Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Ormanlarımız tehdit altında: Önce hibrit şimdi de gal arılar!

Kestane ağaçlarının tomurcuklarına yerleşerek çiçek açmasını engelleyen gal arısı, Bursa ve Yalova'dan sonra Düzce'de de görüldü. Avrupa'da farklı ırkların çiftleştirilmesiyle üretilen melez arıların ardından son birkaç yıldır popülasyonunu artıran gal arıları kestane ve kestane balı üreticilerini kara kara düşündürüyor.

Ormanlarımız tehdit altında: Önce hibrit şimdi de gal arılar!

Türkiye’de ilk olarak Yalova ile Bursa bölgesinde ortaya çıkan “gal arısı bu kez de Düzce’de görüldü. Kestane ağaçlarının tomurcuklarına yerleşerek, çiçek açmasını engelleyen bu zararlı arılar, ağaçların uzun vadede kurumasına da neden oluyor. Özellikle kestane üretimi yapan köylülerle birlikte kestane balı üreten arıcıların da korkulu rüyası haline geldi.

ARICILAR ENDİŞELİ: ORMANLARIMIZ KURUYACAK

Arıcılık sektöründen uzmanlar gal arısı ile mücadele edilmemesi durumunda kestane ağaçlarının tamamıyla kuruyacağını belirtiyor. Anavatanı Çin olmasına rağmen ilk olarak Bursa bölgesinde görülen ardından da Yalova ve Kartepe’ye kadar yaşam alanını genişleten gal arılarının Düzce ve Zonguldak’ta da görülmeye başlanması teahlikenin büyüklüğüne işaret ediyor.

BÖCEKLE MÜCADELE SONUÇ VERMEDİ

Bu arı türünü öldüren böceklerin ormanlara salınmasıyla 2 yıl önce kadar başlatılan mücadele de henüz sonuç vermiş değil. Bunun en önemli sebebi ise böceklerin arının yüksek üreme hızına yetişememesi. Kestane üretimini yüzde 50 ile 75 oranında düşürebilen gal arısı ile mücadelede mekanik ve kültürel önlemler, kimyasal mücadele ki biz entegre mücadelede en son çare olarak düşünülüyor. Mekanik mücadele sürgünlerde zarar olduğu için sürgünlerde budama ile çözülüyor. Ancak ticari kestane üretimi yapılan bahçelerde bu önerilmiyor. Kimyasal mücadele ise yan etkileri nedeniyle tercih edilmiyor.

ÇARE TORYMUS SİNENSİS ARISI!

Sektör paydaşlarının en etkili mücadele yöntemi olarak gördüğü biyolojik mücadele ise yine bir arı türü olan ‘torymus sinensis’in kullanılması. Şu an birçok Avrupa ülkesinde İtalya’da, Japonya’da, Kore’de başarılı bir şekilde kullanılıyor. Ülkemizde de doğal düşmanlarla ilgili çalışmalar yürütülüyor. Birçok tür tespit edilmiş ancak Avrupa’da kullanılan arı türünün İtalya’dan getirilerek salımı gerçekleştirildi. Özellikle Yalova ve Bursa yörelerinde. Kısa vadede sorunu çözmek mümkün görünmüyor” dedi.

DAHA ÖNCE HİBRİT ARILAR SEKTÖRE DARBE VURMUŞTU

Türk arıcılık sektörü daha önce de hibrit (melez) arılardan darbe yemişti. Birkaç yıl önce özellikle internet sitelerinde hibrit(melez) arı ya da Belfast olarak isimlendirilen genetiği değiştirilmiş arılar daha fazla üretim yaptığı söylenerek piyasada kaçak yollarla satışa çıkarılmıştı. Bal üreticileri arıların verimliliği yüksek olduğu için arıları temin ederek kovanlarda beslemeye ve bal üretmeye başlamıştı.

UYARILAR SONRASI VAZGEÇİLDİ

Ancak çiftçiler ilk üretimin ardından hibrit arılarda verimliliğin düştüğünü gözlerken kovanlarda bulunan larvalarda da yeni doğan arıların ölü olduğunu tespit etmeye başladı. Arı çiftçilerinin yaşadıkları bununla da kalmayarak kendi arılarının melezleştiğini fark ederek kısırlaştıklarını fark etmişti. Uzmanların tehlikeye ilişkin uyarılarının ardından melez arıların kullanımı düşmüştü.

Etiketler