Yazar olarak değil ama fikir adamı olarak rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’ten çok etkilendim; ancak yazarlıkla, yazmakla ilgili bende milat oluşturan isim, Filolog-Yazar Yaşar Kaplan üstadımdır. Üstat bana yazarlığın bir disiplin olduğunu öğretti.

Annem 93 yaşında yatalak. O kadar şaşırtıyor ki bizi; anlatsam bir ayını, inanın kitap olur. Önce ki gün sordu: “Anam nerede Emine, tek başına köyde mi yoksa?” Kanım donuyor onun bu tip sorularına... Her seferinde, “Anan öldü anneciğim” demek insana ağır geliyor.

Babamı sordu, ağlamaklı bir ses tonuyla: “Baban bir saat önce yanımdaydı. Beni bırakıp nereye gitti? Babanı çağır çabuk, benim canım sıkılıyor!..”

Vah canım annem benim... Ta 60 yıl önceki durumlar bilinçaltında yuvalanmış. Babamın bir kez gidişi ve hoş olmayan durumlar annemin ruhuna kazınmış. Ah ne olsa da kimse kimseye ihanet etmese... İhanet yüzünden, kulun Allah’a meydan okuması haricinde, canlar yanıyor ve altmış yıl sonra bile zihinlerden silinmiyor.

Başka yönü de varmış yaşlılığın meğer... Herkes annemin her şeyini çalıyor, farklı şekilde iftiralar da atabiliyor. Bilinç gidiyor ya, aklının hiçbir ölçüsü yok.

Sık sık kardeşimi çağırıyor annem... “Neden bu kadar sık çağırıyorsun?” diye sordum, “Korkuyorum kaybolur onu da çalarlar!” dedi. Vah vahhh!.. O kadar yandı ki ciğerim bunu anlatamam!..

-------------------------------

*Yaşlılık demek mantık ölçüsünün yok olması demektir. Prof. Dr. Nevzat Tahran

*Yaşlılarına bakmayan milletlerin insanlığı bitmiş demektir.

YAZAR, YAZAR YETİŞTİRMELİ!

Bana sık sorulan sorulardan ikisi: Yazar olarak örnek aldığınız bir yazar oldu mu? Siz yazar yetiştirdiniz mi?

Yazar olarak örnek aldığım kimse olmadı. Fakat, “Bir Müslüman kadın da yazar olabilirmiş”i rahmetli Şule Yüksel Şenler Abla’dan öğrendim, onu yazar olarak görmeseydim sanıyorum yazmak aklıma gelmezdi.

Yazar olarak değil ama fikir adamı olarak rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’ten çok etkilendim; ancak yazarlıkla, yazmakla ilgili bende milat oluşturan isim, Filolog-Yazar Yaşar Kaplan üstadımdır. Üstat bana yazarlığın bir disiplin olduğunu öğretti. Ne kadar yazar olabildim onu bilmiyorum; fakat yazarlık üzerine öğrenciliğim devam ediyor. Doksan beşi çıktı, 100 kitap yazdım. Hâlâ bir hocam var ondan ödev almaya devam ediyorum. O hocam en son Huzur’u vermişti. “Huzur, bana bir şey vermedi” dedim çok kızdı ve galiba benden umudu kesti. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü de vermişti, onu da kırk yıl önce okumuştum. Şimdi de okuyorum... O kitapta okuduğum bir cümle çarptı beni. Cümle şu: “…Aziz velinimetim, büyük dostum, beni hiçten bugünkü seviyeme eriştiren Halit Ayarcı’nın yüksek meziyetine borçluyum.” (Tanpınar’ın kitaptaki kahramanı bu isim.)

Düşündüm, benim için bunu söyleyecek yüz binlerce okuyucu olmasına rağmen bir tek yazar yok. Hiç yazar yetiştirmediğimden, kimsenin eline kalem vermediğimden değil, bu ülkede yirmi-yirmi beş yazarın yazar olma sebebiyim; emek verdiklerim de var. Üç-dördü meşhurlardan... Ben ölürüm ne olur ne olmaz; soruya cevabı buradan vereyim: Ben yazar yetiştirdim kendi seviyem nispetinde. İçlerinden beni aşanlar da var.

TARİKATLAR GÖZDEN GEÇİRİLSİN

Bir Müslüman, Kur’an ile haşır neşir değilse yanlışlara sapıyor, sapıkça şeyler üretiyor, önce bu bilinmeli!..

Tarikatlara sokulan acayipliklerin, Kur’an’a emek vermeyenlerin eliyle olduğunu (tabii ki düşmanların da katkısı var) tespit ettim.

Düşünün, sapıtmış tarikatlarda: “Allah hiçbir iş yapmıyor; (hâşâ) kâinatı kırklar, yediler, bilmem kimler idare ediyor, yönetiyor. (Hâşâ.) Allah nerede, ne yapıyor?”

“Allah her an bir iştedir.” Rahman Suresi.

Zaten Allah tanımları da bir tuhaf: “Allah ete kemiğe bürünüyor, (hâşâ) bilmem kim diye görünüyor.” (Söyleyen hatasından döndü mü bilmem, Mahmut Efendi için de söylenmişti aynı söz. O zat bunu bilse, söyleyeni döverdi.)

Tarikat dünyası el ele verip, İslam akidesine aykırı inanışları temizlemeleri lazım. Buhari’de de Allah bacağı baldırıyla (haşa) cehennemi söndürüyor!.. “Allah Leyse kemislihi şeyun-O hiçbir şeye benzemez...” (Şura 11) değil midir inancımız?

İslam dünyasında, “Her şey Allah’tır.” diyen bile var. Ya İbn-i Arabi’nin havarilerinden, “Hz. Âdem’e secde etmeyen iblis imanın en yüksek mertebesine çıkmıştır!” diyenlere ne demeli?..

İslâm âlemi acilen Şanı Yüce Allah'a dönmeli. Aksi halde Kur’an’ın ne hikmeti ne de nuru uğrar bize...

--------------------------

 İslam âlemine bir manevi tufan gerekli. Emine Şenlikoğlu
 Tarikatlara çok batıllar kattılar. Çalışırsak düzeltebiliriz. (1979) Mahmut Ustaosmanoğlu.