Yangınlar sadece ülkemizi kasıp kavurmadı. THK gibi asırlık derneklerimizin nasıl Atatürk isminin ardına saklanan bazı siyasiler ve vesayet odakları eliyle rant kapısına dönüşüp çürüdüğünü de ortaya çıkardı. Kılıçdaroğlu, “iktidar yangınları söndürmek için hiçbir şey yapmıyor, THK uçakları hangarlarda yatıyor” demişti. Sadece bu uçakların değil, THK’nın da yıllar içinde nasıl bir enkaza dönüştüğünü yanına ittifakının 11 belediye başkanını alarak gittiği kurumda gözleriyle gördü ve itiraf etmek zorunda kaldı: “THK’da uçabilecek bir tek uçak dahi yok”

Türk Hava Kurumu, 1925 yılında içlerinde Diyanet İşleri Başkanı Hoca Rıfat Efendi ve Genelkurmay II. Başkanı Kazım Paşa (Orbay)’nın da aralarında bulunduğu bir grup milletvekili ve tüccarın gayretiyle kuruldu. Amacı Türk sivil havacılığının gelişimine katkı vermek olan THK bu yönüyle bütünüyle sivil bir girişimdi ve hükümetin dernek üzerinde herhangi bir tasarrufu bunmuyordu. Halen de kamu yararına çalışan bir dernek/vakıf statüsünde. Yani bir devlet kurumu değil. Ne yönetim kurulunun oluşumunda, ne de başkanlarının seçiminde hükümetin herhangi bir etkisi yok.

Cumhuriyet’in ilk sivil toplum kuruluşlarından birisi olması ve doğrudan Atatürk’ün isteğiyle kurulması yüzünden hem büyük bir servete, hem de yangın söndürmeden, uçak pilotu yetiştirmeye uzanan geniş bir sorumluluğa sahip.

THK’nın ülke çapında 1.300 gayrimenkulü bulunuyor. Sadece sahip olduğu ve şu anda otel olarak hizmet veren Tayyare Apartmanları’nın değeri 500 milyon dolar olarak hesaplanmıştı.

DARBECİLER EN ZENGİN VAKFI TALAN ETTİ

Elindeki bu servetin büyüklüğünden olsa gerek, THK uzun yıllar yolsuzluklarla anıldı. Fakat en çok darbe dönemlerinde. Kurumdaki en önemli yolsuzluk vakaları Atilla Taçoy’un, 1990-1999 yılları arasında görev yaptığı döneme denk geliyor. 28 Şubat darbesinin önemli aktörlerinden birisi olan Taçoy’un yönetim kurulu üyeleri ve eşleriyle birlikte Fransa’da yaptığı tatil harcamalarını kuruma ödettiği yapılan soruşturma sonucu ortaya çıkmıştı. Hakkındaki bir diğer ciddi yolsuzluk iddiası ise yangın söndürme uçağı üretim ihalesini batmakta olan bir İngiliz firmasına vererek kurumu milyarlarca lira zarara uğratmasıydı.

Fransa ve Yunanistan’ın verimli bulmadıkları için organize etmekten vazgeçtikleri Dünya Hava Oyunları’nın tam da darbenin gerçekleştiği 1997’de organizesini üstlenen THK, bu beceriksiz yönetim sayesinde büyük zarar etmişti. Organizasyonun sadece uluslararası ilişkiler harcamaları 786 milyar 195 milyon liraydı.

28 Şubat hukuksuzluğunun tüm ülkeyi istila etmesinin verdiği cesaretle kurban derileri ve zekat toplama konusunda tek yetkili kılınan kurumda, toplanan paralardaki Çocuk Esirgeme Kurumu ve Diyanet İşleri Başkanlığı paylarının da gasp edildiği ortaya çıkmıştı. Sonunda dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tüm bu yolsuzluklara daha fazla tahammül edemeyerek THK’ya kayyım atanmasına karar vermişti.

ATATÜRKÇÜLÜK MASKESİYLE YOLSUZLUK

Fakat THK’daki vesayetçi anlayış hiç bitmedi. Şimdilerde Türkiye’nin güvenlik politikası hakkında ekranlarda boy gösteren Tümg. Erdoğan Karakuş darbenin en karanlık günlerinde THK Başkanlığı yapmış, Ak Parti iktidarına karşı başlatılan ve orduyu göreve çağıran Cumhuriyet Mitingleri’nin bir devamı olarak 2011 yılında Tuncay Özkan, Levent Kırca, Müjdat Gezen gibi isimlerin başını çektiği Cumhuriyet Güçbirliği’nin Ankara milletvekili adayı olmuştu.

Sonrasında başkanlığa getirilen Tümg. Yusuf Güngör döneminde de yolsuzluklar tespit edilmiş ve sayman Celal Güngör zimmetine para geçirdiği gerekçesiyle tutuklanmıştı. 2014’te göreve başlayan Vacid Öktem, önceki başkan Tümg. Osman Yıldırım’ın oğlunun düğün parasını dahi kurumdan ödettiğini açıklamıştı. Yıldırım ile oğlu Emre Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 5 kişi tutuklanmıştı. Yıldırım hakkındaki yolsuzluklar THK’yı o kadar yıpratmıştı ki, kurum internet sitesinde 1925’ten bu yana yayınladığı başkanlar listesinden Tümg. Osman Yıldırım’ın ismini sildi.

Fakat THK üzerindeki kara bulutlar bir türlü bitmedi. İçişleri Bakanlığı Öktem ve Kürşat Atılgan’ın başkanlık yaptığı 2010-2017 yıllarındaki pek çok işlemin de şaibeli olduğu ve 440 milyon liralık vurgun yapıldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Sonunda 2019’da THK’nın yönetimine ikinci defa kayyım atanmasına karar verildi.

Şimdi söyler misiniz: Üniversitesi, 382 şubesi, 6 hava eğitim tesisi, 5 havacılık okulu ve milyarlarca liralık gayrimenkulü olan bir kurumu kim yangınlarda bir tek uçağı havalandıramayacak duruma getirdi?