Hepimizin kusurları, eksik yönleri var. Ancak biz bunları düşünerek çoğu zaman hayatımızı geçirmeye çalışıyoruz. Hâlbuki her zorlukta kolaylık vardır buyuruyor Rabbimiz. Hem kendimizde hem de eşimizdeki eksikliklere odaklanıp zaman kaybetmek yerine krizleri fırsata çevirebiliriz. Aşağıdaki öykü bize bunu öğütlüyor.

9 yaşındaki bir Japon çocuğun en büyük hayali judo şampiyonu olmaktı. Bunu gerçekten çok istiyordu. Hızla bir usta bulup onunla çalışmaya başladı. Henüz birkaç ay geçmiş olmasına rağmen çok büyük ilerleme kaydetmiş ve başarılı bir sporcu olmaya başlamıştı. Tam işler yolunda gidecek iken bir gün bir trafik kazası geçirdi ve sol kolunu tamamen kaybetti. Büyük bir duygusal yıkım yaşamaya başladı. Artık asla bir şampiyon olamayacaktı. Hayalleri suya düşmüştü.

Aylar sonra ustası onu çağırdı. Çocuk geldi ama ustasına hiçbir umudu olmadığını söyledi. Ustası “Asla asla deme” dedi. İstedikten sonra yapabilirsin. İkisi birlikte kolları sıvadılar ve büyük bir motivasyonla çalışmaya başladılar. Ustası çocuğa tek kolla yapabileceği bir fırlatma hareketini öğretmek istiyordu. Gece gündüz ustası sadece bu hareketi çalıştırdı. Çocuk bir gün ustasına “Artık yetmez mi ustam, yıllardır bu hareketi yapıyoruz” dedi. Ustası “henüz hızlı ve iyi yapamıyorsun, en hızlı ve çevik yapana kadar devam edeceğiz” dedi. Çocuk yeni hareketler öğrenmek istese de ustası devam ettirdi tek kolla fırlatma hareketini öğretmeye. Çocuk belli bir süre sonra önüne gelen rakiplerini tek kolla ve yıldırım hızıyla fırlatmaya başladı. Zamanla bir genç yetişkin haline geldi.

Bir gün ustası talebesine, “Artık zamanı geldi şampiyonluk müsabakalarına katılabiliriz” dedi. Talebe ustasına “Tek kolla nasıl başarılı olabilirim ki” dedi. Ustası “Evlat; sen öğrendiğin hareketi en iyi biçimde yap, gerisini düşünme” dedi. Şampiyonluk karşılaşmaları başladı ve bir, iki, üç derken önüne gelen her rakibi hızla yere devirmeye başladı, tek kollu olmasına rağmen.

Sonunda ülkenin en güçlü ve en hızlı sporcusu ile şampiyonluk müsabakasına çıktı. Dev rakibini görünce ustasına, “Ben bununla baş edemem, bu çok güçlü görünüyor” dedi. Ustası “Evlat sen bu harekette dünyada teksin, kendi oyununu yap yeter” dedi. Maç başladı ve daha ilk saniyelerde delikanlı rakibini yenmeyi başardı ve dünya şampiyonu oldu. Karşılaşma bittikten sonra ustasının yanına geldi, saygıyla eğilerek “ustam ben bunu nasıl yapabildim, hala inanamıyorum” dedi. Ustası, “bu zaferin iki sırrı vardır evlat, birincisi senin judonun en zor hareketlerinden birisini dünyada en hızlı yapan kişi olmandır, ikincisi ise aslında sadece sen de olan bir özellik: Tek kollu olmak. Çünkü bu hareketi sadece iyi yapabilmek yeterli değildir, aynı zamanda rakibinin tutabileceği bir sol kolunun da olmaması gerekir. Bu eksikliğin seni şampiyon yaptı” der.

Aynen böyle dostlar, kiminin zaafı onun avantajı olabilir, yeter ki değerlendirmesini bilsin insan. Ne güzel demiş büyük üstad Niyazi Mısri Hazretleri: “Derman arardım derdime, Derdim bana derman imiş.”

Selametle…