Son Dakika

İki kuleden asıldık Can çekişiyoruz!

Allahu a’lem bissavab; hased, kibir ve hırs yüzünden azıp ve isyan ederek sapıklığa düşmüş cinlerden olan iblisin dünyada iki kulesi var...
İki kuleden asıldık Can çekişiyoruz!

Birincisi insanın her şeyi kendinden bildiği, “Din benim, ben dinim” dediği Kibir Kulesi ve ye’se kapılıp umudunu yitirdiği Yeis Kulesi. Şeytan, bu iki haram hal üzerine kurduğu iki kuleden insanları sallandırıyor.

Âlimler, kendini toplum için öne atmış insanlar, herkesin korktuğu işler için cesaret göstermiş kahramanlar, insanlara hizmet eden liderler, komutanlar değil; sıradan insanlar da kendilerini dinin sahibi zannedebilir. İnsanlık tarihi, iblisin bu kulesinden sallandırdığı insanlarla dolu. En ufak bir itirazı yahut eleştiriyi kendine değil de dine yapılmış saymaları bu kuleden sallananların ezberidir. Bütün insanlara yardım edeceğini düşünmek, aynı anda bilmem kaç bin kişiyi kurtarabilecek kadar güçlü hissetmek de bu kulede hapsedilmişlerin hallerindedir.

Şeytanın bu noktaya taşıdığı nefisler, Allah muhafaza ilahlık zannıyla zehirlenebilirler. Tam burada izaha muhtaç boşluk bırakmamak için ilahlık zannını ifade etmeliyiz. İlahlık zannıyla zehirlenmiş nefisler, kendilerini ilah ilan etmezler, tapılmayı talep etmezler. Bu abartılı tarif aslında nefislerin kendilerini temize çekmek için verdikleri uzak misaldir. İlahlık zannı, nefsin kendine gelen itirazı dine yapılan itiraz, kendine yapılan fenalığı dine yapılan fenalık saymasıdır.

KİBİR KULESİ’NE NEFİSLER ESİR DÜŞTÜ

İlahlık zannıyla zehirlenen nefisler sonuç almak için bile bile kötülük yaparlar. Mesela bütün darbeciler, diktatörler bu zan üzerinedir, çoğunluğun iyiliği için azınlığa kötülük yapan; sözüm ona, zor kararlar verebilen kahramanlar olduklarını düşünürler. Gerçekte ise, Allah hiçbir kulunu, iyilik yapmak için kötülük yapmak zorunda bırakmaz. İnsan kendine diğer insanları kurtarabilecek bir güç vehmettiğinde Kibir Kulesi’nde esir düşmüş demektir. Allah muhafaza, bu hal sürdürülürse insan gayret mesuliyetini boşlar ve netice için güç toplamaya, daha sonra ise yine kibrinin ona zannettirdiği üzere güya başkalarının hayrına gücünü artırmaya ve korumaya meyleder.

YEİS KULESİ UMUDU OLANLARA DÜŞMAN

Bu Kibir Kulesi’nin tam yanında ise Yeis Kulesi var. Bu kulede umutsuzluk hâkimdir. Umutsuzluk hali, insanın önce aklının kapanmasına ardından kendi umutsuzluğunu kanıtlamak için fenalıklara katılmasına sebep olur. İşte tam olarak bu da şeytan ahlakıdır. İblis umutsuzdur, umutsuzluk halinde olduğu için insanlara karamsarlık telkin eder, karamsarlık telkin edenleri destekler. Teröristlerin hepsi, kendi umutsuz halleri içinden başkalarını da aynı hale sokmak için eylem yaparlar ve buna da “Krizi derinleştirmek” derler. Umutsuz insanlar şiddete meyilli olmanın ötesinde şiddeti tevil edip kutsarlar ve buna da “Devrimci şiddet” derler.

Umutsuz insanlar en çok umudu olanlardan nefret edip onlara saldırılar. “Aptalsınız, görmüyorsunuz” diye başlayan öfke nöbetleri bu yüzdendir. Ye’se kapılan insanın yaşama şevki söner. Bu hal sadece kendisi için değil, kendisiyle beraber ailesi ve çevresi için de karanlık bir kuyuya dönüşür. Şeytan, insanları bu kuyuya atmak için hiçbir uykuya, dinlenmeye, yemeğe suya ihtiyaç duymadan yıllarca nöbette bekleyebilir.

KİBİR VE YEİS SAVURUYOR İNSANLARI

Kibir ve Yeis kuleleri arasında savruluyoruz. Bu savrulma haliyle hem dünyamızı hem de ahiretimizi tehlikeye atıyoruz. Bu savrulma halinden kurtulmak için kınayıcıların kınamasından korkmayan cesur örnek insanlara ihtiyacımız var. Gözümüzün önünde yaşayan örneklere ihtiyacımız var. Hiçbir şeyin yaşayanlar kadar dönüştürücü gücü olmadığı gibi, hiçbir şeyin de yaşamadan akıl verenler kadar köreltici gücü yoktur.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.