Güneydoğu Asya ülkesi Filipinler'in güneyindeki "Müslüman Mindanao'da bulunan Bangsamoro Özerk Bölgesi'nde" (BARMM) düzenlenen parlamento seçimlerinin sonuçları ve etkileri merak ediliyor.

Bölgede 14 Eylül'de yapılan ve özerklik sonrası ilk olma özelliği taşıyan seçimlerde Bangsamoro Federalist Partisi (BFP) ve Birleşik Bangsamoro Adalet Partisi (UBJP) ilk iki sırada yer aldı.

Filipinler Seçim Komisyonu (COMELEC) verilerine göre 80 üyeli parlamentoda BFP 31, UBJP 30, BARMM Büyük Koalisyonu (BGC) 15 sandalye elde etti.

Seçime katılım oranı yaklaşık yüzde 80 olarak kayıtlara geçerken, yeni bölgesel parlamento geçici olarak görev yapan Bangsamoro Geçiş Otoritesi (BTA) parlamentosunun da yerini alacak.

Filipinler'in toplam nüfusunun yüzde 4'üne denk gelen 4,5 milyon kişinin yaşadığı "Müslüman Mindanao'da bulunan Bangsamoro Özerk Bölgesi'nde" bu seçimde özerklik sonrası halk demokratik iradesini ilk kez sandığa yansıttı.

Seçimde, BARMM'nin temel yasası kabul edilen Bangsamoro Kapsamlı Anlaşması (CAB) uyarınca bölge parlamentosu ilk kez doğrudan halkın tercihiyle belirlendi.

Uzmanlar, seçim sonuçlarının koalisyon hükümetine işaret ettiğini bildirdi.

Üç aktörün belirleyiciliği

Hindistan ve Endonezya nezdinde eski Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu üyesi ve halihazırda Moro Barış Süreci Üçüncü Taraf İzleme Heyeti (TPMT) Başkanı Alman diplomat Heino Marius, AA muhabirine açıklamasında, Bangsamoro'daki ilk seçimlerin "iki büyük güç odağının ortaya çıkışına" sahne olduğunu kaydetti.

Marius, UBJP'nin "Filipinler yönetimiyle temel yasayı müzakere edip imzalayan Moro İslami Kurtuluş Cephesi'ni (MİKC)" temsil ettiğini ve BFP'nin de MİKC'de mevcut "ana liderlikten kopup ayrılan üst düzey ve etkili siyasetçileri" temsil ettiğini belirtti.

BARMM Büyük Koalisyonunun da bölgede "köklü siyasi ailelerin nüfuzunda" olduğunu kaydeden Marius, "Gelecekteki yeni Bangsamoro hükümetini bu üç aktör belirleyecek." ifadesini kullandı.

Seçimlerle bölge halkının ilk kez demokratik iradesini sandığa yansıttığına işaret eden Marius, "artık CAB marjında barış sürecinin siyasi aşamasının nihayete erdiğini" belirtti.

Hükümet kurulabilmesi için aranan 41 sandalye şartını "hiçbir partinin tek başına elde edemediğine" dikkati çeken Marius, koalisyon seçeneğine "zorunlu olarak yönelineceğini" söyledi.

Marius, "Ortak geçmiş göz önüne alındığında ideal olan UBJP ile BFP arasında koalisyon kurulması. UBJP'nin hükümette yer alması barış sürecinin sürekliliğini destekler." dedi.

Belirleyici rol "BGC"

Seçim öncesi son dönemde UBJP ile BFP arasında "ciddi güvensizlik yaşandığının fark edildiğini" dile getiren Marius, iki parti arasında bir uzlaşmanın "mümkün olup olmadığına dair haklı şüpheler bulunduğuna" da dikkati çekti.

Marius, "Yeni hükümetin kurulmasına ilişkin başlıca aktörler arasında müzakereler yapılması gerekecek. Bu senaryoda BGC, hükümetin kurulmasında belirleyici rol oynayan taraf olarak öne çıkabilir." ifadelerini kullandı.

"CAB olmasaydı" vurgusu

Barış sürecinde MİKC mensuplarının silahsızlandırılması, kampların dönüştürülmesi, bölgede özel silahlı grupların dağıtılması dahil normalleşme aşamasında "yapılacak daha çok iş bulunduğunu" kaydeden Marius, "Dolayısıyla barış süreci henüz tamamlanmaktan çok uzak." dedi.

Marius, BARMM'in geleceğinin "bölgedeki tüm siyasi aktörlerin ortak sorumluluğunda" olduğunu belirterek, "Barış anlaşması, Manila hükümeti dahil tüm paydaşlarca sadık kalınması gereken siyasi bir taahhüt. CAB olmasaydı, Bangsamoro bugün sahip olduğu bölgesel özerklik düzeyine ulaşamazdı. Bu husus unutulmamalı." ifadelerini kullandı.

Seçmenin mesajı "birlikte çalışmak"

Mindanao State Üniversitesinde Moro tarihi üzerine çalışmalar yürüten Profesör Tirmizy Abdullah da seçmenin, bölgedeki siyasi hareketlere yönetme yetkisi verdiğini ancak "hiçbir partiye sınırsız veya denetimsiz bir yetki tanımadığını" kaydetti.

Tirmizy, "Bangsamoro için BFP ve UBJP'nin birlikte çalışma ihtimali, sıradan seçim siyasetinin ötesinde bir anlam taşıyor. Tek başına çoğunluğun sağlanamamış olması başlı başına bir mesaj. Birbirinizle çalışmayı öğrenmelisiniz." dedi.

BFP ve UBJP liderlerinin, "CAB'a giden uzun mücadele ve müzakerenin bir parçası" olarak görüldüğüne dikkati çeken Tirmizy, sonuçların, siyasi anlaşmazlıkların bölünme yoluyla değil, diyalogla çözülebileceğini gösterme fırsatı sunduğunu savundu.

Donald Trump Jr.'ın Düğününe Rus Desteği: Masrafları Putin'e Yakın Oligark Karşıladı
Donald Trump Jr.'ın Düğününe Rus Desteği: Masrafları Putin'e Yakın Oligark Karşıladı
İçeriği Görüntüle

Tirmizy, "Aralarındaki siyasi farklılıklar mutlaka onarılamaz bir bölünme olarak görülmemeli. Aksine seçim, mücadelelerindeki yoldaşlık ilişkilerini demokratik siyasi aktörler olarak yeni bir ilişki biçimine dönüştürme fırsatı sunabilir." dedi.

Manila ile "yeni ilişkiler"

BARMM'deki yeni yönetimin, Filipinler merkezi yönetimiyle kurulacak ilişkilerde "bağımlılık veya siyasi boyun eğme üzerine değil, barış anlaşmasının sadakatle uygulanması temeline dayanması" politikasını izlemesi gerektiğini kaydeden Tirmizy, şunları söyledi:

“Eski savaşçılar artık, kendi kaderini tayin etme mücadelesinin silahlı çatışmalarla değil, demokratik kurumlar, siyasi diyalog, iyi yönetim ve barışçıl müzakereler yoluyla ileriye taşınabileceğini gösterme fırsatına sahipler. Bana göre bu, tarihi nitelikteki bu seçimin sonuçlarıyla verilebilecek en güçlü mesaj olacak.”

Sürecin kaderinde "aşiretler"

Brüksel merkezli Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Filipinler kıdemli analisti Georgi Engelbrecht de seçim sonucunda koalisyonun büyük olasılıkla kurulacağını belirtti.

Engelbrecht, "Sonuç olarak, bir koalisyonun oluşmasını beklememiz gerekiyor. Asıl soru, buna kimin liderlik edeceği. Ortada çeşitli senaryolar var." değerlendirmesinde bulundu.

BFP, UBJP ve BGC olmak üzere üç partinin "bir çatı altında birleşebileceği" ya da BFP ile BGC'nin ya da UBJP ile BGC'nin ittifak kurabileceği ihtimallerini sıralayan Engelbrecht, "Gelecek haftalarda pazarlıklar yapılacak. Sürecin kaderinde kilit aktörler, BGC bünyesindeki aşiretler olabilir. Bu süreçte Manila'nın da rol oynaması muhtemel." dedi.

Engelbrecht, "üç siyasi partinin hükümette paylaşımlı şekilde görev alabilecekleri süreli yönetim" şeklinde tanımlanabilecek sürpriz bir senaryonun da yaşanabileceğini kaydetti.

Mesele "demokratik zemin"

George Mason Üniversitesi Çatışma Analizi ve Çözümü araştırmacısı ve Mindanao bölgesinde yaklaşık 20 yıldır kalkınma uzmanı olarak çalışan Haironesah Marquez Domado da seçim sonuçları açısından en önemli konunun meşruiyet olduğunu vurguladı.

Domado, "Temel mesele bölgede güvenilir ve barışçıl ortamın sağlanması. Sonuçların kabullenilmemesi durumunda işin gerçek bir şiddet olayına dönüşebilme ihtimali var. Siyasi dönüşüm sürecinin parçası olarak şu an en önemli husus, (tarafların) bölgede süren çatışma ortamını demokratik zemine taşıyabilmeleri." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA