Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Hacettepe Üniversitesi yerli ilaç, aşı ve tıbbi cihaz üretimi için kolları sıvadı

Hacettepe Üniversitesi'nin 2020 yılı hedeflerine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Özen, nadir hastalıklar için formülasyon geliştirmek ve kanser hastalığına yönelik ilaç, tıbbi sensör üretmek amacıyla TÜBİTAK'a proje sunduklarını aktardı.

Hacettepe Üniversitesi yerli ilaç, aşı ve tıbbi cihaz üretimi için kolları sıvadı

2020 yılının 2019’u aratmayacak kadar başarılı geçmesinin hedeflendiğini, bu doğrultuda önemli projeler üzerinde çalıştıklarını ifade eden Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen, Türkiye’nin sağlık alanında Hacettepe Üniversitesi’nden bir beklentisi olduğuna dikkati çekti.

Özen, ’11. Kalkınma Planı’nda denilir ki, Türkiye’nin dış ticaret dengesini en çok bozan sektörlerin başında sağlık sektörü gelir. Bunun sebebi, ilaç, aşı ve tıbbi cihaz ithalatadır. Bunlar yaklaşık 12 milyar dolar bir ithalata denk gelmektedir.’ diye konuştu.

Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin, bir devlet üniversitesi olan Hacettepe’den beklentisinin olduğunu vurgulayan Özen, şöyle konuştu:

‘Sağlık alanında bu kadar başarılı olan bir üniversitenin aslında akademik başarılarının yanı sıra artık ilaç, aşı ve tıbbi cihaz üretiminde ürüne yönelik araştırmalar yapmasını bekliyor. Biz de bu beklentiyi karşılamak için Hacettepe Üniversitesi’ndeki paradigmaları değiştirmeyi planlıyoruz. Paradigma nedir? Bu yıl sonuçları altık. Üniversitelerin bilimsel yayın çıktılarına bakıldığında biz, uluslararası sıralama kuruluşu olan Times Higher Education’da (THE), tıp ve sağlık alanında 2018 yılında 400-500, 2019’da 300-400 ve 2020 yılında 250-300 arasındayız. Bilimsel yayında müthiş bir yükseliş trendidir. Bu bilimsel yayınları aynen ve daha da ilerleterek geliştirmenin yanında artık ürüne yönelik çalışmaya da başlamak zorundayız.’

‘Sağlık Bakanlığı ile görüşmelerimizi başlattık’

Bunun Türkiye için çok önemli bir gereksinim olduğunu ifade eden Özen, Hacettepe Üniversitesi olarak hazır olduklarını söyledi. Prof. Dr. Özen, ’11. Kalkınma Planı’nda yer alan dış ticaret farklılığı nedeniyle Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile Hacettepe Üniversitesi olarak ürüne yönelik projeler geliştirmek ve birlikte Sağlık Vadisi, Sağlık Teknokent’i kurmak amacıyla Sağlık Bakanlığı ile görüşmeleri başlattık.’ ifadelerini kullandı.

Üstlerine düşen her şeyi yapmaya hazır olduklarını belirten Özen, ‘Üniversitemizin Teknokent’inin bu amaç için kullanılabilecek çok büyük bir arazisini de bu iş için seferber etmeye hazırız.’ açıklamasında bulundu.

O araziden çok daha değerli olanın insan kaynağı olduğuna işaret eden Özen, şunları kaydetti:

‘Hacettepe Üniversitesi’nin tıp, sağlık ve fen, mühendislik alanlarındaki yetişmiş insan gücü önemlidir ve biz onu da seferber edeceğiz. Çünkü, biz geçen yıl bunun bir provasını gerçekleştirdik. TÜBİTAK’ın amiral gemisi diye sınıflandırılabilecek 1004 proje çağrısı oldu. Proje çağrısı, bir araştırma üniversitenin liderliğinde, yanında bir devlet üniversitesi olarak beraberinde bir kamu Ar-Ge teşkilatı olarak ve 2 veya daha fazla özel şirketle beraber bir platform oluşturup oradan bir ürün çıkartma projesidir. Şu anda bizim projemiz, bizim liderliğimizde TÜBİTAK’ta, ancak henüz sonuçlanmadı. Umuyorum ki olumlu sonuçlacak. Kanser hastalığına yönelik bir ilaç üretmek, nadir hastalıklar için bir formülasyon geliştirmek ve tıbbi sensör üretmek için TÜBİTAK’a proje sunduk. Bu bilgi birikimi ve arkasındaki teorik bilgi birikimiyle yeni paradigma, yani ülkemizin en çok ihtiyacı olan ve ithalatta ciddi sıkıntıya sokan alanda devletimizin 2023 hedeflerini yakalaması için bir nebze katkıda bulunmaya hazırız.’

Rektör Prof. Dr. Özen, aktardığı projelerin hayata geçirilmesiyle uzun vadede çok önemli çıktılar elde edileceğini dile getirdi.

Hacettepe’nin eğitim ve araştırma kimliğine girişimciliği de eklediğini ve bunun için projelere ağırlık verildiğini anlatan Özen, şunları kaydetti:

‘Artık eğitim ve araştırmanın yanı sıra kamu-sanayi işbirliği ve üniversite ile ürüne yönelik Ar-Ge çalışması, yüksek teknolojili, katma değeri olan ürün çıkarmaya yönelik projeler yapılacak. Böylece, sanayinin teknoloji düzeyi düşük alanlara yatırım yapmamasını, üniversitenin bu Ar-Ge’yi üstlenip onu belirli bir teknolojik düzeye getirdikten sonra sanayinin ürünleştirmesini ve üniversitenin bunun ortağı olmasını çizen bir paradigmayı hayata geçiriyoruz.’