Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Fahrettin Altun: Muhalefet Türkiye için sevinmeyi öğrenmelidir!

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Muhalefet Türkiye için sevinmeyi öğrenmelidir. Bu sadece bir erdem değil, bir mecburiyettir." değerlendirmesinde bulundu.

Fahrettin Altun: Muhalefet Türkiye için sevinmeyi öğrenmelidir!

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, demokrasilerin siyasi tartışma, müzakere ve mücadelenin meşru bir zeminde yapıldığı sistemler olduğunu belirtti.

“DEMOKRATİK OLGUNLUK ELEŞTİRİ VE TEHDİTİN AYRILMASIYLA KAZANILIR”

İktidara, eleştiri kisvesi altında tehditler savurmanın demokrasinin ruhuna ihanet eden bir siyasi tükenmişliğin göstergesi olduğunu bildiren Altun, “Bu siyasi tükenmişliğin yarattığı yenilmişlik hissi siyasetçilere öfke ve nefret dilini bu denli rahat kullanabilme hakkı vermez. Demokratik olgunluk, siyasette eleştiri ve tehdit dilinin birbirinden ayrılması ile kazanılır.” ifadelerini kullandı.

Altun, Türkiye’de son yıllarda karşılaştıkları her zorlukta muhalefetin, siyasetin dilini radikalleştirdiğini, anti-demokratik tutum ve davranışlarla meşru siyasal alanı daraltmaya çalıştığını vurguladı.

Demokratik yollarla seçilmiş bir hükümete 27 Nisan 2007’de muhtıra girişimi yapıldığında, bu muhalefetin demokrasinin yanında yer almak yerine vesayet odakları ile gayrimeşru bir ortaklık arayışına girdiğini belirten Altun, 2013 yılında hükümete karşı Gezi kalkışması yaşandığı sırada, demokratik hukuk devletinde kabul edilemeyecek bir şekilde sokağı tahrik ederek halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokanın aynı muhalefet olduğunu kaydetti.

“MEŞRU SİYASETİN DIŞINA ÇIKMA TEHDİTİ” 

Altun, 17-25 Aralık’ta hükümete karşı girişilen yargı ve emniyet darbesinin savuşturulması sonrasında FETÖ’nün imal ettiği propaganda dokümanlarını seçim kampanyalarında kullanarak bu örgütle iş birliği yapanın da aynı muhalefet olduğunu ifade ederek, şu görüşlere yer verdi:

“15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra henüz toplumun acıları taze iken, daha darbecilerle yargıdaki hesaplaşmalar bitmemişken ‘kontrollü darbe’ söylemini ortaya atarak darbecileri aklamaya çalışan da bu muhalefettir. Türkiye, PKK terör örgütü ile sınırları içinde ve dışında amansız bir mücadele verirken bu terör örgütünün sözcülüğünü üstlenen güçlerle seçim ittifakları kuran, terör örgütüne terörist diyemeyen de bu muhalefettir. Bütün bu krizlerin sonrasında şimdi de bütün dünyanın başına bela olan koronavirüs salgınıyla dünyaya örnek teşkil edecek bir biçimde mücadele edilirken aynı muhalefet yeniden meşru siyasetin dışına çıkma tehdidinde bulunmaya başlamıştır. Onları yeniden bu çaresizlik hissine düçar eden, karşı karşıya kaldığımız bu evrensel krizle mücadelede Sayın Cumhurbaşkanımız öncülüğünde büyük bir başarı kazanıyor oluşumuzdur. Muhalefet Türkiye için sevinmeyi öğrenmelidir. Bu sadece bir erdem değil, bir mecburiyettir.”

Altun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şimdiye kadar siyaseti meşru zemininden ayırmaya çalışan vesayet odaklarıyla, terör örgütleri ve uzantıları ile nasıl mücadele edildiyse bundan sonra da kötücül emellerle ülkeyi hedefe koyan unsurlarla aynı şekilde mücadele edileceğini vurguladı.

“TÜRKİYE DEVLETİ TÜM KURUMLARI İLE DEMOKRASİYİ ÖZÜMSEMİŞTİR”

Demokratik siyasal rekabet zemini içerisinde başarı elde edemeyeceğini görenlerin bu çaresizlik psikolojisi içerisinde siyasete nefret dili bulaştırmasına ve demokratik olmayan yöntemlerle kamusal alanı tahakküm altına alma çabalarına müsaade edilmeyeceğinin altını çizen Altun, şunları kaydetti:

“Türkiye devleti tüm kurumları ile demokrasiyi özümsemiştir. Devlet-millet kaynaşmasını yıkmaya çalışan ve boş darbe tehditleri ile siyaseti gayrimeşru zeminde yapmaya çalışanlara cevabı halkımız hep yaptığı gibi yine sandıkta verecektir. Türkiye’de demokrasi, onun uğruna can verenlerin hatırası ve onun için kan ve gözyaşı döken aziz milletimizin fedakarlıkları ile yaşamakta ve kök salmaya devam etmektedir. Demokrasimizi ihtiraslarına yenilmişlere, gayrı milli unsurlara karşı müdafaa etmek boynumuzun borcudur.”