DSÖ: Eşitsizlik bulaşıcı olmayan hastalık riskini artırıyor
DSÖ: Eşitsizlik bulaşıcı olmayan hastalık riskini artırıyor
İçeriği Görüntüle

İstanbul’da Tarihi Keşfin Konferansı
Yeditepe Üniversitesi hastaneleri, “150 Yıl Sonra Tiroid Bezinde Yeni Hücre Keşfi” başlıklı bir konferans düzenledi. Koşuyolu İhtisas Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen oturumda Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, araştırma ekibinin tiroid bezinde bugüne kadar bilinmeyen üçüncü bir hücre tipini tanımladığını ve görüntülemeyi başardığını açıkladı. Keşfin yeni hücre tanımlamakla sınırlı kalmadığını vurgulayan Ayşan, yaklaşık 150 yıldır tıp kitaplarında yer alan temel bir bilginin artık güncellenmek zorunda olduğunu dile getirdi.

150 Yıllık Temel Bilgi Değişiyor
Fizyoloji ve histoloji ders kitaplarında uzun süredir “Parathormon yalnızca paratiroid bezlerinden salgılanır” bilgisinin yer aldığını hatırlatan Ayşan, bu kabulün artık geçerliliğini yitirdiğini bildirdi. Araştırma ekibinin tiroid bezinde de parathormon salgılayan bir hücre grubu saptadığını açıklayan Ayşan, “Parathormonun bugüne kadar yalnızca paratiroid bezlerindeki şef hücrelerden salgılandığı kabul ediliyordu. Çalışmamız, tiroid bezinin de parathormon üretilebildiğini ortaya koydu.” dedi.

Üçüncü Hücre Tipi Tanımlandı
Bugüne kadar tiroid bezinde yalnızca iki hücre tipinin varlığının kabul edildiğini belirten Ayşan, bu iki tip hücrenin yaklaşık 150 yıl önce keşfedilen T3 ve T4 hormonu salgılayan folikül hücreleriyle parafoliküler hücreler olduğunu hatırlattı. Yeditepe Üniversitesi ekibinin yaptığı araştırma, tiroid dokusunda üçüncü bir hücre tipini gün yüzüne çıkardı. Ayşan, bilim tarihinde yeni hücre keşfinin son derece nadir görülen bir olay olduğunu vurgulayarak bu bulgunun önemine dikkat çekti.

Cerrahi Sonrası Gizemli Vakalar Aydınlandı
Keşfin klinikteki en somut etkisi, yıllardır cerrahları şaşırtan iki ayrı gizemi de aydınlatması oldu. Ayşan, “Başarılı bir tiroid ameliyatında paratiroid bezleri yerinde bırakılmasına rağmen bazı hastalarda parathormon düzeyleri düşüyordu ve bunun nedeni yıllardır tam olarak açıklanamıyordu. Artık biliyoruz ki tiroid dokusuyla birlikte tiroid bezindeki bu yeni hücrelerin de alınması bu durumun gerçek nedenini oluşturuyor.” dedi.

Paratiroid Alınan Hastalardaki Paradoks de Çözüldü
Tüm paratiroid bezlerinin çıkartıldığı hastalarda parathormon seviyesinin neden tamamen sıfırlanmadığı da yıllarca yanıt bekleyen bir soru olarak kalmıştı. Ayşan bu sorunun da yeni keşifle yanıt bulduğunu belirterek, “Biz cerrahlar bu ameliyatlardan sonra sürekli ‘Bu hastada bir şeyleri eksik mi yaptık’ düşüncesini taşıyorduk. Çalışmamız, tiroid dokusundan salgılanan parathormonun bu duruma çok net açıklama getirdiğini ortaya koymaktadır.” dedi.

Tiroid Cerrahisinde Yeni Algoritma Tartışılacak
Keşfin gelecek yıllarda tiroid cerrahisinde yaklaşım değişikliğine zemin hazırlayacağını öngören Ayşan, organ koruyucu cerrahinin bundan böyle çok daha fazla önem kazanacağını vurguladı. “Artık biz cerrahlar, tüm tiroid bezini almak konusunda daha dikkatli düşünmek zorunda kalacağız. Bazı hastalarda tüm tiroid bezini almak yerine tiroid bezinin sağlıklı bölümlerini hastanın vücudunda bırakan tiroid koruyucu cerrahi tercih edilebilir.” diyen Ayşan, bu yaklaşımın doğal hormon salgılarını minimum etkileyerek hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artıracağını belirtti.

Hashimoto’dan Tiroid Kanserlerine Yeni Araştırma Kapıları
Ayşan, yeni keşfin birçok araştırmanın başlangıç noktası olacağını da aktardı. Yeni hücre tipinin başta tiroid kanserleri olmak üzere Hashimoto ve Graves hastalıklarındaki ve tiroid iltihaplarındaki rollerinin araştırılacağını söyleyen Ayşan, “Bu hücrelerin hangi hastalıklarda arttığı veya azaldığı ortaya konulduğunda, erken tanı yöntemleri geliştirilebilir, yeni tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.” dedi.

Multidisipliner Ekip Başarısı
Keşfin bireysel bir başarı değil, uzun yıllar boyunca çalışan geniş bir araştırma ekibinin ürünü olduğunu özellikle vurgulayan Ayşan, temel bilimler, mühendislik bilimleri ve klinik bilimlerden oluşan multidisipliner yapının bu başarıyı mümkün kıldığını söyledi. “Günümüzde büyük bilimsel buluşların altında hep bireylerin değil, geniş, multidisipliner ekiplerin imzası vardır. Bizim keşfimiz de böyle. Bugün bu gururu bireysel olarak değil, ekip olarak yaşıyoruz.” diyen Ayşan, ekipteki her araştırmacının sürece en az kendisi kadar katkı sağladığını vurguladı.

Tıp Kitapları Güncellenecek
Keşfin temel tıp bilimlerinde kalıcı bir iz bırakacağının altını çizen Ayşan, fizyoloji ve histoloji kitaplarındaki bilgilerin artık güncellenmek zorunda olduğunu kaydetti. “Bilim kulesi küçük tuğlalar konularak yavaş yavaş yükselir. Araştırmalar yapılıp sonuçlar çıktıkça tablonun nasıl evrileceğini hep beraber göreceğiz.” diyen Ayşan, bu keşfin bilim tarihindeki nadir hücre keşifleri arasındaki yerini aldığını vurguladı.

Kaynak: AA