylı hocanın “Hayat Nasıl Yaşanır” kitabını yeni bitirdim. “Her şey 25 yaşına kadar öğreniliyor.” diyor hocamız. İnsan kalitesini özellikle artırmamız gerekiyor bu da doğru bir eğitim ile gerçekleşiyor.

MUHTEŞEM BİR MEDENİYETİN KADİM İZLERİ

Toplumun sanatçıya bakışı?

Ülkemizde her görüşten insana hitap ediyorsun. Komedi oynarsanız güldürmek, drama oynasanız ağlatmak mükellefiyetindesiniz. Ama insanlar oyuncuların sanatçıların sunucuların siyasi görüşlerini merak ediyorlar ve bu siyasi filtreden sanatçıya yaklaştığı zaman kendisi açısından da doğru bir şey yapmıyor aslında hâlbuki siyasi filtreyi çıkarsa sanatı daha iyi anlayacak ve almak istediği duyguların önüne bir filtre eklemeyecek. İsmini vermeyeceğim ama her şeye muhalif bir arkadaşım var. 20’li yaşlardayız tiyatro yapıyoruz aynı zamanda müzisyen oyunumuzun müziklerini yapıyor. Yaptığı müziklerdeki tınılarda tanıdık makamlar var sordum. Şunu söyledi: Ağabey etkilenmemek mümkündü kulağımıza 5 vakit ezan okunuyor. Kulağımızda hicaz segâh makamları var. Mimar Sinan camilerin akustiğini makamlara göre inşa etmiş. Muhteşem bir medeniyetin kadim izleri ile hayatımız devam ediyor… Ülkemizdeki gayrimüslimler bile bizim adetlerimize gelenek ve göreneklerimize adapte olmuşlardır. Benim namaz kılan Rum arkadaşlarım var Hıristiyan olup da kadir gecesi namaz kılan arkadaşım var. Uzaydan bakılınca dünyamız küçücük bir mavi nokta biz o noktanın içerisinde bir ülkeyiz ama bir Japon’a göre dünyanın kalbindeyiz.

Yaşadığımız kavga ve çekişmelere baktığımızda üzülüyoruz. Çünkü dünya kimseye kalmayacak Stratejik bir coğrafyada ekmeğimizi paylaşabiliriz. Cehaletimizi azaltabiliriz. Atalarımızın çok gerisindeyiz. Bu topraklar Mimar Sinan gibi çok deha yetiştirdi. Onların yetiştirildiği gibi bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.

“KORONAYI SOSYAL DETOX GÖRDÜM”

Pandemi süreci nasıl geçiyor?

Pandemi süreci kendimizi ve ailemizi tanıma fırsatı bulduk aslında. Mesela benim çocuğun kulağının arkasında ben varmış diyen bir baba vardı. Gerçekten birbirimize çok yabancılaşmışız. Günlük rakamlarla hiç ilgilenmedim. Bu süreci sosyal detox olarak görüyorum. Evimizde vakit geçirmenin güzel olduğunu keşfettim. Eşime yardım ettim. Mutfağı keşfettim. Beraberce evde keyifli bir şeyler yapabilmeyi öğrendik. Ölüm korkum yok. Çocukluğumdan beri ölümden korkmadım Kaderi bir teslimiyet halinde olmak. Beni rahat ettiriyor. Bu aktif bir kader anlayışı yani ben elimden gelen her şeyi yaptım. Sonrasında hayırlısını Allah’a bırakmak. Bir yerde okumuştum. İnanmanın tefsirini şu şekilde tarif ediyor. Tıpkı Nuh AS peygamber gibi suyun geleceğine inanarak dağın başında gemi yapmaktır. Anı ve farkındalığı yaşamamız gerekiyor. Bizi kendimize çağırdı kendimize gelmek için bir fırsat bulduk. Temizliğin hijyenin önemini bir kez daha anladık. Diliyorum Allah’tan bir an önce bu ders verici musibetten kurtuluruz ve normale döneriz.

Yorumlar (1 Yorum)

  • Avatar

    ILHAN

    Hocam iyiki kısa kestiniz yoksa sonrasında muhtemelen Atina 85 Roma 86 Paris 87 diyecek kıvama gelmiştiniz. Hocam bizde biliyoruz o potansiyel var ama ne yazıkki evangelist emperyalist düzende size o fırsatı vermiyorlar. Son 10 yılda bunun biçok örneğini gördük. Bu coğrafyada Dünya'ya hakim olacak güç olmak öyle 3-5 yılda başarılacak bir mesele değil..

Yorumları Gör (1 Yorum)