Dün gece TSK’nın Suriye’ye düzenlediği operasyonların yankısı sürerken İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi ve ODAP Kurucu Direktörü Dr. Ali Semin Diriliş Postası’na olası operasyonları ve ABD ile Rusya’nın tavrını değerlendirdi. Kara operasyonlarında ABD ile Rusya’nın kilit bir rol oynadığını belirten Semin, YPG’nin de o bölgeye ait olmadığını ve halk tarafından dışlandığını dile getirdi. Ayrıca ABD’nin geçtiğimiz günlerdeki Türkiye açıklamasını yorumlayan Semin, “ABD’nin Türkiye ile politikaları ılımlaştırma çabasında” olduğunu söyledi.

YPG İTHAL BİR TERÖR ÖRGÜTÜ

Suriye’de haziran ayından sonra denklemde önemli bir değişiminin olduğunu belirten Dr. Ali Semin, “O denge ve denklem değişikliğinde de YPG/ PKK terör örgütüyle bugüne kadar bilindiği üzere Fırat’ın doğusunda ve Suriye’nin Arap kentlerinde, Arap aşiretlerinin YPG/PKK terör örgütü ile yaptığı anlaşmalar sona erdi. Daha önceki iş birlikleri, anlaşmalar ve görüşmelerle ABD ile ve YPG/ PKK terör örgütü ile ticari çıkarlar üzerinden kurulan bir denklem vardı. Şimdi Araplar şunu gördüler; YPG ya da PKK’nın artık bu bölgedeki hedefi sadece ve sadece bir özerklik değil. Aynı zamanda o bölgenin insanlarını, yerel vatandaşlarını çıkarıp onların yerine ithal terör örgütünün mensuplarını aileleriyle beraber yerleştirmeye çalışıyorlar. Onun için burada ciddi bir denklem değişikliği söz konusu ve yeni dönemdeki Suriye dediğimizde, artık Arap aşiretlerinin YPG ile ciddi ciddi çatışmaya girerek Haseke ve diğer bölgelerde YPG ile Arap aşiretlerinin karşı karşıya geldiğini görüyoruz. Aynı zamanda o bölgedeki Arapların Rakka’nın, Haseke’nin Araplarına çok ciddi anlamda zarar verdiği yönünde de bir kanaat oluştu.” dedi.

YPG’nin işgalinde olan bölgelerin çoğunun Araplardan oluştuğunu hatırlatan Dr. Semin, “Özellikle şunu söyleyeyim, Rakka’nın yüzde 94’ü nüfus olarak Araplardan oluşmakta ama YPG/PKK terör örgütünün kontrolü ve işgali altında. Onun için bundan sonraki sürece baktığımızda, Arap aşiretleri ile YPG arasında çok ciddi anlamda karşı karşıya kalınan bir süreç söz konusu.” ifadelerini kullandı.

RUSYA KARA OPERASYONLARI İÇİN KİLİT ROL OYNUYOR

Türkiye’nin, Barış Pınarı Harekâtı’ndan bu yana Fırat’ın doğusuna bir sınır ötesi operasyon düzenlemek istediğini aktaran Dr. Semin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buna ABD, hatta Rusya karşı çıkmıştı. ABD’nin, oradaki diğer güçlerin ve uluslararası koalisyonun varlığı Türkiye’nin kara harekâtı yapmasının önündeki en büyük engellerden bir tanesi.”

Türkiye’nin 2019 yılında yaptığı Barış Pınarı Harekâtı’nın ikinci bir aşamasının yapılmasının zor olduğunu dile getiren Dr. Semin, “Buna karşı Türkiye farklı bir yöntem ve strateji izliyor. Yani Türkiye’nin Suriye’deki YPG/PKK terör örgütüyle mücadele- sinin stratejisi farklılaştı. Artık kara şart değil, hava harekâtları da önemlidir. Bakın size bir örnek vereyim. IŞİD ile ABD karadan mücadele etmedi, havadan mücadele etti. Karadan, kendi vekalet savaşı vererek YPG/PKK terör örgütü gibi aparatlarını kullandı ve bugün baktığımızda IŞİD’i çok ciddi anlamda zayıflattığını da görüyoruz. Bu durum Türkiye için de geçerli. İllaki kara harekâtı ile çözmeniz gereken bazı bölgeler olmayabilir. Şimdi Türkiye kara harekâtına başlarsa tabii ki burada ABD ve Rusya faktörü, muhaliflerin kendi içindeki gelişmelerin dinamikleri onun dışında Suriye’deki yerel gelişmeleri de düşünürsek elbet- te ki kara harekâtı biraz zorlaşabilir. Tabii ki TSK’nın gücünden hiçbirimizin şüphesi yok. Ama sahadaki gerçekler, jeopolitik anlamdaki gelişmeler bazen zin yapacağınız operasyonu öteleyebilir.” diye konuştu.


ABD SURİYE’DEN ÇEKİLİR Mİ?

ABD’nin Suriye’den çekilmeyeceğini söyleyen Dr. Semin, “ABD, Suriye’den çekilirse Rusya ve Çin, Orta Doğu’da güçlenecek, bu birinci nokta. İkincisi İran ve Şii milis güçleri Suriye’nin içerisinde çok daha fazla güçlenecek; üçüncüsü ise ABD’nin, Suriye’de kurmuş olduğu gayri meşru özerkliğin tamamen ortadan kalkması büyük bir ihtimaldir. Daha önce de Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon görüşmesinde şöyle demişti: “Biz askerlerimizi Suriye’den geri çekiyoruz.” Fakat geri çekmedi. Çünkü Suriye artık Orta Doğu’nun tam anlamıyla anahtarı hâline gelmiştir. Suriye’de güçlüyseniz ABD açısından söylüyorum; Suriye tam anlamıyla Orta Doğu bölgesinde ciddi bir güç mücadelesi alanıdır.” dedi.

ABD’nin Suriye’den çekilmesi durumunda Rusya’nın sadece Suriye ile sınırlı kalmayacağını belirten Dr. Semin, sözlerini şu şekilde devam et- tirdi: “Rusların Sovyetler döneminden bu yana devam eden sıcak denizlere inme stratejisi çok daha yakın ola- cak, daha büyük destek görecek. Onun için ABD’nin, YPG olsun veya olmasın, Suriye’den geri çekileceğini düşünmüyorum.”

Kim bu üçüncü taraflar?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Ankara’daki terör saldırısı sonrası yaptığı açıklamada, “Üçüncü tarafların, PKK’lı YPG’li tesislerden ve şahıslardan uzak durmasını tav- siye ediyorum. Silahlı kuvvetlerin terör saldırısına cevabı net olacak ve bunu gerçekleştirdiklerine pişman olacaklar.” demişti. Fidan’ın kullandığı üçüncü taraflar ifadesi bir hayli dikkat çekti.

Dr. Semin, Hakan Fidan’ın yaptığı açıklamanın gayet net ve açık olduğunu belirterek sözlerine şu satırları ekledi:

“Türkiye’nin bugüne kadar Suriye sahasında yürüttüğü terörle mücadele- sindeki en büyük engel ABD ve Rusya’dır. Türkiye burada zaman zaman ABD ile ilgili yaptığı açık- lamaları direkt muhatap olarak söylerdi. ABD burada, YPG/PKK terör örgütüne bugüne kadar on binlerce tır, lojistik ve askerî destek verdi. Esasında Türkiye direkt ABD’yi muhatap alırdı ama bence Hakan Fidan’ın açıklaması bu kez sadece ABD’yi kapsamıyor, Rusya’yı da kapsıyor ve Rusya da burada üçüncü taraftır. YPG/PKK terör örgütüne Rusya da destek veriyor. Hatta Suriye rejimi de destek veriyor. Bunu Türkiye çok ya- kından biliyor. Onun için burada, üçüncü tarafın isim ya da hedef göstermeden söylemesinin arkasında sadece ABD değil, birçok tarafın olduğunun altı çiziliyor.”

Muhabir: Haber Merkezi