<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haberler - Diriliş Postası</title>
    <link>https://www.dirilispostasi.com</link>
    <description>Diriliş Postası ekibinin hazırladığı, Türkiye ve dünyadan son dakika haberler ve güncel haber başlıkları için Hemen Ziyaret Edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dirilispostasi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 09:06:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara kullananlar dikkat: Hasta olabilirsiniz]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/sigara-kullananlar-dikkat-hasta-olabilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/sigara-kullananlar-dikkat-hasta-olabilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özcan Yıldız, sigara kullanımının yalnızca akciğer kanseriyle sınırlı olmadığını, tütün ürünlerinin 10'dan fazla kanser türüyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilenBiruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özcan Yıldız, sigaranın kanser riskini önemli ölçüde artırdığını vurgulayarak, tütün kullanımından uzak durmanın kanserden korunmada en etkili adımlardan biri olduğunu aktardı.</p>

<p>Sigaranın dünya genelinde önlenebilir kanser nedenlerinin başında geldiğini ifade eden Yıldız, sigaranın, yalnızca akciğer kanserine yol açan bir alışkanlık olarak düşünülmemesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Yıldız, sigaranın birçok kanser türüyle ilişkili olduğunu vurgulayarak, 'Ağız, gırtlak, yutak, yemek borusu, mide, pankreas, karaciğer, böbrek, mesane ve rahim ağzı kanseri gibi birçok kanser türüyle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca kalın bağırsak kanseri ve bazı kan kanseri türlerinin gelişiminde de sigara kullanımının etkili olduğu bilinmektedir. Bilimsel veriler, sigara kullanımının en az 10'dan fazla farklı kanser türünün gelişiminde önemli rol oynadığını göstermektedir.' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Sigara dumanına maruz kalmanın da ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirten Yıldız, pasif içiciliğin özellikle çocuklar ve kronik hastalığı olan bireyler için büyük tehlike oluşturduğuna dikkati çekti.</p>

<p>Yıldız, sigara dumanında birçok kimyasal madde bulunduğunu aktararak, 'Bunların önemli bir kısmı kanserojendir. Bu nedenle yalnızca sigara içen kişiler değil, sigara dumanına maruz kalan bireyler de risk altındadır.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sigaranın bırakılmasının her yaşta sağlık açısından önemli kazanımlar sağladığını kaydeden Yıldız, sigarayı bırakan kişilerde kanser riskinin zaman içinde azaldığını vurguladı.</p>

<p>Kanserden korunmada yaşam tarzının da önemli rol oynadığını vurgulayan Yıldız, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Sigara bırakıldıktan sonra vücut kendini onarmaya başlar ve yıllar içinde kanser riski belirgin şekilde azalır. Bu nedenle sigara kullanan bireylerin mümkün olan en kısa sürede bu alışkanlıktan vazgeçmesi büyük önem taşır. Sigara kullanımından uzak durmak, sağlıklı beslenmek ve düzenli tarama programlarına katılmak kanser riskini azaltmada etkili adımlar arasında yer alır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/sigara-kullananlar-dikkat-hasta-olabilirsiniz</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/04/image-6.webp" type="image/jpeg" length="46424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle mücadelede en güçlü kalkan]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/kanserle-mucadelede-en-guclu-kalkan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/kanserle-mucadelede-en-guclu-kalkan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Karabacak, dünyada artan kanser vakalarına dikkati çekerek, erken teşhisin tedavi başarısını belirleyen en kritik unsur olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Harun Karabacak, 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Karabacak, düzenli sağlık kontrolleri, tarama programlarına katılım ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle kanser riskinin azaltılabileceğini ve hastalığın erken evrede saptanarak daha etkili tedavi edilebileceğini aktardı.</p>

<p>Kanserde erken tanının hayati önem taşıdığını belirten Karabacak, 'Düzenli kontroller ve tarama programlarına katılım yaşam kurtarıyor. Bireylerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaları, tarama programlarına katılmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeleri büyük önem taşıyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Kanserin tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğine işaret eden Karabacak, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) GLOBOCAN 2022 verilerine göre dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görüldüğünü, yaklaşık 10 milyon kişinin hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini ve mevcut eğilimlerin sürmesi halinde yıllık yeni vaka sayısının 2050'de 35 milyona ulaşmasının beklendiğini kaydetti.</p>

<p>Türkiye'de de kanser yükünün dikkat çekici olduğunu aktaran Karabacak, 'IARC 2022 tahminlerine göre yıllık yaklaşık 240 bin yeni vaka görülüyor. Sağlık Bakanlığı verilerinde ise raporlama yılına göre 211 bin ile 223 bin arasında yeni tanı bildiriliyor. Fark ise veri yılı ve yöntemlerden kaynaklanabiliyor.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karabacak, dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinin akciğer, meme, kolorektal, prostat ve mide olduğunu belirterek, Türkiye'de de benzer bir dağılım görüldüğünü, akciğer kanserinin yaklaşık 41 bin yeni vakayla ilk sırada yer aldığını, bunu meme, kolorektal, prostat ve tiroid kanserlerinin izlediğini belirtti.</p>

<section dir="auto">
<p><strong>BİRÇOK KANSER TÜRÜ BAŞLANGIÇTA BELİRGİN ŞİKAYET VERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR</strong></p>
</section>

<p>Erken tanının kritik rolüne dikkati çeken Karabacak, 'Birçok kanser türü başlangıçta belirgin şikayet vermeden ilerleyebiliyor. Hastalık erken dönemde saptandığında hem tedavi seçenekleri artar hem de daha başarılı sonuçlar elde edilir.' bilgisini paylaştı.</p>

<p>Karabacak, tarama programlarının özellikle meme, serviks ve kolorektal kanserlerde etkili olduğunu ifade ederek, hastalığın klinik olarak ilerlemeden saptanabildiğini, bunun da tedavi başarısını ve yaşam kalitesini artırdığını kaydetti.</p>

<p>Erken evrede yakalanan olgularda daha sınırlı cerrahi girişimler ve daha az agresif tedavilerin mümkün olabildiğini vurgulayan Karabacak, kanserden korunmada yaşam tarzının belirleyici olduğuna işaret etti.</p>

<p>Karabacak, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, ideal kilonun korunması ve alkol tüketiminin sınırlandırılmasının temel yaklaşımlar arasında yer aldığına dikkati çekerek, 'Türkiye'de erkeklerde kanser sıklığının kadınlara göre daha yüksek olmasının, başta tütün kullanımı olmak üzere önlenebilir risk faktörlerinin önemini ortaya koyuyor.' değerlendirmesini yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/kanserle-mucadelede-en-guclu-kalkan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/04/kanser-tedavisi-nk-hucreleri.webp" type="image/jpeg" length="75427"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'da sağlık harcamaları ilk kez 500 milyar avroyu aştı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/almanyada-saglik-harcamalari-ilk-kez-500-milyar-avroyu-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/almanyada-saglik-harcamalari-ilk-kez-500-milyar-avroyu-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da sağlık harcamaları 2024 yılında yıllık bazda yüzde 7,6 artışla 538,2 milyar avroya ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), 7 Nisan Dünya Sağlık Günü dolayısıyla yayımladığı verilerde, 2024'te ülkenin toplam sağlık harcamalarının bir önceki yıla kıyasla 37,9 milyar avro artarak ilk kez 500 milyar avro eşiğini geçtiğini duyurdu.</p>

<p>Sağlık maliyetlerindeki artış, kişi başına düşen harcamalara da yansıdı. 2024 yılında her bir Alman vatandaşı için yapılan ortalama sağlık harcaması 6 bin 444 avro seviyesine yükseldi.</p>

<p>Sağlık harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı ise bir önceki yıla göre 0,6 puan artarak yüzde 12,4 oldu.</p>

<p>Destatis raporunda, sağlık maliyetlerindeki uzun vadeli yükselişe dikkat çekildi. 1994 yılında 175,3 milyar avro (kişi başı 2 bin 161 avro) olan harcamalar, son 30 yılda üç kattan fazla artış gösterdi. Ülkede sağlık harcamaları; 1998'de 200 milyar, 2012'de 300 milyar ve 2019'da 400 milyar avro sınırlarını aşmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Harcama kalemleri arasında en dikkati çekici yükseliş, yüzde 11,3'lük artışla 64,7 milyar avroya ulaşan sosyal bakım sigortası harcamalarında görüldü. Bu artışta, yükselen personel giderleri ve artan bakım yardımları etkili oldu.</p>

<p>Sağlık sisteminin en büyük finansörü olan yasal sağlık sigortası kurumlarının harcamaları ise yüzde 7,8 artarak 300,8 milyar avroya ulaştı. Öte yandan, ilaç harcamaları da üretici indirimlerinin sona ermesi gibi faktörlerle yüzde 9,3 artışla 85,1 milyar avroya çıktı.</p>

<p>Koronavirüs (Kovid-19) pandemisine yönelik harcamaların 2024 yılında neredeyse tamamen sona ermesiyle, kamu sağlığı koruma kalemindeki harcamalar yüzde 18,5 azalarak 5,9 milyar avroya geriledi.</p>

<p>Buna rağmen söz konusu harcamalar pandemi öncesi dönem olan 2019 yılına göre yüzde 61,5 daha yüksek seviyede seyretti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/almanyada-saglik-harcamalari-ilk-kez-500-milyar-avroyu-asti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/04/germanys-healthcare-system-austerity-plan.jpg" type="image/jpeg" length="34836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu'ndan SGK geri ödeme listesine dahil edilen ilaç paylaşımı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/saglik-bakani-memisoglundan-sgk-geri-odeme-listesine-dahil-edilen-ilac-paylasimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/saglik-bakani-memisoglundan-sgk-geri-odeme-listesine-dahil-edilen-ilac-paylasimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kanser ilaçları başta olmak üzere geri ödeme listesine dahil edilen 72 ilaçtan 69'unun yerli üretim olmasının, sağlıkta tam bağımsızlık ve Milli Teknoloji Hamlesi'nin en somut nişanesi olduğunu bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal hesabından yaptığı paylaşımda, bugün şifa bekleyen tüm vatandaşlarla önemli bir haberi paylaşmanın memnuniyetini yaşadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla atılan adımla kanser ilaçları başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kritik öneme sahip 72 ilacın daha SGK geri ödeme listesine dahil edildiğini hatırlatan Memişoğlu, 'Bu listedeki ilaçların 69'unun yerli üretim olması, sağlıkta tam bağımsızlık ve Milli Teknoloji Hamlemizin en somut nişanesidir.</p>

<p>Kendi ilacını üreten, yerli imkanlarıyla şifa dağıtan bir Türkiye hedefimize durmadan ilerliyoruz. Vatandaşlarımıza ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyor, tüm hastalarımıza acil şifalar temenni ediyorum.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/saglik-bakani-memisoglundan-sgk-geri-odeme-listesine-dahil-edilen-ilac-paylasimi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/04/1090896674-84-1600-984-1920x0-80-524be8fd606bde0a15040783b0a40fc3.jpg" type="image/jpeg" length="73702"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otizm bir hastalık değil: doğru destekle hayat değişiyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/otizm-bir-hastalik-degil-dogru-destekle-hayat-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/otizm-bir-hastalik-degil-dogru-destekle-hayat-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Meryem Seçen Yazıcı, otizmin bir hastalık olmadığını belirti ve şöyle devam etti:  'Otizmi aslında beynin dünyayı işleme biçimindeki bir farklılık olarak tanımlayabiliriz' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Meryem Seçen Yazıcı, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla bilgilendirmede bulundu.</p>

<p>Otizm ya da otizm spektrum bozukluğunun çocuğun sosyal iletişim kurma biçimini, çevresiyle etkileşimini ve davranış örüntülerini etkileyen nörogelişimsel bir durum olarak açıklayan Dr. Yazıcı; 'Otizmi aslında beynin dünyayı işleme biçimindeki bir farklılık olarak tanımlayabiliriz. Her çocukta aynı belirtileri aynı şekilde görmeyebiliriz, bu nedenle spektrum ifadesi kullanılır. Ağırlığına göre bazı çocuklarda belirtiler çok erken dönemde fark edilirken, bazılarında daha hafif ve daha geç anlaşılabilir' dedi.</p>

<p><strong>'DİKKATE ALINMALIDIR'</strong></p>

<p>İlk belirtilerin genellikle iletişim ve sosyal etkileşim alanında kendini gösterdiğine dikkat çeken Yazıcı, 'İsmiyle çağrıldığında dönüp bakmama, sosyal gülümsemenin sınırlı olması, göz teması kurmaktan kaçınma, ortak dikkat dediğimiz bir şeyi işaret edip paylaşma davranışının az olması ya da sanki kendi dünyasındaymış gibi görünme en erken sinyaller arasındadır. Ayrıca, akranlarıyla ilgilenmeme, yaşıtlarına göre konuşmanın gecikmesi, ellerini çırpma veya kendi etrafında dönme gibi tekrarlayıcı hareketler, rutinlere aşırı bağlılık ve duyusal hassasiyetler de ilk dikkat çeken unsurlar arasındadır. Aileler çoğu zaman 'bir şeyler farklı' hissini dile getirir; bu sezgi mutlaka dikkate alınmalıdır' ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>31 ÇOCUKTAN BİRİNDE GÖZÜKÜYOR</strong></p>

<p>Son yıllarda otizm tanısı alan çocuk sayısında artış olduğuna işaret eden Yazıcı, 'İstatistiklere göre (CDC) 2000'li yıllarda Otizm 150'de 1 çocukta görülürken, 2022 verilerine göre 31 çocukta 1 görülüyor. Ancak bu artışı sadece otizmin arttığı şeklinde yorumlamamalıyız, bu durumu doğru okumak lazım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskiden içe kapanık ya da yaramaz denilip geçilen pek çok çocuk, artık gelişen tanı yöntemleri ve toplumdaki farkındalığın artmasıyla doğru teşhis alabiliyor. Tanı ölçütlerinin gelişmesi, farkındalığın artması, ailelerin ve hekimlerin belirtileri daha erken tanıması, eğitim ve sağlık sistemlerinde taramanın yaygınlaşması da bu artışta önemli rol oynuyor. Yani elimizde hem gerçek artışı düşündüren hem de tanı koymadaki gelişmeleri gösteren nedenler var. Sayı artıyor; ama bunun arka planı tek faktörlü değil' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>ÇOCUĞUN GELİŞİM SEVİYESİNİ BELİRLİYOR</strong></p>

<p>Erken tanının çocuk gelişimi üzerindeki etkisi üzerine değinen Yazıcı, 'Bir çocuk ismine dönüp bakmıyorsa, göz teması sınırlıysa, konuşması gecikmişse, işaret etme ve paylaşma gibi iletişim davranışları azsa ya da tekrar eden, tek başına oyunlara yöneliyorsa beklemeden bir uzmana başvurulmalı. Burada en kritik nokta şu, ebeveynin bir şeyler farklı hissi çoğu zaman doğrudur ve dikkate alınmalıdır. Biraz daha bekleyelim, erkek çocuktur, geç konuşur yaklaşımı, özellikle erken dönemde ciddi zaman kaybına yol açabilir. Erken tanı, çocuğun gelişim seyrini belirleyen en güçlü faktörlerden biridir' dedi.</p>

<p><strong>'BEKLE VE GÖR DEVRİ KAPANDI'</strong></p>

<p>'Özellikle ilk iki yıl gelişimin altın dönemidir' diyen Dr. Yazıcı, 'Beyin gelişiminin en esnek olduğu ilk yıllarda başlanan müdahaleler, iletişim, sosyal etkileşim ve davranış becerilerinde belirgin kazanımlar sağlar. Bilimsel çalışmalar, 12. ay civarında başlayan eğitimin, 3 yaşına gelindiğinde tanı alma oranını 3 kat azalttığını gösteriyor. Özetle; 3 yaşından sonra alınan tanı, yapılan müdahale semptomları yönetmeye odaklanırken, 12. aydaki bir müdahale gelişimin yönünü kökten değiştirebilir. Artık buradaki bilimsel yaklaşım net, bekle ve gör devri kapandı, en ufak bir belirti varsa fark et ve harekete geç dönemindeyiz' diyerek sözlerine devam etti.</p>

<p>Otizmi grip gibi geçip giden veya tamamen ortadan kaldırılacak bir hastalık gibi düşünmenin doğru olmadığını ifade eden Yazıcı, 'Bu nedenle ilaçla tedavinin de bir karşılığı bulunmuyor. Otizm, yönetilebilir bir nörogelişimsel durumdur. Doğru destekle çocukların iletişim becerileri, sosyal uyumu, akademik işlevselliği ve bağımsız yaşam kapasitesi belirgin şekilde gelişebilir, ileride bağımsız yaşayabilir, üniversite okuyabilir ve çalışabilirler. Burada hedef, çocuğu kalıba sokmak değil; güçlü yanlarını desteklemek, zorlandığı alanlarda işlevselliğini artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Bazı çocuklarda çok iyi ilerleme olur, bazı çocuklarda daha uzun süreli ve yoğun desteğe ihtiyaç duyulur. Yani mesele tam iyileşme söyleminden çok, doğru destekle en iyi gelişimsel sonuca ulaşmaktır' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>KONTROLSÜZ EKRAN RİSK TAŞIYOR..</strong></p>

<p>Teknolojinin (tablet, telefon vb.) otizmli çocuklar üzerindeki etkisine de değinen Öğretim Üyesi Dr. Meryem Seçen Yazıcı, sözlerine şu şekilde devam etti:</p>

<p>'Bu konuda gerçekçi olmak lazım, teknoloji çoğu zaman ideal şekilde veya eğitici amaçla kullanılmıyor. Özellikle küçük yaşta, kontrolsüz ekran maruziyeti ciddi bir risk taşıyor. Şunu net söyleyebiliriz, ekran kullanımı tek başına otizme neden olmaz. Ancak beynin en esnek olduğu o kritik nöroplastisite döneminde, çocuğun ihtiyaç duyduğu canlı ve karşılıklı etkileşimin yerini tek taraflı bir ekran uyarını alırsa, sosyal gelişim yavaşlar ve mevcut belirtiler çok daha belirgin hale gelir. Bu yüzden sınırlarımız çok net olmalı, 0-2 yaş arasında mümkünse hiç ekran önermiyoruz. 2-5 yaş arasında ise günde en fazla bir saat, o da mutlaka ebeveyn eşliğinde ve etkileşimli bir şekilde olmalı. İçerik tarafı da en az süre kadar önemli. Hızlı, dikkat dağıtıcı, sürekli kaydırmalı (shorts/reels) içerikler yerine daha yavaş tempolu, öğretici ve yapılandırılmış içerikler tercih edilmeli. Ekran hiçbir zaman oyalayıcı ya da bakıcı olarak kullanılmamalı.'</p>

<p>Doğru çerçevede kullanıldığında teknolojinin faydalı olabildiğine dikkat çeken Yazıcı, 'Özellikle alternatif iletişim uygulamaları, görsel destekler ve yapılandırılmış eğitim içerikleri bazı çocuklar için işlevsel bir araç olabilir. Ama bu, istisnai ve kontrollü kullanım için geçerli; ana gelişim alanı her zaman insanla kurulan canlı ilişkidir' ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>TOPLUMDA YANLIŞ BİLİNEN BİLGİLER</strong></p>

<p>Otizmle ilgili en büyük sorunlardan birinin çok fazla yanlış bilginin doğruymuş gibi kabul edilmesi olduğunu kaydeden Dr. Yazıcı, 'En sık karşılaştıklarımızdan biri, otizmin aşılar ya da soğuk ebeveyn tutumlarıyla ortaya çıktığı inancı. Bunun bilimsel hiçbir karşılığı yok. Otizm, doğuştan gelen nörogelişimsel bir farklılıktır. Bir diğer yaygın yanlış, otizmin tek tip bir tablo olduğu düşüncesi. Oysa bu bir spektrum; her çocuk farklıdır. Hepsinin dahi olduğu ya da hiçbirinin iletişim kuramayacağı gibi uç genellemeler gerçeği yansıtmaz. Aynı şekilde konuşamaz, sevmez, empati kuramaz gibi ifadeler de doğru değil; burada mesele çoğu zaman kapasite değil, ifade biçimidir. Toplumda sık görülen bir başka hata da bazı davranışları doğrudan otizmle eşitlemek. Dönen nesnelere bakma, tekrar eden hareketler ya da ekolali tek başına tanı koydurmaz. Tanı, sosyal iletişim ve karşılıklı etkileşim alanlarını da içeren bütüncül bir çocuk psikiyatrisi değerlendirmesi ile konur. Büyüyünce geçer ya da kısa sürede eğitimle düzelir düşüncesi de yanıltıcıdır. Otizm yaşam boyu sürebilen bir nörogelişimsel farklılıktır. Ancak erken ve yoğun destekle gelişim belirgin şekilde ilerler. Son dönemde sık duyduğumuz ekran otizm yapar söylemi de doğru değil. Ekran kullanımı otizme neden olmaz; ancak özellikle erken dönemde yoğun ve kontrolsüz maruziyet, sosyal etkileşimi azaltarak belirtilerin daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Gebelikte parasetamol kullanımıyla ilgili de zaman zaman endişeler dile getiriliyor. Mevcut bilimsel veriler, bu kullanımın otizme doğrudan neden olduğunu net şekilde göstermiyor. Bu nedenle tek bir ilaç üzerinden kesin bir neden-sonuç ilişkisi kuramayız. Özetle, otizmi tek bir nedene, tek bir görünüme ya da sabit bir sonuca indirgemek yapılabilecek en büyük hata olur. Doğru yaklaşım ise her çocuğu kendi gelişimsel profili içinde değerlendirmek ve bilimsel temelli destek sunmaktır' dedi.</p>

<p><strong>'ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATRİSTLERİYLE İLERLEYİN'</strong></p>

<p>Otizmli bir çocuğu olan ailelere en önemli tavsiyelerde bulunan Yazıcı, 'Öncelikle kendinizi suçlamayın; suçluluk duygusu sizi yorar, çocuğunuza ise fayda sağlamaz. Bu bir maraton ve bu süreçte çocuğunuzun yapamadıklarına değil, yapabildiklerine odaklanmanız gerekir. İnternetteki bilgi kalabalığında kaybolmayın. Güvenilir uzmanlarla ve gerektiğinde çocuk ve ergen psikiyatristleriyle ilerleyin. Çünkü bazen eşlik eden gelişimsel durumlar olabilir. Her çocuk için tek tip bir yaklaşım yoktur. Evde en kıymetli şey ilişkidir: çocuğun göz hizasına inmek, ilgisini takip etmek, kısa ve net iletişim kurmak ve küçük ilerlemeleri fark etmek çoğu zaman en pahalı eğitimlerden bile daha etkilidir. Bazen ne yaparsam yapayım yetmiyor, işe yaramıyor diye hissedebilirsiniz; ancak gelişimde küçük ama düzenli adımlar, dağınık ve yoğun çabalardan çok daha kalıcıdır. Bu nedenle küçük kazanımları görün ve kutlayın. Kendiniz için de alan açın, sosyal izolasyondan kaçının ve benzer süreçlerden geçen ailelerle bağ kurun. Unutmayın, siz iyi olursanız çocuğunuz da daha iyi olur; sabırla ve sevgiyle atılan her küçük adım zamanla büyük bir değişime dönüşür' diye konuştu.</p>

<p><strong>'BU ÇOCUKLAR EKSİK DEĞİL'</strong></p>

<p>'Sokakta ya da markette zorlanan bir çocuk gördüğümüzde yargılamayalım' diyen Dr. Meryem Seçen Yazıcı, 'Acımak yerine anlamaya çalışalım. Bu çocuklar eksik değil, farklı gelişen bireylerdir. Otizmi romantize etmek de doğru değildir. Bu bir farklılıktır ama destek gerektirir. Eğitim ve doğru yaklaşım ihmal edilmemelidir. Gerçek farkındalık, otizmli bireyleri sadece tanımak değil; onları okulda, parkta ve iş yerinde hayatın tam merkezine dahil etmektir.</p>

<p>Toplum olarak sorumluluğumuz, bu çocukları uyumsuz diye kenara itmek değil; onlar için erişilebilir ve saygılı bir alan açmaktır. Çünkü bir çocuğun gelişimi kadar, o çocuğa sunduğumuz imkanlar da bizim toplum olarak vicdan ve olgunluk düzeyimizi belirler. Kabul, sürecin başlangıcıdır; doğru destek ise çocuğun potansiyelini görünür kılar' şeklinde açıklamasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/otizm-bir-hastalik-degil-dogru-destekle-hayat-degisiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/7646.jpg" type="image/jpeg" length="40199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserine 'kolonoskopi' önerisi]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/kolon-kanserine-kolonoskopi-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/kolon-kanserine-kolonoskopi-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de mart ayının 'Kolon (Kolerektal) Kanseri Farkındalık Ayı' olarak kabul edildiğini dolayısıyla toplumsal bilincin artırılmasının hedeflendiğini, Türk Gastroenteroloji Derneği Kayseri Şubesi olarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde halkı bilgilendirmek amacıyla stant açtıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu stantta halka yönelik bilgi verici broşürlerin dağıtıldığını ve sözel olarak konu hakkında aydınlatma yapıldığını, kolonoskopi taraması için dâhiliye-gastroenteroloji polikliniklerine başvurulmasının önerildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>'HERKESİN 45 YAŞINDAN SONRA KOLONOSKOPİ YAPILMASI ÖNERİLMEKTEDİR'</strong></p>

<p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon (kalın barsak) kanseri tüm dünyada hem kadın hem erkek hastalarda en sık görülen üçüncü kanserdir. Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Kolonoskopi işlemi ile erken tanı konmakta ve bu durum hayati önem taşımaktadır. Aile üyeleri ve akrabalarda kolon kanseri öyküsü varsa daha erken yaşlarda kolonoskopi yapılması önerilmektedir' dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Sezgin, 'Karın ağrısı, rektal kanama, kilo kaybı, dışkılama zorluğu, barsak alışkanlığında değişiklik, yeni başlayan kabızlık, kansızlık gibi şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması ve kolon kanseri yönünden kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Daha önce kolonoskopi yapılan kişilerde kolonda polip tespit edilmiş ise takip edilmesi ve yeniden kolonoskopi yapılması gerekir' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>RİSK FAKTÖRLERİ</strong></p>

<p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon kanseri yönünden risk faktörleri; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, işlenmiş et tüketimi, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımıdır. Korunma yolları; lifli gıdalarla beslenmek, kırmızı et tüketimini azaltmak, fiziksel aktiviteyi artırmak ve tarama kontrollerini ertelememek çok önemlidir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Doç. Dr. Sezgin, 'Kolon kanseri kolonda polip tespit edildiğinde polipektomi işlemi ile bu lezyonların alınmasından dolayı önlenebilir bir kanserdir. Bu nedenle Mart ayı kolon kanseri farkındalık ayı olarak ilan edilmiştir. Her yıl 81 ilimizde kolon kanseri farkındalığını artırmak, kolon kanseri taramasının önemini vurgulamak ve kişinin kolon, rektum ve anüs kanserine yakalanma riskini azaltmak için çeşitli etkinlikler gerçekleşmektedir' dedi.</p>

<p>Sezgin, 'Unutmayın, kolon kanseri taraması yaptırmak, sevdiklerinizle daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin çok kıymetli bir yoludur' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/kolon-kanserine-kolonoskopi-onerisi</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/kalin-barsak-kanseri-1.jpg" type="image/jpeg" length="68762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserinde kişiye özel dönem]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/kolon-kanserinde-kisiye-ozel-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/kolon-kanserinde-kisiye-ozel-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En sık görülen kanser türlerinden biri olan kolon kanserinde, son yıllarda yaşanan bilimsel gelişmeler tedavi yaklaşımını kökten değiştirdi. Uzmanlar, kolon kanserinin artık tek tip bir hastalık olarak değil, her hastanın genetik özelliklerine göre farklı tedavi planı gerektiren bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyasında yaşanan gelişmelerle birlikte kolon kanserinde 'tek tip tedavi' dönemi kapanıyor. Uzmanlar, immünoterapi, sıvı biyopsi ve tümörün genetik analizine dayalı kişiye özel tedaviler sayesinde hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edildiğini vurguluyor.</p>

<p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ferhat Ekinci, kolon kanserinin uzun yıllardır dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olmaya devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Son yıllarda bilimsel gelişmelerin bu hastalığa bakış açısını önemli ölçüde değiştirdiğini ifade eden Ekinci, 'Kolon kanseri artık tek tip bir hastalık olarak değil, kişiye özel özellikler taşıyan bir tablo olarak değerlendiriliyor. Son dönemde en çok dikkat çeken gelişmelerin başında 'immünoterapi' geliyor. Bu tedavi yöntemi, doğrudan kanseri hedef almak yerine kişinin kendi bağışıklık sistemini güçlendirerek tümörle savaşmasını sağlıyor' dedi.</p>

<p><strong>TÜMÖR TAMAMEN BİTİYOR</strong></p>

<p>Özellikle belirli genetik özelliklere sahip hastalarda immünoterapinin etkisinin oldukça çarpıcı olduğunu vurgulayan Ekinci, bazı yeni çalışmalarda ameliyat öncesi uygulanan bu tedavi sayesinde tümörün tamamen ortadan kaybolduğu vakaların bildirildiğini kaydetti.</p>

<p><strong>KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ</strong></p>

<p>Kolon kanseri tedavisinde bir diğer önemli gelişmenin kişiye özel tedavi anlayışı olduğunu belirten Ekinci, 'Artık tümörün genetik yapısı analiz edildiği için her hastaya aynı tedavi uygulanmıyor. Bunun yerine hastanın tümörüne en uygun ilaçlar seçiliyor. Bu sayede hem tedavi başarısı artıyor hem de gereksiz yan etkilerin önüne geçiliyor' diye konuştu.</p>

<p>Sıvı biyopsi ile erken takip mümkün</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günümüzde dikkat çeken bir başka yeniliğin ise 'sıvı biyopsi' yöntemi olduğunu ifade eden Ekinci, bu yöntem sayesinde hastalığın takibi için her zaman doku örneği alınmasına gerek kalmadığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>'Basit bir kan testiyle vücutta kanser hücrelerine ait izler tespit edilebiliyor. Bu da özellikle ameliyat sonrası hastalığın geri gelip gelmediğini çok daha erken anlamayı mümkün kılıyor.'</p>

<p><strong>TARAMA YAŞI 45'E DÜŞTÜ</strong></p>

<p>Öte yandan kolon kanserinin artık daha genç yaşlarda da görülmeye başladığını belirten Ekinci, bu nedenle birçok ülkede tarama yaşının 50'den 45'e düşürüldüğünü söyledi. Uzmanların en önemli uyarısının ise net olduğunu belirten Ekinci, 'Belirti beklemeden düzenli tarama yaptırmak hayat kurtarıyor' dedi.</p>

<p>Kolon kanseri tedavisinde umut verici bir döneme girildiğini ifade eden Ekinci, 'Her ne kadar her hasta için aynı sonuçlar geçerli olmasa da bilim dünyası daha etkili ve daha az yan etkili tedaviler için hızla ilerliyor. Sonuç olarak kolon kanseri artık eskisi kadar 'tek seçenekli' bir hastalık değil. Erken teşhis, doğru tarama ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla bu hastalıkla mücadelede her geçen gün daha güçlü hale geliyoruz' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/kolon-kanserinde-kisiye-ozel-donem</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/kanser-hucre-21.webp" type="image/jpeg" length="18793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amerika ve Avrupa'da yeni ve sinsi bir kovid!]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/amerika-ve-avrupada-yeni-ve-sinsi-bir-kovid</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/amerika-ve-avrupada-yeni-ve-sinsi-bir-kovid" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, 'ağustos böceği' olarak adlandırılan ve yüksek oranda mutasyona uğramış yeni bir COVID-19 varyantının Amerika ve Avrupa'da yayılmaya başladığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre BA.3.2 olarak adlandırılan varyantın en az 25 ABD eyaletinde tespit edildiğini belirterek, 'Bu varyantın, aşılar veya önceki enfeksiyonlardan kaynaklanan bağışıklığı daha kolay aşabildiği düşünülüyor. Vakaların genel olarak düşük seviyede seyrediyor, ancak BA.3.2 varyantının dünya genelinde yayılımını sürdürüyor. Bu varyant bir yıldan uzun süredir dolaşımda bulunuyor. Ancak özellikle sonbahardan itibaren ABD dahil birçok ülkede hızlı bir artış göstermeye başladı' dedi.</p>

<p><strong>İLK KEZ GÜNEY AFRİKA'DA GÖRÜLDÜ</strong></p>

<p>COVID-19'a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün yayılırken sürekli mutasyona uğradığını hatırlatan Özkaya, 'Yeni varyantı diğerlerinden ayıran en önemli özellik, diken proteininde meydana gelen çok sayıda genetik değişikliktir. Bu durum, virüsün bağışıklık sistemi tarafından farklı algılanmasına yol açabilir' diye konuştu.</p>

<p>CDC'nin yayımladığı raporlara da değinen Özkaya, bu mutasyonların önceki enfeksiyon veya aşılamayla kazanılan korumayı azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.</p>

<p>BA.3.2 varyantının ilk olarak Kasım 2024'te Güney Afrika'da tespit edildiğini aktaran Özkaya, bu varyantın Omicron ailesine ait BA.3 alt varyantının bir devamı olduğunu ifade etti. 2024 yılı boyunca diğer varyantların gölgesinde kaldığını belirten Özkaya, 'Sessiz bir şekilde yayılımını sürdürdü ve geçtiğimiz eylül ayından itibaren daha belirgin hale geldi' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>HASTALIĞIN ETKİSİ</strong></p>

<p>Varyantın etkilerine ilişkin de bilgi veren Özkaya, şu ana kadar daha ağır hastalığa yol açtığına dair bir kanıt bulunmadığını vurguladı Özkaya şunları söyledi: 'BA.3.2'nin yaygın olduğu ülkelerde daha ciddi hastalık ya da hastaneye yatış oranlarında belirgin bir artış gözlenmedi. Kağıt üzerinde endişe verici görünse de mevcut veriler, hastalık şiddetinin artmadığını gösteriyor.'</p>

<p><strong>23 ÜLKEYE YAYILDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Verilere göre 11 Şubat 2026 itibarıyla BA.3.2 varyantının en az 23 ülkeye yayıldığını belirten Özkaya, bazı Avrupa ülkelerinde yayılımın daha yüksek olduğuna dikkat çekti. Özkaya, 'CDC verilerine göre Danimarka, Almanya ve Hollanda'daki vakaların yaklaşık yüzde 30'una bu varyant neden oluyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/amerika-ve-avrupada-yeni-ve-sinsi-bir-kovid</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/51cdd64241d6e863aa96fe58957965c2.webp" type="image/jpeg" length="55088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vertigo için uyarı: Plaza çalışanları dikkat!]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/vertigo-icin-uyari-plaza-calisanlari-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/vertigo-icin-uyari-plaza-calisanlari-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumda çok sayıda kişiyi etkileyen vertigoya karşı uyaran uzmanlar, 'Hastalar genellikle etrafın dönmesi ya da kendilerinin döndüğü şeklinde tanımlıyorlar. Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı, en önemli sebebi, insanların daha hareketsiz olması. Yarım saatte de bir olsa hareket etmelerini öneriyoruz. Günümüzde plaza çalışanlarında çok sık benign vertigoyu görmeye başladık' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vertigo, genellikle kişinin kendisinin ya da etrafının döndüğünü hissettiği bir durum olarak ifade edilirken baş ağrısı, kulak çınlaması, denge kaybı, mide bulantısı ve kusma, kulakta dolgunluk hissi gibi belirtiler görülebiliyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü'nden Doç. Dr. Süleyman Yılmaz ve Medical Park Bahçelievler Hastanesi'nden Nöroloji Uzmanı Dr. Hıkmat Abbaszade de vertigo hakkında bilgi verirken önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Doç. Dr. Yılmaz, günümüzde hareketsizliğinde etkisiyle plaza çalışanlarında sık karşılaştıklarını belirtirken tedavi seçeneklerine yönelik konuştu.</p>

<p><strong>'MUTLAKA HEKİME BAŞVURMALARI GEREKİYOR'</strong></p>

<p>'Hastalar genellikle etrafın dönmesi ya da kendilerinin döndüğü şeklinde tanımlıyorlar' diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Süleyman Yılmaz, 'Vertigo çok sık karşılaştığımız şikayetlerden bir tanesidir. Dengesizlik, yerin ayaklarının altından kayması, bayılma hissi şeklinde de tanımlayabiliyorlar. En sık gördüğümüz, benign pozisyonel vertigo dediğimiz baş dönmesidir. Bu baş dönmesi otolit dediğimiz kristallerin yarım daire kanallarına düşmesi sonrası oluşuyor. Bu hastalar genellikle yatarken sağa sola döndükleri zaman baş dönmesi tarifliyorlar. Çok ani hareketlerde başlarını kaldırdıkları zaman kısa süren dengesizlik ve baş dönmesi tarifliyorlar.</p>

<p>Kadın ve erkeklerde eşit bir şekilde görülebiliyor. Bu tarz baş dönmesi, dengesizlik şikayeti olanların öncelikle dikkat etmesi gereken, baş dönmesiyle birlikte bulantı, kusmaları, baş ağrıları, kollarda, ayaklarda güçsüzlük var mı? Bunlar nörolojik olabileceğini, santral nedenlerden dolayı vertigo olabileceğini düşündürür, mutlaka hekime başvurmaları gerekiyor' dedi.</p>

<p><strong>'PLAZA ÇALIŞANLARINA BENİN VERTİGOYU ÇOK SIK GÖRMEYE BAŞLADIK'</strong></p>

<p>Doç. Dr. Yılmaz, 'Hallpike testi ve benzer manevralarla hem tanıyı hem tedaviyi kolaylıkla yapabiliyoruz. Özellikle uyurken kristallerin kendiliğinden bazen yerine oturması gibi durumlar da olabiliyor. Esas tedavi manevradır, manevra ile kristallerin yerine oturmasıyla hastalarımızı tedavi ediyoruz. Hastaların kendilerinin yapabileceği egzersizler vardır. Başları döndüğü zaman hastalarımıza sağa, sola çevirme ya da kendi başlarına manevra yapmalarını hiçbir zaman tavsiye etmiyoruz. Mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerekir.</p>

<p>Böyle bir şey olduğu zaman baş hareketlerini kısıtlamaları, ani hareket yapmamaları, en kısa sürede de bir kulak burun boğaz hekimine başvurmalarını öneririm. Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı, en önemli sebebi de insanların daha hareketsiz olması. Masa başında uzun süre zaman geçirmelerinden dolayı benign vertigo artmaya başladı. İnsanların çok uzun süre bir pozisyonda kalmamaları, yarım saatte de bir olsa hareket etmelerini öneriyoruz. Günümüzde plaza çalışanlarında çok sık benin vertigoyu görmeye başladık' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'POLİKLİNİKLERE SIK BAŞVURU NEDENİ'</strong></p>

<p>'Vertigo hem kulak burun boğaz hem nöroloji polikliniklerine sıkça başvuru nedeni' diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Hıkmat Abbaszade, 'Hem merkezi sinir hem de periferik sinir sistemi ve iç kulakla alakalı birçok hastalık vertigoya neden olabilir. Tedavi tamamen nedene bağlıdır. Örneğin; hemen müdahale etmek hatta yatış endikasyonu gerektirecek vertigolar. Bazı vertigolar ayaktan tedavi edilebilir, ilaçlarla manevralarla, fizik tedavi desteğiyle tedavi edilebilir. Pozisyonel denge egzersizleri, bunların da basit ve sofistike metotları var.</p>

<p>Vertigoya neden olan, altta yatan hastalık teşhis edildikten sonra ona yönelik spesifik tedavi yöntemi seçilebilir. Bazı hastalarda vertigo çok şiddetli olabiliyor. Özellikle hastayı düşürecek kadar bulantı, kusmaların eşlik ettiği bir durum olabilir. Amacımız, merkezi sinir sistemiyle alakalı olan ve altında ciddi hastalıklar yatabilecek olan vertigoyu zamanında teşhis edebilmek. Kulak burun boğaz hekimleriyle nörologların ortak yaptığı teşhis amaçlı testler vardır. Genelde bize hastalar kulak burun boğaz polikliniğinden yönlendirilir' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>DOĞRU TANININ ÖNEMİ ORTAYA ÇIKTI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Her vertigo hastasında aynı bulgular olmuyor' diyen Uzm. Dr. Abbaszade, 'Bazen beyin kan akışını rahatlatıcı ilaçlar, invaziv girişimsel işlemler, denge testleri, müdahaleleri, postür egzersizleri, kafa hareketleriyle yapılan egzersizler gibi bir sürü tedavi metoduyla müdahale ediliyor. Bazen vertigo çok dirençli olabiliyor. Hastanın ilk vertigo atağıysa hasta belirli bir yaş üzerindeyse, ek hastalıkları varsa, tansiyon, şeker, yüksek kolesterol veya genetik risk faktörleri de varsa mutlaka tedbirli olunması, muayeneye erken gelmesini öneririm. Çünkü bazı durumlara ne kadar erken müdahale edersek hasta için o kadar karlı oluyor. Bir manevrayla bitirebilir mesela ama bazı vertigolar vardır, bunlar en az 2-3 ay, aylarca sürebiliyor. Vertigo bitebilir, yeter ki doğru tanı alıp, teşhis doğru olsun ve teşhisten sonra da müdahale doğru olsun' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/vertigo-icin-uyari-plaza-calisanlari-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/vertigo-egzersizleri-23-41429-web-image-b.webp" type="image/jpeg" length="39804"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen öksürüğe dikkat: Virüsler arttı!]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/gecmeyen-oksuruge-dikkat-virusler-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/gecmeyen-oksuruge-dikkat-virusler-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde artan, geçmeyen öksürük şikâyetlerine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet İlvan, hava sıcaklıklarının düşmesiyle viral enfeksiyonların yaygınlaştığını belirtti. İlvan, özellikle uzun süren öksürüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk hava şartlarının, solunum yolu enfeksiyonları için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade eden Arel Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet İlvan, 'Bu dönemde virüsler daha kolay yayılıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları ve buna bağlı öksürük şikâyetleri artıyor' dedi.</p>

<p><strong>'3 HADTAYI AŞAN ÖKSÜRÜKTE MUTLAKA UZMAN GÖRÜŞÜ ALINMALI'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öksürüğün genellikle basit bir enfeksiyon belirtisi olarak görülse de bazı durumlarda daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirten İlvan, 'Eğer öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır. Astım, kronik bronşit, reflü ya da daha ciddi akciğer hastalıkları bu şikâyetin nedeni olabilir' uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>KORUNMAK İÇİN BASİT ÖNLEMLER ETKİLİ..</strong></p>

<p>Prof. Dr. İlvan, hastalıklardan korunmak için alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı:</p>

<p>Kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmalı. Ellerin sık sık yıkanması ihmal edilmemeli. Bağışıklık sistemini güçlendiren dengeli beslenmeye dikkat edilmeli. Gerektiğinde maske kullanımı tercih edilmeli.'</p>

<p>Uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Geçmeyen öksürük şikâyeti olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/gecmeyen-oksuruge-dikkat-virusler-artti</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/istockphoto-1076823102-612x612.jpg" type="image/jpeg" length="35251"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Menenjit'e dikkat: Erken teşhis hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/menenjite-dikkat-erken-teshis-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/menenjite-dikkat-erken-teshis-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, menenjit hakkında uyarılarılarda bulunarak önlemler hakkında bilgilendirmede bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, menenjit hakkında uyarılar yaptı.</p>

<p><strong>'ERKEN TEŞHİS EDİLMEDİĞİNDE CİDDİ SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇABİLİR'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Demirçubuk, 'Menenjit, erken teşhis edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, mide bulantısı ve ışığa hassasiyet gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, hastalığın bazı türlerinin bulaşıcı olabileceğine dikkat çekerek, hijyen kurallarına özen gösterilmesini, kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmasını ve risk grubundaki bireylerin aşı durumlarını kontrol ettirmesini önerdi.</p>

<p>Dr. Demirçubuk, 'Uygun antibiyotiklerle tedavi edilse bile çok yüksek hastalık ve ölüm riski ve kalıcı sakatlık bırakma riski büyük olan bir hastalıktır. O yüzden aşı ile korunma büyük öncelik taşımaktadır iki türlü aşısı bulunan meningokok menenjiti ülkemizde aşı takviminde bulunmamaktadır. özel aşı statüsünde uygulanan bu aşılar biz çocuk doktorları tarafından takip ettiğimiz hastalara uygulanmaktadır. İngiltere'nin kent bölgesinde men b suçuna bağlı bir menenjit salgını haber haberi yayınlandı ve buna bağlı olarak İngiltere bölgesinde insanlar menenjit aşısı için kuyruklar oluşturdu. Aşılanma büyük önceliğimiz ve biz hastalarımıza muhakkak öneriyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/menenjite-dikkat-erken-teshis-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/683e9a01-a823-493e-9923-3913fbbaedd7.jpg" type="image/jpeg" length="15115"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolorektal kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/kolorektal-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/kolorektal-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanları, toplumda giderek artan kolorektal kanser vakalarına dikkat çekerek erken teşhisin hayat kurtardığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanları, toplumda giderek artan kolorektal kanser vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli tarama ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı.</p>

<p><strong>"KOLONOSKOPİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR"</strong></p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kolorektal kanserin erken evrede yakalanmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, 'Kolorektal kanser genellikle bağırsak iç yüzeyinde gelişen poliplerden kaynaklanır. Bu polipler, erken dönemde tespit edilip çıkarıldığında kanser gelişimi tamamen önlenebilir. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireyler ile ailesinde kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerin düzenli kolonoskopi yaptırmaları hayati önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p><strong>'GENÇ YAŞ GRUPLARINDA DA VAKA ARTIŞI GÖZLENMEKTEDİR'</strong></p>

<p>Hastalığın risk faktörlerine değinen Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mesut Gül ise, modern yaşam tarzının kolorektal kanser üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, 'Düşük lifli beslenme, aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, obezite, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı kolorektal kanser riskini artırmaktadır.</p>

<p>Buna karşılık sebze, meyve ve tam tahıllardan zengin beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı kilo kontrolü koruyucu etki sağlamaktadır. Ayrıca son yıllarda daha genç yaş gruplarında da vaka artışı gözlenmektedir, bu nedenle belirtiler göz ardı edilmemelidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kolorektal kanserin belirtileri hakkında bilgi veren Gül, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, kansızlık ve açıklanamayan kilo kaybı gibi tespit edilmesi ciddiye alınması gerektiğini açıkladı.</p>

<p><strong>KANSER TEDAVİSİNDE EN ETKİLİ YÖNTEM</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahi tedavideki gelişmelere dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy ise 'Kolorektal kanser tedavisinde cerrahi, en temel ve en etkili yöntemdir. Erken evrede yapılan cerrahi müdahalelerle hastalarda tam iyileşme sağlanabilmektedir.</p>

<p>Günümüzde laparoskopik ve robotik cerrahi gibi minimal invaziv teknikler sayesinde hastalar daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme avantajı yaşamaktadır. İleri evre hastalarda ise multidisipliner yaklaşımla kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Uzmanlar, tarama programlarının yaygınlaştırılmasının önemine de dikkat çekerek, 50 yaş üzerindeki bireylerin hiçbir şikâyeti olmasa dahi düzenli olarak tarama yaptırmaları gerektiğini vurguladı. Risk grubunda yer alan bireylerde ise bu yaş sınırının daha erkene çekilebileceği ifade edildi.</p>

<p><strong>ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR..</strong></p>

<p>Kolorektal kanserin büyük ölçüde önlenebilir ve erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen uzmanlar, toplumun bilinçlendirilmesi ve farkındalık çalışmalarının artırılmasının hayati önem taşıdığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/kolorektal-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/03/indir-6-3.jpeg" type="image/jpeg" length="91740"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van'daki üniversite hastanesinde geçen yıl 329 prematüre bebek tedavi edildi]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/vandaki-universite-hastanesinde-gecen-yil-329-premature-bebek-tedavi-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/vandaki-universite-hastanesinde-gecen-yil-329-premature-bebek-tedavi-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van'ın yanı sıra çevre illerden ve komşu ülkelerden gelen hastalara sağlık hizmeti sunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi'nde geçen yıl prematüre olarak dünyaya gelen 329 bebek ailesine kavuşturuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van'da sağlık altyapısının güçlendirilmesine katkı sağlayan Dursun Odabaş Tıp Merkezi, Muş, Bitlis, Hakkari, Ağrı, Siirt ve Şırnak'ın yanı sıra komşu ülkeler Irak ve İran'tan gelen hastalara, cerrahi operasyonların yanı sıra diş ve cilt hastalıkları tedavisi ile estetik işlemler dahil olmak üzere birçok alanda sağlık hizmeti sunuyor.</p>

<p>Bölgenin en kapsamlı sağlık kuruluşları arasında yer alan, bünyesinde 41 poliklinik, 192 yoğun bakım yatağı ve 15 ameliyat masası bulunan 612 yataklı hastanede, alanında uzman doktor ve sağlık çalışanları görev yapıyor.</p>

<p>Bölgede tek olma özelliği taşıyan Çocuk Hematoloji Servisi'nde geçen yıl kanser teşhisi konulan 455 çocuğun tedavisine başlandı, 950 çocuğa ise ayakta sağlık hizmeti verildi.</p>

<p>Çocukların büyük bölümü, doktorların özverili çalışmalarıyla zorlu tedavi sürecini başarıyla tamamlayarak sağlıklarına kavuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merkez bünyesinde 1996'da kurulan Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde de 8 hekim, 42 hemşire ve 10 yardımcı sağlık personelinin gayretiyle, doğum ağırlıkları 1 kilogramın altında olan 329 prematüre bebek, özenle tedavi edilerek ailelerine teslim edildi.</p>

<p>Günlük ortalama 4 bin hastanın ayakta tedavi gördüğü merkezde, son teknoloji tıbbi cihazlar sayesinde kentte 'ilk' olarak nitelendirilen birçok ameliyat başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Hastanede geçen yıl sağlık turizmi faaliyetleri kapsamında, başta Irak ve İran olmak üzere 367 yabancı hastaya sağlık hizmeti sunuldu.</p>

<p>- 'Büyük bir özveriyle çalışıyoruz'</p>

<p>Hastane Başhekimi Prof. Dr. Kamuran Karaman, AA muhabirine, sadece Van'a değil, çevre il ve komşu ülkelere de sağlık hizmeti sunan güçlü bir merkez konumunda olduklarını söyledi.</p>

<p>Hastalara kaliteli ve güvenilir sağlık hizmetini sunmayı temel hedef olarak gördüklerini belirten Karaman, merkezlerinde birçok branşta ileri düzey tanı ve tedavi hizmetlerinin verildiğini dile getirdi.</p>

<p>Büyük cerrahi operasyonlardan onkolojik tedavilere, yenidoğan yoğun bakımdan çocuk hematolojiye kadar geniş bir alanda hastalara şifa olmaya çalıştıklarını belirten Karaman, şunları kaydetti:</p>

<p>'Özellikle bölgede tek olma özelliği taşıyan bazı birimlerimizde elde ettiğimiz başarılar, merkezimizin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor. Yenidoğan yoğun bakım ünitemizde, kiloları 400 gramlara kadar düşen prematüre bebekleri hayata bağlamak için büyük bir özveriyle çalışıyoruz. 'Parmak bebek' olarak nitelendirilen bu minik hastalarımızın sağlığına kavuşması, ekiplerimizin bilgi, tecrübe ve insan odaklı yaklaşımının en somut göstergesidir. Aynı şekilde çocuk hematoloji servisimizde kanserle mücadele eden çocuklarımızın tedavi süreçlerini başarıyla tamamlaması bizler için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağıdır.'</p>

<p>Akademik kadroyu güçlendirmeye, tıbbi altyapıyı geliştirmeye ve hasta memnuniyetini daha da artırmaya yönelik çalışmaları sürdüreceklerini ifade eden Karaman, 'Son teknoloji tıbbi cihazlar sayesinde ilimizde ilk kez gerçekleştirilen birçok ameliyatı başarıyla yapıyoruz. Bu sayede hastalarımızın başka illere sevk edilmesinin önüne geçiyor, tedavi süreçlerini kendi şehirlerinde sürdürmelerini sağlıyoruz. Bu noktada, bizlere her zaman destek veren Valimize ve Rektörümüze teşekkür ederim. Sağlık hizmetlerimizin güçlenmesi ve altyapımızın sürekli gelişmesi noktasında verdikleri destek, çalışmalarımıza önemli katkı sağlamaktadır. Bu başarının mimarı olan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum.' diye konuştu.</p>

<p>- 'Yeni hastane binamız sağlık hizmeti sunum kalitemizi artıracak'</p>

<p>Karaman, çocuk sağlığı alanında, çocuk enfeksiyonları, çocuk nörolojisi ve çocuk hastalıkları birimlerini kısa süre içinde hizmete açmayı planladıklarını vurguladı.</p>

<p>Nükleer tıp alanında onkolojik hastalara galyum sintigrafisi hizmeti verdiklerini belirten Karaman, onkoloji ünitesinde tam otomatik kemoterapi ilaç hazırlama sistemini de devreye aldıklarını ifade etti.</p>

<p>Karaman, radyasyon onkolojisi bünyesinde kullanılan tıbbi cihazların yenilenmesi için çalışma başlattıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:</p>

<p>'Bu yenilik, radyasyon onkolojisi hastalarımızın tedavilerine önemli katkı sağlayacak. Özellikle radyoterapi alan çocuk hastalarımız, bu hizmet için artık il dışına gitmek zorunda kalmayacak. Yakın zamanda hizmete almayı planladığımız yeni acil servis binamızla acil sağlık hizmetlerimizin fiziki ve teknik şartlarını daha da iyileştireceğiz. Aynı zamanda yenidoğan ünitesini yenileyeceğiz. Çocuk yoğunbakım ünitemizi, ameliyathanelerimiz ve doğumhanemiz ise son teknolojiye sahip cihazlarla, daha modern ve konforlu bir şekilde hizmet verecek. Bunun yanı sıra, yakın zamanda temelini atılmayı planladığımız 500 yataklı yeni hastane binamız, fiziki kapasitemizi ve sağlık hizmeti sunum kalitemizi önemli ölçüde artıracak.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/vandaki-universite-hastanesinde-gecen-yil-329-premature-bebek-tedavi-edildi</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aa-yeni.tebilisim.com/anadolu/40288816.jpg" type="image/jpeg" length="68049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havalimanında kalbinden rahatsızlanan hastaya şehir hastanesinde 'hayat' dokunuşu]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/havalimaninda-kalbinden-rahatsizlanan-hastaya-sehir-hastanesinde-hayat-dokunusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/havalimaninda-kalbinden-rahatsizlanan-hastaya-sehir-hastanesinde-hayat-dokunusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuveyt'te çalışan 61 yaşındaki Bernd Brockmeyer, yeni yılı Almanya'daki ailesiyle birlikte karşılamak için yapacağı uçuş öncesi İstanbul Havalimanı'nda kalbinden rahatsızlandı. Hasta, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ndeki tedaviyle yaşama tutunurken sağlık ekibi, 'Tetkiklerde hem aort kapağında ciddi darlık hem de sol ana damarında yüzde 95'e varan çok ciddi bir darlık tespit ettik. Eşyalarını bile alamamıştı, yanında hiçbir şeyi yoktu. Refakatçileri gelemediği için tüm bakımları hastanemiz, çalışanlarımız tarafından üstlenildi. Türkiye'nin misafirperverliği ve ekibimizin de güler yüzü sayesinde tedavisine devam ettik. Oldukça şanslı, havada olsaydı daha kötü bir sonuçla karşı karşıya kalma durumu olabilirdi' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuveyt'te çalışan 61 yaşındaki Bernd Brockmeyer, yeni yılı Almanya'daki ailesiyle birlikte karşılamak için yapacağı uçuş öncesi İstanbul Havalimanı'nda kalbinden rahatsızlandı. Hasta, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ndeki tedaviyle yaşama tutunurken sağlık ekibi, 'Tetkiklerde hem aort kapağında ciddi darlık hem de sol ana damarında yüzde 95'e varan çok ciddi bir darlık tespit ettik. Eşyalarını bile alamamıştı, yanında hiçbir şeyi yoktu. Refakatçileri gelemediği için tüm bakımları hastanemiz, çalışanlarımız tarafından üstlenildi. Türkiye'nin misafirperverliği ve ekibimizin de güler yüzü sayesinde tedavisine devam ettik. Oldukça şanslı, havada olsaydı daha kötü bir sonuçla karşı karşıya kalma durumu olabilirdi' dedi.</p>

<p>Kuveyt'te çalışan 61 yaşındaki Bernd Brockmeyer, yeni yılı Almanya'daki ailesiyle birlikte karşılamak için İstanbul aktarmalı olarak uçuş yapacağı sırada 19 Aralık'ta İstanbul Havalimanı'nda rahatsızlandı. Havalimanında yapılan müdahalenin ardından Brockmeyer, ambulans ile hızla Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne götürüldü. Burada yapılan ekokardiyografi gibi işlemlerde aort kapak darlığı ve koroner arter hastalığı tespit edildi. Hastaya durumu hakkında bilgi verilirken yeni bir uçuşu bu şekilde yapamayacağı bildirildi. Yapılan görüşmeler sonrası ameliyat kararı alındı. Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından 30 Aralık'ta gerçekleştirilen, yaklaşık 6 saat süren operasyon başarıyla tamamlandı. Brockmeyer ve hastane ekibi büyük mutluluk yaşadı.</p>

<p>Eşyaları bile havalimanında kaldı, sağlık çalışanları destek oldu</p>

<p>Öte yandan, neredeyse tüm eşyaları havalimanında kalan ve yanında ailesinden herhangi biri bulunmayan hastanın ihtiyaçlarının da şehir hastanesi ekibi tarafından karşılandığı öğrenildi. Bir dönem Türkiye'de de çalıştığını söyleyen Brockmeyer, havalimanında uçuşa yetişmek için acele ettiğini ve bir anda yaşadığı rahatsızlıkla sarsıldığını söyledi. Her şeyin çok hızlı geliştiğini aktaran Brockmeyer, tedavisi sonrası hastane ekibine teşekkür etti. Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi ise taburcu edilen hastanın rahatsızlığı ve tedavisi hakkında bilgi verirken hastanede adeta Türk misafirperverliğinin bir örneğinin yaşandığını aktardı.</p>

<p>'Tüm bakımları, her şeyi hastanemiz, çalışanlarımız tarafından üstlenildi'</p>

<p>Hastasıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Nihan Kayalar, 'Noel tatili için Almanya'ya İstanbul Havalimanı aktarmalı giderken havalimanında bir baygınlık geçiriyor, göğüs ağrısı oluyor. Tetkiklerde hem ciddi aort kapağında darlık hem de sol ana damarında yüzde 95'e varan çok ciddi bir darlık tespit ediyoruz. 2 lezyonun birleşimiyle tekrar ani bir uçuş yapması çok riskli olacağından müdahalelerini burada yapmaya karar verdik. Yılbaşından hemen önce 3 damarına by pass yaptık. Aort kapağını da değiştirdik, hastamız iyi seyretti. Onun için çok zor bir süreç oldu, geldiğinde havalimanından eşyalarını bile alamamıştı, yanında hiçbir şeyi yoktu. Telefonunun bulunması, eşyalarının getirilmesi, asistanlarımız özellikle ilgilendi. Refakatçileri gelemediği için tüm bakımları, her şeyi hastanemiz, hemşirelerimiz, asistanlarımız, çalışanlarımız tarafından üstlenildi. Biz onu yalnız bırakmadık, o da uyumlu bir hasta oldu' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Hiçbir şikayeti olmadan, aniden bu şikayetle geliyor'</p>

<p>Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Kayalar, 'Koroner arter hastalığı var, bunun bir sürü risk faktörü var; kolesterolün yüksek olması, hipertansiyon olması, aile hikayesi gibi. Yıllar içinde yavaş yavaş gelişmiş ve sonunda semptom vermeye başlamış bir hastalık. Hastamızın aort darlığının sebebi; yaşla birlikte zamanla kapağın bozulması olarak söyleyebiliriz. 1 yıl önce eşini kaybetmiş, sonrasında çok stresli bir dönem yaşadığını ifade ediyor. Bu da belki semptomlarının biraz daha artmasında rol oynamış olabilir. İkisinin kombinasyonu daha da riskli hale geliyor. Oldukça şanslı bir hastaymış, olay geliştiği anda çok daha olumsuz sonuçlanabilirdi, neyse ki buraya kadar ulaşabildi. Kalp durması gibi bir şey yaşamış olsaydı ki bu hastalarda olabiliyor o zaman bu tür bir hastayı hastanede bile olsa geri döndürme çok zor olur. İnsanlar, semptom vermeden böyle şeylerle karşılaşabiliyor, rutin kontrollerin yapılmasını bu yüzden öneriyoruz. Hastamız, daha önce hiçbir şikayeti olmadan, aniden bu şikayetle geliyor. Bütün ekibimize gerçekten teşekkür ederim, bakımında herkesin çok emeği ve rolü oldu. Neyse ki hastamızı sorunsuz bir şekilde gönderebileceğiz, ekip olarak gayet mutluyuz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Şanslı, havada olsaydı ameliyata bile yetiştiremeyebilirdik'</p>

<p>'İstanbul Havalimanı'na en yakın hastanelerden biri olduğu için ambulansla hastanemize getiriliyor' diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Sinan Erkut ise, 'Transit uçuş sırasında İstanbul Havalimanı'nda şikayetleri gelişiyor. Bütün eşyaları havalimanında kalmıştı, kendisi oldukça şok geçirmiş gibi diyebiliriz, üzülmüştü. Tabi Türkiye'nin misafirperverliği ve ekibimizin de güler yüzü sayesinde burada tedavisine devam ettik. Operasyon yaklaşık 5-6 saat kadar devam etti. Gayet de başarılı bir şekilde işlemleri tamamladık. Özellikle asistan arkadaşlarımız her konuda yardım etti, her türlü desteği sağladılar. Hastanemiz de gereken bütün desteği gerçekleştirdi, tüm bakımları da hastane personeli tarafından yapıldı. Şanslı bir kişi, belki bu krizi havada geçirmiş olsaydı daha kötü bir sonuçla karşı karşıya kalma şansımız olabilirdi, hastayı ameliyata bile yetiştiremeyebilirdik' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Uçağa yetişmenin heyecanı mı derken, bir anda bayılıyor'</p>

<p>Hastaya olabildiğince destek olmaya çalıştıklarını anlatan Asistan Dr. Orhan Açıl, 'Hastamız Kuveyt'te bir mühendis olarak çalışıyor, yılbaşı için Almanya'ya ailesinin yanına giderken İstanbul Havalimanı'nda aktarma yapıyor. Süreci hastadan sorduğumda daha önceden hiçbir hastalığının olmadığını, kendisine dikkat etmeye çalıştığını söylüyor. 'nefes nefese kaldım' acaba uçağa yetişmenin heyecanı mı derken, bir anda bayılıyor. Hasta, burada kalmak ve ameliyat olmak istediğini söyledi. Detaylarını istedi, 'kalırsam nasıl bir süreç beni bekliyor' diye. Bir şekilde telefonuna, eşyalarına ulaştık. En hızlı şekilde hastayı hazırlamayı başardık. Hep transit uçuşlarında Türkiye'yi kullanıyormuş' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/havalimaninda-kalbinden-rahatsizlanan-hastaya-sehir-hastanesinde-hayat-dokunusu</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/01/agency/iha/havalimaninda-kalbinden-rahatsizlanan-hastaya-sehir-hastanesinde-hayat-dokunusu.jpg" type="image/jpeg" length="16649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ, 2024'te 1,3 milyon kişinin AIDS hastalığına yakalandığını bildirdi]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/dso-2024te-13-milyon-kisinin-aids-hastaligina-yakalandigini-bildirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/dso-2024te-13-milyon-kisinin-aids-hastaligina-yakalandigini-bildirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2024'te vaka sayılarındaki düşüşe rağmen yaklaşık 1,3 milyon kişinin AIDS hastalığına yakalandığını, dünya genelinde tahminen 40,8 milyon kişinin AIDS ile yaşadığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ, "Aksaklıkları Aşmak, AIDS ile Mücadeleyi Dönüştürmek" temasıyla andığı 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yeni rapor yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda, AIDS ile mücadelede yeni önleme araçları ve hizmetlere yatırımın önemine işaret edilerek, hükümetler ve ortaklarına, enfeksiyonları azaltmak ve dış yardımlardaki kesintilerin neden olduğu temel sağlık hizmetlerindeki aksaklıkları gidermek için DSÖ onaylı yeni araçlara erişimi hızla genişletme çağrısı yapıldı.</p>

<p>AIDS'e karşı küresel mücadelede önemli finansman kesintilerinin yaşandığına işaret edilen raporda, buna rağmen yılda 2 kez enjekte edilebilen lenakapavir isimli ilacın kullanıma sunulması ve DSÖ tarafından onaylanmasıyla 2025'te kayda değer bir ivme kazandığı aktarıldı.</p>

<p>Raporda, "Haplara ve diğer seçeneklere göre oldukça tesirli ve etkisi uzun süren bir alternatif olan lenakapavir, sağlık hizmetlerine düzenli uyumda zorluk çeken ve sağlık hizmetlerine erişimde yaftalama sorunu yaşayan kişiler için dönüştürücü bir müdahaledir." ifadesine yer verildi.</p>

<p><strong>"Dünya genelinde tahmini olarak 40,8 milyon kişi AIDS ile yaşıyor"</strong></p>

<p>Onlarca yıllık ilerlemenin ardından HIV müdahalesinin bir dönüm noktasında olduğu kaydedilen raporda, 2024'te AIDS önleme çalışmaları nedeniyle yaşanan düşüşe rağmen 1,3 milyon kişinin AIDS hastalığına yakalandığı belirtildi.</p>

<p>Raporda, "(2024'te) Dünya genelinde tahmini olarak 40,8 milyon kişi AIDS ile yaşıyor ve 630 bin kişi AIDS ile ilişkili nedenlerden dolayı hayatını kaybetti." bilgisi paylaşıldı.</p>

<p>AIDS salgınının sona ermesinin, temel sağlık hizmetleri şemsiyesi altında tamamen entegre, kanıta dayalı ve hak odaklı yaklaşıma bağlı olduğu vurgulanan raporda, DSÖ'nün en çok etkilenenleri AIDS müdahalesinin merkezine yerleştirmek için ortaklar ve liderlerle çalışmayı sürdüreceğine işaret edildi.</p>

<p>Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, AIDS ile mücadelede uluslararası fonlardaki kesintiler ve önleme çalışmalarının sekteye uğraması gibi önemli zorluklarla karşı karşıya olduklarını belirtti.</p>

<p>Ghebreyesus, "AIDS salgınının gidişatını değiştirme potansiyeline sahip heyecan verici yeni araçlarla önemli fırsatlara sahibiz. Bu araçlara her yerde AIDS riski taşıyan kişiler için erişimi genişletmek, tüm hükümetler ve ortakları için bir numaralı öncelik olmalı." değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Eles</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/dso-2024te-13-milyon-kisinin-aids-hastaligina-yakalandigini-bildirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/12/a-i-d-s-1.webp" type="image/jpeg" length="28600"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taze sıkım zeytinyağı tüketmek diz kireçlenmesini hafifletiyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/taze-sikim-zeytinyagi-tuketmek-diz-kireclenmesini-hafifletiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/taze-sikim-zeytinyagi-tuketmek-diz-kireclenmesini-hafifletiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk bilim insanları tarafından yürütülen deneysel bir çalışmada, taze sıkım sızma zeytinyağından hazırlanan besinleri tüketen sıçanların diz kireçlenmesinin hafiflediği, eklem hasarının azaldığı tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Bilimsel Araştırma Projesi (BAP) kapsamında, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul-Cerrahpaşa Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Veteriner Fakültesindeki bilim insanları tarafından taze sıkım sızma zeytinyağının diz kireçlenmesi tedavisindeki etkisine yönelik çalışma yapıldı.</p>

<p>Bu kapsamda, laboratuvar ortamında sıçanların dizine monosodyum asetat enjekte edilerek osteoartrit (kireçlenme) modeli oluşturuldu. Daha sonra hayvanlar taze sıkım sızma zeytinyağıyla hazırlanmış özel yemlerle 21 gün boyunca beslendi.</p>

<p>Çalışmada, taze sıkım sızma zeytinyağıyla beslenen sıçanların dizindeki kireçlenmenin hafiflediği ve serumlarında oksidan maddelerin azaldığı belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın sonuçları, Clinical Rheumatology dergisinin son sayısında yayımlandı.</p>

<p><strong>"Diz kireçlenmesinin en temel nedenlerinden biri mekanik yıpranmadır"</strong><br />
Proje koordinatörü ve SBÜ Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Cemil Ertürk, yaptığı açıklamada, diz kireçlenmesinin genellikle "eklemin yıpranması" şeklinde algılandığını ancak hastalığın biyolojisinin damar sertliğiyle benzerlik gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Diz kireçlenmesinin çok faktörlü bir hastalık olduğunu belirten Ertürk, "Diz kireçlenmesinin en temel nedenlerinden biri mekanik yıpranmadır. Ancak iltihabi hastalıklar, genetik özellikler ve metabolik bozukluklar da sürece katkı sağlar. Buna rağmen, osteoartritin ana nedeni hala tam olarak bilinmemektedir." dedi.</p>

<p><strong>Diz kireçlenmesi olanlarda kötü kolesterol yüksek çıktı</strong><br />
Ertürk, yıllar içinde yaptıkları bilimsel çalışmalar sonucunda diz kireçlenmesi ile ateroskleroz (damar sertliği) arasında dikkat çekici benzerlikler bulduklarını anlattı.</p>

<p>Damar sertliğine yönelik araştırmaların kendilerine yol gösterdiğini aktaran Ertürk, "Aterosklerozda damar duvarına zarar veren temel etkenin oksitlenmiş kötü kolesterol (ox-LDL) olduğunu biliyoruz. Paraksonaz-1 (PON-1) adlı koruyucu enzimin bu hastalıkta azaldığı da gösterilmişti. Biz de 2012'de yaptığımız çalışmada PON-1 düzeylerinin diz kireçlenmesi olan hastalarda belirgin şekilde düşük olduğunu tespit ettik." diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Ertürk, 2015'teki başka bir araştırmada osteoartritli hastalarda vücut yağ oranının çok yüksek, kas oranının ise sarkopeni nedeniyle belirgin şekilde düşük olduğunu saptadıklarını belirterek, bu sonuçların diz kireçlenmesi ile yağ metabolizması arasında doğrudan bir ilişkiyi ortaya koyduğunu söyledi. 2017'deki çalışmada ise ateroskleroza yol açan okside LDL'nin diz kireçlenmesi olan hastalarda da yüksek bulunduğunu ifade eden Ertürk, bunun iki hastalık arasındaki biyokimyasal benzerliği güçlendirdiğini aktardı.</p>

<p><strong>"Taze sıkım sızma zeytinyağı sıçanlarda kıkırdak hasarını azalttı"<br />
Ertürk, okside LDL ile mücadelede antioksidan besinlerin önemli olduğunu, Akdeniz ülkelerinde yaygın olarak tüketilen taze sıkım sızma zeytinyağının bu açıdan dikkat çektiğini kaydetti.</strong></p>

<p>Çalışmada çok merkezli hayvan deneyleri yaptıklarını aktaran Ertürk, "Sıçanların dizlerine kimyasal olarak monosodyum asetat enjekte ederek osteoartrit oluşturduk. Daha sonra bu hayvanları taze sıkım sızma zeytinyağıyla emdirilmiş özel yemlerle besledik. Taze sıkım sızma zeytinyağı verilen grupta serum ox-LDL düzeyleri ve oksidan maddeler belirgin şekilde azaldı. Histopatolojik incelemelerde osteoartrit hasarının hafiflediğini gördük. Yani taze sıkım sızma zeytinyağı sıçanlarda kıkırdak yıkımını azalttı." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Ertürk, araştırma sonuçlarının yanlış yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak, "Tüm bu bulgular değerli olmakla birlikte, zeytinyağının osteoartriti tedavi eden bir ilaç gibi görülmesi doğru değildir. Zeytinyağı ancak destekleyici bir besin olarak değerlendirilebilir. Üstelik bizimki bir hayvan deneyidir. Kesin sonuçlar için geniş ölçekli insan çalışmalarına ihtiyaç vardır." şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/taze-sikim-zeytinyagi-tuketmek-diz-kireclenmesini-hafifletiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Nov 2025 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/der77.jpg" type="image/jpeg" length="24298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Şehir Hastanesi hasta kabulüne başlıyor]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/samsun-sehir-hastanesi-hasta-kabulune-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/samsun-sehir-hastanesi-hasta-kabulune-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığının öz kaynakları ile Samsun'da 305 bin metrekarelik arazi üzerinde yapılan 1458 yataklı Şehir Hastanesi yarın hasta kabulüne başlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'un Canik ilçesinde 305 bin metrekarelik arazi üzerinde yapılan 1458 yataklı Şehir Hastanesi tamamlandı. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi bölüm bölüm Şehir Hastanesine taşınacak.</p>

<p>İlk olarak Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi ek binada hizmet veren Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Bölümü Şehir Hastanesine taşındı. Yarından itibaren bu bölüm Şehir Hastanesi'nde hizmet vermeye başlayacak.</p>

<p>Daha sonra Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlı olarak yine ek binalarda hizmet veren Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları, Onkoloji Bölümü, son olarak Eğitim ve Araştırma Hastanesinin tamamı Şehir Hastanesinde hizmet vermeye devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastanenin 305 bin metrekare kapalı alanı içinde yaşlılar ve engelliler Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği elektrikli araçlarla taşınacak.</p>

<p><strong>"Samsun tıbbi cihaz anlamında da modern bir yapıya kavuşuyo</strong>r"<br />
İl Sağlık Müdürü Mustafa Uras, 1458 yatak kapasiteli Samsun Şehir Hastanesinin tamamen deprem yönetmeliğine uygun yapıldığını söyledi.</p>

<p><strong>Hastanenin 305 bin metrekare kapalı alanı olan devasa bir yapı olduğunu aktaran Uras, şu bilgileri paylaştı:</strong></p>

<p>"Sadece asansör sayısı 60'dır. 22 yürüyen merdiveni olan devasa bir yapı. İçinde 230 yoğun bakım yatağı olacak ve yoğun bakım yatakları tek tek ayrı oda şeklindedir. Samsun aynı zamanda tıbbi cihaz anlamında da modern bir yapıya kavuşuyor. MR cihazlarımız, tomografi cihazlarımızdan tutun, radyasyon bölümünde kullanacağımız cihazlar dahi hepsi üst düzey. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine göre cihaz anlamında da ciddi bir artış yaşayacak. Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 3 olan anjiyografi cihazı 6'ya çıkacak, 2 olan MR ve tomografi cihazı sayısı 3'e çıktı. Cihazlar üst düzey olduğu için daha hızlı çekimler gerçekleşecek. Samsun Şehir Hastanesi tamamen devletin öz kaynaklarıyla yapılmış tamamen kamuya ait bir sağlık tesisidir. Yani bizim herhangi bir devlet hastanemiz nasılsa Şehir Hastanesinin işletmesi de aynı şekilde devlete ait olduğu için bizler tarafından işletmesi yapılacak."</p>

<p><strong>"Üst düzey bir sağlık kurumu olacak"</strong><br />
Samsun Şehir Hastanesinde üst düzey sağlık hizmeti verileceğini vurgulayan Uras, "Karadeniz Bölgesi'nin sağlık merkezi olan Samsun'un hakikaten sağlığın merkezi olduğunu bir kez daha perçinlemiş olacağız. İçinde girişimsel radyoloji ünitesinden tutun, nöroloji inme ünitesi, koroner anjiyografi ünitesi, organ bağış merkezi, organ nakil merkezi, hiperbarik oksijen tedavisinin yapıldığı, onkolojik tanı ve tedavi merkezi dahil olmak üzere tamamen nitelik ve nicelik yönünden üst düzey bir sağlık kurumu olacak." dedi.</p>

<p><strong>Samsun Eğitim Araştırma Hastanesinin farklı yerleşkelerden oluştuğuna, bölümlerin farklı binalarda yer aldığına işaret eden Uras, şöyle devam etti:</strong></p>

<p>"Biz buradaki süreci ek binaları peyderpey taşımakla yöneteceğiz. Tabii binamız bir çok test aşamasından geçti. Sonuçta biz sağlıkla uğraşıyoruz ve burada hataya mahal vermememiz gerektiği için biz de bu taşınma sürecini belirli bir sürece yayacağız. Çünkü öngöremediğimiz herhangi bir sorun çıkarsa bunu çözmemiz gerekir. O yüzden ilk başta Göğüs Hastanesi yerleşkemizi Şehir Hastanesine taşıyoruz."</p>

<p><strong>28 Kasım'da muayeneler başlıyor</strong><br />
Uras, Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Bölümü'ne muayene olmak isteyen vatandaşların 28 Kasım Cuma gününden itibaren Şehir Hastanesi'nde tedavi olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Aynı zamanda serviste yatan hastalarımızın da Samsun Şehir Hastanesi servislerinde yatışını gerçekleştireceğiz. Tabii bunu MHRS'de de belirtiyoruz. Vatandaşlarımız da 28 Kasım Cuma gününde Şehir Hastanesi yerleşkesine gelmeliler. Samsun şu an mevcut imkanlarıyla Ordu, Sinop, Amasya, Tokat, Giresun, Çorum gibi illere de sağlık hizmet vermektedir. Fiziksel anlamda bazen zorlanıyorduk ama Şehir Hastanesi süreciyle bunu da aşacağız."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/samsun-sehir-hastanesi-hasta-kabulune-basliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/mes61-1.jpg" type="image/jpeg" length="46364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Randevu bekleyen hasta sayısı yüzde 90 azaltıldı]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/randevu-bekleyen-hasta-sayisi-yuzde-90-azaltildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/randevu-bekleyen-hasta-sayisi-yuzde-90-azaltildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Yaptığımız düzenleme ve aldığımız tedbirlerle, randevu bekleyen hasta sayısını 4 milyondan 400 binin altına düşürerek, bekleyen oranını yüzde 90 azalttık. MHRS üzerinden 79 branşın 72'sine artık aynı güne randevu verebiliyoruz." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada, sağlık sistemindeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Son bir buçuk yılda birinci basamaktaki yatırımları hızlandırdıklarını ve dijital dönüşümü ileri bir seviyeye taşıdıklarını vurgulayan Memişoğlu, bu sayede vatandaşların daha hızlı, güvenli ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilir duruma getirildiğini ifade etti.</p>

<p>"79 branşın 72'sine artık aynı güne randevu verebiliyoruz"<br />
MHRS'de sağlanan iyileşmeye dikkati çeken Memişoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Yaptığımız düzenleme ve aldığımız tedbirlerle, randevu bekleyen hasta sayısını 4 milyondan 400 binin altına düşürerek, bekleyen oranını yüzde 90 azalttık. MHRS üzerinden 79 branşın 72'sine artık aynı güne randevu verebiliyoruz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/randevu-bekleyen-hasta-sayisi-yuzde-90-azaltildi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/mes45-3.jpg" type="image/jpeg" length="57322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 79 branşın 72'sine artık aynı güne randevu verebiliyoruz]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/bakan-memisoglu-79-bransin-72sine-artik-ayni-gune-randevu-verebiliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/bakan-memisoglu-79-bransin-72sine-artik-ayni-gune-randevu-verebiliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yapılan düzenlemeler ve alınan tedbirlerle "Randevu bekleyen hasta sayısını 4 milyondan 400 binin altına düşürerek, bekleyen oranını yüzde 90 azalttık. MHRS üzerinden 79 branşın 72'sine artık aynı güne randevu verebiliyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen, 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada, insanoğlunun var olduğu günden bu yana şifanın izini sürdüğünü, hastalığın karşısında hikmeti aradığını söyledi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonunun, milletin kaderine yön veren tarihsel bir dirilişin hamlesine dönüştüğünü vurgulayan Memişoğlu, "Sağlık alanında ortaya koyduğunuz sarsılmaz irade, ülkemizi bilgiyi üreten, teknolojiye yön veren ve küresel ölçekte söz sahibi olan güçlü bir sağlık aktörüne dönüştürmektedir. Bu yüksek vizyondan ilhamla şekillendirdiğimiz Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı hayata geçirerek, yepyeni bir dönemin kapılarını araladık" ifadesini kullandı.</p>

<p><strong>Sağlıklı Yaşam Strateji Belgesi hazırlandı</strong><br />
Göreve geldikleri günden itibaren, kapsamlı analizler yaparak 79 yeni mevzuat düzenlemesini gerçekleştirdiklerini bildiren Memişoğlu, ekibiyle birlikte 81 ilin tamamını yerinde değerlendirdiklerini söyledi.</p>

<p>Memişoğlu, bu süreç sonucunda, sağlık politikalarını, "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli" olarak yeniden tanımladıklarının bilgisini verdi.</p>

<p>"Koruyan Sağlık" yaklaşımıyla vatandaşların hastalanmadan sağlıklı kalmasını hedeflediklerine dikkati çeken Memişoğlu, "Geliştiren Sağlık" anlayışıyla, bugünün ihtiyaçlarının ötesine geçip, geleceğin risklerini de dikkate alarak, Sağlıklı Yaşam Strateji Belgesi'ni hazırladıklarını söyledi.</p>

<p>Memişoğlu, "Üreten Sağlık" modeliyle de yerli ve milli sağlık teknolojilerini geliştiren, kendi çözümünü üreten ve sağlıkta tam bağımsızlığı hedefleyen bir üretim ekosistemini, kurmaya başladıklarını belirterek, "Sağlıkta bağımsızlık, milli güvenliğin ayrılmaz parçasıdır" yaklaşımı doğrultusunda, sağlığı önemli bir güç alanı olarak yeniden konumlandırdıklarını dile getirdi.</p>

<p>"19 bin kişiye erken evrede kanser tanısı koyduk"<br />
Bakan Memişoğlu, bu vizyonu vatandaşa doğrudan dokunan somut adımlarla hayata geçirdiklerini, "koruyan" ve "geliştiren" sağlık anlayışıyla aile hekimlerini kendilerine kayıtlı nüfusun sağlığını takip eden, düzenli izlem yapan ve sağlık okuryazarlığını geliştiren proaktif bir yapının merkezine yerleştirdiklerini belirtti.</p>

<p><strong>Aile hekimlerini diyabet, hipertansiyon ve aşırı kilo başta olmak üzere, 11 hastalığın aktif tarama ve takibini yapmalarına teşvik ettiklerini söyleyen Memişoğlu, şöyle devam etti:</strong></p>

<p>"1859 ilacı yazabilir hale getirdik, birçok ilacın raporunu düzenleme yetkisi verdik. Gerekli gördükleri hastalar için MHRS üzerinden, bazı üniversite hastaneleri dahil tüm kamu hastanelerinden ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinden randevu alabilmelerini sağladık. Sonuçta, 35 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yaptık, 7,3 milyon kişiye yeni kronik hastalık tanısı koyduk. Toplam 105 milyon kez tarama ve izlem yaptık. Kanser taramaları neticesinde 19 bin kişiye erken evrede kanser tanısı koyduk ve binlerce vatandaşımızın hayatına dokunduk."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürüttükleri Normal Doğum Eylem Planı neticesinde, primer sezaryen oranında ilk kez gerileme sağlandığını ve 4,1 puanlık azalışla yüzde 12,3'lük düşüş gerçekleştiği bilgisini verdi.</p>

<p>Bu süreçte, 1524 gebe okulu ve 3 bin 400 yeni koordinatör ebeyle, annelerin yanında olduklarını aktaran Memişoğlu, 360 bini aşkın anne adayına eğitim verdiklerini dile getirdi.</p>

<p>Memişoğlu, toplum sağlığını güçlendirmek amacıyla sağlığı, bir yaşam kültürü olarak ele aldıklarına dikkati çekerek aşırı kilo, tütün kullanımı, hareketsizlik ve sağlıksız beslenmeyle mücadele kapsamında yürüttükleri kampanyalarla, milyonlarca vatandaşa dokunduklarını söyledi.</p>

<p>"Randevu bekleyen hasta sayısını 4 milyondan 400 binin altına düşürdük"<br />
Son bir buçuk yılda birinci basamaktaki yatırımlarını hızlandırdıklarını ve dijital dönüşümü ileri bir seviyeye taşıdıklarını vurgulayan Memişoğlu, "Böylece vatandaşlarımızı daha hızlı, güvenli ve nitelikli birinci basamak sağlık hizmetine ulaşabilir duruma getirdik. Yaptığımız düzenleme ve aldığımız tedbirlerle, randevu bekleyen hasta sayısını 4 milyondan 400 binin altına düşürerek, bekleyen oranını yüzde 90 azalttık. MHRS üzerinden 79 branşın 72'sine artık aynı güne randevu verebiliyoruz" dedi.</p>

<p>Memişoğlu, "Üreten Sağlık" anlayışlarının merkezinde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının (TÜSEB) yer aldığını belirtti.</p>

<p>TÜSEB'i, sağlıkta inovasyonun beyni, yerli üretimin itici gücü ve bilimsel kapasitelerinin stratejik üssü haline getirdiklerini aktaran Memişoğlu, akademiyi, sanayiyi, girişimcileri ve sahadaki uygulamaları aynı hedef doğrultusunda buluşturan "Fikirden Ürüne Portalı"nı kurduklarını söyledi.</p>

<p>Kemal Memişoğlu, yerli ve milli üretim kapsamında fikirden ürüne, klinik araştırmadan sertifikasyona, üretimden pazarlamaya kadar, tüm süreçleri ilk kez tek bir çatı altında yönetmeye başladıklarının bilgisini verdi.</p>

<p>Türkiye'nin güçlü sağlık veri altyapısı ve dijital kapasitesi sayesinde, artık yapay zeka destekli tıbbi cihazlarını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen bir ülke konumuna ulaştığını vurgulayan Memişoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Liderliğinizde yürütülen Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda, biyoteknoloji, kişiselleştirilmiş tıp ve genom alanlarında Türkiye'yi stratejik bir konuma taşıyoruz. Ulusal Genom Projesi ile erken tanı ve hedefe yönelik tedaviler için güçlü bir altyapı oluşturduk. Üreten Sağlık vizyonumuz, sağlık alanında kendi ilacını ve teknolojisini üreten, bilgisini geliştiren ve bunu dünyaya ihraç eden güçlü bir Türkiye idealinin en somut göstergesidir. Sizin öncülüğünüzde sağlık, bugün devlet aklının, sosyal adalet anlayışının ve insan merkezli kalkınma yaklaşımının en güçlü yansımalarından biri haline gelmiştir."</p>

<p>Memişoğlu, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sağlığı önceleyen, insana yatırım yapan ve geleceği planlayan bir anlayışla çalışmaya devam edeceklerini belirtti.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı olarak amaçlarının, hastalıklar ortaya çıkmadan vatandaşı koruyan, ihtiyaç duyulduğunda, kaliteli tedaviye en hızlı, en doğru şekilde erişim sağlayan, sağlık ürünlerini kendi üreten ve dünyaya da sunabilen bir sistem inşa etmek olduğuna dikkati çeken Bakan Memişoğlu, "Talimatlarınız doğrultusunda, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı yolunda yürümeye devam edeceğiz. Bu vizyona verdiğiniz destek, sağlığa gösterdiğiniz hassasiyet ve ülkemize kazandırdığınız ufuk için şükranlarımı arz ediyorum" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/bakan-memisoglu-79-bransin-72sine-artik-ayni-gune-randevu-verebiliyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal143.jpg" type="image/jpeg" length="12112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA tedavisinde kullanılan ilaç Türkiye'de üretilecek]]></title>
      <link>https://www.dirilispostasi.com/sma-tedavisinde-kullanilan-ilac-turkiyede-uretilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dirilispostasi.com/sma-tedavisinde-kullanilan-ilac-turkiyede-uretilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığının tedavisinde önemli bir aşamaya geçildi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) öncülüğünde imzalanan iş birliği protokolü kapsamında, SMA tedavisinde kullanılan Nusinersen etken maddesinin sentezi ve ilacın üretimi Türkiye’de yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB tarafından düzenlenen 11'inci Türk Tıp Dünyası Kurultayı, önceki gün Ankara'da başladı.</p>

<p>Kurultayın ikinci gününde, SMA tedavisinde kullanılan Nusinersen etkin maddesi ve ilacının yerli imkanlarla geliştirilmesi ve üretilmesine yönelik iş birliği protokolü imzalandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SMA gibi nadir ve yüksek maliyetli hastalıkların tedavisinde kritik öneme sahip Nusinersen etkin maddesinin sentezi ve ilacının üretimi Türkiye'de yapılacak.</p>

<p>TÜSEB-Polifarma iş birliğiyle yalnızca SMA için değil, diğer genetik ve nadir hastalıkların tedavisinde kullanılan etken maddelerin üretilebilmesi için de araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleri yürütülecek.</p>

<p>Yerli SMA ilacı ve ham maddesi ile ilgili klinik çalışmalara başlandığını belirten TÜSEB Başkanı Ümit Kervan, "Klinik çalışmalara başlamak demek zaten hastalarımızın bu tedaviye ulaşması demek. Diğer önemli konulardan biri de bu denli kıymetli bir molekülün ülkemizde tamamen yerli bir firma tarafından geliştirilmiş olmasıdır" diye konuştu.</p>

<p>Ev tipi mekanik ventilatör ilk kez tanıtıldı<br />
Kurultayda, TÜSEB-Biosys iş birliğiyle geliştirilen Ev Tipi Mekanik Ventilatör 'Bioxy' de ilk kez tanıtıldı. Birden fazla üst düzey fonksiyonu tek bir platformda sunan cihaz, evde bakım hizmetlerinde hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için yeni nesil klinik destek sağlayacak.</p>

<p>Kervan, TÜSEB-Biosys iş birliği ile üretilen ev tipi mekanik ventilatörün dünyada ilk olduğunu belirterek, `Yoğun bakımlarda solunum cihazından ayıramadığımız hastalarımızın artık evlerine taburcu olabileceği, aileleri ile birlikte olabileceği bir cihaz. Bu verileri anlık olarak gönderebiliyor. Hastanın evde bir şeye ihtiyacı olduğunda, veri gönderilen sağlık merkezindeki doktor ya da hastane o hastaya uzaktan müdahale ve hastanın yakınlarına destek olabilecek bir yöntem gelişiyor` dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nusret Odabaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.dirilispostasi.com/sma-tedavisinde-kullanilan-ilac-turkiyede-uretilecek</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2025/11/sal123.jpg" type="image/jpeg" length="65459"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
