<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haberler - Diriliş Postası</title>
    <link>https://www.dirilispostasi.com</link>
    <description>Diriliş Postası ekibinin hazırladığı, Türkiye ve dünyadan son dakika haberler ve güncel haber başlıkları için Hemen Ziyaret Edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dirilispostasi.com/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 30 Apr 2026 03:42:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Meteorolojiden sel ve çığ uyarısı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/meteorolojiden-sel-ve-cig-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/meteorolojiden-sel-ve-cig-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji, Siirt'in Baykan, Şirvan ve Pervari ilçelerinde bu gece saatlerinden itibaren kuvvetli sağanak, yüksek kesimlerde ise karla karışık yağmur beklendiğini duyurdu. Yetkililer, sel, heyelan ve çığ riskine karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son değerlendirmelerine göre, Siirt'in kuzey ilçeleri olan Baykan, Şirvan ve Pervari'de bu gece saatlerinden itibaren kuvvetli sağanak yağış etkili olacak. Yüksek kesimlerde ise yağışların karla karışık yağmur şeklinde görülmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuvvetli yağışla birlikte bölgede ulaşımda aksamalar, sel ve su baskını gibi olumsuzlukların yaşanabileceği bildirildi. Ayrıca eğimli arazilerde heyelan riski artarken, yüksek kesimlerde buzlanma, don ve tipi tehlikesine dikkat çekildi.</p>

<p>Yetkililer, özellikle yüksek kar örtüsüne sahip bölgelerde çığ riskinin bulunduğunu belirterek vatandaşların ve sürücülerin dikkatli ve tedbirli olmaları konusunda uyarıda bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/meteorolojiden-sel-ve-cig-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/5628-trabzonu-sel-vurdu-yollar-dereye-dondu-toplu-tasima-ucretsiz-oldu.webp" type="image/jpeg" length="36175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meteorolojiden dört şehir için çığ uyarısı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/meteorolojiden-dort-sehir-icin-cig-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/meteorolojiden-dort-sehir-icin-cig-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji 13. Bölge Müdürlüğü, Elazığ, Malatya, Tunceli ve Bingöl'ün yüksek kesimlerinde meydana gelebilecek olan çığ riskine karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji 13. Bölge Müdürlüğü, yüksek kesimlerinde meydana gelebilecek olan çığ riskine karşı uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meteoroloji 13. Bölge Müdürlüğünden yapılan uyarılarda, 'Bölgemiz genelinde havanın çok bulutlu ve sağanak yağışlı, yüksek kesimlerin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği, hava sıcaklıklarının mevsim normalleri civarında seyredeceği, rüzgarın güney ve batı yönlerden hafif, yer yer orta kuvvette eseceği tahmin edilmektedir.</p>

<p><strong>DÖRT ŞEHİR TEHLİKE ALTINDA</strong></p>

<p>Elazığ, Malatya, Tunceli ve Bingöl çevrelerinin yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ ve kar erimesi tehlikesi bulunduğundan meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması önem arz etmektedir' ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/meteorolojiden-dort-sehir-icin-cig-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/agency/iha/meteorolojiden-dort-sehir-icin-cig-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="39198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuraklığın etkili olduğu Ege'de çiftçiler ekim yağmurlarıyla nefes aldı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/kurakligin-etkili-oldugu-egede-ciftciler-ekim-yagmurlariyla-nefes-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/kurakligin-etkili-oldugu-egede-ciftciler-ekim-yagmurlariyla-nefes-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege'nin tarımsal üretimde önemli kentlerinden İzmir ve Aydın'da yaz aylarında yüksek sıcaklık ve uzun süreli kuraklığın ardından ekim ayının başında etkili olan yağmur çiftçilere umut oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Standart Yağış İndeksi'nde yer alan kuraklık haritası analizlerine göre 12 aylık (Ekim 2024- Eylül 2025) değerlendirmede, İzmir ve Manisa'nın önemli bölümü "çok şiddetli kurak", Aydın ve Uşak "orta kurak", Denizli ise "hafif kurak" olarak tanımlandı.</p>

<p>Müdürlük tarafından, yağışlı periyodu kapsayan 1 Ekim 2024-30 Eylül 2025 dönemi 12 aylık verilerinden oluşan 2025 su yılı raporuna göre Ege Bölgesi'nde yağışlar normaline göre yüzde 28, 2024 su yılı yağışına göre yüzde 14 azaldı.</p>

<p>Her geçen gün daha belirgin hale gelen iklim krizinin yol açtığı kuraklık, Ege Bölgesi'nde de tarımsal faaliyetleri derinden etkiledi.</p>

<p>Bölgede uzun süren yüksek sıcaklıklar ve yağışsız geçen aylar, barajlardaki ve yer altı su seviyelerini düşürdü. Özellikle yaz aylarında toprağın nemini tamamen yitirdiği birçok ovada üretim maliyetleri arttı, ekim planları değişti.</p>

<p>Yörede yaklaşık 120 günlük aranın ardından etkili olan yağmur, önemli tarım kentlerinden İzmir ve Aydın'da çiftçilerin yüzünü güldürdü.</p>

<p>Yağış sonrası kuruyan tarlalar yeniden tav kazandı, zeytinliklerden sebze bahçelerine kadar birçok üründe verim ve kalite beklentisi yükseldi.</p>

<p><strong>"Altın değerinde oldu"</strong></p>

<p>Menemen Ziraat Odası Başkanı Yücel Altıntaş, Menemen'in 120 güne yakın süre boyunca yağmur alamadığını söyledi.</p>

<p>Kuraklık nedeniyle ovadaki tarımsal faaliyetlerin olumsuz etkilendiğini ifade eden Altıntaş, "Ekim başında yağan yağmurlar, sebze üretimi ve meyve bahçeleri için altın değerinde oldu. Sonbahar yağışları bir önceki yıla göre, biraz erken geldi. Barajımızdan su gelmediği için üretimi yer altı sularından gerçekleştiriyorduk. Bu durum üretimdeki enerji maliyetlerini artırıyordu. Bu yağmurların gelmesi sebze ve meyve üreticilerini bir nebze sevindirdi." dedi.</p>

<p>Altıntaş, son 4-5 yıldır kuraklığı had safhada yaşadıklarını, yer altı sularının gittikçe çekildiğini dile getirdi.</p>

<p>Pamuk hasadının ardından bol yağmurlu kış mevsimi geçirmeyi umut ettiklerini kaydeden Altıntaş, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Suya çok ihtiyacımız var. Bizim bölgemizde hiç olmayan ayçiçeğinin ekim alanları genişledi. Bölge kuru tarıma yöneliyor, çoğalacak. Bölgemizde bu yıl 140 bin dönüm buğday ekilecek. Bunun başlıca nedeni yağmurların az olması, barajımızdan suyun gelmemesi, yer altı suların azalmasıdır. Bölgemizde üretim deseninde değişiklik oluyor. Kuraklıktan dolayı hububat, buğday ve ayçiçeğine yöneliyoruz. Bu yağmurların gelmesi toprağın tavını da güzelleştirdi, doğaya canlılık verdi. Bitkinin yağmur alması kalitesini, her şeyini etkiliyor."</p>

<p><strong>"Yağmur zeytin için ilaç gibi geldi"</strong></p>

<p>Aydın Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Kendirlioğlu da geçen ve bu yıl tarımsal kuraklığın yaşandığını belirtti.</p>

<p>Uzun bir aranın ardından yağmurun çiftçileri mutlu ettiğini söyleyen Kendirlioğlu, "Yağmurun her damlasının tarıma büyük faydası olur. Mayıs ayından bu yana Ege'ye yağmur düşmüyordu. Bu yağmur zeytinimize gerçekten yaradı. Zeytin yağmurdan alır lezzetini, suyunu. Bu yağmur zeytin için ilaç gibi geldi. Hububatın ekilmesi için de bize toprağın tavı lazım. Bu yağmurlar tavı şu anda sağladı. Şu anda bizde kestane hasadı başladı. Tabii bu yağmurların bu tür bitkilere kesinlikle faydası oldu." değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Manisa Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Hüseyin Altındağ da 4 aylık uzun bir aranın ardından Manisa'ya ekim ayıyla güzel yağmurun yağdığını anlattı.</p>

<p>Kuraklığın gittikçe daha fazla hissedildiğini vurgulayan Altındağ, "Manisa'da yağmur en çok zeytin üreticisi, buğday ekimi yapılacak çiftçilere yaradı. Bu yağmurun ardından çiftçiler ekime başlayacak." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/kurakligin-etkili-oldugu-egede-ciftciler-ekim-yagmurlariyla-nefes-aldi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Oct 2025 19:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/10/kurakligin-etkili-oldugu-egede-ciftciler-ekim-yagmurlariyla-nefes-aldi-1.jpg" type="image/jpeg" length="62074"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Avustralya'nın tropikal yağmur ormanları artık emdiğinden daha fazla karbondioksit salıyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/arastirma-avustralyanin-tropikal-yagmur-ormanlari-artik-emdiginden-daha-fazla-karbondioksit-saliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/arastirma-avustralyanin-tropikal-yagmur-ormanlari-artik-emdiginden-daha-fazla-karbondioksit-saliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, Avustralya'nın tropikal yağmur ormanlarının, iklim değişikliğine bağlı olarak artık emdiklerinden daha fazla karbondioksit saldığını belirledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Normalde tropikal ormanlar, saldıklarından daha fazla karbondioksit emdikleri için "karbon yutağı" olarak kabul ediliyor. Ancak uluslararası bir araştırmada, Queensland eyaletindeki bu ormanlardan yaklaşık 50 yıldır toplanan veriler, bu dengenin artık tehdit altında olduğunu gösterdi.</p>

<p>Çalışmada, Queensland'deki 20 farklı orman alanında bulunan yaklaşık 11 bin ağaç incelendi.</p>

<p>Buna göre, son yıllarda artan aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve kasırgaların şiddetlenmesi nedeniyle ölen ağaçların sayısı yeni filizlenen ağaçları geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durum, ölü ağaçların gövde ve dallarının yaklaşık 25 yıl önce karbon emici olmaktan çıkıp, karbon salıcısına dönüştüğünü ortaya koydu.</p>

<p>Böylece Avustralya'nın tropikal yağmur ormanları, dünyanın ilk karbon yutağı olmaktan çıkan ormanları haline geldi.</p>

<p>Çalışmanın başyazarı Western Sydney Üniversitesinden Dr. Hannah Carle, yaptığı açıklamada, sonuçların, küresel emisyon azaltma hedefleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p>

<p>Carle, "Ormanlar, fosil yakıt kullanımından kaynaklanan karbondioksitin bir kısmını emerek iklim değişikliğinin en kötü etkilerini hafifletir ancak bu kapasite artık tehdit altında." ifadesini kullandı.</p>

<p>Avustralya, kişi başına düşen karbon salımı açısından dünyanın en büyük kirleticilerinden biri olarak biliniyor. Canberra yönetimi, 2005 seviyelerine göre emisyonlarını gelecek 10 yılda en az yüzde 62 azaltmayı taahhüt ettiğini açıklamıştı.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları "Nature" dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/arastirma-avustralyanin-tropikal-yagmur-ormanlari-artik-emdiginden-daha-fazla-karbondioksit-saliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 19:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/10/avustralyanin-tropikal-yagmur-ormanlari-artik-emdiginden-daha-fazla-karbondioksit-saliyor.jpg" type="image/jpeg" length="77609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marmara'yı inceleyen ALEMDAR II gemisi güneyde müsilaja rastlamadı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/marmarayi-inceleyen-alemdar-ii-gemisi-guneyde-musilaja-rastlamadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/marmarayi-inceleyen-alemdar-ii-gemisi-guneyde-musilaja-rastlamadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Cem Gazioğlu, bu sonbaharda müsilaj koşullarının oluşmadığını ancak iklimsel stresler, kirlilik ve aşırı avcılık nedeniyle Marmara Denizi ekosisteminin hala kırılgan olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünden bilim insanları, 4 gün önce R/V ALEMDAR II araştırma gemisiyle başladıkları Marmara Denizi seferinde, denizin güney kesiminin genelinde müsilaj incelemesi yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kış öncesinde yürütülen çalışmalarda, denizin yüzeyi, su kolonu ve deniz tabanı habitatlarında müsilajın hiçbir evresi gözlemlenmedi.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, Marmara Denizi'nde müsilaj olaylarının genellikle ekim-kasım aylarında, su sıcaklıklarının düşmeye ve tabakalaşmanın belirginleşmeye başladığı dönemlerde ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Gazioğlu, yaptıkları çok disiplinli gözlemler sonucunda denizin güney kıyılarında müsilajın görülmediğini vurgulayarak "Bu durum, denizde dikey karışımın ve sıcaklık farklarının dengeli seyrettiğini, besin tuzu seviyelerinin ve rüzgar koşullarının sistemin dengesini koruduğunu gösteriyor." dedi.</p>

<p><strong>"Müsilaja neden olacak koşullar oluşmadı"</strong></p>

<p>Bu yıl yaptıkları bilim seferinin, mevsim geçişini en iyi temsil eden dönemde planlandığını dile getiren Gazioğlu, "Yüzey suyu sıcaklıkları yaz sonundaki en yüksek değerlerinden normale geriledi, karışım derinliği arttı. Bu koşullar, fitoplanktonların aşırı çoğalmasını ve organik madde birikimini sınırladı. Dolayısıyla müsilaj oluşumu için gerekli ortam kombinasyonu oluşmadı, sadece eylül ayı başında kısa süreli görünüp kayboldu." diye konuştu.</p>

<p>Gazioğlu, Marmara Denizi'nin genel durumuna ilişkin ise şu değerlendirmeleri paylaştı:</p>

<p>"Yüksek kirlilik yükü Marmara Denizi'nin en kritik sorunu olmaya devam ediyor. Evsel, endüstriyel ve tarımsal atıkların tam arıtılmadan denize verilmesiyle azot ve fosfor birikimi artıyor. Bu da suyun taşıma kapasitesini zorluyor. İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, karışımın zayıflaması ve oksijen azalımı bu durumu daha da kötüleştiriyor."</p>

<p><strong>"Risk devam ediyor"</strong></p>

<p>Marmara Denizi’nde bu dönem müsilaj gözlenmemesini olumlu ama geçici bir gelişme olarak nitelendiren Gazioğlu, bunun, sistemin tamamen dengelendiği anlamına gelmediği yorumunda bulundu.</p>

<p>Gazioğlu, iklimsel stresler, kirlilik yükleri ve aşırı avcılık devam ettikçe deniz ekosisteminin kırılganlığa ve yeni müsilaj olaylarına açık durumda olduğunu ifade etti.</p>

<p>Marmara Denizi’nin geleceği için entegre havza yönetimi, atık su arıtımının iyileştirilmesi, balıkçılık baskısının azaltılması ve iklim uyum stratejilerinin birlikte uygulanması gerektiğine değinen Gazioğlu, "Denizin direncini artırmak ve müsilaj gibi olayların kalıcı biçimde önüne geçmek için ekosistem temelli, bilim destekli ve koordineli bir yaklaşım şart." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Son yılların en kapsamlı çalışmalarından biri yürütülüyor</strong></p>

<p>İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü, pazartesi günü başladığı ve son yılların en kapsamlı çalışmalarından biri olan çok disiplinli bilim seferinde, R/V ALEMDAR II araştırma gemisiyle Marmara Denizi'nin ekosistemini, deniz tabanını, biyoçeşitliliğini ve denizdeki müsilaj risklerini yüksek çözünürlüklü yöntemlerle inceliyor.</p>

<p>Gebze Teknik Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü ile İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Ana Bilim Dalı'ndan uzmanların katkı sunduğu seferde, insansız hava araçları, su altı robotları, çok ışınlı derinlik ölçerler ve sonar sistemleriyle deniz yüzeyi, su sütunu ve deniz tabanı üç boyutlu olarak haritalanıyor. Elde edilen veriler yapay zeka, derin öğrenme ve sinir ağı algoritmalarıyla analiz ediliyor.</p>

<p>Sefer kapsamında müsilajın nedenleri, gelişim süreçleri ve gelecekteki olası riskler belirlenerek erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/marmarayi-inceleyen-alemdar-ii-gemisi-guneyde-musilaja-rastlamadi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 19:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/10/marmaryi-inceleyen-alemdar-ii-gemisi-guneyde-musilaja-rastlamadi.jpg" type="image/jpeg" length="65372"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği tarımda gübre alışkanlıklarını şekillendiriyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/iklim-degisikligi-tarimda-gubre-aliskanliklarini-sekillendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/iklim-degisikligi-tarimda-gubre-aliskanliklarini-sekillendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, iklim değişikliğinin gelecekte daha etkili olacağını belirterek, "Buna yönelik de gübre çeşitlerinin artırılması lazım." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Onkun, Türkiye'de gübre üretimi yapan firmaların çiftçilerin ihtiyacı olan gübrelere daha kolay ulaşabilmesi adına çalışmalarının sürdüğünü belirtti.</p>

<p>Ülkede son dönemde kuraklık, aşırı yağışlar, don gibi doğa olaylarının yaşandığını hatırlatan Onkun, "Su olmayınca üretimde hem kaliteyle ilgili hem de rekolteyle ilgili maalesef düşüşler yaşanıyor. İklim değişikliği, kuraklığın olması veya mevsimlerin ileriye kayması da çiftçilerimizin alışkanlıklarını etkiliyor. Kuraklık, mevsimin kayması, çiftçilerimizin bazı gübrelerin kullanımını ötelemesi ya da bitkinin ihtiyacı olan gübreyi biraz daha az kullanması gibi çiftçilerimizin alışkanlıklarını da etkiliyor." diye konuştu.</p>

<p>Onkun, GÜBRETAŞ'ın 1952'de Türkiye'nin tarımsal kalkınmasına destek olması amacıyla kamu tarafından kurulduğunu, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin 1993'te GÜBRETAŞ'ın hisselerini almasıyla beraber şirketin kamu statüsünden çıktığını, kamu kurum ve kuruluşu olmadığını anlattı.</p>

<p>Gelecek döneme ilişkin planlanan projeler olduğundan bahseden Onkun, şunları kaydetti:</p>

<p>"İklim değişikliği gelecekte daha da baskın, etkili olacağı için artık buna yönelik gübre çeşitlerinin artırılması lazım. Buna yönelik de çalışmalar yapılmalı. Biz de bitki besleme ürünlerimiz diye adlandırdığımız tarafta üretim yapmakla ilgili çaba sarf ediyoruz. Buna yönelik GÜBRETAŞ'ın çalışmaları da var ve devam ediyor."</p>

<p>Onkun, ülkede 8 bölge birliği müdürlüğü olduğunu belirterek, bu müdürlüklerde çalışan ziraat mühendislerinin her yıl belirli plan dahilinde çiftçileri ziyaret edip teknik danışmanlık yaptıklarını aktardı.</p>

<p><strong>"Üretmediği gübreyi yurt içinden ve yurt dışından tedarik edebiliyor"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GÜBRETAŞ Genel Müdürü Onkun, şirketin asıl amacının Türk çiftçisine kaliteli, uygun fiyatlı ve sürdürülebilir gübreleri temin edebilmek olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Üretim tesislerinde NPK diye adlandırdığımız ürünlerin üretimi yapılabiliyor. Bunun haricinde GÜBRETAŞ, zorunlu olarak ona yönelik bir prosesinin olmamasından dolayı üretemediği birçok gübreyi de yine yurt içinden ve yurt dışından da tedarik edebiliyor. Geçmiş yıllardan beri yapılan bir faaliyet. Bundan sonra da o faaliyete zorunlu olarak devam edecek. Çünkü üretemediği ama çiftçinin ihtiyacı olan gübreleri mutlaka GÜBRETAŞ tedarik edip onlara ulaştırabilmeli. Tarım Kredi Kooperatiflerinin ortaklarının ve çiftçilerin ihtiyacı olan gübreleri tedarik eden bir şirketiz."</p>

<p>İşveren adına Türkiye Kimya, Petrol, Lastik ve Plastik Sanayii İşverenleri Sendikası (KİPLAS), işçiler adına da Petrol-İş Sendikası tarafından yürütülen sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Onkun, "2025-2026 yılı toplu iş sözleşmesiyle alakalı işçi sendikasının talep etmiş olduğu yüzde 95'lik bir ücret artışı sektöre bakıldığında çok da uyumlu olan bir oran değil. Sendikanın talep etmiş olduğu yüzde 95'lik zammı ücretlere uygulamış olsak bu direkt gübrenin maliyetine, fiyatlara yansıyacak. Bu noktada makul ve uygulanabilir bir çözümü diyalog yoluyla bulabileceğimize inanıyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Onkun, GÜBRETAŞ'ın Sermaye Piyasası Kurulu'nun belirlemiş olduğu düzenlemeler çerçevesinde faaliyetlerini yürüttüğünü aktararak, bu faaliyetlerin bağımsız denetim kuruluşları tarafından her dönem denetlendiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/iklim-degisikligi-tarimda-gubre-aliskanliklarini-sekillendiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 21:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/10/iklim-degisikligi-tarimda-gubre-aliskanliklarini-sekillendiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="76826"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marmara Denizi'nde mikroskobik hayvanların sayısının değişmesi ekosistemi olumsuz etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/marmara-denizinde-mikroskobik-hayvanlarin-sayisinin-degismesi-ekosistemi-olumsuz-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/marmara-denizinde-mikroskobik-hayvanlarin-sayisinin-degismesi-ekosistemi-olumsuz-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Denizi'nde yapılan araştırma, iklim ve insan etkileriyle mikroskobik hayvanlar olan zooplanktonların sayısının değiştiğini ortaya koyarken, uzmanlar bu canlıların ekosistemin dayanıklılığı için çok önemli olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsünden bilim insanları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazlı Demirel ve doktora öğrencisi Dalida Bedikoğlu yürütücülüğünde, Marmara Denizi'nde 20 yıl boyunca zooplankton topluluk yapısını araştırdı.</p>

<p>Bilim insanları 2002–2022 yıllarında topladıkları verileri uzun süreli laboratuvar çalışmalarıyla analiz ederek, elde ettikleri sonuçları eylül ayında yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna göre, zooplankton grubundaki kopepod ve kladoserlerde türlerin sayıları mevsimlere göre değişiyor, ayrıca yıllar içinde bunların yerine boyu daha da küçük yeni başka türler geliyor.</p>

<p>Sıcaklık artışları, değişen besin miktarı ve müsilaj gibi yüksek etkideki ekolojik olaylar bu değişimlerde etkili oluyor. Özellikle 2007-2008 ve 2020-2021 yıllarında meydana gelen müsilaj olaylarıyla zooplankton topluluklarında çöküş yaşandı.</p>

<p>Müsilaj dönemlerinde tespit edilen çöküşlerin hemen öncesinde görülen zooplankton bolluk miktarlarındaki kritik düşüşler, sistemin dengesinde yaşanan bozulmalardan kaynaklanıyor.</p>

<p>Zooplanktonların sayısındaki değişimlerde, bunları besin olarak kullanan hamsi, sardalya ve istavrit gibi balıkların aşırı avlanmaları ve denizanası artışları da önemli rol oynuyor.</p>

<p>Öte yandan, deniz suyundaki sıcaklık ve klorofil-a değişimlerinin zooplankton türlerinin baskınlığı ve boyutlarını doğrudan etkiliyor. Daha küçük boyutlu ve hızlı çoğalan türler Marmara Denizi'nde giderek daha baskın hale geliyor.</p>

<p>Zooplankton topluluklarındaki bu değişim, besin zincirinin üst halkalarını da etkiliyor. Zooplanktonlardaki doğrudan değişimler dolaylı olarak ekosistem dengesini tehdit ediyor.</p>

<p>Ayrıca araştırmada Marmara Denizi'nin iklim değişikliği ve insan kaynaklı baskılara karşı daha kırılgan hale geldiği ve uzun vadeli izleme çalışmalarının ekosistem yönetimi için kritik olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>"Zooplankton küçülüyor, zincirin her halkası bundan etkileniyor"</strong></p>

<p>İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu AA muhabirine, Marmara Denizi'nde gözlenen küçük boyutlu canlı türlerindeki artışının ekosistemde önemli değişimlerin habercisi olduğunu belirterek, "Zooplankton küçülüyor, zincirin her halkası bundan etkileniyor." dedi.</p>

<p>Akdeniz ve Karadeniz arasındaki su alışverişinin son yıllarda Marmara Denizi'ndeki canlı yaşamını şekillendirdiğine dikkati çeken Gazioğlu, iklim değişikliği ve artan deniz suyu sıcaklıklarının zooplanktonların bu hale gelmesinde etkili olduğunu aktardı.</p>

<p>Gazioğlu, çalışmanın büyük önem taşıdığına işarete ederek, konunun farklı boyutlarının dikkatle ve ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Çalışmalar boyunca yapılan incelemelerde türün büyük boyutlularının yerini giderek daha küçük ve hızlı çoğalan türlerin aldığını vurgulayan Gazioğlu, bunların bazılarının ise artık yılın daha uzun dönemlerinde baskın hale geldiğini söyledi.</p>

<p><strong>"Bu canlılar deniz ekosisteminin dayanıklılığını ortaya koyan en önemli göstergelerden biri"</strong></p>

<p>İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü doktora Öğrencisi Dalida Bedikoğlu da Marmara Denizi'nde yürütülen uzun süreli gözlemlerin, deniz ekosistemindeki değişimleri anlamak açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Müsilaj olaylarının yaşanmasından hemen önce bu küçük canlı topluluklarında ani azalmalar tespit ettiklerini anımsatan Bedikoğlu, "Denizdeki sıcaklık değişimleri ve su kalitesindeki bozulmalar bu süreci hızlandırıyor. Bu değişim yalnızca küçük deniz canlılarını değil, onların beslendiği ve onlarla beslenen tüm canlı zincirini etkiliyor." diye konuştu.</p>

<p>Zooplanktondaki değişimin, Marmara Denizi'nin genel sağlığı ve balıkçılığın verimliliği açısından uyarıcı bir işaret olduğunu vurgulayan Bedikoğlu, "Bu canlılar deniz ekosisteminin dayanıklılığını ortaya koyan en önemli göstergelerden biri. Onlardaki değişim, iklim koşullarına uyum kapasitemizi doğrudan yansıtıyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bedikoğlu, "Zooplankton topluluklarındaki yapısal değişim, yalnızca bu canlıları değil, onların besin zincirinde yer aldığı tüm sistemi etkiliyor. Bu nedenle Marmara Denizi'nde sürdürülebilir balıkçılık ve ekosistem yönetimi için uzun dönemli izleme çalışmalarının devam etmesi kritik." değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/marmara-denizinde-mikroskobik-hayvanlarin-sayisinin-degismesi-ekosistemi-olumsuz-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 18:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/10/marmara-denizinde-mikroskobik-hayvanlarin-sayisinin-degismesi-ekosistemi-olumsuz-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="81409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Su kaynaklarının nitrat kirliliğine karşı korunması için yılda 4 kez örnek alınacak]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/su-kaynaklarinin-nitrat-kirliligine-karsi-korunmasi-icin-yilda-4-kez-ornek-alinacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/su-kaynaklarinin-nitrat-kirliligine-karsi-korunmasi-icin-yilda-4-kez-ornek-alinacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarımsal kaynaklı nitratın suda neden olduğu kirlenmenin tespit edilmesi, azaltılması ve önlenmesi için Nitrat Eylem Planının ilk 3 yılında, yer üstü ve yer altı sularında yılda 4 kez örnekleme yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarımsal kaynaklı nitratın suda neden olduğu kirlenmenin tespit edilmesi, azaltılması ve önlenmesi için nitrata hassas bölgelerin belirlenmesinin ardından, Nitrat Eylem Planının ilk 3 yılında, yer üstü ve yer altı sularında yılda 4 kez örnekleme yapılacak.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığının, "Tarımsal Kaynaklı Nitrat Kirliliğine Karşı Suların Korunması Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i, Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.</p>

<p>Bakanlıkça, eylem planı hazırlanacak ve nitrata hassas bölgeler ile birlikte ilan edilecek. Eylem planları, gübrelerin toprağa uygulanmasının uygun olmadığı kapalı dönemleri, hayvansal gübre depolama ünitelerinin inşa nitelikleri, hayvansal gübre depolama ünitelerinin kapasitesini, toprağa uygulanacak gübre miktarını, bitkilere topraktan ve gübrelerden geçen azot miktarını, nitrata hassas bölgelerde toprağa hayvansal gübre ile verilebilecek saf azot miktarını kapsayacak.</p>

<p>Ayrıca, ilk 4 yıllık eylem planları esnasında ve sonrasında uzun yetişme dönemleri, yüksek azot alan ürünler ve yüksek denitrifikasyon (Nitratın mikroorganizmalar tarafından azot okside gazları veya moleküler azota kadar indirgenerek, atmosfere dönmesi) kapasitesine sahip topraklar gibi koşulların yol açtığı istisnai durumlarda, farklı azot miktarlarının belirlenebilecek.</p>

<p>Nitrata hassas bölgelerin belirlenmesinin ardından, Nitrat Eylem Planının ilk 3 yılında, yer üstü ve yer altı sularında yılda 4 kez örnekleme yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, "Nitrata Hassas Bölgelerin Belirlenmesi, Çevre Dostu Tarımsal Uygulamalar ve Nitrat Eylem Planının Uygulanması, İzlenmesi ve Raporlanmasına İlişkin Tebliğ" de Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/su-kaynaklarinin-nitrat-kirliligine-karsi-korunmasi-icin-yilda-4-kez-ornek-alinacak</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Oct 2025 19:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/10/su-kaynaklarinin-nitrat-kirliligine-karsi-korunmasi-icin-yilda-4-kez-ornek-alinacak.jpg" type="image/jpeg" length="92224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa'da anıza ekim yönteminin yaygınlaştırılması hedefleniyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/sanliurfada-aniza-ekim-yonteminin-yayginlastirilmasi-hedefleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/sanliurfada-aniza-ekim-yonteminin-yayginlastirilmasi-hedefleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden Şanlıurfa'da, sürdürülebilir tarımı desteklemek ve üretim maliyetlerini düşürmek amacıyla anıza ekim (toprağa doğrudan ekim) yönteminin yaygınlaştırılması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı GAP Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Müdürlüğü (GAPTAEM), toprak sağlığını koruyan, yakıt, iş gücü ve makine giderlerinde tasarruf sağlayan bu yöntem için pilot çalışma yürüttü.</p>

<p>Çalışma kapsamında, GAPTAEM teknik personeli ziraat yüksek mühendisi Ahmet Çıkman, 40 dekar arazide ikinci ürün olarak pamuk ve mısır ekimi yaptı. Geleneksel toprak işleme yöntemlerine alternatif olarak uygulanan anıza ekim tekniğiyle, tarımsal verimlilik, toprak sağlığı ve maliyet gibi birçok başlıkta olumlu sonuçlar elde edildi.</p>

<p>Bu yöntemin bölgede yaygınlaştırılması amaçlanıyor.</p>

<p>GAPTAEM Müdürü İbrahim Halil Çetiner, anıza ekim yönteminin çiftçilere önemli avantajlar sağladığını söyledi.</p>

<p>Mercimek ve nohut gibi baklagillerin hasadından sonra toprağı pulluklarla sürmeden veya nadasa bırakmadan minimum işleyerek anıza ekim yaptıklarını belirten Çetiner, şöyle devam etti:</p>

<p>"Bu yöntemle anız yakma gibi olumsuz uygulamaların önüne geçilmiş oluyor. Masraflar açısından bakıldığında yakıttan tasarruf sağlanırken, makine ve ekipman giderleri de düştüğü için yüzde 50'ye yakın bir maliyet avantajı elde ediliyor. Ayrıca bu yöntem, toprağın verimini ve su tutma kapasitesini artırıyor. Bu durum, sulamada su kaybını önlediği için bizim de arzu ettiğimiz bir sonuç olarak ortaya çıkıyor."</p>

<p><strong>"Toprağın organik madde miktarı yükseliyor"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anıza ekim yönteminin her anlamda olumlu sonuç vermesinin kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Çetiner, şunları söyledi:</p>

<p>"Toprağın organik madde miktarı yükseliyor. Bitkilerimizin anıza ekim yapılmasına rağmen diğer ekim yöntemlerindeki bitkilerle arasında hiçbir fark bulunmuyor hatta verim açısından daha yüksek sonuçlar elde etmeyi bekliyoruz. Bunun en önemli nedeni, toprağın organik madde açısından zenginleşmesi ve önceki bitkinin mercimek, nohut gibi baklagillerden oluşmasıdır. Baklagiller, havadaki serbest azotu bağlayarak toprağa kazandırır. Bu da azotlu gübreleme yapılmış gibi bir fayda sağlayarak verimliliği artırır."</p>

<p><strong>"Organik madde yönünden toprağımızı koruyor"</strong></p>

<p>Ahmet Çıkman da bu yöntemin sağladığı ekonomik faydanın direkt çiftçinin cebine yansıdığını, yöntemin hem ana ürün hem de ikinci üründe kullanılabileceğini belirtti.</p>

<p>Toprak yüzeyi sap ile saman atıklarıyla kaplı olduğu için nem kaybının ve sulama miktarının azalacağına dikkati çeken Çıkman, şunları kaydetti:</p>

<p>"Önceliğimiz su tasarrufu sağlıyor. Organik madde yönünden toprağımızı koruyor. Ondan sonra toprağımızı uzun süre biz sürdüğümüz için toprağın yapısı bozulmakta. Yapısı bozulduğu zaman da toprakta tozlaşma dediğimiz dispersiyon olayı oluyor. Bu da infiltrasyon (yağmur veya sulama sularının toprak profili boyunca yer çekiminin etkisiyle yüzeyden aşağıya doğru inmesi) kapasitesinin düşmesine, yüzey akışının artmasına ve erozyona sebep olmaktadır. Anız yakmadığımız için hem toprağımızı hem çevremizi koruyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/sanliurfada-aniza-ekim-yonteminin-yayginlastirilmasi-hedefleniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 22:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/sanliurfada-aniza-ekim-yonteminin-yayginlastirilmasi-hedefleniyor.jpg" type="image/jpeg" length="66671"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlk "yeşil deniz hattının" 2027'de Fas ve İspanya arasında başlaması planlanıyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/ilk-yesil-deniz-hattinin-2027de-fas-ve-ispanya-arasinda-baslamasi-planlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/ilk-yesil-deniz-hattinin-2027de-fas-ve-ispanya-arasinda-baslamasi-planlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fas ile İspanya arasında elektrikle çalışan iki gemi ile 2027 yılında yapılacak yolcu taşımacılığı Afrika ile Avrupa'yı birbirine bağlayan karbon emisyonuna neden olmayacak "ilk yeşil deniz hattı" olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İspanyol özel denizcilik şirketi Balearia, eylül ayının başlarında, Fas ve İspanya arasında iki adet elektrikle çalışan yolcu gemisinin yapımına başlandığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her biri 804 yolcu ve 225 araç kapasiteli olacak gemilerin, elektrik enerjisiyle sürdürülebilir deniz taşımacılığını teşvik etme hedefiyle 2027 yılına kadar faaliyete geçmesi bekleniyor.</p>

<p>Şirketin açıklamasında İspanya ile Fas'ı birbirine bağlayacak yeşil deniz hattının hiçbir karbon emisyonuna neden olmayacağı belirtildi.</p>

<p>İspanya'nın Tarifa limanı ile Fas'ın Tanca kentini birbirine bağlayacak proje Afrika ile Avrupa kıtaları arasındaki ilk yeşil deniz koridoru olma özelliğini taşıyor.</p>

<p>Balearia Şirketi Başkanı Adolfo Utor, yaptığı açıklamada projenin düşük karbonlu ve sürdürülebilir deniz taşımacılığına doğru ilerlemede "önemli bir adım" olduğunu belirtti.</p>

<p>Faslı coğrafya ve limanlar konusunda uzman Bedreddin Muhammed er-Ravvas, yaptığı açıklamada, projenin Tanca Limanı'ndaki temiz enerji altyapısının güçlendireceğini söyledi.</p>

<p>Ravvas, projenin, sürdürülebilir ve karbonsuz deniz taşımacılığı ile Akdeniz'in iki kıyısı arasında yeşil koridorların oluşturulması çerçevesinde değerlendirildiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/ilk-yesil-deniz-hattinin-2027de-fas-ve-ispanya-arasinda-baslamasi-planlaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/yesil-deniz.jpg" type="image/jpeg" length="72314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya Bankasından taşkın ve kuraklık için Türkiye'ye 600 milyon dolarlık kaynak]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/dunya-bankasindan-taskin-ve-kuraklik-icin-turkiyeye-600-milyon-dolarlik-kaynak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/dunya-bankasindan-taskin-ve-kuraklik-icin-turkiyeye-600-milyon-dolarlik-kaynak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Dünya Bankasından "Türkiye Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Projesi" kapsamında önemli bir kaynak sağlandığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan İbrahim Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'nde yapılan "Türkiye Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Projesi"nin tanıtım toplantısında, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yaşamı etkilediğini dile getirerek, bu sürecin sorunlarını çok daha büyük bir probleme dönüşmeden çözmek için daha proaktif davranılması gereken bir dönemde olduklarını ifade etti.</p>

<p>Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bulunan 4 ildeki sel ve taşkın felaketinden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Yumaklı, "Bu taşkınlar, küresel iklim değişikliğinin madalyonun diğer yüzünde kalan kısmı." diye konuştu.</p>

<p>Yumaklı, bölgeye 1-2 ayda yağması gereken yağmurun kısa bir zaman dilimi içinde yağdığına dikkati çekerek, geçmişte yavaş yavaş başlayıp etkisini giderek artıran yağış rejimlerinin artık bir anda başlayıp önünde ne varsa silip süpüren bir özelliğe ulaştığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yıl yağışların mevsim normallerinin yüzde 26 ve geçen yılki yağışların yüzde 28 altında gerçekleştiğini dile getiren Yumaklı, yağış grafiğinin son 5 yılda 4 kez ortalamanın altında kaldığını söyledi.</p>

<p>Yumaklı, sıcak hava, düşük nem ve çok şiddetli rüzgarların kendilerini orman yangınlarıyla baş başa bıraktığını belirterek, "Özellikle bu yıl 3 dalga halinde gelen bu anormal hava koşulları bizim gerçekten çok daha fazla efor sarf etmemize ve maalesef biyoçeşitliliğimize de geçmiş yıllarda olduğundan daha fazla zarara sebep oldu." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Önceki dönemlerde riskli bölgeler olarak sadece Ege ve Akdeniz'i ifade ettiklerini dile getiren Yumaklı, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize çevrelerinde taşkın riski yüzde 20'nin üzerinde artarken Bartın, Zonguldak, Kastamonu, Düzce, Bolu, Bilecik, Sakarya ve Bursa gibi illerin de orman yangınları açısından riskli haline geldiğini bildirdi.</p>

<p><strong>"Su alanında dirençli Türkiye oluşturmalıyız"</strong></p>

<p>Bakan Yumaklı, bu süreçte vatandaşların taşkınlardan ve sellerden, tarım alanlarının her türlü meteorolojik etkilerden korunmasının ve toprakları suyla buluşturmanın büyük önem arz ettiğini vurguladı.</p>

<p>Su stresi altında olan bir ülke olarak suya yönelik politikaları bu önemde yönetmek durumunda olduklarını dile getiren Yumaklı, son 23 yılda su ve sulamaya 3,4 trilyon lira kaynak aktararak 11 bine yakın eseri hizmete aldıklarını belirtti.</p>

<p>Yumaklı, sulanan arazi miktarının yüzde 50, su depolama hacminin yüzde 38, yıllık içme suyu miktarının da 2,7 kat arttığını ifade etti.</p>

<p>Bu yıl içinde 321 tesisi daha hizmete alacakları bilgisini veren Yumaklı, şunları söyledi:</p>

<p>"Kapalı sulama şebeke oranının yüzde 6'dan yüzde 38'e yükseltildiğini söylemek istiyorum. Sulama projelerimizin özellikle enerji ihtiyacını yerli ve temiz kaynaklarla karşılama yolundaki projeler devam ediyor. Özellikle Taşkın Erken Uyarı Sistemi'nin halkımızı taşkınlara ve sellere karşı zamanında uyarması konusunda önemli bir mesafe katettiğimizi ifade etmek istiyorum. Şu ana kadar bütün Türkiye çapında 533 uyarı sistemi tesis edilmiş durumda."</p>

<p>Yumaklı, Dünya Bankasından sağlanan kaynağa ilişkin ise şöyle dedi:</p>

<p>"Özellikle Türkiye Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Projesi ile önemli bir kaynak da temin edilmiş oldu. 600 milyon dolarlık bir kaynakla ülkemizin dört bir tarafında taşkın kontrol tesisleri inşa edeceğiz. Gelecek nesillere daha güvenli, daha dirençli bir Türkiye'yi her alanda olduğu gibi su alanında da mutlaka oluşturmak durumundayız. Hepinizin önümüzdeki yıllar için ya da gelecek nesiller için suyun artık sadece bir varlık değil, aynı zamanda çok stratejik bir kaynak olduğunun da iletilmesi, anlatılması ve onlara bu ortamın hazırlanması şart."</p>

<p><strong>"Projeler için önemli bir finansman desteği"</strong></p>

<p>DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta da iklim değişikliği sebebiyle suyun zamansal ve mekansal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıkların suya bağlı afetlerin sıklığında, şiddetinde ve etkinlik alanında artışlara yol açtığını dile getirdi.</p>

<p>Bu artışlar neticesinde ortaya çıkan durumun artık gezegenin "yeni normal"i haline geldiğini belirten Balta, "DSİ Genel Müdürlüğü, ülkemizi bu yeni normale hazırlayan projelerin finansmanını, bütçe imkanlarıyla ve farklı finansman seçenekleriyle sağlamaktadır. Bu çerçevede Dünya Bankası ile yürüttüğümüz işbirlikleri, projelerimizin hayata geçirilmesi noktasında önemli bir finansman desteği sağlamaktadır." dedi.</p>

<p>Balta, su kaynaklarını daha verimli ve sürdürülebilir şekilde kullanmak amacıyla Dünya Bankası ile yürütülen işbirliği kapsamında sulama modernizasyonu, dayanıklı peyzaj entegrasyonu, su döngüselliği ve verimin artırılması, taşkın ve kuraklık yönetimi ile ikinci sulama modernizasyonu ve su verimliliği projelerinin hayata geçirildiğini ifade etti.</p>

<p>Programda, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Humberto Lopez de konuşma yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/dunya-bankasindan-taskin-ve-kuraklik-icin-turkiyeye-600-milyon-dolarlik-kaynak</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 21:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/dunya-bankasindan-taskin-ve-kuraklik-icin-turkiyeye-600-milyon-dolarlik-kaynak.jpg" type="image/jpeg" length="79116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın oksijen kaynağı tehlikede! Prochlorococcus ısınmaya dayanamıyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/dunyanin-oksijen-kaynagi-tehlikede-prochlorococcus-isinmaya-dayanamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/dunyanin-oksijen-kaynagi-tehlikede-prochlorococcus-isinmaya-dayanamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en bol fotosentetik canlısı olan Prochlorococcus, küresel ısınmayla birlikte hızla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya üzerindeki yaşamın en temel kaynağı olan fotosentez, güneş enerjisini kullanarak gezegenin besin zincirini ayakta tutuyor. Bu sürece katkı sağlayan birçok canlı olsa da, hiçbiri Prochlorococcus kadar etkili değil. Dünyanın en bol bulunan fotosentetik organizması olarak bilinen bu mikroskobik siyanobakteri, gezegenin oksijeninin yaklaşık üçte birini üretiyor ve denizlerdeki yaşamın temelini oluşturuyor.</p>

<p>Ancak yeni bir araştırma, Prochlorococcus’un iklim değişikliği ve yükselen okyanus sıcaklıkları karşısında sanıldığından daha savunmasız olduğunu ortaya koydu.</p>

<p><strong>28 DERECE ÜSTÜNDE HAYAT DURUYOR</strong></p>

<p>Araştırmaya göre Prochlorococcus, 19 ile 28 derece arasındaki sularda en verimli şekilde çoğalıyor. Fakat sıcaklık 30 derecenin üzerine çıktığında hücre bölünmeleri dramatik biçimde yavaşlıyor. Bu durum, tropikal bölgelerde sıcaklık artışıyla birlikte büyük bir risk oluşturuyor.</p>

<p>Bilim insanları, yüzyılın sonunda Prochlorococcus üretkenliğinin tropiklerde yüzde 17 ile 51 arasında düşebileceğini öngörüyor. Küresel ölçekte bu düşüş yüzde 10 ila 37 arasında olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DENİZLERDE DENGELER DEĞİŞEBİLİR</strong></p>

<p>Prochlorococcus’un geri çekilmesi, diğer bir siyanobakteri türü olan Synechococcus’un önünü açabilir. Ancak uzmanlar, milyonlarca yıldır besin zincirinin merkezinde yer alan Prochlorococcus’un yerine bu türün geçmesinin aynı ekolojik etkiyi yaratmayacağı konusunda uyarıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, “Prochlorococcus yok olmayacak, ama yaşam alanı kutuplara kayacak. Yine de tropik bölgelerdeki kayıp ekosistemler için büyük bir tehdit” diyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berfin Bitirim</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/dunyanin-oksijen-kaynagi-tehlikede-prochlorococcus-isinmaya-dayanamiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/resim-2025-09-22-161712260.png" type="image/jpeg" length="72179"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sapanca Gölü'nde kaçak su kullanımına karşı denetim başlatıldı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/sapanca-golunde-kacak-su-kullanimina-karsi-denetim-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/sapanca-golunde-kacak-su-kullanimina-karsi-denetim-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sapanca Gölü'nden izinsiz sulama ve kaçak su kullanımına karşı denetim gerçekleştiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamada, Su ve Kanalizasyon İdaresinin, son 65 yılın en kurak yazını yaşayan ve yüzlerce metre çekilen Sapanca Gölü'nde denetimlerini sıklaştırdığı belirtildi.</p>

<p>Gölden hat çeken ve motorlar yardımıyla tarla sulayan, konutuna su temin eden ve işletmelere su sağlayan kaçak kullanımlar tespit edildiği aktarılan açıklamada, bu kapsamda şu ana kadar belirlenen 28 izinsiz hat için yasal işlem uygulanacağı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, ekiplerin, göl içerisinde izinsiz sulama amacıyla kullanılan dalgıç pompaları tespit ettiği, detaylı incelemelerle belirlenen kaçak kullanımların, yasal işlem başlatılması için ilgili kurumlara iletildiği bildirildi.</p>

<p>Sakarya'nın ana içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü'nün korunmasının öncelik olduğu vurgulanan açıklamada, "Göl kıyısında kaçak su kullanan kişilere işlem yapma yetkisi olan paydaşlarımızla, görüntüleri ve tespit ettiğimiz adresleri paylaşıyoruz. Etaplar halinde yürüttüğümüz tespitlerin bir kısmını tamamladık. Havza boyunca devam edecek kaçak kullanımı engelleme çalışmalarımız kapsamında, Sapanca Gölü'nü kimsenin kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmasına geçit vermeyeceğiz." ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/sapanca-golunde-kacak-su-kullanimina-karsi-denetim-baslatildi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Sep 2025 22:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/kacak-2.jpg" type="image/jpeg" length="50435"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çankırı'da, yalnızca okyanus veya Akdeniz ikliminde görülen kara yosunu türü bulundu]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/cankirida-yalnizca-okyanus-veya-akdeniz-ikliminde-gorulen-kara-yosunu-turu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/cankirida-yalnizca-okyanus-veya-akdeniz-ikliminde-gorulen-kara-yosunu-turu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çankırı'da okyanus veya Akdeniz ikliminde yayılış gösteren kara yosunu türü bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çankırı Karatekin Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Botaniği Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Serhat Ursavaş, Uluyazı Kampüsü'ndeki bitki türlerini araştırmak için bir çalışma başlattı.</p>

<p>Bu kapsamda kampüsteki bitki türlerini inceleyen Ursavaş'ın, Mühendislik Fakültesi otopark alanında yayılım gösteren kara yosunu dikkatini çekti.</p>

<p>Kara yosununu yakından inceleyen Ursavaş, türün okyanus veya Akdeniz ikliminde yayılış gösteren, nesli tükenme tehlikesi altında olan "<em>Tortula bolanderi</em>" olabileceğini düşünerek mikroskop altında inceleme yaptı.</p>

<p>İncelemenin ardından Amerikalı meslektaşı Prof. Dr. Richard Zander'e de türden örnek gönderen Ursavaş, otoparkta bulduğu türün "<em>Tortula bolanderi</em>" olduğunu teyit ederek çalışmanın bilimsel yayınını hazırladı.</p>

<p>Doç. Dr. Serhat Ursavaş, AA muhabirine, keşfettiği türün yayılış alanının Amerika kıtasının batı kesimleri ile okyanus kenarına yakın sahil şeridi ve Portekiz, İspanya ve İtalya gibi Akdeniz sahilinde yer alan bölgeler olduğunu söyledi.</p>

<p>Türün Çankırı'da doğal bir yayılış alanı olmadığını belirten Ursavaş, "Tür Avrupa'da ve Amerika kıtasında tehlike altında olan bir tür. Nesli tükenmeyle karşı karşıya, koruma altında olan bir tür." dedi.</p>

<p>Ursavaş, kampüste türün korumaya alınması için Rektör Prof. Dr. Mevlüt Karataş ile görüştüklerini, Rektörlüğün çalışma yapacağını aktardı.</p>

<p><strong>"Asya kıtası için yeni bir kayıt"</strong></p>

<p>Kara yosunu polenlerinin rüzgarlarla taşınarak bölgeye ulaştığını tahmin ettiklerini dile getiren Ursavaş, "Evet bu tür Asya kıtası için yeni bir kayıt. Türkiye'de de sadece Çankırı ilinde ve üniversitemizde, kampüs içerisinde bulduğumuz bir tür." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türün ılıman iklimde yayılış gösterdiğini ancak karasal iklime sahip Çankırı'ya adapte olduğunu ifade eden Ursavaş, "Tür buraya gelmiş, uyum sağlamış, adapte olmuş. Bu da aslında küresel iklim değişikliğinin bir göstergesi. Çankırı karasal bir iklim olmasına rağmen buranın ikliminin zaman içerisinde ılımanlaştığının bir göstergesi." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/cankirida-yalnizca-okyanus-veya-akdeniz-ikliminde-gorulen-kara-yosunu-turu-bulundu</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Sep 2025 22:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/cankirida-yalnizca-okyanus-veya-akdeniz-ikliminde-gorulen-kara-yosunu-turu-bulundu.jpg" type="image/jpeg" length="64043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da orman yangını kaynaklı karbon emisyonu 23 yılın zirvesinde]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/avrupada-orman-yangini-kaynakli-karbon-emisyonu-23-yilin-zirvesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/avrupada-orman-yangini-kaynakli-karbon-emisyonu-23-yilin-zirvesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa'daki orman yangınlarının neden olduğu karbon emisyonu son 23 yılın zirvesine çıkarken Prof. Dr. Doğanay Tolunay, AB sınırlarında eylül ortasına kadar yanan ormanlık alan miktarının, uzun yıllar ortalamasının 3 katı olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa, geçen yaz döneminde büyük orman yangınlarıyla mücadele etti. Avrupa Birliği'ne bağlı Copernicus Atmosfer İzleme Servisi (CAMS) verilerine göre, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Birleşik Krallık için tahmini toplam karbon emisyonları, CAMS'in son 23 yılı kapsayan veri setindeki en yüksek seviyeye çıktı.</p>

<p>CAMS'a bağlı Küresel Yangın Asimilasyon Sistemi (GFAS) tarafından sağlanan veriler, 1 Ocak - 15 Eylül döneminde Avrupa'daki orman yangınlarının 12,9 megaton karbon salımına neden olduğunu gösterdi. Bu miktar, 2003 ve 2017'nin aynı döneminde kaydedilen 11,4 megatonluk emisyonları geçerek kaydedilen en yüksek değer oldu.</p>

<p>Avrupa'da görülen emisyon artışının temel sebebi, ağustos ayı ortasında İber Yarımadası'nda çıkan yangınlar oldu. Bölgedeki toplam emisyonlar, ağustos başına kadar ortalamanın altında seyrederken sadece bir hafta içinde arttı. İspanya ve Portekiz'den kaynaklanan yangın emisyonları, Avrupa toplamının yaklaşık 4'te 3'ünü oluşturdu.</p>

<p>Avrupa dışında Kanada'daki orman yangınları da bu ayın başına kadar yoğun şekilde devam etti ve 2023'ten sonra en yüksek ikinci yıllık emisyon seviyesine ulaştı.</p>

<p><strong>"Özellikle ağustos ayı oldukça dramatikti"</strong></p>

<p>Kuzey yarım kürede etkili olan orman yangınlarına ilişkin soruları yanıtlayan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Doğanay Tolunay, 2025 yılının orman yangınları açısından dramatik başladığını söyledi.</p>

<p>Tolunay, yılın ilk ayında Los Angeles'ta büyük yangınlar meydana geldiğini, yaz aylarına doğru sıcaklıkların artması ve kuraklıkla birlikte yangınların kendini göstermeye başladığını kaydetti.</p>

<p>Kanada'da son 10 yıllık ortalamada 3,8 milyon hektar ormanlık alan yanarken, bu miktarın 2025'in eylül ayı ortasına kadarki dönemde 2,3 katına çıkarak 8,7 milyon hektara yükseldiğini ifade eden Tolunay, ABD'de de toplam 1,8 milyon hektar ormanlık alanın yandığını belirtti.</p>

<p>Avrupa'nın orman yangınları bakımından kritik bir yaz dönemi geçirdiğini dile getiren Tolunay, "Özellikle ağustos ayı oldukça dramatikti. 2025 yılının eylül ortasına kadar AB üyesi ülkelerde 1 milyon hektarın üzerinde orman alanının yandığını görüyoruz. 2006-2024 döneminde yıllık ortalama 355 bin hektar kadar orman alanı yanıyordu, yani AB ülkelerinde bu yıl yaklaşık 3 katına çıkmış." dedi.</p>

<p>Avrupa'da en fazla orman alanının yandığı İspanya'da son 30 senenin en kötü döneminin ve istatistiksel olarak en fazla ormanlık alanın yandığı 5'inci senenin yaşandığını vurgulayan Tolunay, ülkede son 20 yılın ortalamasında 80 bin hektar orman yanarken 2025'in bugüne kadarki döneminde 383 bin hektar ormanın küle döndüğünü anlattı.</p>

<p>Portekiz'in, orman yangınlarıyla mücadele eden bir diğer ülke olduğunu hatırlatan Tolunay, şöyle devam etti:</p>

<p>"Portekiz'de son 20 yılın ortalamasında 96 bin hektar orman yanarken, bu rakam 2025'te 270 bin hektara çıktı yani ortalamanın yaklaşık üç katı kadar bir orman alanı yandı. İtalya'da 20 yılın ortalaması 56 bin hektar kadarken, 79 bin hektara çıktı yani bir buçuk katı kadar oldu. Bulgaristan'da önceki yıllara göre daha fazla orman kaybedildi ve uzun yıllar ortalamasına göre 2,6 kat arttı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde ortalamaların 7,4 katı, Fransa'da ortalamaların 2,6 katı, Romanya'da 5,6 katı kadar orman yandı. Balkan ülkelerinde önceki yılların 3-4 katına ulaşan artışlar oldu."</p>

<p>Türkiye'de son 10 yılın ortalamasına bakıldığında 27 bin hektar orman alanı yanarken bu yıl bu miktarın neredeyse 3 katına yaklaşarak 80 bin hektara ulaştığına dikkati çeken Tolunay, bu yılın 1945, 2021 ve 1946'nın ardından en fazla ormanın kaybedildiği dördüncü yıl olduğu bilgisini paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İnsan ve çevre sağlığını tehdit ediyor"</strong></p>

<p>Tolunay, dünya genelinde sadece iklim değişikliği değil, insan-orman etkileşiminin artmasının da orman yangınlarını tetiklediğine işaret etti.</p>

<p>Orman yangınlarında ağaçların, dökülen yaprakların ve kuru otların yanması sonucu canlı dokuların karbon içermesi nedeniyle atmosfere karbondioksit salımı gerçekleştiğini ifade eden Tolunay, "Ne kadar orman alanı yanarsa karbondioksit emisyonları da o kadar artar. Ağaçlar yansa da bütün organları yanmıyor. Dallar ve kabukların çok az kısmı yanıyor. Bir orman alanında ortalama karbon miktarı ağaçlarda değişiyor ama birim hektarda 100-500 ton arasında karbondioksit depoluyorlar. Ortalama 100 ton civarında karbondioksit depolanmışsa, bu yandığı zaman hektar başına yaklaşık 50-60 ton civarında karbondioksit emisyonu olabilir." diye konuştu.</p>

<p>Orman yangınlarının kükürtlü bileşikler, metan ve partikül madde emisyonlarına yol açtığına değinen Tolunay, toprakta biriken küllerin yağış ve rüzgarla taşınarak su kaynaklarına ulaşabileceği, bunun da insan ve çevre sağlığını tehdit edeceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Son 5 yılda dünya genelinde orman yangınlarının sayısı ve yanan alan miktarında artış yaşandığına dikkati çeken Tolunay, şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<p>"İnsan, orman içine girdikçe daha fazla yangın çıkıyor. Ormandan geçirilen yollar, elektrik nakil hatları gibi nedenler ciddi bir sorun. Yerleşim ve orman alanları arasında en az 100 metrelik bir tampon bölge bırakılacak şekilde imar izni verilmesi gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı bu yıl güzel bir uygulama başlattı. Dönemin ilk dersini 'yeşil vatan' olarak belirledi ve orman yangınları konusunda bir eğitim verildi. Bunun yangınların başladığı mayıs ayı gibi verilmesi çok daha doğru olur. Çünkü eylül-ekim gibi yangın farkındalığı nispeten düşük olduğu için bunu yangın mevsimine yakın zamanlarda tekrarlamak gerek."</p>

<p>Tolunay, yaz aylarında orman yangını çıkmaması için seferberlik ve bilinçlendirme çalışmaları yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/avrupada-orman-yangini-kaynakli-karbon-emisyonu-23-yilin-zirvesinde</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Sep 2025 22:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/avrupada-orman-yangini-kaynakli-karbon-emisyonu-23-yilin-zirvesinde.jpg" type="image/jpeg" length="93837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karbon yakalama teknolojileri "yeşil dönüşümü engelliyor" mu?]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/karbon-yakalama-teknolojileri-yesil-donusumu-engelliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/karbon-yakalama-teknolojileri-yesil-donusumu-engelliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin iklim değişikliğiyle mücadelede herhangi bir rolünün bulunmadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) Küresel İzleme Laboratuvarına göre, dünya genelinde ortalama karbondioksit miktarı 2024'te rekor kırarak 422,8 ppm (milyonda parçacık sayısı) oldu. Karbondioksit miktarı 2023'e göre 3,75 ppm artarken, bu, kayıtlara geçen en büyük yıllık artış oldu.</p>

<p>Atmosferdeki karbondioksit miktarındaki artış, dünyanın ısınmasına ve iklim değişikliğinin hızlanmasına neden olurken, araştırmacılar bu durumu önlemek için alternatif yollar araştırıyor.</p>

<p>Bu amaçla geliştirilen teknolojilerden biri olan karbon yakalama ve depolama sistemleriyle, iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunulması hedefleniyor. Karbondioksitin yakalanması, ayrıştırılması, depolanması veya tekrar kullanım süreçlerini kapsayan bu sistemler, teknolojinin hızla gelişmesiyle yaygınlaşıyor.</p>

<p>Ancak bazı uzmanlar bu teknolojilerin faydasından çok zararı olabileceğini savunuyor.</p>

<p>Karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin iklim kriziyle mücadeledeki rolüne ilişkin sorularını yanıtlayan Dr. Ümit Şahin, bu teknolojilerin, fosil yakıtlardan çıkışı önlemek veya yavaşlatmak isteyen fosil yakıt şirketlerinin öncülük ettiği ve iklim politikalarında yanlış çözüm olarak adlandırılan sistemler olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Yaygın bir kullanımı yok</strong></p>

<p>Karbon yakalama ve depolama sistemlerinin yüksek maliyetli olduğunu belirten Şahin, "Enerji yoğun teknolojiler olduğu için son derece yavaş gelişmektedir ve halen yaygın bir kullanım alanı yoktur. Dünyada çok küçük ölçekte çalışan bazı karbon yakalama ve depolama tesislerinin atmosfere salınmasını önlediği karbondioksit miktarı, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık binde biri ila ikisi nispetindedir." dedi.</p>

<p>Konuşulmaya ve gelişmeye başladığı 1990'lı yılların ortalarından bugüne gelinen noktada, bu sistemlerin yeterli düzeye ulaşmadığını vurgulayan Şahin, dolayısıyla giderek acil bir hale gelen iklim krizine karşı karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin bir çözüm olarak sunulabilmesinin ardında başka niyetler olabileceğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Şahin, "Bence amaç, karbon yakalama ve depolama sistemlerini, asıl yapılması gerekene, yani kömür, petrol ve doğal gazı terk etmeye karşı bir dikkat dağıtma ve kafa karıştırma aracı olarak kullanmak. Zaten bu teknolojiyi destekleyenlerin ve geliştirenlerin fosil yakıt ile fosil yakıt ihracatçısı devletler olması da bunu gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yenilenebilir enerji dönüşümüne engel</strong></p>

<p>Şahin, iklim değişikliğiyle mücadelede atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı:</p>

<p>"İklim değişikliğiyle mücadelede karbon yakalama teknolojilerinin bugün hiçbir rolü olmadığını düşünüyorum. Tek çözüm gelecek 25-30 yılda kademeli bir şekilde fosil yakıt çıkarmayı, yakmayı ve fosil yakıtlardan enerji üretmeyi bırakmaktır. Sadece elektrik üretiminde değil ulaştırmada, binalarda ve sanayide de gerçekleşmeli, bunun için de hızla güneş ve rüzgara yönelmek gerekmektedir. Karbon yakalama ve depolama, başlamış ve hızlanmakta olan yeşil enerji dönüşümünü engellemek isteyenlerin aracı olmak dışında bir nitelik taşımıyor."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/karbon-yakalama-teknolojileri-yesil-donusumu-engelliyor-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Sep 2025 20:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/karbon2.jpg" type="image/jpeg" length="29342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Iğdır'ın 60 yıllık baraj hayali aralık ayında gerçek olacak]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/igdirin-60-yillik-baraj-hayali-aralik-ayinda-gercek-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/igdirin-60-yillik-baraj-hayali-aralik-ayinda-gercek-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Anadolu'nun önemli tarım merkezlerinden Iğdır'da, hem sektörün hem de vatandaşların ihtiyacını karşılamak için 7 yıl önce yapımına başlanan Ünlendi Barajı, aralık ayında su tutmaya başlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tuzluca ilçesine bağlı Ünlendi Vadisi'nin içinde yaklaşık 60 yıl önce tasarlanan baraj projesi, 2014 yılında yeniden hazırlan ve 2018'de inşaatına başlandı.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, Iğdır Valiliği, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün sürdürdüğü çalışmalarla yaklaşık 100 milyon metreküp su tutması hedeflenen Ünlendi Barajı, aralık ayında su tutmaya başlayacak.</p>

<p>Barajın kapasitesinin 60 milyon metreküpü sulama, 30 milyon metreküpü içme suyu olarak kullanılacak, 10 milyon metreküpü ise havza suyu olarak kalacak.</p>

<p>İçme suyu kalitesi bakımından sıkıntı yaşayan Iğdır'ın ihtiyacı bu barajdan karşılanacak.</p>

<p>Yurdun en kurak illerinden de olan fakat yoğun miktarda tarım yapılan kentteki tarım arazileri de Ünlendi Barajı'ndan sulanacak.</p>

<p>Iğdır Valisi Ercan Turan, AA muhabirine, son çalışmaların bu yıl içinde tamamlanarak barajın hizmete açılacağını söyledi.</p>

<p>Kentte içme ve sulama suyu alanlarında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Turan, "Ünlendi Barajı, Iğdır'ın tarihinde halk arasında efsaneye dönüşmüş, söylentilerle gündeme gelen konulardan bir tanesiydi. 2 yıl önce Sayın Tarım ve Orman Bakanımız buraya geldiğinde Ünlendi Barajı, Tuzluca Barajı ve buna bağlı olarak sulama sistemlerini gündeme getirdiğimizde sağ olsun hem milletvekilimiz Cantürk Alagöz'ün olağanüstü gayretleriyle hem Bakanımızın teveccühleriyle bu işlere hız verildi. Ünlendi Barajı ilimizin içme suyu potansiyelini artırması açısından son derece önemli." dedi.</p>

<p><strong>"Şu an sona yaklaştık"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Barajın çalışmalarında sona gelindiğini, kil ve kaya dolgularının bitmek üzere olduğunu, yakında hizmet vereceğini dile getiren Turan, "Şu an sona yaklaştık. Bir barajın bitmesi için mekanik aksamının tamamlanması gerekiyor. İnşallah onların siparişleri de verildi. Ben, Tarım ve Orman Bakanımıza, DSİ Genel Müdürümüze, bölge müdürümüze, özellikle bu süreci çok yakından takip eden Cantürk Alagöz vekilimize canıgönülden teşekkür ediyorum." diye konuştu.</p>

<p>Iğdır'ın tarım şehri olduğunu belirten Turan, suyun önemine dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>

<p>"İlimizin en büyük problemi su. DSİ tarafından tesisatların teslimleri, Iğdır Belediyesine yapıldı. Yüzde 20 keşif artışını DSİ Genel Müdürlüğümüz gerçekleştirdi. Aralık ayında bu iş tamamen bitecek. Ondan sonra burası su tutmaya başlayacak. İnşallah bir müddet sonra Iğdır merkez ve etrafı, Tuzluca güzergahındaki köylerimizin içme suyu problemleri tamamen kaybolacak."</p>

<p>Turan, kentte kayıp kaçak su kullanımının da yoğun olduğunu, bu durumla da mücadele edildiğini söyledi.</p>

<p>Iğdır'ın su sorunun uzun yıllar sonra çözüme kavuşacağını vurgulayan Turan, şunları kaydetti:</p>

<p>"Yıllardır Iğdır'ın diline pelesenk olmuş Ünlendi Barajı inşallah tamamlanıyor. Bu, bir devrin başladığının işaretidir. İnşallah bu suyu da bu kaynaklar ayağımıza kadar getirecek. Merkezde Iğdır Belediyesi yüzde 65 kayıp ve kaçağı engellerse, biz de İl Özel İdaresi alanında kayıp ve kaçakları engellersek bu su Iğdır'ın içme suyu ihtiyacını 2050 yılına kadar karşılayacak kapasiteye sahip. Bu potansiyeli el birliği ile inşallah kent aklıyla yöneteceğimizi düşünüyorum. Emeği geçen tüm arkadaşlarımıza canıgönülden teşekkür ediyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/igdirin-60-yillik-baraj-hayali-aralik-ayinda-gercek-olacak</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/igdirin-60-yillik-baraj-hayali-aralik-ayinda-gercek-olacak.jpg" type="image/jpeg" length="27326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizlerin kralı tehlikede! Köpek balıkları okyanuslarda zor zamanlar yaşayabilir…]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/denizlerin-krali-tehlikede-kopek-baliklari-okyanuslarda-zor-zamanlar-yasayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/denizlerin-krali-tehlikede-kopek-baliklari-okyanuslarda-zor-zamanlar-yasayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni araştırmalar, okyanus asitlenmesinin köpek balıklarının dişlerini zayıflatabileceğini ortaya koydu. Bu durum, onların avlanma gücünü tehdit edebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Köpek balıkları, sürekli yenilenen ve keskin dişleri sayesinde denizlerin en güçlü avcıları arasında yer alıyor. Ancak bilim insanları, iklim değişikliği ve karbon salınımının yol açtığı okyanus asitlenmesinin bu ölümcül avantajı zayıflatabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p><strong>ASİTLENME KÖPEK BALIKLARIN DİŞLERİNİ AŞINDIRIYOR</strong></p>

<p>Almanya’daki Heinrich Heine Üniversitesi’nden biyolog Maximilian Baum’un da yer aldığı araştırma, okyanus pH seviyelerindeki düşüşün köpekbalığı dişlerinde ciddi aşınmalara yol açabileceğini gösterdi. Şu anda ortalama 8,1 olan pH değeri, 2300 yılına kadar 7,3’e düşebilir. Bu, denizlerin bugünkünden neredeyse 10 kat daha asidik hale gelmesi anlamına geliyor.</p>

<p>Bilim insanları, Akdeniz resif köpek balıklarının (Carcharhinus melanopterus) akvaryumlarda doğal olarak dökülen 600’den fazla dişini inceledi. Dişler, hem bugünkü koşullara (pH 8,2) hem de gelecekte öngörülen koşullara (pH 7,3) sahip yapay deniz suyunda bekletildi.</p>

<p>Sonuçlar çarpıcıydı: Daha asidik ortamda bekletilen dişlerde çatlaklar, delikler ve köklerde bozulmalar ortaya çıktı. Ayrıca dişlerin keskin tırtıkları da detaylarını kaybetti.</p>

<p><strong>KESKİNLİK ARTIYOR AMA DAYANIKLILIK AZALIYOR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, asitleşmenin diş yüzeyinde düzensizlikler yarattığını, bunun da teoride kesme gücünü artırabileceğini ancak dişleri daha kırılgan hale getirdiğini belirtiyor. Bu durum köpek balıklarının avlarını yakalamasını ve hayatta kalmasını zorlaştırabilir.</p>

<p>Asitleşmenin yalnızca dişlere değil, köpek balıklarının pullarına benzeyen ve hidrodinamik hareketi kolaylaştıran dermal dentiküllere de zarar verebileceği ifade ediliyor. Bu da köpek balıklarının yüzme verimliliğini azaltarak enerji maliyetini yükseltebilir.</p>

<p><strong>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN BEKLENMEDİK SONUÇLARI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, bu sonuçların yalnızca köpekbalıkları için değil, tüm deniz ekosistemi için alarm verici olduğunu söylüyor. Zira zayıflayan köpekbalıkları, zaten aşırı avlanma tehdidi altındayken, ekosistemin dengesinin bozulma ihtimali daha da artıyor.</p>

<p>Baum, bulgularla ilgili şunları söylüyor:</p>

<p>“İklim değişikliğinin etkileri, tüm besin zincirinde tahmin edilmesi güç sonuçlar yaratıyor. Bu da sorunun ne kadar kapsamlı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berfin Bitirim</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/denizlerin-krali-tehlikede-kopek-baliklari-okyanuslarda-zor-zamanlar-yasayabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/resim-2025-09-14-144141252.png" type="image/jpeg" length="23140"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hava kirliliğinin büyük kısmı insan kaynaklı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/hava-kirliliginin-buyuk-kismi-insan-kaynakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/hava-kirliliginin-buyuk-kismi-insan-kaynakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Gülen Güllü, hava kirliliğiyle mücadelede atılacak en önemli adımın fosil yakıtları terk etmek olduğunu belirterek, "Tarımda kontrollü gübre kullanımı, anız yakımının önüne geçilmesi ve politikaların takip edilmesi önem arz ediyor." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletlerin (BM) hava kalitesini iyileştirmeye dönük çalışmaları teşvik etmek ve kamuoyunda farkındalık yaratmak amacıyla 2019'da aldığı kararla her yıl 7 Eylül "Mavi Gökyüzü İçin Uluslararası Temiz Hava Günü" olarak kutlanıyor.</p>

<p>Mavi Gökyüzü İçin Uluslararası Temiz Hava Günü'nün teması bu yıl "hava için yarış" olarak belirlendi.</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülen Güllü, gaz, partikül veya sıvı bileşiklerin insan ve çevre sağlığı üzerinde etki edecek boyuta ulaşmasının hava kirliliği olarak tanımlandığını söyledi.</p>

<p>Havadaki moleküllerin birçoğunun ölçülebilir olduğunu ve belirli seviyelere ulaştıklarında havanın temiz ya da kirli olduğunu gösterdiğini işaret eden Güllü, partikül madde denilen havadaki katı parçacıkların çaplarına göre PM2,5 ve PM10 şeklinde sınıflandırıldığını kaydetti. Güllü 2,5 mikronun altındaki ince partiküllerin PM2,5, 10 mikronun altındaki partiküllerin ise PM10 olarak tanımlandığını ifade etti.</p>

<p>Güllü, küçük partiküllerin akciğerin derin kısımlarına inerek dolaşım sistemine ulaşabildiğini ve damar rahatsızlıklarına yol açabildiğini belirterek, "Havada 30 mikrondan 100 mikrona kadar partikül görebiliyoruz ama 10 mikron bizim soluyabildiğimiz partikül seviyesi. Burnumuzdaki kılcal tüyler ve oradaki mukus yapı 10 mikronun altındaki parçacıkların vücudumuza girmesine sebep oluyor. O yüzden toplam partiküllere bakmak yerine 10 mikron seviyesinin ne kadar olduğuna bakıyoruz." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Havada gaz formunda bulunan kükürt dioksit, azot dioksit, karbon monoksit ve ozon gibi kirleticilerin insan sağlığını tehdit ettiğini vurgulayan Güllü, ozonun astım gibi sağlık problemlerine ve bitkilerin yapraklarına zarar vererek bitkisel kayıplara yol açabildiğini aktardı.</p>

<p>Güllü, orman yangını ve toz bulutu gibi doğal nedenlerin yanı sıra hava kirliliğinin büyük kısmının insan kaynaklı olduğuna dikkati çekerek, termik santraller, fosil yakıtların yakılması, çimento, petro-kimya tesisleri, madencilik faaliyetleri, ulaşım, yanlış tarımsal uygulamalar, atık yönetiminin doğru yapılmaması, inşaat çalışmaları gibi faktörlerin hava kirliliğine yol açan etmenler arasında bulunduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>Hava kirliliği nedeniyle her yıl 8,1 milyon erken ölüm yaşanıyor</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre hava kirliliğinin insanların ölümünde ikinci sırada olduğunu anımsatan Güllü, "Özellikle biyokütle yakımından iç ortamda kaynaklanan hava kirliliği çok ciddi oranda problem yaratabiliyor. DSÖ, dünya nüfusunun yüzde 99'unun yine kendi kılavuz değerlerinin üzerinde kirlilik soluduğunu söylüyor. Bu da her yıl 8,1 milyon insanın erken ölümüne sebep oluyor." diye konuştu.</p>

<p>Güllü, dünyanın en kirli havasının, ısınma sistemlerinin en kötü olduğu Hindistan, Pakistan, Bangladeş gibi yerlerde olduğunu hatırlatarak, Delhi, Lahor, Dakka gibi kentlerde DSÖ'nün belirlediği sınır değerlerin kat kat üstünde hava kalitesi seviyelerinin gözlemlendiğini aktardı.</p>

<p>Kuzey Avrupa ülkelerinde nemli ve bitki örtüsünün toprağı kapladığı ekosisteme sahip olmasının büyük bir avantaj olduğuna dikkati çeken Güllü, Güney Asya ülkelerinin kurak ve tozlu iklime sahip olmasının hava kirliliği üzerinde etkili olduğunu anlattı.</p>

<p><strong>Hava koşulları hava kirliliğini etkiliyor</strong></p>

<p>Güllü, Çin'in ciddi önlemler almasına rağmen hava kalitesi bakımından kötü durumda bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Orada yüksek nem seviyesi mevcut, çok doğal ama yüksek nem partikül oluşumunu hızlandırıyor ve ışığın yer seviyesine ulaşmasına engel oluyor. Havanın kalitesini düşürüyor. Afrika, hızlı kentleşme, düşük kaliteli yakıt yakılması, kontrolsüz sanayi nedeniyle yoğun kirlilik yaşayan yerlerden. Avrupa aslında çok büyük ölçüde çözdü. Emisyonlarını çok ciddi azaltmış ve çok kirli emisyon yayan sanayiyi kendi bölgelerinden uzaklaştırmış durumda. Hava kalitesi çok daha iyi. Yine de trafiğin yoğun olduğu Londra ve Paris gibi yerlerde risk söz konusu."</p>

<p>Hava kirliliğiyle mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizen Güllü, "Hava kirliliğiyle mücadelede atılacak en önemli adımın fosil yakıtları terk etmek. Ayrıca, tarımda kontrollü gübre kullanımı, anız yakımının önüne geçilmesi, hayata geçirilen politikaların takip edilmesi ve vatandaşların bilinçlendirilmesi de önem arz ediyor." dedi.</p>

<p>Güllü, hava kirliliği nedeniyle, başka hastalıkları bulunan yaşlılar ile bebek ve çocukların en fazla risk altında olan gruplar olduğunu sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>PM2,5 yoğunluğunun en yüksek olduğu ülke Çad</strong></p>

<p>Hava kalitesi teknoloji şirketi IQAir tarafından 138 ülke, bölge ve toprak parçasındaki 8 bin 954 şehirden elde edilen PM2,5 hava kalitesi verilerini içeren 2024 Dünya Hava Kalitesi Raporu, ülkelerdeki hava kirliliği boyutunu gözler önüne seriyor.</p>

<p>Rapora göre, PM2,5 yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında ilk sırada metreküp başına 91,8 mikrogram ile Çad yer alıyor. Çad'ı, 78 mikrogram ile Bangladeş, 73,7 mikrogram ile Pakistan, 58,2 mikrogram ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve 50,6 mikrogram ile Hindistan takip ediyor. Türkiye, 15,3 mikrogram ile listenin 67. sırasında yer alıyor.</p>

<p>Dünya Meteoroloji Örgütüne (WMO) göre ise 2003–2024 referans dönemi boyunca PM2,5 anomalileri incelendiğinde, 2024'te Kanada'nın kuzeyi, Amazon, Sibirya ve Orta Afrika'da biyokütle yanmalarıyla ilişkili artışlar yaşandı.</p>

<p>Kuzey Hindistan'da, insan kaynaklı kirlilik ve biyokütle yanmalarının görüldüğü bölgelerde PM2,5 seviyeleri yükseldi. Sahra Çölü'nden kuzeybatı Afrika üzerinden Atlantik Okyanusu'na taşınan çöl tozu nedeniyle PM2,5 konsantrasyonlarında artış kaydedildi. Doğu Çin'de, insan kaynaklı emisyonların azalmasıyla PM2,5 seviyelerinde düşüş ve kuzeydoğu Afrika'da da toz emisyonlarına bağlı azalma etkili oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/hava-kirliliginin-buyuk-kismi-insan-kaynakli</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Sep 2025 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/hava-kirliliginin-buyuk-kismi-insan-kaynakli.jpg" type="image/jpeg" length="90750"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1000 dönümlük taşlık araziyi 8 yılda tarım alanına dönüştürdü]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/1000-donumluk-taslik-araziyi-8-yilda-tarim-alanina-donusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/1000-donumluk-taslik-araziyi-8-yilda-tarim-alanina-donusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Iğdırlı çiftçi Sabri Şıktaş, 1000 dönümlük taşlık alanı, 8 yıl çalışma yürüterek tarıma kazandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karakoyunlu ilçesinde yaşayan Sabri Şıktaş, 2011 yılında, Tarım ve Orman Bakanlığının hayata geçirdiği "Mera Islah Projesi" kapsamında 1000 dönüm civarındaki taşlık araziyi 25 yıllığına kiraladı.</p>

<p>Alandan yaklaşık 4 bin römork taş toplayıp taşıyan Şıktaş, daha sonra bölgeye elektrik sistemi ve güneş panelleri yerleştirdi.</p>

<p>Yağmurlama gibi bazı modern tarım sistemlerini araziye kuran Şıktaş, 8 yılda üretime kazandırdığı arazide, 6 yıldır silajlık mısır, arpa ve yonca üretiyor.</p>

<p><strong>"Bu örnek davranışından dolayı teşekkür ediyorum"</strong></p>

<p>Çiftçiyi ziyaret eden Vali Ercan Turan, Şıktaş'ın, yaklaşık 1000 dönümlük arazideki taşları topladığını ve 8 yıllık süreç içerisinde ciddi çalışma yürüttüğünü söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölgeye güneş panellerinin de kurulduğunu ifade eden Turan, şöyle konuştu:</p>

<p>"Şu an muazzam miktarda yonca ekimi faaliyetini yürütmüşler. Sulama bakımından da en modern teknikleri kullanıyorlar. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerimiz destek oluyor. Bu motivasyondan dolayı teşekkür ediyorum. Yan tarafta araziler var görüyoruz, yüzeyleri muazzam taşlı, verimsiz gözüken arazileri almışlar, taşları toplamışlar ve ekim yapıyorlar. Hayvancılıkla uğraşıyorlar, aynı zamanda meramızı ıslah ediyorlar. Toprağımızı gübreliyorlar, suluyorlar, toprak analizlerini yapıyorlar, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanıyorlar. Bu örnek davranışından dolayı çiftçimize teşekkür ediyorum."</p>

<p><strong>"Buradan aşağı yukarı 3-4 bin römork arası taş taşıdık"</strong></p>

<p>Sabri Şıktaş da araziyi 1 metre derinliğe kadar kazdıklarını ve bu esnada buldukları tüm taşları alandan taşıdıklarını belirterek, "Buradan aşağı yukarı 4 bin römork taş taşıdık, dışarı bıraktık. Bir kısmı arazide kaldı bir kısmı dışarı döküldü. Dışarı döktüğümüz taş bizim için külfet, vatandaş için nimet. Vatandaş o taşı taşıdı, bahçesinde, evinde, ahırında kullandı. Elektrik hattımız kendimize aitti, maliyetler arttı, çözüm olarak güneş paneline döndük. Sulamayı güneş panelinden aldığımız elektrikle suyu fıskiye, yağmurlama sistemiyle sahaya yayıyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Kuraklığıyla ve taşlık yapısıyla bilinen Ağrı Dağı'nın eteklerindeki araziden, yaptıkları çalışmalar sonucu verim aldıklarını anlatan Şıktaş, "Salma suyla yağmurlama suyun arasında hem zaman hem de verim farkı var. Salma suyla yapınca su yetmiyordu, yağmurlamayla iki kere suluyoruz, verim de yüzde 20-30 arttı. Sahanın hiçbir tarafında susuz bir yer bırakmadık. Sahada mısır, arpa ve yonca var." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Vildan A.</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/1000-donumluk-taslik-araziyi-8-yilda-tarim-alanina-donusturdu</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Sep 2025 21:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/09/1000-donumluk-taslik-araziyi-8-yilda-tarim-alanina-donusturdu.jpg" type="image/jpeg" length="30030"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
