Son Dakika

Davasına ve iddiasına kellesini koyanlara selam olsun!

Hünkâr 4. Mehmed Han döneminde Osmanlı Ordusu, Viyana surlarına dayandığında, toprakları değil gönülleri fethe talip olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın hüzünlü akıbeti, dünden bugüne devlet olmanın ne demek olduğunun asırlık dersini not düşer tarihe.

Davasına ve iddiasına kellesini koyanlara selam olsun!

Küresel şer odaklarının coğrafyaları birbirine katıp ülkeleri hercümerç ettiği bir çağda ayakta durmanın ve tıpkı geçmişteki gibi adaleti temsil etmenin yegâne yolu, ecdadımız diyerek övündüğümüz Selçuklu ve Osmanlı’dan miras kalan devlet aklına sahip çıkmakla olur. Zira “Biz bu davaya kellemizi koyduk” lafının hal dilindeki bir karşılığı vardır mazimizde.

İŞTE DEVLET AKLININ VE AHLAKININ ASIRLIK VESİKASI

Osmanlı Ordusu, Viyana surlarına dayandığı vakit, Hünkâr 4. Mehmed Han Hazretleri, çağının en büyük komutanlarından Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın (Allah rahmet eylesin) şu teklifini kabul etti:

“Dört başı mamur bir kuşatma altına aldık, şimdi girersek savaşırız, yıkarız; Osmanlı akıllarda kâbus olarak, Viyana bir yara olarak kalır. Buralarda büyük sanat eserleri, tarihi eserler ve zenginlikler var ve tebaa kaçar gider.

2 ay daha beklersek bize şehri anahtar teslim verirler. Biz gönülleri de fethederiz, halkı kaçırmayız ve Hıristiyan tebaamız olur. Böylelikle Osmanlı dünyanın merkez imparatorluğu olur.”

Ancak bu strateji iki aylık sürede hiç beklenmedik yardımların Viyana’ya ulaşmasıyla çökünce Osmanlı gerisin geriye eli boş döndü. Ne oldu sonra? Gönüllere talip olan ve devleti için kellesinden geçen Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, idam sehpasına kendisi çıktı.

Hain ilan edildi mi? Hayır. Bizzat idam hükmü veren padişah tarafından türbesi yapıldı ve aradan geçen 335 yıl boyunca Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa hep kahraman olarak anıldı.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.