Toplumsal Refah ve Felah

Gökhan Oruç Önalan
Gökhan Oruç Önalan

Bireylere fayda sağlamak adına gerçekleştirilen mal ve hizmet üretimi sistematiğinde kullanılan kaynaklardan sonuncusu müteşebbis faktörüdür. Müteşebbis faktörü, sizlere önceki yazılarımda saydığım üretim faktörleri olan emeği, sermayeyi ve tabiî kaynakları bir araya getirerek belirli bir malı belirli bir üretim teknolojisi kullanarak üreten ve bu bağlamda üretim sürecinin risk ve belirsizliklerine katlanan kişileri tarif ediyor.

İslam’ın iktisadi münasebetleri düzenleyen esaslarının odağı insanın kendisidir. Daha berrak bir deyişle ifade edecek olursam İslam’ın iktisadi prensipleri insanın bu dünyada refaha ahirette ise felaha erişmesini amaçlar. Bu bağlamda müteşebbis kesimine düşen rol ise şahsi refah yerine toplumun refahını artırmaktır. Yani üretimin risk ve belirsizliğine katlanarak kâr elde ederek bunu toplumun sosyal refahını sağlayacak şekilde dağıtmaktır.

Nitekim müteşebbis kesiminin kazandığı gelir, sadece kendi çalışmasının sonucunda elde ettiği değil, aynı zamanda Allah’ın ona bahşettiği bir lütuftur.

O, dilediğine hikmeti verir ve kime hikmet verilirse o kimse birçok hayra nâil olmuş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar. (Bakara Suresi, 269. Ayet)

Dolayısı ile ona bu serveti bahşeden Rabbine karşı görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmekle, servetini Allah’ın farz kıldığı şekilde O’nun rızasını kazanma yolunda kullanmakla mükelleftir. Böylece sosyal ve iktisadi mesuliyetleri başlar, elde ettiği kârı gösteriş ve lüks tüketimde harcayarak israf etmez, nefsinin aklının önüne geçmesine izin vermez, zekat mecburiyeti ve sadaka mekanizması üzerinden toplumsal refahı artıracak şekilde paylaşır.

Yardım isteyenlere ve yoksullara mallarından belli bir pay ayırırlardı. (Zâriyât  Suresi, 19. Ayet)

Böylece şahsi refahı yerine toplumun ferahını artırmış olur. İşte İslam’da müteşebbisin rolü budur. Bu gerçekliğin bir yansıması olarak, müteşebisin iktisadi faaliyetlerini yönetim yaklaşımının ve istihdam ettiği emek erbabı ile ilişkilerinin genel çerçevesi de İslam’ın esasları üzerinden çizilmektedir. Velhasıl müteşebbis adil davranır, işi ehil olana emanet eder.

llah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir. (Nisâ  Suresi, 58. Ayet)

Elbette istihdam ettiği emeğin gönlünü almak, ücretini hakkaniyet çerçevesinde vaktinde ödemekle de sorumludur. Bu noktada kendisine Peygamber Efendimizin (sas.) şu sözleri rehberlik yapar.

Üç kimse vardır ki, kıyamet gününde onların hasmıyım. Bunlardan

biri, işçiyi çalıştırdıktan sonra, ücretini tam olarak vermeyen kimsedir.

Müteşebbis, istihdam ettiği emeğin iş yükünü makul ölçüde düzenleme mükellefiyetine de sahiptir. Bu noktada kendisine Peygamber Efendimizin (sas.) “onları, güçlerinin yetmediği şeylerle mükellef kılmayınız” sözleri rehberlik yapar.

Müteşebbisin en önemli özelliklerinden bir diğeri işini yaparken hileden ve aldatmacadan kaçınması, spekülasyonlardan uzak durması, faizli işlemlere bulaşmaması ve doğru sözlü olmasıdır.

Onlar öyle kimselerdir ki, kendilerine bir yerde egemenlik versek, namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten alıkoymaya çalışırlar. İşlerin sonu Allah’a varır. (Hac  Suresi, 41. Ayet)

- Diriliş Postası, Gökhan Oruç Önalan tarafından kaleme alındı
https://www.dirilispostasi.com/makale/7582327/gokhan-oruc-onalan/toplumsal-refah-ve-felah