Bakan Bayraktar, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin "Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İşbirliği" başlıklı Bakanlar Oturumu'nda konuştu.

Enerji arzını güvence altına almanın her geçen gün son derece zor ve karmaşık hale geldiğini vurgulayan Bayraktar, Kovid-19 salgını süreciyle başlayan ve farklı bölgelerdeki çatışmalarla devam eden krizlerin yol açtığı tedarik zinciri kırılmalarına dikkati çekti.

Bayraktar, tüm bu belirsizliklerin enerji güvenliği açısından çok ciddi sorunlar oluşturduğunu belirterek, "Tüm bu zorluklarla küresel enerji görünümünde yaşanan büyük bir tektonik dönüşümün tam ortasında mücadele ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Enerji güvenliği, erişilebilir enerji ve iklim hedeflerinin karşılanmasında Türkiye'nin izlediği yola değinen Bayraktar, "Türkiye olarak son derece kapsamlı ve geniş bir enerji stratejisine sahibiz. Bu konulara yaklaşımımızdaki ilk ve en temel araç, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın kullanımı. Çünkü yenilenebilir enerjinin tüm bu zorluklara çözüm sunduğuna inanıyoruz." diye konuştu.

Bayraktar, Türkiye'nin artan enerji talebinin karşılanmasında yenilenebilir enerjinin rolüne, güneş ve rüzgar enerjisinde 2035 için belirlenen 120 gigavat kurulu güç hedefine dikkati çekerek, "Bu yıl ise 2035 için daha da büyük ve iddialı bir hedef üzerinde çalışıyoruz. COP31 sürecinde Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan bu hedefi dünya kamuoyuna duyuracak. Güneş, rüzgar, deniz üstü rüzgar, jeotermal ve biyokütle dahil olmak üzere tüm yenilenebilir potansiyelimizi kullanacağız." dedi.

Enerji verimliliğine yönelik çalışmalara değinen Bayraktar, "Ulaşımdan binalara, sanayiden ekonominin tüm sektörlerine kadar uzanan çok kapsamlı bir enerji verimliliği planımız var ve ekonominin her alanında enerjiyi daha verimli kullanacağız." ifadesini kullandı.

Bayraktar, Türkiye'nin 2016'da hayata geçirdiği "Milli Enerji ve Maden Politikası" kapsamında petrol ve doğal gaz faaliyetlerini artırdığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bugün Türkiye'nin açık denizlerinde, özellikle de Karadeniz'de oldukça aktif durumdayız. Sakarya Gaz Sahası'nda büyük doğal gaz rezervleri keşfettik ve şu anda üretim yapıyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye açık denizlerinde yeni arama faaliyetleri ve alternatif sahalar üzerinde de çalışıyoruz. Türkiye dışında da milli şirketimiz Türkiye Petrollerinin son derece aktif olduğunu görüyorsunuz. Şu anda Somali'de faaliyet yürütüyoruz. Bu son derece zorlu ve teknik açıdan ileri düzey bir operasyon. Bununla birlikte bu faaliyetleri Libya'ya, Pakistan'a ve dünyanın farklı bölgelerine de taşımak istiyoruz. Dolayısıyla petrol ve doğal gaza yaklaşımımız oldukça pragmatik. Çünkü bu kaynakların belirli bir süre daha piyasada var olacağına inanıyoruz."

Türkiye'nin enerji güvenliğinde nükleer enerjinin konumuna da değinen Bayraktar, Türkiye'nin 2050'ye kadar 20 gigavat nükleer kurulu güç hedefini hatırlattı.

Bayraktar, Türkiye'nin kritik minerallerin üretimine ve katma değerli madenciliğe de odaklandığına işaret ederek, "Bu son derece önemli. Hem ülke içinde hem de Türkiye dışında fırsatları değerlendiriyoruz." dedi.

Tüm bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde ise işbirliğinin önemini vurgulayan Bayraktar, "Tüm bu iddialı hedefleri tek başımıza gerçekleştirmemiz mümkün değil. Buradaki kilit unsur daha geniş kapsamlı bir işbirliği. Bölgesel bağlantısallık, komşu pazarlar, Afrika, Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu ile işbirliği bunlar temel unsurlar. Bugün her zamankinden daha fazla işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Enerjide karşı karşıya kalınan zorluklarla ilgili çözüm önerileri

Bayraktar, enerjide karşı karşıya kalınan zorluklarla ilgili çözüm önerilerine ilişkin de "Her şeyden önce belirsizliklerin hakim olduğu bir çağda yaşadığımız gerçeğini kabul etmeli ve bununla yüzleşmeliyiz. Gerçek bu. Bunun enerji sektörü ve küresel ekonomi için yeni normal olduğunu anlamamız gerekiyor. Bu sorunu nasıl ele alabiliriz? Daha fazla çeşitlendirme ve daha fazla enterkonneksiyon; bunlar kullanmamız ve hayata geçirmemiz gereken iki temel unsur." diye konuştu.

Bazı somut önerilerde de bulunan Bayraktar, "Mevcut altyapımızın tamamını enterkonneksiyonlar için kullanmalıyız. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'mız var, harika bir proje ama inanın bana hala günlük 400 bin varil yedek kapasite mevcut. Bugün 600 bin varilden 1 milyon varile çıkabiliriz. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) atıl kapasitesini kullanmalıyız. Dolayısıyla, ilk olarak mevcut kapasiteyi tam olarak kullanmak, ikinci olarak da bu altyapıyı genişletmek ya da elektrik, gaz ve petrol için yeni bir altyapı kurmak." ifadelerini kullandı.

'İhracatımızda dirençli bir görünüm öne çıkmaktadır'
'İhracatımızda dirençli bir görünüm öne çıkmaktadır'
İçeriği Görüntüle

Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkmenistan'dan gelen doğal gazı Trans-Hazar Doğal Gaz Boru Hattı üzerinden Azerbaycan'a, oradan da Türkiye üzerinden Avrupa pazarına ulaştırmamız gerekiyor. Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nı Türkiye'den Basra'ya kadar uzatmayı ve Ceyhan'a en az 1,5 milyon varil petrol aktarmayı çok kez önerdik. Sanırım bunu birçok farklı vesileyle dile getirdim: Ya Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol akışında bir aksaklık olursa, Irak'ın ve diğer ülkelerin ihracatı için B planı nedir? Dolayısıyla bu alternatifi ve çeşitlendirme projelerini önerdik. Bu boru hattını Basra'ya kadar kolayca uzatabiliriz, kapasiteyi artırabiliriz."

Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye arasında olan elektrik ve doğal gaz enterkonneksiyon kapasitelerinin artırılması gerektiğini belirten Bayraktar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu sayede hacmi artırabileceğiz ve daha bol kaynaklar piyasalara daha rekabetçi fiyatlar getirecektir. Şu anda Suudi hükümetiyle birlikte Ürdün ve Suriye üzerinden Suudi Arabistan ile Türkiye arasında devasa bir enterkonneksiyon oluşturmak üzere çalışıyoruz. Ayrıca, Azerbaycan, Gürcistan ve Bulgaristan ile de üç enterkonneksiyon projesi konusunda görüşmelerimiz sürüyor. Dolayısıyla Türkiye, tüm bu projeleri hayata geçirmek için adımlar atmaya ve inisiyatifler almaya hazır ve istekli. Ancak burada en önemli unsur, güçlü liderlik, siyasi irade ve kararlılık. Bunlar olmadan bu Güney Gaz Koridoru projesini ve diğer projeleri hayata geçiremezdik. Dolayısıyla Türkiye, enerjiyi bölgedeki barış, refah ve istikrarın bir aracı olarak görüyor.”

“Karadeniz ve Gabar'da tarihi keşiflere imza attık”

Son dönemde İran merkezli yaşanan savaşın enerji güvenliğinin önemini ve bu anlamda küresel ekonominin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini kaydeden Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben, "2002'den bu yana, ortaya koyduğunuz güçlü siyasi irade ile liderliğinizde yürüttüğümüz politikalar sayesinde, Türkiye olarak, bu krizi de en hazırlıklı, en dirençli karşılayan ülkelerden biri olduk." ifadesini kullandı.

Bayraktar, "Bu süre içerisinde, yerli ve yenilenebilir kaynakları önceliklendirerek altyapıya yaptığımız yatırımlarla, kaynak ülke, güzergah ve form çeşitlendirmesi yaparak ve aktif bir enerji diplomasisi izleyerek, arz güvenliğimizi teminat altına alacak stratejik adımlar attık. Bu süreçte Milli Enerji ve Maden Politikamız, 'Enerjide ve Madenlerde Tam Bağımsız Türkiye' idealimizin ana rotasını oluşturdu." diye konuştu.

Türkiye'nin dünyanın en büyük derin deniz sondaj filolarından birine sahip olarak ülkede ve farklı coğrafyalarda petrol ve gaz aradığını dile getiren Bayraktar, "Kara alanlarımızda daha önce hiç gidilmedik yerlere gittik, sismik yaptık, sondaj yaptık, yapmaya devam ediyoruz. İşte bu sayede Karadeniz ve Gabar'da tarihi keşiflere imza attık. Şimdi üretimi artırmak ve milletimize yeni keşiflerle yeni müjdeler verebilmenin gayreti içindeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

"Dünya, çok önemli bir enerji dönüşüm sürecinde"

Bayraktar, dünyanın, bir yandan savaşların, büyük ekonomik kırılmaların yaşandığı, diğer yandan yapay zeka çağına girilen, büyük teknolojik gelişmelerin arka arkaya gerçekleştiği bu dönemde, çok önemli bir enerji dönüşüm sürecinde olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Türkiye olarak bu yeni dönemde ülkemiz için yeni bir enerji mimarisinin hazırlığı içindeyiz. Burada temel hedefimiz, Türkiye'yi enerjide dışa bağımlılığını bitiren, arz güvenliğini güçlendiren, bölgesel entegrasyonu artırmış, bir merkez ülke konumuna getirmek. Yeni enerji mimarimizde mevcut TANAP, Türk Akım, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı gibi hem ülkemizin hem de bölgemizin enerji arz güvenliğinde stratejik önemi olan doğal gaz ve petrol boru hatlarımızın tam kapasite çalışmasına dönük hamleler yapacağız. Komşularımızla ve bölge ülkeleriyle petrolde, doğal gazda ve elektrikte 'kazan-kazan' anlayışı içinde ilave altyapı projeleri geliştirerek enerji bağlarımızı güçlendireceğiz. Bu kapsamda Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı'nın Basra'ya kadar uzatılması, Trans-Hazar Doğal Gaz Boru Hattı ile Türkmenistan gazının Türkiye'ye ve Avrupa'ya ulaştırılması bu yeni dönemin önemli başlıkları arasında olacak."

Elektrik tarafında ise "çok boyutlu bir entegrasyon" hedeflendiğini aktaran Bayraktar, "Geçtiğimiz yıl Bakü'de imzaladığımız Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan Yeşil Elektrik İletimi Anlaşması ile Azerbaycan'da üretilen yenilenebilir enerjiyi Avrupa'ya ulaştırmayı hedefliyoruz. Benzer şekilde, Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye kadar uzanacak, bölgedeki komşu ülkelerle entegre bir mega elektrik iletim hattı üzerinde de çalışıyoruz. Bunun hem ülkemiz için hem de Avrupa için alternatif bir enerji yolu olacağına inanıyoruz. Yeni enerji mimarimizde daha çok bağlantısallık var, daha çok altyapı projeleri olacak." ifadelerini kullandı.

Bayraktar ayrıca, gazlaştırma altyapısını geliştirerek özellikle Güney Doğu Avrupa'ya ve diğer komşu ülkelere daha yüksek miktarlarda sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ulaştırma imkanına sahip olunacağını söyledi.

Nükleer enerji arz güvenliği açısından "bir tercih değil, zaruret"

Elektriğin artan rolüne dikkati çeken Bayraktar, "Yeni enerji mimarimizin merkezinde elektrik yer alıyor. Bu nedenle yenilenebilir enerji hedeflerimizi daha da yukarılara taşıyacağız. Bu süre içinde, gelişmiş yenilenebilir enerji portföyümüzün ihtiyaç duyduğu güçlü bir şebeke altyapısı için toplamda 30 milyar dolarlık bir yatırım öngörüyoruz." bilgisini paylaştı.

Bayraktar, baz yük üretim kabiliyeti ile nükleer enerjiyi arz güvenliği açısından "bir tercih değil, zaruret" olarak gördüklerini belirterek, "Akkuyu ile başlayan süreç Türkiye'nin enerji tarihinde nükleer dönemin kapısını açacak." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin bu enerji dönüşüm sürecinde bir üretim üssüne dönüşme hedefine de değinen Bayraktar, "Bu nedenle nadir toprak elementleri ve kritik mineraller alanındaki yatırımlarımıza büyük önem veriyoruz. AR-GE ve teknolojiye yapılan yatırımları artırmayı ve yerli sanayimizin geliştirilmesini hedefliyoruz." diye konuştu.

Bayraktar, nadir toprak elementlerinin enerji teknolojilerinden batarya sistemlerine, elektrikli araçlardan savunma sanayisine kadar birçok stratejik sektörün temelinde yer aldığına değinerek, Eskişehir Beylikova'da bulunan nadir toprak elementleri sahasındaki pilot tesiste endüstriyel tesisin temelinin de yakın zamanda atılacağını dile getirdi.

Bakan Bayraktar, enerjiyi yalnızca ekonomik büyümenin değil, bölgesel barışın, istikrarın ve ortak refahın anahtarı olarak gördüklerini sözlerine ekledi.

Muhabir: Vildan A.