<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haberler - Diriliş Postası</title>
    <link>https://www.dirilispostasi.com</link>
    <description>Diriliş Postası ekibinin hazırladığı, Türkiye ve dünyadan son dakika haberler ve güncel haber başlıkları için Hemen Ziyaret Edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dirilispostasi.com/rss/bilim-ve-teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 11 May 2026 19:16:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/rss/bilim-ve-teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Bak: 100 bin yapay zeka girişimcisi yetiştirmeyi hedefliyoruz]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/bakan-bak-100-bin-yapay-zeka-girisimcisi-yetistirmeyi-hedefliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/bakan-bak-100-bin-yapay-zeka-girisimcisi-yetistirmeyi-hedefliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 2030 yılına kadar 100 bin yapay zeka girişimcisi yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "GENÇ2030" projesini tanıttı.<br />
<br />
Bak, Gençlik ve Spor Bakanlığı Konferans Salonu'ndaki konuşmasında, Türkiye'nin dört bir yanından gençleri bakanlıkta ağırlamaktan mutluluk duyduklarını dile getirdi.<br />
<br />
İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi mezunu olduğunu hatırlatan Bakan Bak, "Sonrasında endüstri mühendisliği üzerine İngiltere'de master, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde doktora yaptım. Yapay zekayla 1991 yılında Nottingham Üniversitesi'nde tanıştım. Seçmeli derslerimizden biriydi." dedi.<br />
<br />
Bak, Türk mühendislerinin TUSAŞ ve ASELSAN'da başta olmak üzere önemli projelere imza attığına işaret ederek, Türkiye'nin insansız hava araçları teknolojisinde lider konumda bulunduğunu ifade etti.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde "milli teknoloji hamlesi"nin inanılmaz bir şekilde büyüdüğünü vurgulayan Bak, "Bunu TEKNOFEST kuşağıyla beraber görüyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak 570 gençlik merkezimiz var. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile beraber gerçekleştirdiğimiz DENEYAP atölyelerinden 10 bin genç sertifika aldı. Gençler, sertifika alıp bu ülkenin gelişmesine, teknolojisine hizmet etmek için 'Ben varım, ülkemi seviyorum, ülkem için çalışacağım, ülkem için üreteceğim' dedi. Şimdi yeni bir hamleyi gerçekleştiriyoruz. GENÇ2030 projesiyle geleceğin nesli çalışmalarını başlattık. 2030'da gençlerimiz neler yapacak? Teknolojik olarak neler yapacağız? Yapay zeka çağında Gençlik ve Spor Bakanlığı neler yapacak? Bunlar için arkadaşlarımızla çalıştık." diye konuştu.<br />
<br />
Türkiye'nin genç bir nüfusa sahip olduğuna dikkati çeken Bak, şöyle devam etti:<br />
<br />
"Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla inanılmaz bir milli teknoloji hamlesi heyecanı, coşkusu yaratıldı. Herkes bu ülkede üretmek, bu ülkenin sanayisine destek olmak, yüksek teknoloji öğrenmek, teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik istiyor. İşte size gelecek 10 yıllarda üstünlük sağlayacak nokta burası. Belki pek çok işte sizin adınıza karar verici yapay zeka sistemleri olacak ama onu üreten kişiler olmak önemli. O yüzden 2030 bu noktada çok önemli. GENÇ2030 projesi kapsamında 93 atölye kuruldu. Bu atölyelerde 527 gönüllü eğitmen aktif yer alacak. Milli teknoloji hamlesiyle beraber yüksek teknoloji yatırımları yapan bir Türkiye... O yüzden insan kaynağına ihtiyacımız var. Biz de 2030'a kadar 100 bin yapay zeka girişimcisini yetiştirmeyi hedefliyoruz. Büyük bir vizyon. Sayın Cumhurbaşkanımız dijitalleşme konusunda, Türkiye'nin milli teknolojiye dönmesi noktasında çok büyük yatırımlar yapıyor, büyük vizyon ortaya koyuyor, önümüzü açıyor."<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Eles</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/bakan-bak-100-bin-yapay-zeka-girisimcisi-yetistirmeyi-hedefliyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/02/bakan-bak-aa-2439863-1.jpg" type="image/jpeg" length="62846"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye dünya tarihinde hibrit motoru uzayda ateşleyen ilk ülke]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/turkiye-dunya-tarihinde-hibrit-motoru-uzayda-atesleyen-ilk-ulke</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/turkiye-dunya-tarihinde-hibrit-motoru-uzayda-atesleyen-ilk-ulke" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fergani Uzay tarafından tamamen milli imkânlarla geliştirilen Türkiye’nin ilk yörünge transfer aracı FGN-TUG-S01, uzaydaki en kritik manevrasını başarıyla tamamladı. Milli YTA, hibrit motorunu uzayda ateşleyerek yörünge değişikliği gerçekleştirdi ve dünyada bir ilke imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar tarafından kurulan Fergani Uzay Teknolojileri, tamamen öz kaynaklarla ve milli imkânlarla geliştirdiği ilk Yörünge Transfer Aracı (YTA) olan FGN-TUG-S01 ile uzay havacılık tarihine geçti.<br />
<br />
28 Kasım 2025’te ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü’nden SpaceX Falcon 9 Transporter-15 göreviyle uzaya fırlatılan Milli YTA, yörüngedeki hazırlık süreçlerinin ardından tarihi ateşleme operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi.<br />
<br />
<strong>Hibrit motor operasyonu başarılı</strong><br />
FGN-TUG-S01, 6 Aralık 2025 sabahı Türkiye saati ile (TSİ) 07:46’da ana hibrit itki sistemini devreye aldı. 35 saniye süren ateşleme operasyonu kusursuz bir şekilde icra edildi.<br />
<br />
Milli YTA, gerçekleştirdiği bu manevra ile 530 km irtifadaki dairesel yörüngesinden ayrılarak, 720 km zirve irtifasına sahip bir eliptik yörüngeye geçişi sağladı. Bu operasyon Türkiye’nin uzayda kendi geliştirdiği hibrit motor teknolojisiyle gerçekleştirdiği ilk uzay ateşleme operasyonu olmasının yanı sıra dünya genelinde hibrit roket motorunun ilk yörüngesel ateşlemesi olarak tarihe geçti.<br />
<br />
Türkiye dünya tarihinde hibrit motoru uzayda ateşleyen ilk ülke<br />
<br />
Katı ve sıvı yakıtlı motorlara kıyasla daha emniyetli, basit ve maliyet etkin bir yapıya sahip olan hibrit roketlerin, geleceğin uzay operasyonlarında kritik bir rol üstlenmesi öngörülüyor.<br />
<br />
<strong>İlk uydu teslimatı gerçekleşti</strong><br />
Yörünge transfer manevrasının başarıyla tamamlanmasının ardından görevin ikinci kritik aşaması olan küp uydu bırakma operasyonuna geçildi.<br />
<br />
TSİ 11:35’te başlatılan süreç sonunda, saat 11:45’te Fergani küp uydusu FRG-10D1, Yörünge Transfer Aracı’ndan başarıyla ayrılarak hedef yörüngesindeki yerini aldı.<br />
<br />
<strong>Yörüngeler arası lojistikte milli imza</strong><br />
Bu başarı Fergani Uzay’ın gelecekteki farklı irtifalarda görev yapacak takım uydu misyonları için kritik bir kilometre taşı niteliği taşıyor.<br />
<br />
Türkiye dünya tarihinde hibrit motoru uzayda ateşleyen ilk ülke<br />
<br />
FGN-TUG-S01, uçuş bilgisayarı, aviyonik sistemleri, güç dağıtım birimleri ve termal kontrol altyapısı dâhil olmak üzere tamamen Fergani Uzay mühendisleri tarafından yerli tasarım ve üretim olarak geliştirildi. Türkiye yörüngede hibrit motor denemesi gerçekleştiren ilk ülke olma başarısını göstererek uzay teknolojilerinde yeni bir dönemin kapılarını araladı.<br />
<br />
<strong>Hedef: Uluğ Bey küresel konumlama sistemi</strong><br />
Başarıyla tamamlanan bu görev Fergani Uzay’ın inşa etmeyi hedeflediği ‘Uluğ Bey Küresel Konumlama Sistemi’ için de kritik bir altyapı oluşturuyor. Fergani Uzay, bu teknoloji sayesinde gelecekteki uydu takımlarını farklı yörüngelere kendi araçlarıyla yerleştirebilecek.<br />
<br />
Önümüzdeki 5 yıl içinde 100’den fazla uyduyu uzaya göndermeyi hedefleyen Fergani Uzay, Türkiye ile birlikte dost ve kardeş ülkelere bağımsız konumlandırma ve uzay lojistiği kabiliyeti kazandırmayı hedefliyor. Ayrıca geliştirme çalışmaları devam eden fırlatma sistemleriyle yakın gelecekte dünyadan uzaya bağımsız erişim kabiliyeti kazanılması amaçlanıyor.<br />
<br />
<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Eles</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/turkiye-dunya-tarihinde-hibrit-motoru-uzayda-atesleyen-ilk-ulke</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 19:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/12/yorunge-transfer-araci-fgn-tug-s01-aa-2421146-1.jpg" type="image/jpeg" length="15739"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NASA, ilk kez Bennu asteroitinde glikoz izleri buldu]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/nasa-ilk-kez-bennu-asteroitinde-glikoz-izleri-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/nasa-ilk-kez-bennu-asteroitinde-glikoz-izleri-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA, Bennu asteroitinden alınan ilk uzay örneklerinde, canlıların enerji kaynağı olan glikoz ile genetik şifre (RNA) için gerekli olan riboz şekerlerini keşfetti. Bu bulgu, hayatın yapı taşlarının uzayda yaygın olduğunu kanıtlayarak, diğer gezegenlerde yaşam arayışı umutlarını en üst seviyeye çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, Bennu asteroitinden getirilen ve Dünya havasına hiç değmemiş, tertemiz taş tozlarını inceledi. Sonuç inanılmaz oldu. İçinde hayatın başlaması için gereken temel kimyasallardan olan şekerleri buldular.<br />
<br />
Genetik bilgiyi taşıyan ve ilk yaşamın temelini oluşturduğu düşünülen RNA molekülünün yapısında bulunan riboz ile birlikte, modern hayatın ana yakıtı olan glikoz da ilk kez bir asteroitte tespit edildi. NASA uzmanları, bu tür yaşam için gerekli ham maddelerin erken güneş sisteminin her yerinde bulunduğunu düşünüyor. Bu da Mars veya Jüpiter'in buzlu uydularında bile yaşamın ilk tohumlarının olabileceği anlamına geliyor.<br />
<br />
Asteroit, sadece şekerlerle değil, başka gizemli bulgularla da geldi. Bilim insanları daha önce hiçbir uzay taşında görülmemiş, "uzay sakızı" adını verdikleri tuhaf, polimer benzeri bir madde keşfettiler. Bu maddenin, Dünya'daki yaşama zemin hazırlayan çok eski bir kimyasal olabileceği düşünülüyor. Ayrıca Bennu'nun, diğer uzay taşlarından altı kat daha fazla ölen yıldızların tozunu içerdiği anlaşıldı.<br />
<br />
Bu minicik asteroit örnekleri, bilim insanlarının deyişiyle, "başlangıcın başlangıcına" bakmamızı sağlıyor ve evrenin en büyük sırrını çözme yolunda bize rehberlik ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Eles</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/nasa-ilk-kez-bennu-asteroitinde-glikoz-izleri-buldu</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 22:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/12/bennu-nasa-2421824-1.jpg" type="image/jpeg" length="33709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Haberleri izinsiz kullanan yapay zekaya tazminat davası]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/haberleri-izinsiz-kullanan-yapay-zekaya-tazminat-davasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/haberleri-izinsiz-kullanan-yapay-zekaya-tazminat-davasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokyo merkezli ajan Kyodo News, içeriklerini izinsiz şekilde aldığı gerekçesiyle Amerikan yapay zeka şirketi Perplexity AI'a tazminat talebinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Japon haber ajansı Kyodo News, "telif hakkı ihlali" iddiasıyla ABD merkezli yapay zeka girişimi Perplexity AI'a tazminat talebinde bulundu.</p>

<p>Tokyo merkezli ajans, Perplexity AI'a gönderdiği mektupta, çeşitli gazete ve ajanslar tarafından hazırlanan haberlerin yer aldığı "47 News" internet sitesindeki içeriklerinin izinsiz şekilde alındığını ve yapay zeka destekli arama motorunda kullanıcı yanıtları oluşturmak için kullanıldığını öne sürdü.</p>

<p>Perplexity AI'ın Ağustos 2024'ten bu yana söz konusu haber sitesine yüz binlerce kez eriştiğini gösteren kayıtlar tespit ettiklerini belirten ajans, bu durumun "açık bir telif hakkı ihlali" olduğunu savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ajans, Perplexity AI'ın, Kyodo News'ü kaynak gösterirken "hatalı bilgiler içeren içerikler ürettiğini" ve böylece kurumun "güvenilirliğine ve marka değerine zarar verdiğini" belirtti. Perplexity AI'ın bu ihlallere derhal son vermesini, izinsiz kullanımların neden olduğu zararı karşılamak üzere tazminat ödemesini ve içeriklerin hangi yöntemle toplandığına ilişkin açıklama yapmasını talep eden ajans, taleplerinin karşılanmaması halinde hukuki süreç başlatacaklarını duyurdu.</p>

<p><strong>30 milyon dolarlık dava</strong><br />
Kyodo News'ün yanı sıra ajansın haberlerine aboneliği bulunan "Mainichi" ve "Sankei Shimbun" gazeteleri de ABD merkezli yapay zeka girişimine benzer protesto mektupları iletti.</p>

<p>Japonya merkezli "Nikkei" ve "Asahi Shimbun" gazeteleri, ağustosta, telif hakkı ihlali iddiasıyla Perplexity AI'a toplamda yaklaşık 30 milyon dolarlık tazminat davası açtıklarını bildirmişti.</p>

<p>ABD'nin önde gelen gazetelerinden The New York Times da 27 Aralık 2023'te yapay zeka teknolojilerinin eğitilmesi amacıyla çalışmalarının izinsiz kullanıldığı ve telif hakkının ihlal edildiği iddiasıyla OpenAI ve Microsoft'a dava açmıştı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/haberleri-izinsiz-kullanan-yapay-zekaya-tazminat-davasi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/12/derbi32.jpg" type="image/jpeg" length="97997"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bennu asteroidinde yaşamın yapı taşlarından triptofan kanıtı bulundu]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/bennu-asteroidinde-yasamin-yapi-taslarindan-triptofan-kaniti-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/bennu-asteroidinde-yasamin-yapi-taslarindan-triptofan-kaniti-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, Dünya’ya yaklaşık her altı yılda bir yaklaşan Bennu adlı asteroitten alınan örneklerde, yaşam için temel amino asitlerden biri olan triptofanın varlığına dair güçlü kanıt tespit etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Keşif, NASA’nın 2020’de Bennu yüzeyine iniş yaparak 121,6 gram kaya ve toz örneği topladığı OSIRIS-REx görevinin geri getirdiği materyaller üzerinde yapılan analizlerden elde edildi. Örneklerin küçük bir bölümü dünya genelindeki araştırmacılara dağıtılmış durumda.</p>

<p>Bennu’nun bileşiminin Güneş sisteminin erken dönemine ait kimyasal özellikler taşıması, yaşamın başlangıcına ilişkin önemli ipuçları sunuyor.</p>

<p>Daha önce yapılan incelemelerde, Dünya’daki canlılarda bulunan 20 amino asidin 14’ü, ayrıca DNA ve RNA’nın yapı taşları olan beş nükleobaz tespit edilmişti.</p>

<p>Yeni analizle birlikte, triptofanı da içeren protein yapıcı amino asitlerin sayısı 20 üzerinden 15’e yükseldi. NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden astro-kimyager José Aponte, “Triptofanın bulunması büyük bir gelişme, çünkü şimdiye kadar hiçbir meteorda veya uzay örneğinde görülmemişti” dedi.</p>

<p>Aponte, bu keşfin yaşamın yalnızca Dünya’da oluşmadığı, Güneş sisteminin erken döneminde uzayda doğal olarak üretildiği görüşünü güçlendirdiğini söyledi.</p>

<p>NASA araştırmacıları, örneğin temiz koşullarda alınmış olması nedeniyle bulgunun dünya kaynaklı bir kirlenme olma ihtimalinin düşük olduğunu belirtiyor. Yeni analiz, yalnızca 50 miligramlık örnek üzerinde yapıldı; sonuçların kesinleşmesi için daha fazla test gerekiyor.</p>

<p>Asteroitler yaşamın malzemelerini Dünya’ya taşımış olabilir<br />
Uzmanlara göre Bennu ve benzeri gök cisimleri, yaşamın temel moleküllerini erken Dünya’ya ulaştırmış olabilir. Bennu üzerinde amonyak ve çeşitli minerallerin de bulunması, organik kimyanın uzayda da doğal olarak gelişebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden Kate Freeman, “Asteroitler erken Dünya’nın market kamyonları gibiydi; yaşam öncesi ortamımıza molekülleri onlar taşıdı” değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Bennu’nun olası çarpışma riski<br />
Bennu, yaklaşık yarım kilometre genişliğinde bir gök cismi ve veriler, 2182 yılında Dünya’ya çarpma olasılığının yüzde 0,037 olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, böyle bir çarpmanın küresel iklim üzerinde “etki kışı” yaratabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Uzmanlar, OSIRIS-REx gibi örnek getirme görevlerinin önemine dikkat çekerek, Dünya atmosferine giren meteoritlerin kimyasal yapılarının değiştiğini, bu nedenle uzaydan doğrudan getirilen örneklerin benzersiz bir zaman kapsülü olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Yeni bulgu, yaşamın kökenine dair en güçlü ipuçlarından biri kabul ediliyor. Bilim insanlarına göre sonuçlar, erken Güneş sisteminde gelişen kimyasal süreçlerle bugün bildiğimiz yaşam arasında doğrudan bir bağ olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/bennu-asteroidinde-yasamin-yapi-taslarindan-triptofan-kaniti-bulundu</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/der23-1.jpg" type="image/jpeg" length="88643"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[13 bin yıllık taşta var olmaması gereken bir renk tespit edildi]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/13-bin-yillik-tasta-var-olmamasi-gereken-bir-renk-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/13-bin-yillik-tasta-var-olmamasi-gereken-bir-renk-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’daki Mühlheim-Dietesheim bölgesinde yapılan arkeolojik kazılarda, yaklaşık 13.000 yıllık bir taş eserde bulunan beklenmedik mavi pigment izleri, tarih öncesi sanat anlayışına ilişkin yerleşik bilgileri sarsıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Danimarka’daki Aarhus Üniversitesi araştırmacıları, taş üzerinde tespit edilen mavi kalıntının mineralli pigment azurit olduğunu belirledi. Bu keşif, Avrupa’daki bilinen en eski mavi renk kullanımı olarak kayda geçti.</p>

<p>Kızıl ve siyahın hüküm sürdüğü döneme meydan okuyor<br />
Bilim dünyasında uzun süredir, Paleolitik dönemin sanatçılarının neredeyse yalnızca kırmızı ve siyah pigment kullandığı kabul ediliyordu. Mavi renkli eser bulunmaması, pigmentlerin ya nadir ya da ilgi görmeyen materyaller olduğu şeklinde yorumlanıyordu.</p>

<p>Çalışmanın baş yazarı Dr. Izzy Wisher, sonuçların beklentileri tamamen değiştirdiğini belirterek,<br />
“Bu bulgu, Paleolitik pigment kullanımına dair bildiğimizi sandığımız her şeyi sorgulamaya zorluyor”<br />
ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mavi, eserlerde değil insanlarda mı kullanıldı?<br />
Araştırmacılara göre mavi pigmentlerin günümüze ulaşmamasının nedeni, bu rengin vücut boyaması, giysi renklendirme veya geçici dekoratif uygulamalarda kullanılmış olması olabilir.</p>

<p>Bu tür materyallerin korunma şansı son derece düşük olduğu için, arkeolojik kayıtlarda görünmez hale gelmiş olmaları muhtemel.</p>

<p>Taş lamba sanılıyordu, aslında pigment paleti çıktı<br />
Mavi pigment izlerinin bulunduğu taşın daha önce yağ lambası olduğu düşünülüyordu. Yeni bulgular ise taşın pigment karıştırmak için kullanılan bir palet olduğunu gösteriyor. Bu da hem sanatsal hem de kozmetik uygulamaların düşündüğümüzden çok daha gelişmiş olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Wisher şu değerlendirmeyi yaptı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Azuritin varlığı, Paleolitik toplumların mineral pigmentleri ciddi bir bilgi birikimiyle seçtiklerini ve renk paletlerinin tahmin ettiğimizden çok daha geniş olduğunu gösteriyor.”</p>

<p>Bu keşfin, insanın kimlik, statü ve inançlarını renk yoluyla ifade etme biçimlerine dair yeni araştırma alanları açması bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/13-bin-yillik-tasta-var-olmamasi-gereken-bir-renk-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/mes30-2.jpg" type="image/jpeg" length="37627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları, 'çılgın indirim günleri'nin beyni nasıl etkilediğini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-cilgin-indirim-gunlerinin-beyni-nasil-etkiledigini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-cilgin-indirim-gunlerinin-beyni-nasil-etkiledigini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kasım ayı geldiğinde her yerde “tek gün indirim”, “kaçırılmayacak fırsat”, “son saatler” mesajları görmeye başlıyoruz. Ancak araştırmacılara göre indirim günleri sadece büyük indirimlerin olduğu bir alışveriş günü değil, aynı zamanda beynin karar mekanizmasını etkileyen psikolojik bir strateji.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, yoğun kampanya ve sınırlı süre baskısının beynin daha az bilgiyle daha hızlı karar vermesine neden olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Normalde önemli bir ürün satın alırken fiyatı, özellikleri, yorumları ve bütçeyi karşılaştırıyoruz. Fakat zaman baskısı devreye girdiğinde beyin, “yeterli bilgi” eşiğini düşürüyor ve çok daha hızlı karar veriyoruz.</p>

<p>“Az kaldı, tükeniyor” uyarıları beynin değer algısını değiştiriyor<br />
Bilim insanları, indirimlerde kullanılan “stokta sadece 8 adet kaldı”, “12 kişi bunu sepetine ekledi” gibi ifadelerin rekabet duygusunu tetiklediğini, bunun da ürünü olduğundan daha değerli gösterdiğini vurguluyor.</p>

<p>Kısıtlılık hissi oluştukça beyin, ürünü kaçırma korkusuyla harekete geçiyor ve biz farkına bile varmadan dürtüsel alışveriş yapıyoruz.</p>

<p>Uzmanlara göre bu durum, psikolojide “hız–doğruluk dengesi” olarak bilinen etkinin sonucu. Hızlı karar verirken hata yapma olasılığı artıyor ve gerçek ihtiyaçlar yerine ani duygularla hareket ediliyor.</p>

<p>“Gerçek aciliyet yok, yapay bir baskı yaratılıyor”<br />
Araştırmacılar, indirim haftasında kullanılan geri sayım saatleri, “bugüne özel” etiketleri ve sınırlı stok mesajlarının yapay aciliyet hissi yarattığını belirtiyor:</p>

<p>“Acele edince rasyonel düşünme geri plana düşüyor, ‘Gerçekten ihtiyacım var mı?’ sorusu yerine ‘Ya kaçırırsam?’ düşüncesi devreye giriyor.”</p>

<p>Kontrolü korumak için öneriler<br />
Bilim insanları tüketicilere şu tavsiyelerde bulunuyor:</p>

<p>Önceden plan yapın: İhtiyacınız olanları indirimden önce belirleyin.</p>

<p>Bütçe belirleyin ve unutmayın: Gözünüzün önünde tutun.</p>

<p>Satın almadan önce durup düşünün: Bir dakika bile yeter.</p>

<p>“Bu ürünü normal fiyata ister miydim?” diye sorun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, iyi bir fırsat yakalamanın keyifli olabileceğini ancak kimin kazandığını hatırlamanın önemini vurguluyor: Asıl kazanan genellikle satıcılar, değil tüketiciler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-cilgin-indirim-gunlerinin-beyni-nasil-etkiledigini-acikladi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/mes29-2.jpg" type="image/jpeg" length="68317"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları açıkladı: İnsan yaşlanmasının dönüm noktası 50 yaş]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-acikladi-insan-yaslanmasinin-donum-noktasi-50-yas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-acikladi-insan-yaslanmasinin-donum-noktasi-50-yas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zamanın akışı doğrusal olsa da, insan vücudundaki yaşlanma süreci kademeli değil, sıçramalı ilerliyor. Yeni bir protein çalışması, doku ve organların yaşlanma hızının tipik olarak 50 yaş civarında belirgin şekilde hızlandığını ortaya çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çin Bilimler Akademisi'nden bilim insanlarının liderliğindeki kapsamlı bir araştırma, insan vücudundaki yaşlanma süreçlerinin bireysel organlarda nasıl ilerlediğini inceledi. 14 ila 68 yaşları arasındaki 76 organ bağışçısından alınan 13 farklı doku türüne ait 516 örneği inceleyen ekip, farklı dokulardaki protein seviyelerinin zamanla nasıl değiştiğini analiz etti.</p>

<p>Araştırmacılar, bu protein değişikliklerine dayanarak organ düzeyinde yaşlanma saatleri geliştirdiler ve analizleri sonucunda kritik bir bulguya ulaştılar: Çalışma, yaşlanma eğrisinde 50 yaş civarında belirgin bir bükülme (hızlanma) noktası olduğunu gösterdi. Bu yaştan sonra, vücut dokularının ve organlarının yaşlanma hızı, önceki on yıllara göre daha dik bir yörüngeye giriyor. Araştırmacılar, en çarpıcı değişikliklerin 45 ila 55 yaşları arasında meydana geldiğini tespit etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En hızlı yaşlanan doku damarlarımız<br />
Çalışma, yaşlanmaya karşı en güçlü hassasiyeti ve en belirgin değişiklikleri gösteren dokunun atardamarların en büyüğü olan aort olduğunu saptadı. Aortun yanı sıra, dalak ve sindirimde önemli rol oynayan pankreas da sürekli değişim gösteren organlar arasında yer aldı.</p>

<p>Bulgularını test etmek amacıyla araştırmacılar, yaşlanmayla ilişkili bir proteini farelerin aortlarından izole edip genç farelere enjekte etti. Bu protein verilen genç fareler, tedavi edilmeyen farelere kıyasla; fiziksel performans, kavrama gücü ve dayanıklılık açısından düşüş gösterdi; ayrıca denge ve koordinasyon yetenekleri geriledi ve belirgin damar yaşlanması işaretleri taşıdılar.</p>

<p>Hastalıklarla doğrudan bağlantı<br />
Araştırmacılar, yaşla birlikte seviyeleri artan 48 hastalıkla ilişkili protein belirlediler. Bu proteinler; kardiyovasküler (kalp-damar) rahatsızlıklar, doku sertleşmesi (fibrozis), yağlı karaciğer hastalığı ve karaciğerle ilgili tümörler gibi kronik hastalıklarla bağlantılıydı.</p>

<p>Bu yeni bulgular, insan yaşlanmasının farklı sistemleri içeren karmaşık, adım adım ilerleyen bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Çalışmanın yazarları, elde edilen bu bilgilerin, yaşlanma ve yaşa bağlı hastalıklar için hedefe yönelik tedaviler geliştirmeyi kolaylaştıracağını ve böylece yaşlı yetişkinlerin sağlığını iyileştirmeye yönelik yeni yollar açacağını belirtiyor. Araştırma, prestijli bilim dergisi Cell'de yayımlanmıştır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-acikladi-insan-yaslanmasinin-donum-noktasi-50-yas</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/mes26-2.jpg" type="image/jpeg" length="93430"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[50 yıllık Ay kayasında tarihi sır: Ay'dan bile eski kalıntı bulundu]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/50-yillik-ay-kayasinda-tarihi-sir-aydan-bile-eski-kalinti-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/50-yillik-ay-kayasinda-tarihi-sir-aydan-bile-eski-kalinti-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[50 yılı aşkın süredir kilit altında tutulan küçük bir Ay örneği, astronomik bir sırrı saklıyormuş. Apollo 17 misyonunun getirdiği tozlarda, Ay'ın kendisi kadar eski hatta daha eski olabilecek, 4.5 milyar yıllık, Güneş Sistemi'nin ilk döneminden kalma kalıntı bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1972 yılında Apollo 17 astronotlarının topladığı truilite (demir sülfür bileşiği) toz zerreleri incelenirken bilim insanları beklemedikleri bir keşifle karşılaştı. Brown Üniversitesi'nden gezegen bilimci James Dottin, ilk tepkisinin "Aman Tanrım, bu doğru olamaz," olduğunu belirtti. Sonuçları tekrar kontrol ettiklerinde ise, elde ettikleri verilerin gerçekten çok şaşırtıcı olduğunu gördüler.</p>

<p>NASA'nın Apollo görevleri sırasında Dünya'ya toplam 382 kilogram Ay malzemesi getirilmişti. Bilim insanları, gelecekte daha gelişmiş teknolojilerin bu materyalleri daha iyi inceleyeceğini bilerek, bazı örnekleri özel olarak mühürleyip saklamışlardı. Dottin ve ekibi, işte bu korunmuş örneklerden birini, içindeki kükürtün kökenini belirlemek için kütle spektrometrisi kullanarak inceledi.</p>

<p>Ay’ın kimyasal barkodu Dünya’ya hiç benzemiyor<br />
Kükürt, bir cismin jeolojik tarihini anlamak için önemli bir elementtir ve bir nevi kimyasal barkod işlevi görür. İzotop oranları, malzemenin nasıl oluştuğunu, kökenini ve yaşını izlemeyi sağlar.</p>

<p>İncelenen truilite örneklerinin bir kısmı, volkanik gaz çıkışıyla tutarlı, beklendiği gibi hafifçe yüksek kükürt-33 izotop seviyeleri gösteriyordu. Ancak örneğin diğer kısımları, bunun tam tersi bir durum sergiledi: Şok edici bir şekilde kükürt-33 izotopu tükenmiş oranlar bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dottin, "Bundan önce, Ay mantosunun Dünya ile aynı kükürt izotop bileşimine sahip olduğu düşünülüyordu," diyerek şaşkınlığını dile getirdi. "Bu örnekleri analiz ettiğimde görmeyi beklediğim şey buydu, ancak bunun yerine Dünya'da bulduğumuz hiçbir şeye benzemeyen, çok farklı değerler gördük."</p>

<p>Milyarlarca yıllık iki ihtimal<br />
Bilim insanları daha önce Ay örneklerinde bu izotop oranını hiç görmemişlerdi ve bunun oluşma yolları oldukça sınırlı. Kükürt-33'teki bu azalma, kükürt ile ince bir atmosferdeki ultraviyole ışık arasındaki etkileşime işaret ediyor. Bu durum, truilite'nin aşırı eski olduğuna dair iki ilginç olasılığı gündeme getiriyor:</p>

<p>İhtimallerden biri şöyle, Kükürt, Ay'ın yeni doğduğu ve yüzeyini magmadan oluşan bir okyanusun kapladığı dönemde oluşmuş olabilir. Bu okyanus soğuyup kristalleşirken, kükürt-33 yüzeyden Ay'ın ilkel atmosferine buharlaşarak, geride daha ağır izotopları bırakmış olabilir.</p>

<p>Diğer ihtimal ise Ay'ın oluşumuna dair önde gelen teori, erken Güneş Sistemi'ndeki kaos sırasında Mars büyüklüğünde bir cisim olan Theia'nın Dünya'ya çarpmasıdır. Araştırmacılar, bu tuhaf kükürtün doğrudan Theia'dan gelmiş olmasının da mümkün olduğunu söylüyor.</p>

<p>Dottin, bu kükürtün varlığının, Ay'ın Dünya-Theia çarpışmasının tozlu kalıntılarından oluştuğu fikrini de çürütebileceğini, çünkü böyle bir durumda kükürtün Ay mantosuna eşit olarak dağılması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Bu minicik taneler, Ay'da şimdiye kadar bulunan en tuhaf ve en eski kükürt imzasını barındırıyor ve bizi Güneş Sistemi'nin oluşumuna kadar götüren bir "ekmek kırıntısı izi" sunuyor. Bu gizemin çözülmesi için Mars'tan, asteroitlerden ve Ay'dan daha fazla örnek toplanması gerekecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/50-yillik-ay-kayasinda-tarihi-sir-aydan-bile-eski-kalinti-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/mes23-3.jpg" type="image/jpeg" length="65214"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mars'ta ilk kez gök gürültüsü kaydedildi]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/marsta-ilk-kez-gok-gurultusu-kaydedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/marsta-ilk-kez-gok-gurultusu-kaydedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NASA'nın Perseverance gezgini, Mars'ta ilk kez şimşekleri ve ardından oluşan minik gök gürültüsünü kaydetti. Bu keşif, 55 olayla teyit edildi ve şiddetli rüzgarlarla tetiklenen bu durumun, Mars'ta olası yaşam koşullarının incelenmesinde yeni bir dönem açacağı belirtildi.
Mars'ta ilk kez gök gürültüsü kaydedildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mars'ın ıssız kumları arasında görev yapan NASA'nın Perseverance keşif aracı, Kızıl Gezegen'de ilk kez elektrik deşarjlarını (şimşekleri) kaydetmeyi başardı. İki Mars yılı süren gözlemde 55 kez şimşek izi yakalandı ve bu keşif, Mars atmosferi ve olası yaşam ihtimali hakkındaki bilgimizi kökten değiştirecek.</p>

<p>Yıllardır bilim insanları, Mars'ın kuru ve ince atmosferinde şimşek çakıp çakmadığını merak ediyordu. Şimşek, atmosferdeki parçacıklar sürtünerek elektrik yükü oluşturduğunda meydana gelir. Dünya'da su buharı bulutlarında yaygın olsa da, gezegenimizde volkan küllerinde veya kum fırtınalarında da görülebilir. Bilim insanları, benzer mekanizmaların Mars'ın ince ve kuru, çoğunlukla karbondioksitten oluşan atmosferinde de işleyebileceğini düşünüyordu.</p>

<p>Ses verisiyle gelen kanıt<br />
Mars yüzeyindeki Perseverance gezgini, bu gizemi çözebilecek bir enstrümana sahip: SuperCam mikrofonu. Fransa'daki Toulouse Üniversitesi'nden gezegen bilimci Baptiste Chide liderliğindeki ekip, Perseverance'ın ses verilerini ve elektromanyetik parazit kayıtlarını titizlikle inceledi. Toplam 28 saatlik kayıt taranarak, toz fırtınaları ve toz şeytanları sırasında meydana gelen 55 elektrik deşarjı olayı tespit edildi.</p>

<p>Perseverance'ın yakaladığı bu olayların imzası benzersizdi. İlk olarak mikrofon, elektrik deşarjının kablolara karışmasıyla oluşan ani bir elektronik "bip" kaydetti. Kaydedilen yedi olayın sonunda ise, elektrik deşarjının etrafındaki havayı ısıtıp aniden genişletmesiyle oluşan minik bir sonik patlama, yani küçük bir gök gürültüsü duyuldu.</p>

<p>Şimşek için şartlar<br />
Yapılan gözlemler, sadece atmosferde yüksek toz konsantrasyonunun tek başına elektrik üretmeye yetmediğini gösterdi. Kayıtların büyük çoğunluğu (55 olayın 54'ü), en şiddetli rüzgarların ve toz fırtınası cephelerinin yaşandığı anlarda gerçekleşti. Ayrıca 16 elektrik deşarjı, rover'ın toz şeytanlarıyla karşılaştığı sırada kaydedildi.</p>

<p>Tespit edilen şimşekler, Dünya'daki devasa şimşeklere benzemiyor; Mars'taki en büyük deşarjlar bile Dünya'daki bir şimşeğin enerjisinin çok küçük bir kısmını taşıyor.</p>

<p>Neden önemli?<br />
Bu keşfin iki önemli sonucu var. Öncelikle, artık Mars'ta elektrik deşarjlarının olduğunu bildiğimiz için, gelecekteki Mars keşif teknolojileri bu elektrik boşalmalarından korunacak şekilde tasarlanacak. İkinci olarak ve daha spekülatif bir düzeyde, Dünyada yaşamın ortaya çıkışında şimşeğin önemli bir rolü olduğu varsayılıyor. Eğer Mars'ta da şimşek varsa, astrobiyologlar bu faktörü olası yaşam ihtimali hesaplarına dahil edebilecekler.</p>

<p>Araştırmacılar, bu çalışmanın Mars atmosferi için yeni bir araştırma alanı açtığını ve atmosferdeki elektriksel olayları ve bunların sonuçlarını hesaba katacak yeni modellerin geliştirilmesini teşvik ettiğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/marsta-ilk-kez-gok-gurultusu-kaydedildi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/mes22-2.jpg" type="image/jpeg" length="86726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ChatGPT, intihar eden genci suçladı: Teknolojiyi yanlış kullandı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/chatgpt-intihar-eden-genci-sucladi-teknolojiyi-yanlis-kullandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/chatgpt-intihar-eden-genci-sucladi-teknolojiyi-yanlis-kullandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ChatGPT’nin üreticisi OpenAI, ABD’nin California eyaletinde 16 yaşındaki Adam Raine’in intiharıyla ilgili açılan davaya yanıt verdi ve olayın “sistemin yanlış kullanımı” sonucu gerçekleştiğini, chatbotun genç için “doğrudan bir sebep olmadığını” savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ailenin avukatına göre Raine, intiharından önce aylarca ChatGPT ile uzun sohbetler yaptı ve bu konuşmalar sırasında chatbot gençten gelen yöntem sorularına yanıt verdi, hatta ailesine bırakacağı mektubu yazmasına yardım etmeyi teklif etti.</p>

<p>“Olayın nedeni teknoloji değil, yanlış kullanım”<br />
California Yüksek Mahkemesi’ne yapılan savunmada OpenAI, “Bu trajedinin herhangi bir nedeni varsa, bu durum ChatGPT’nin yetkisiz, amacı dışında ve yanlış kullanımından kaynaklanmıştır” ifadesini kullandı.</p>

<p>Şirket, kullanım şartlarında kendine zarar verme konularında tavsiye alınmasının yasak olduğunu ve kullanıcılara chatbot çıktılarının tek gerçek bilgi kaynağı olarak görülmemesi gerektiğini hatırlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>OpenAI açıklamasında,</strong></p>

<p>“Raine ailesinin yaşadığı kayıp tarifsizdir. Hukuki süreçten bağımsız olarak teknolojimizi güvenli hale getirme konusundaki çalışmalarımıza devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>Aile avukatı: “Sorumluluktan kaçmaya çalışıyorlar”</strong><br />
Ailenin avukatı Jay Edelson, şirketin yanıtını “rahatsız edici” olarak niteledi ve OpenAI’nin “suçu herkese yüklemeye çalıştığını, hatta Adam’ın koşulları tam da programlandığı şekilde kullandığını söyleyerek onu suçladığını” ifade etti.</p>

<p>Uzun sohbetlerde güvenlik zafiyeti<br />
OpenAI, Ağustos ayında yaptığı açıklamada, uzun süreli konuşmalarda modelin güvenlik eğitiminde zamanla zayıflama olabileceğini kabul etmişti:</p>

<p>“Bir kullanıcı ilk kez intihar niyetini belirttiğinde destek hattına yönlendirme yapılabiliyor. Ancak uzun süre devam eden konuşmalarda güvenlik mekanizması bozulabiliyor. Tam da engellemeye çalıştığımız durum budur.”</p>

<p>Şirket bu ay içinde intihara teşvik iddialarıyla ilgili yedi yeni davayla daha karşı karşıya kaldı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/chatgpt-intihar-eden-genci-sucladi-teknolojiyi-yanlis-kullandi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/mes15-1.jpg" type="image/jpeg" length="42959"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları, organları çatlamadan dondurmayı başardı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-organlari-catlamadan-dondurmayi-basardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-organlari-catlamadan-dondurmayi-basardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, organ naklinde devrim yaratabilecek önemli bir buluşa imza attı. Texas A&M Üniversitesi’nden araştırmacılar, kriyoprezervasyon sırasında organların çatlamasını önleyebilecek yeni bir yöntem geliştirdiklerini duyurdu. Çalışma, uzun süreli organ saklama ve nakil süreçlerinde çığır açabilecek nitelikte değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kriyoprezervasyon, biyolojik dokuların çok düşük sıcaklıklarda dondurularak korunmasını sağlayan bir yöntem. Yaklaşık bir asırdır üzerinde çalışılan bu teknoloji, şimdiye kadar büyük engellerle karşılaştı. En büyük sorunlardan biri, dondurma sırasında dokularda meydana gelen çatlaklar nedeniyle organların kullanılamaz hale gelmesiydi.</p>

<p>Çatlamayı önleyen yeni teknik<br />
Texas A&amp;M Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Matthew Powell-Palm liderliğindeki ekip, vitrifikasyon adı verilen ve dokuları cam benzeri bir yapıya dönüştüren özel bir dondurma çözeltisi üzerinde çalıştı. Araştırmacılar, çözeltinin bileşimindeki değişikliklerin çatlama ihtimalini etkilediğini belirledi.</p>

<p>Powell-Palm, “Cam geçiş sıcaklıkları üzerinde çalıştık ve daha yüksek geçiş sıcaklıklarının çatlama olasılığını azalttığını gördük.” açıklamasında bulundu. Araştırma, çatlak riskini düşürecek daha uygun kriyo-çözeltilerin geliştirilebileceğini gösterdi.</p>

<p>Organ naklinde yeni dönem olabilir<br />
2023 yılına kadar kriyoprezervasyon uygulamalarında sınırlı başarı sağlanmış, yalnızca dondurulmuş bir böbreğin başka bir sıçana nakli mümkün olmuştu. Yeni yöntem, insan organlarının uzun süre saklanarak ihtiyaç duyulduğunda güvenle kullanılabilmesini mümkün kılabilir.</p>

<p>Araştırmada kullanılan teknik, yalnızca organ nakli için değil; biyolojik çeşitlilik korunması, aşıların stabilizasyonu ve gıda israfının azaltılması gibi pek çok alanda da uygulanabilecek potansiyel taşıyor.</p>

<p>Powell-Palm, “Bu çalışma, çözeltinin davranışını anlamamıza büyük katkı sağladı. Yakında tek hücreden tüm organlara kadar farklı biyolojik sistemlerin korunma süresi önemli ölçüde artabilir.” dedi.</p>

<p>Çalışma bilim dünyasında heyecan yarattı<br />
Texas A&amp;M Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Guillermo Aguilar, çalışmayı “kriyoprezervasyon biliminde temel bir adım” olarak nitelendirdi. Araştırma ekibinde yüksek lisans, doktora ve lisans öğrencilerinin de yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Çalışma Scientific Reports dergisinde yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-organlari-catlamadan-dondurmayi-basardi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal55-2.jpg" type="image/jpeg" length="50076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları, Dünya’ya çarpan dev cismin kökenini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-dunyaya-carpan-dev-cismin-kokenini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-dunyaya-carpan-dev-cismin-kokenini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Mars büyüklüğünde Theia adı verilen bir gök cismi, henüz tam olarak oluşmamış genç Dünya ile çarpıştı. Çarpışmanın ardından ortaya çıkan devasa enkaz kütlesi birleşerek iki yeni cismi şekillendirdi: Dünya ve Ay. Bilim insanları, bu çarpışmaya neden olan Theia’nın nereden geldiğine ilişkin yeni bulgular elde etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Max Planck Güneş Sistemi Araştırmaları Enstitüsü ve Chicago Üniversitesi tarafından yürütülen çalışma, Theia’nın kökeninin Güneş Sistemi’nin iç bölgeleri olabileceğini ortaya koydu. Bulgulara göre Theia ve erken dönem Dünya birbirine oldukça yakın bölgelerde oluşmuş olabilir.</p>

<p>İzotop analizleri yol gösterdi<br />
Araştırmacılar, Dünya’dan, Ay’dan ve çeşitli göktaşlarından alınan örneklerde izotop dağılımlarını karşılaştırdı. Elementlerin çekirdeklerindeki nötron sayısının değişmesiyle oluşan bu izotop farklılıkları, oluşum bölgelerine ilişkin kimyasal bir “imza” niteliği taşıyor.</p>

<p>Çalışmada, Dünya’nın mantosundaki demir ve diğer bazı elementlerin, gezegen yeniden şekillenip katılaştıktan sonra sonradan gelmiş olması gerektiği belirlendi. Bu durum, Theia’nın Dünya’ya büyük miktarda demir taşıdığına işaret ediyor.</p>

<p>Bilim insanları, Ay’ın demir, kalsiyum, zirkonyum, titanyum ve krom izotoplarının Dünya ile neredeyse birebir aynı olduğunu, bu nedenle Theia’nın izinin başka örneklerde aranması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Theia büyük olasılıkla iç Güneş Sistemi’nde doğdu<br />
Araştırma, iç Güneş Sistemi’ndeki göktaşları olan karbon içermeyen (NC) meteorların izotop bileşimi ile Dünya’nın mantosunun büyük ölçüde eşleştiğini gösterdi. Ancak Theia’ya atfedilen izotop oranlarının bu meteorlarla tam olarak örtüşmediği belirlendi.</p>

<p>Araştırmanın baş yazarı Timo Hopp, “En güçlü senaryo, Dünya ve Theia’nın yapı taşlarının iç Güneş Sistemi’nden gelmiş olmasıdır. Dünya ve Theia büyük olasılıkla komşuydu.” dedi.</p>

<p>Çarpışma Ay’ın doğumunu sağladı<br />
Bilim insanlarına göre komşu iki gezegen adayı arasındaki dev çarpışma, Ay’ın oluşumuna yol açtı. Ay, o tarihten bu yana her yıl ortalama 3,8 santimetre Dünya’dan uzaklaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma Science dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/bilim-insanlari-dunyaya-carpan-dev-cismin-kokenini-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal54-1.jpg" type="image/jpeg" length="64157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kan testiyle kanser teşhisinde umut veren gelişme]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/kan-testiyle-kanser-teshisinde-umut-veren-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/kan-testiyle-kanser-teshisinde-umut-veren-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanserle mücadelede küresel ilerleme yavaş seyrederken, geliştirilen yeni bir kan testi bilim dünyasında dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galleri adı verilen testin, kan örneklerinden 50 farklı kanser türünü tespit edebileceği ve erken teşhis sürecini güçlendirebileceği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, testin performansına ilişkin bazı kritik eksikliklere dikkat çekiyor.</p>

<p>ABD merkezli Grail şirketi tarafından geliştirilen test, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi’nin (NHS) yürüttüğü denemelerde kullanılıyor. Açıklamalara göre test, pozitif sonuç alan hastaların yüzde 62’sinde gerçekten kanser olduğunun anlaşılmasını sağladı. Ayrıca yüzde 99,6 oranında doğru negatif sonuç vererek kanser olmayan kişilerde hastalığı dışlamada yüksek doğruluk gösterdi.</p>

<p>Yanıltıcı pozitif sonuç riski sürüyor<br />
“Pathfinder 2” adı verilen deneme, ABD ve Kanada’da 50 yaş üstü 23.161 katılımcıyla gerçekleştirilmişti. Test sonucunda pozitif çıkan 216 kişiden 133’üne kanser teşhisi koyuldu; 83 kişide ise yanlış pozitif sonuç görüldü. Uzmanlar, yanlış alarmların gereksiz kaygı ve tıbbi müdahalelere yol açabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Testin duyarlılık oranı (hassasiyet) ise yüzde 40,4’te kaldı. Bu değer, bir yıl içinde ortaya çıkan kanser vakalarının yaklaşık üçte ikisinin tespit edilemediği anlamına geliyor. Araştırmacılar, bu durumun hastalarda yanlış güven yaratabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>John Ferguson, İstatistik Bilimleri Öğretim Üyesi:<br />
“Erken sonuçlar umut verici ancak heyecanın dengeli tutulması gerekiyor. Test, mevcut haliyle tek başına bir çözüm değil.”</p>

<p>Gerçek dünya performansının daha düşük olabileceği belirtiliyor<br />
Uzmanlar klinik denemelerde kullanılan ölçümlerin gerçek hayatta farklı sonuçlar verebileceğini, bu nedenle değerlendirmenin dikkatle yapılması gerektiğini vurguluyor. Testin yüksek maliyeti de tartışma konusu. ABD’de fiyatının yaklaşık 950 dolar olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Galleri testinin daha büyük topluluklarda uygulanması ve uzun vadeli sonuçlarının incelenmesi bekleniyor. Şu ana kadar, geniş çaplı kullanımın kanser kaynaklı ölümleri azalttığına dair bilimsel kanıt bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/kan-testiyle-kanser-teshisinde-umut-veren-gelisme</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal53-1.jpg" type="image/jpeg" length="73480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[9, 32, 66 ve 83: Beynimiz ne zaman "yetişkin moduna" geçiyor?]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/9-32-66-ve-83-beynimiz-ne-zaman-yetiskin-moduna-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/9-32-66-ve-83-beynimiz-ne-zaman-yetiskin-moduna-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarıyla yapılan yeni bir araştırma, insan beyni gelişiminin sürekli bir ilerleme değil, dört kritik "dönüm noktası" ile ayrılmış beş ana döneme sahip olduğunu ortaya koydu. Buna göre beynimiz, yetişkin moduna 32 yaşında geçiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cambridge Üniversitesi'nden sinir bilişimi araştırmacısı Prof. Duncan Astle liderliğindeki bu kapsamlı çalışma, bebeklikten yaşlılığa kadar sinirsel bağlantılarımızın nasıl değiştiğini haritalandırdı. Çalışma, beynin mimarisindeki büyük değişimlerin yaşandığı dört kritik dönüm noktası belirledi: 9, 32, 66 ve 83 yaşları.</p>

<p>Prof. Astle, "Geriye dönüp baktığımızda, birçoğumuz hayatımızın farklı aşamalardan oluştuğunu hissederiz. Beyinlerin de bu çağlardan geçtiği ortaya çıktı," dedi ve bu bilginin, beynin savunmasız olduğu dönemleri tespit etmede yardımcı olacağını ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetişkinlik çağına geçiş 32 yaşında<br />
Araştırmanın tanımladığı en uzun dönem olan Yetişkinlik Çağı, 32 yaşında başlıyor ve otuz yıldan fazla sürüyor. En güçlü genel değişim, tam olarak 32 yaş civarında görülüyor. Bu yaşta beynin sinirsel bağlantıları "yetişkin moduna" geçiyor. Araştırmacılar bu dönemin, diğer çalışmalarda gözlemlenen "zeka ve kişilik platosu" ile uyumlu olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Bundan önceki dönem olan Ergenlik Çağı ise 9 yaşından başlayıp 32 yaşına kadar devam ediyor. Bu dönemde beynin iletişim ağları giderek incelikli hale geliyor ve bağlantıların verimliliği artarak bilişsel performansı destekliyor.</p>

<p>Çalışmanın lideri Alexa Mousley, 32 yaş civarında görülen değişimin; ebeveynlik gibi önemli hayat olaylarıyla ilişkili olabileceğini belirtiyor ve bulguların, en sık ergenlik döneminde ortaya çıkan ruh sağlığı bozukluklarının risk faktörlerine dair önemli bilgiler sağlayabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Çocukluk ve yaşlılık evreleri<br />
Bebeklikten 9 yaşına kadar süren Çocukluk Çağında beyin, gereksiz sinir bağlantılarını elerken (ağ konsolidasyonu) gri ve beyaz maddesi hızla büyüyor.</p>

<p>Son iki dönüm noktası ise yaşlılıkla ilgili: 66 yaş civarında başlayan Erken Yaşlılık Çağı ve 83 yaş civarında başlayan Geç Yaşlılık Çağı. Bu son dönemler, beynin bağlantılarındaki azalma ve beyaz maddedeki dejenerasyonla ilişkilendiriliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/9-32-66-ve-83-beynimiz-ne-zaman-yetiskin-moduna-geciyor</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 08:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal46-1.jpg" type="image/jpeg" length="67511"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Golden retriever cinsi köpekler, insanlarla benzer duyguları etkileyen bazı genleri paylaşıyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/golden-retriever-cinsi-kopekler-insanlarla-benzer-duygulari-etkileyen-bazi-genleri-paylasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/golden-retriever-cinsi-kopekler-insanlarla-benzer-duygulari-etkileyen-bazi-genleri-paylasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'den araştırmacılar, endişe ve depresyon gibi insan duygularını etkileyen çeşitli genlerin "golden retriever" cinsi köpeklerin de bazı kişilik özelliklerini şekillendirdiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cambridge Üniversitesinden araştırmacılar, golden retriever cinsi köpeklerin ve insanların davranış biçimlerini ve duygularını incelemek üzere araştırma yürüttü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1300 golden retriever cinsi köpeğin genetik kodlarını analiz eden araştırmacılar, her bir köpeğin davranış özelliklerini sahiplerine sordukları anket aracılığıyla karşılaştırdı.</p>

<p>Analiz sonucu araştırmacılar, köpeklerin eğitilebilirlik seviyeleri, yabancılara karşı korku ve diğer köpeklere karşı saldırganlık gibi özelliklerinin altında yatan genleri ortaya çıkardı.</p>

<p>Bu bulguları, insanlarda uyguladıkları benzer bir analiz yöntemiyle karşılaştıran araştırmacılar, golden retriever cinsi köpeklerde bulunan 12 genin insan duygularını ve davranış özelliklerinin temelini oluşturduğunu tespit etti.</p>

<p>Araştırmacılar, "PTPN1" adı verilen bir genin golden retriever cinsi köpeklerde diğer köpeklere karşı saldırganlıkla ilişkili olduğunu ortaya koyarken bu genin aynı zamanda insanlarda zeka ve depresyonla bağlantılı olduğunu belirledi.</p>

<p>İnsanlarda bilişsel kapasite ile ilişkilendirilen "ROMO1" isimli başka bir geni analiz eden araştırmacılar, bu genin eğitim sürecinde hızlı öğrenen golden retriever cinsinde de bulunduğunu tespit etti.</p>

<p>Diğer köpeklerden korkan golden retriever cinsi köpeklerde görülen başka bir gen varyasyonunu inceleyen araştırmacılar, bu gen varyasyonunun insanların utanç verici bir durumdan sonra uzun süre endişelenme eğiliminde olup olmadıklarını veya eğitimde üstün başarı gösterip gösteremediklerini etkilediğini belirledi.</p>

<p>Araştırmayı yöneten Cambridge Üniversitesi Fizyoloji, Gelişim ve Sinirbilim Bölümünden araştırmacı Eleanor Raffan, bu bulguların son derece çarpıcı olduğunu vurgulayarak, insanların ve golden retriever türü köpeklerin davranış biçimleri açısından ortak genetik köklere sahip olduklarına dair güçlü kanıtlar sunduğunu belirtti.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, "Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS)" dergisinde yayımlandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/golden-retriever-cinsi-kopekler-insanlarla-benzer-duygulari-etkileyen-bazi-genleri-paylasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 08:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal40-1.jpg" type="image/jpeg" length="45934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: İnsan beyni 5 evreden geçiyor, 32 yaşına kadar ergenlik dönemini yaşıyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/arastirma-insan-beyni-5-evreden-geciyor-32-yasina-kadar-ergenlik-donemini-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/arastirma-insan-beyni-5-evreden-geciyor-32-yasina-kadar-ergenlik-donemini-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, insan beyninin yaşam boyunca 5 gelişim evresinden geçtiğini ve 9 yaşından 32 yaşına kadar ergenlik dönemini yaşadığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cambridge Üniversitesinden araştırmacıların yürüttüğü çalışmada, doğumdan 90 yaşına kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramaları incelendi.</p>

<p>Bu kapsamda beynin nöral bağlarının yaşam boyunca nasıl değiştiği haritalandı.</p>

<p>Araştırmaya göre beyin gelişimi, 9, 32, 66 ve 83 yaşlarında olmak üzere dört kritik dönüm noktasıyla birbirinden ayrılan 5 geniş dönemde gerçekleşiyor.</p>

<p>Beynin ilk gelişim süreci, doğumdan 9 yaşına kadar sürüyor. Bu dönemde bebeğin beynindeki nöronlar arasındaki bağlantıların çoğu azalırken, daha aktif olanlar korunuyor.</p>

<p>9-32 yaş arası ise beynin iletişim ağlarının en verimli hale geldiği "ergenlik dönemi" olarak tanımlandı. 32 yaşından sonra beyin yapısı, önceki dönemlere kıyasla daha istikrarlı bir yapıya geçiyor.</p>

<p>66 yaşında başlayan dönem "erken yaşlanma", 83 yaşında başlayan süreç ise "geç yaşlanma" olarak belirlendi. Bu iki kırılma noktası, beyindeki bağlantı verimliliğinde yaşa bağlı sağlık sorunları ve beyaz madde yapısındaki bozulmalarla ilişkilendirildi.</p>

<p>Araştırmanın başyazarı Alexa Mousley, "Bu, 20'li yaşların sonundaki kişilerin ergen gibi davrandığı anlamına gelmiyor. Değişen şey beynin gelişim yönü." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Çalışmanın sonucu "Nature Communications" dergisinde yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/arastirma-insan-beyni-5-evreden-geciyor-32-yasina-kadar-ergenlik-donemini-yasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 08:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal32-3.jpg" type="image/jpeg" length="97684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karanlık maddeye dair ilk doğrudan kanıt iddiası]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/karanlik-maddeye-dair-ilk-dogrudan-kanit-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/karanlik-maddeye-dair-ilk-dogrudan-kanit-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, evrenin yaklaşık yüzde 27’sini oluşturduğu tahmin edilen karanlık maddeye ilişkin ilk doğrudan kanıtın tespit edilmiş olabileceğini duyurdu. Tokyo Üniversitesi’nden astrofizikçi Prof. Tomonori Totani, Samanyolu’nun merkezinden yayılan gama ışınlarının, karanlık maddeye ait olabilecek izler taşıdığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmanın doğrulanması halinde, neredeyse bir yüzyıldır süren arayışta önemli bir dönüm noktası olabileceği belirtiliyor. Çalışma, Journal of Cosmology and Astroparticle Physics dergisinde yayımlandı.</p>

<p>Gama ışınlarında dikkat çeken örüntü<br />
Prof. Totani, NASA’nın Fermi Gama Işını Uzay Teleskobu’ndan elde edilen verileri analiz ettiğini ve tespit edilen gama ışını deseninin, galaksinin merkezinden küresel bir şekilde yayılan karanlık madde halesinin yapısına benzediğini söyledi.</p>

<p>Araştırmacı, sinyalin karanlık madde modellerinin öngördüğü gama ışını özellikleriyle yakın uyum gösterdiğini ifade etti.</p>

<p>Totani’ye göre gözlem, karanlık maddenin atom çekirdeğindeki protondan 500 kat daha ağır temel parçacıklardan oluşabileceğine işaret ediyor. Ancak araştırmacılar, gözlemlerin doğrulanması için başka galaksilerden benzer sinyallerin tespit edilmesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim dünyasından temkinli yaklaşım<br />
Karanlık madde, 1930’lu yıllarda astronom Fritz Zwicky’nin uzak galaksilerin kütlelerine göre olması gerekenden daha hızlı döndüğünü fark etmesiyle gündeme gelmişti. O günden bu yana parçacık hızlandırıcıları, teleskoplar ve yer tabanlı dedektörlerle yapılan çalışmalar sonuç vermedi.</p>

<p>Sektörde önde gelen bilim insanları, yeni çalışmayı heyecan verici olsa da ihtiyatla karşılıyor. Surrey Üniversitesi’nden Prof. Justin Read, cüce galaksilerde güçlü bir sinyal bulunmamasının, karanlık madde parçacıklarının çarpışmasıyla oluşan gama ışınları ihtimaline karşı önemli bir argüman olduğunu belirtti.</p>

<p>University College London’dan Prof. Kinwah Wu da, “Bu olağanüstü iddia için olağanüstü kanıt gerekir. Bu analiz o seviyeye ulaşmış değil, ancak araştırmaların sürdürülmesi için motive edici bir çalışma” değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Prof. Totani ise, karanlık maddeye dair daha net sonuçlar için başka gözlem bölgelerinde benzer spektrumda gama ışınlarının tespit edilmesinin “belirleyici etken” olacağını söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/karanlik-maddeye-dair-ilk-dogrudan-kanit-iddiasi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 08:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal22-2.jpg" type="image/jpeg" length="25970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kök hücre nakli temelli yeni tedavi, görme kaybını tersine çevirdi]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/kok-hucre-nakli-temelli-yeni-tedavi-gorme-kaybini-tersine-cevirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/kok-hucre-nakli-temelli-yeni-tedavi-gorme-kaybini-tersine-cevirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, yaşa bağlı makula dejenerasyonu nedeniyle görme kaybı yaşayan hastalarda, kök hücre nakline dayalı yeni bir tedavinin görme yetisini belirgin şekilde artırdığını duyurdu. İnsanlarda ilk kez denenen uygulama, retina merkezindeki hasarın geri döndürülebileceğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırma ekibi, kök hücrelerin retinadaki pigment epitel hücrelerinin (RPE) görevini üstlenerek ilerleyici körlüğü durdurma ve görmeyi yeniden kazandırma potansiyeli taşıdığını açıkladı.</p>

<p>Klinik deneme, ABD’de Michigan Medicine çatısı altında yürütüldü ve sonuçlar Cell Stem Cell dergisinde yayımlandı.</p>

<p>Altı hastada umut veren sonuçlar<br />
Faz 1/2a klinik denemesine 71 ile 86 yaş arasında, kuru tip makula dejenerasyonu bulunan altı hasta dahil edildi. Hastaların üçü, Snellen görme keskinliği tablosunda 20/200 ile 20/800 aralığında ciddi görme kaybına sahipti. Diğer üç hastada bu değerler 20/70 ile 20/200 arasında değişiyordu.</p>

<p>Tedavide, göz bankasından temin edilen ve RPE hücrelerine dönüşebilen kök hücreler kullanıldı. Hastalara tek seferde 50 bin hücre enjekte edildi ve bu hücreler hasarlı retinanın altına yerleştirildi.</p>

<p>Araştırma, tedavinin güvenli olduğunu ve kök hücre kaynaklı herhangi bir tümör veya bağışıklık komplikasyonu görülmediğini ortaya koydu. Cerrahiye bağlı sınırlı komplikasyonlar dışında olumsuz etkiye rastlanmadı.</p>

<p>Görme seviyesi anlamlı ölçüde yükseldi<br />
Bir yıl sonra, en ciddi görme kaybı olan üç hasta, tedavi öncesine kıyasla göz tablosunda ortalama 21 harf daha okuyabildi. Araştırmacılar, bu seviyede bir iyileşmenin ileri evre kuru makula dejenerasyonunda daha önce görülmediğini vurguladı.</p>

<p>Çalışmanın baş araştırmacılarından göz doktoru Prof. Rajesh Rao, “Güvenlik sonuçlarından memnunduk ancak en heyecan verici kısım görmelerinin de iyileşmesiydi. Bu hastalarda bu derece bir kazanım daha önce rapor edilmedi.” dedi.</p>

<p>Daha yüksek dozlar test ediliyor<br />
Deneme kapsamında daha yüksek hücre dozlarının (150.000 ve 250.000) güvenliği izlenmeye devam ediyor. Bu dozların da güvenli bulunması halinde, daha geniş ölçekli klinik testlerin başlatılması planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Makula dejenerasyonu, dünya genelinde milyonlarca yaşlı bireyin merkezi görüşünü kaybetmesine yol açan en yaygın nedenlerden biri. Mevcut tedaviler yalnızca ilerlemeyi yavaşlatırken, bu çalışmanın görme kaybını geri çevirebilme ihtimali tıp dünyasında büyük ilgi uyandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/kok-hucre-nakli-temelli-yeni-tedavi-gorme-kaybini-tersine-cevirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal20-2.jpg" type="image/jpeg" length="46039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Astronomlar, Dünya'ya 18 ışık yılı uzaklıkta bir Süper-Dünya ötegezegeni keşfetti]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/astronomlar-dunyaya-18-isik-yili-uzaklikta-bir-super-dunya-otegezegeni-kesfetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/astronomlar-dunyaya-18-isik-yili-uzaklikta-bir-super-dunya-otegezegeni-kesfetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'deki California Üniversitesinden araştırmacılar, Dünya'ya 18 ışık yılı uzaklıkta bulunan bir M cüce yıldızının yaşanabilir bölgesinde yeni bir Süper-Dünya ötegezegeni keşfetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Science Daily sitesinde yer alan habere göre, California Üniversitesinden astronomlar, Dünya'ya 18 ışık yılı uzaklıkta bulunan bir M cüce yıldızının yaşanabilir bölgesinde yeni bir Süper-Dünya buldu.</p>

<p>Ötegezegenleri tanımlamaya yardımcı olan iki hassas araç ile elde edilen veriler kullanılarak tespit edilen gezegene "GJ 251 c" adı verildi.</p>

<p>Çalışmada, yüksek hassasiyetli gözlem aletlerinin, ötegezegenin M cüce yıldızına hafifçe çekildiğini tespit ettiği ve gezegenin Dünya'ya benzer şekilde kayalık yapıda olabileceği aktarıldı.</p>

<p>Ayrıca, gezegenin yüzeyinin sıvı su bulunmasına uygun sıcaklıkta olabileceği ve bunun, yaşam için temel koşullardan biri olduğu belirtildi.</p>

<p>GJ 251 c isimli gezegenin, Dünya'dan birkaç kat daha büyük olduğu ve Samanyolu Galaksisi'nin nispeten yakın bir bölümünde yer aldığı vurgulandı.</p>

<p>Çalışmanın araştırmacılarından Paul Robertson, "Şu ana kadar o kadar çok ötegezegen keşfettik ki yeni bir tane keşfetmek artık o kadar da büyük bir olay değil. Ancak bunu özellikle değerli kılan şey, ana yıldızının sadece 18 ışık yılı uzaklıkta, yani kozmik ölçekte neredeyse kapı komşusu olması." ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın bulguları, "The Astronomical Journal" dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Eles</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/astronomlar-dunyaya-18-isik-yili-uzaklikta-bir-super-dunya-otegezegeni-kesfetti</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/1400x78818-isik-yili-uzakta-yasama-elverisli-bir-otegezegen-bulundu.jpg" type="image/jpeg" length="49440"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
