Reklamı Kapat

Darbelerin anası: 27 Mayıs 1960 darbesi

27 Mayıs 1960 darbesi dışındaki darbeler sonuçları bakımından bir şekilde yargılandı. 27 Mayıs 1960 darbesi’nin yargı konusu olmayışı darbeye maruz kalan birincil şahısların çocukları tarafından hep eleştirilmiştir. Türkiye darbelerle yüzleşmesini tamamlamak istiyorsa, darbe mağdurlarını üzen bu husus ortadan kaldırılmalı ve darbelere kapı açan 27 Mayıs 1960 Darbesi yargılanmalıdır.

Haber albümü için resme tıklayın

Betül Soysal Bozdoğan/Mülakat

Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin en büyük düşmanı olan darbelere açılan kapı 27 Mayıs 1960 darbesi ile aralanmıştır. 27 Mayıs’ın bu açıdan kritik öneme haiz bir anlamı var. Bir de 27 Mayıs 1960 darbesi’nin duygusal boyutu var ki; Türk halkının yüreğinde saklı kalmış bu acı nesilden nesle aktarılmış toplumsal hafızaya eklenmiştir. Millet darbe sonrası idam edilen Başbakanını ve iki bakanını asla unutmadı ve onları asan zihniyete her zaman kahretti.

27 Mayıs 1960 Darbesi’nde yaşanan 3 idam, işkence ve öldürmeler toplumun kolektif bilincine kazınmış adeta bir toplumsal travma oluşturmuştur. Dünden bugüne geldiğimizde toplumumuzda darbe karşıtlığı açısından gelişen bilinç düzeyi darbe ve darbe girişimleriyle yüzleşmemizi sağladı. 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz sonuçları bakımından soru işaretleri olsa da bir şekilde yargılandı. 27 Mayıs darbesinin ise yargı konusu olmayışı darbeye maruz kalan birincil şahısların çocukları tarafından eleştirilmektedir. Bu konu darbe mağdurlarını üzen bir husustur.

Türkiye darbelerle yüzleşmesini tamamlamak istiyorsa darbelere kapı açan 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin de yargılanması gerekmektedir. Türkiye’de darbeleri incelediğimizde ortak bazı hususlar var; darbe öncesi kaos zemininin oluşturulduğu, toplumsal psikolojinin darbeye hazırlandığı, toplumda kutuplaşmanın yaygınlaştığı, darbe sonrası ülkenin ekonomik kayıp yaşadığı, darbelerin dış güçlerin desteği ile gerçekleştiği, bireylerde haksızlığa uğrama hissinin oluştuğu, darbeye maruz kalan toplumsal kesimin çocuklarında eğitimin akamete uğradığı ve darbe mağduru kesimlerin psikolojik-ruhsal sorunlar yaşadığı görülmektedir. Darbelerin siyasi, hukuki, ekonomik, uluslararası ilişkiler bakımından pek çok yönünün olmasının yanında bireylerde oluşturduğu derin ruhsal yaralar nedeniyle psikolojik yönü de çok kritik öneme haizdir.

DARBELER HASTALIKLI BİR ZİHNİYETİN ÜRÜNÜ

Darbelerin bireylerin duygu dünyalarında oluşturduğu tahribi anlamak, darbenin süreçlerini bizzat yaşayanlardan dinlemek için Emre Oktay’ı dinledik. Emre Oktay’ın aktarımlarında olan Yassıada hatıraları, işkenceler ve canavarca hislerle yapılmış muameleler kan dondurucu idi. Emre Oktay 27 Mayıs 1960 Darbesi sürecinde 13 yaşındaydı. Dönemin İstanbul eski Emniyet Müdürü Faruk Oktay’ın oğlu olan Emre Oktay darbe günü cuntacılar tarafından babasının evden alınışına şahit olmuştur. Faruk Oktay, Yassıada’da işkencelere maruz kalmış ve diğer 9 mahkûm gibi hayatını hücrede kaybetmiştir. Emre Oktay darbe sorgulamalarında kaybettiği babasının acısını hâlâ yaşıyor.

Türkiye’deki darbe zihniyeti adına ne söylersiniz?

Emre Oktay: Bu aslında bir hastalık, Osmanlı’dan geleneği olan… 37 padişahın yarısından çoğu darbeyle gitmiş. Mesela, Abdülaziz, çok benzer 27 Mayıs 1960 darbesine. Kabataş Erkek Lisesi’nin orda bileklerini kesiyorlar, öldürüyorlar, intihar etti diyorlar. Hâlbuki iki bileği birden kesilmiş. Bileğini kendi kesen ikinci bileği kesmeye takat getiremez. Zaten Yassıada’da çok ölü oldu, hepsine intihar dediler, kalp krizi dediler. Ortada kanlı bir cunta görüyoruz. Kansız dediler ama o kadar ölü var ki…

Darbe öncesi bastırılan darbe girişimleri olmuş mu?

1950’de Adnan Menderes daha yeni kurmuşken hükümeti bir albayın ihbarı oluyor. Bunun üzerine Celal Bayar ile Adnan Menderes, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde büyük bir tasfiye hareketini gerçekleştirdi. Sonrasında bu yapı 1955’te yeniden organize olmaya başlamış. Kilit mevkilere adamlarını koymuşlar. Muhafız alayının başında Osman Köksal var mesela… Osman Köksal ve Milli Birlikçiler anılarını yazdılar; 55’te hazırlıklara başladık diyorlar. Planlı ve sistematik hazırlıklar yapmışlar. 1955 öyle bir dönem ki; 54’te seçim olmuş ve Demokrat Parti %58 oy almış, tarımda patlama olmuş, ihracat yapmaya başlamışız… Ne darbesi? 1957’de dokuz subay olayı var. Bunu da yine hükümet bastırdı.

27 Mayıs darbesi nedenleri nedir?

3 seçim (1950, 1954, 1957) kazanmış Demokrat Parti iktidarda bulunuyordu. Yeni genel seçimlere de bir sene vardı. Temmuz 1961’de olması gerekiyordu. Ordu içinde genç subaylardan müteşekkil bir cunta peyda oluyor. Cunta Türk Dil Kurumuna göre çete demektir. Darbe darp demektir, iktidarı gasp ediyor yani… Darbe öncesi Başbakan Adnan Menderes Eskişehir’de erken seçimi telaffuz ediyor, “Yolumuz seçim yoludur, iktidarlar sokak olayları ile değişmez, seçimle değişir, seçim yapacağız” diyor ancak ne yazık ki darbe gerçekleşiyor. 27 Mayıs sabahı Demokrat Parti Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı, Başvekil Adnan Menderes’i, Bakanları, Mebusları, o dönemde görev yapan bürokratları hepsini topluyorlar. Ankara’da Davutpaşa Kışlası’na, İstanbul’da Harbiye’ye götürüp hepsini oraya koyuyorlar. Sonra TBMM’nin kapısına kilit vuruyorlar. “Biz Milli Birlik Komitesi’ni kurduk. Yasama, yürütme, yargı yetkisini biz alıyoruz.” diyorlar. 27 Mayıs’ta bu askerler devleti gasp ediyorlar.

“HALK PARTİSİ ORDUYLA BİRLEŞİP DARBE YAPACAK”

Darbenin zemini nasıl hazırlandı? Menderes’in sözde asılma nedeni nedir?

1960’ın başından itibaren ülkede huzursuzluklar başlıyor, sosyal olaylar patlak veriyor. Uşak, Kayseri, Yeşilhisar… İnönü nereye gitse DP’lilerle Halk partililer birbirine giriyor. Bunun üzerine hükümet bir tahkikat komisyonu kuralım diyor. Ülkeyi kim karıştırıyorsa açığa çıksın deniyor. Dedikodularda “Halk partisi orduyla birleşip darbe yapacak” yönündeydi. Tahkikat Komisyonu kuruluyor, oylanıyor, kanunlaşıyor ve sonrasında Anayasayı ihlal olarak görülüyor ve Menderes’in idamında sebep olarak gösterdiler. “146/1 Anayasayı ihlal, Tahkikat komisyonu kurarak” dediler. Komisyon o zaman yürürlükte olan anayasanın 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 22. maddesine göre yasaldır. 22. madde der ki; hükümetler gerek gördükleri takdirde tahkikat komisyonu kurabilirler. Tahkikat komisyonu kurulunca Halk Partisi’nde planları açığa çıkacak diye bir telaş başladı. Bunun neticesinde 28-29 Nisan öğrenci olaylarını başlattılar. O süreçte dedikodular yayılıyor, yüzlerce kişi öldü. Öğrenciler kıyma makinelerinden geçirildi, kıyma yapıldı diye. Darbenin bahanesi oluşturuldu. İktidar yolsuz, hırsız bir de katil oldular(!) Babama da işkence bu sözde nedenlerden dolayı yapıldı. Emniyet müdürü olarak öğrencileri öldürdüğü söylenerek iddialar ortaya attılar. Oysa iki kişi ölmüş, Turan Emeksiz, kaza kurşunuyla, kurşun sekmiş çünkü eğriydi kurşun. Diğer kişi Nedim Özpolat, tankın üzerine çıkmış oradan düşmesi sonucu hayatını kaybediyor. Halk partisi gençlik kolları başkanı Orhan Birgit, Sanem Altan ile yapmış olduğu söyleşide itiraf etti sonra, “olayları biz organize ettik” dedi. Sloganları: Olur mu böyle olur mu? Dünya size kalır mı? Kahrolası diktatörler, dünya size kalır mı? şeklindeydi. Süreçte manşetler ise şöyleydi; Rektör Sıddık Sami Onar: Yüzlerce öğrenci ölü var. Ölüler kıyma makinelerinden geçirildi. Milli Birlik Komitesinin darbe sonrası radyolarda yayınladığı bildiri: “Kahraman öğrencilerimizin yaptıkları fedakarane gösterilerde… Hürriyet şehitlerimizin tespiti işini silahlı kuvvetlerimiz ehemmiyetle devam edecektir.” Bu yalan açıklamalar sonrası halk ne düşündü kim bilir? O süreçte babam ve yetkililer Yassıada’da bulunuyordu. İsmet İnönü’nün darbeden bir ay önce Nisan ayında meclisteki konuşması şöyle: “Eğer baskı rejimi kurulursa ihtilal behemehâl olur. Böyle bir ihtilal dışımızda, bizimle münasebeti olmayanlar tarafından yapılacaktır. Bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam. Şartlar tamam olduğu vakit milletler için ihtilal meşru bir haktır.” İnönü’nün söylemi darbeci subaylar tarafından yeşil ışık olarak değerlendirildi. Menderes sanayileşme çabaların içinde 12 Temmuz 1960’da Rusya ile görüşmek için bir takvim belirliyor. Daha önce dış işleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu gitmişti görüşmeye. Ekonomik işbirliği için adımlar atılacaktı. Çok çarpıcıdır; darbe sonrası Türkeş’in ilk konuşmasında “NATO’ya bağlıyız” ifadesi yer almaktaydı.

27 MAYIS 1960 DARBESİ SONUÇLARI: YASSIADA CEHENNEMİ

Darbe sonrası yaşananlara dair neler anlatacaksınız?

Sivil, seçilmiş ve bürokratların Yassıada’ya götürülmesi esnasında şiddet uygulanıyor. Yassıada’da işkencelerin boyutu çok yüksek. Babama ve emniyet yetkililerine baskı uyguluyorlar. Adada Bizanslılardan kalma zindanlar var. Korkunç yerler var. Hücreler var. Rahmetli babacığımı dövüp dövüp hücreye atıyorlarmış. Hücrede de uzun bir süre kalmış ve sonra ölmüş (52 yaşında). Eski Bakanlardan Nusret Kirişçioğlu anılarında yazdı bu durumu. Samet Ağaoğlu ve Yassıada’ya girip çıkan Demokrat Partililer anılarında Yassıada cehennemi diye yaşananları anlattı. Babamın bedenini gördük, yara bere içindeydi. Bu cinayet cezasız kaldı. Bunların gereği yapılmalı. Darbeciler gıyabında yargılanmalılar. Yassıada mahkemeleri iptal edilmeli. İade-i itibar doğru değil, itibarlarını kaybetmediler ki… Mahkemeden 15 idam çıkıyor, 3’ü hariç diğerleri müebbete çevriliyor. İdamın nedeniyse Menderes çok seviliyor, yeniden başa geçerse bizi cezalandırır diye endişeleniyorlar.

ÜSTAKIL YİNE DARBENİN ARKASINDAYDI

27 Mayıs 1960 darbesinin arkasında kimler vardı? 27 mayıs darbesini kim yaptı?

1-(Akademi) Zamanın hukukçuları var, İstanbul Üniversitesi profesörleri. Rektör Sıddık Sami Onar, Hıfsı Veldet Velidedeoğlu, Naci Şensoy, Muammer Aksoy gibi akademisyenler darbeyi sürekli teşvik ettiler. 2-Darbeci medya var, DP’ye karşı Halk Partisi’nin yanında yalan haberler yazıyorlardı. Mesela; ‘Menderes Kars-Ardahan’ı Ruslara sattı’, ‘DP’liler Amerikan yardımlarını aralarında bölüşüyorlar’, ‘Taşlı tarlada 7 bin çapulcuya asker elbisesi giydirilecek ve bunlar halka ateş edecek, ordu ile halkın arası bozulacak’… Buna benzer yalan haberler yayınlandı. 3-Darbe teşvikçisi zamanın CHP’si ve İsmet İnönü. 4-Yabancı güçler, Türkiye tarım ülkesi olarak kalsın ve mandamız olsun diyerek darbede rol aldılar. 27 Mayıs gecesi 03.30 ‘ta darbe gerçekleşiyor. 27 Mayıs gecesi ABD’nin Ankara büyükelçisi Fletcher Warren, 04.00-23.00 arası Washington’a 32 mesaj gönderdi. Bugüne kadar da bu mesajlardan sadece ikisi açıklandı. ABD 30 Mayıs’ta kurulan geçici hükümeti tanıdığını açıklıyor. Darbe sonrası ABD’den yardımlar aktı. Dörtlü çete işte budur.

“ARTIK DARBE OLMAZ DİYEMEM”

Türkiye’de artık bir daha olmaz diyebilir misiniz?

Bugüne geldiğimde “artık darbeler olmaz” diyemem. Ordu çok büyük bir kuruluş. 750 bin kişi var. Bunların içinde cuntalar falan oluşuyor. Eğitimlerinde düzenlemeler yapıldı 15 Temmuz sonrası, iyi de oldu. Özerkti, kendi hallerindeydiler, çok daha iyiye gittiğimizi düşünüyorum.

MEDYA TARAFLI HALK BİLİNÇSİZDİ

27 Mayıs sürecinde halk darbeyi nasıl karşıladı? O dönemde köylü toplumun %80’nini oluşturuyor. Köylü, işçi, memur DP’den yana tavır alıyor fakat medya yetersiz olduğundan haberler Anadolu’ya çok geç gidiyor. O dönemde de medya bu derece yaygın olsaydı halk 15 Temmuz’da olduğu gibi tepkisini ortaya koyardı. Darbe sonrası darbeyi yapanlar, destekleyenler, darbecilerin yakınları “devrim yaptık” dediler ve gururla toplum içinde dolaştılar. Bize ise ne hakaretler yaptılar… Halk partililer beni dövdüler, “baban hapiste” diyerek. Tarih dersinde bana “DP’nin hataları neydi?” diye sorardı öğretmen. Lisede bir dönem okulu bıraktım, kötü davranıyorlardı. Liseyi dışarıdan bitirdim.

27 May 2018 - 03:00 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce 2020-2021 sezonunda Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?