Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nin öncülüğünde hazırlanan "Türkiye Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu" ile "Yeşilay Atık Sulardaki Psikoaktif Maddelerin Çevreye Etkisi Araştırması"nın sonuçları 26 Ekim 2026'da İstanbul'da açıklandı. Sepetçiler Kasrı'ndaki toplantıda paylaşılan bulgulara göre, biyolojik arıtma yapılan tesislerde incelenen maddelerin yüzde 82 ila 100'ü sudan uzaklaştırılabiliyor. Ancak bazı maddeler arıtmadan sonra da suda bulunabiliyor. Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılık yapıcı ürünlerin yol açtığı çevresel zararların giderilme maliyetinden endüstrinin sorumlu tutulması gerektiğini söyledi.

Yeşilay Bağımlılık ve Çevre Araştırma Raporu neyi ortaya koyuyor?

Rapor, bağımlılık yapıcı maddelerin atık sular yoluyla doğaya ulaşmasının ekosistem için oluşturabileceği riskleri ele alıyor. Çalışma, bağımlılığı yalnızca bireysel ve toplumsal bir sorun olarak değil, çevre ve iklim politikalarıyla bağlantılı bir mesele olarak da değerlendiriyor.

Sonuçlar, Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde kamuoyuyla paylaşıldı. COP31'in 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da yapılması planlanıyor.

Atık su araştırması hangi illerde yapıldı?

Araştırma, 7 atık su arıtma tesisinde yürütüldü. Çalışmanın yapıldığı iller arasında Antalya, Adana, İzmir, İstanbul, Samsun ve Trabzon yer alıyor.

Araştırma ekibinden Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evşen Güzel, tesislerin rastgele seçilmediğini anlattı. Güzel'e göre tesisler, farklı arıtma süreçlerine sahip olmaları ve arıtılmış suyu farklı alıcı ortamlara boşaltmaları göz önünde bulundurularak belirlendi.

Atık sularda hangi maddeler incelendi?

Tesislerin giriş ve çıkış sularından alınan örneklerde şu maddelerin kalıntıları incelendi:

- Çeşitli sentetik uyuşturucu türleri

- Alkolle ilişkili maddeler

- Nikotin

- Kafein

Bu yöntemle, maddelerin arıtma sürecinden önce ve sonra suda hangi oranda bulunduğu karşılaştırıldı.

Arıtma tesisleri uyuşturucu kalıntılarını temizleyebiliyor mu?

Sonuç, tesiste uygulanan arıtma yöntemine göre değişiyor. Doç. Dr. Güzel, biyolojik arıtma uygulanan tesislerde incelenen maddelerin yüzde 82 ila 100'ünün sudan uzaklaştırıldığını belirtti. Yalnızca ön arıtma yapılan tesislerde ise bu oranın oldukça düşük kaldığını vurguladı.

Araştırma, biyolojik arıtma uygulanan tesislerde bile bazı maddelerin arıtma sonrasında suda bulunabildiğini ortaya koydu. Bu kalıntılar, arıtılmış suyla birlikte deniz, akarsu gibi alıcı ortamlara ulaşabiliyor.

Atık sudaki madde kalıntıları insanları etkiler mi?

Araştırmacılar, sudaki kalıntıların yalnızca su canlılarını ilgilendiren bir sorun olmadığı görüşünde. Doç. Dr. Güzel, insanların suda yaşayan canlıları tükettiğini hatırlatarak şu uyarıyı yaptı: "Çevreyi sadece tek boyutlu olarak görmemek lazım, çevre bir bütündür ve bütün etmenler birbiriyle ilişki halindedir. Onun için sadece suda yaşayan canlılar üzerine konuşmak yetersiz oluyor, kendimiz için de büyük bir risk oluşturduğunu bilmemiz gerekiyor."

Toplantıda açıklanan bulgularda, insan sağlığına yönelik ölçülmüş bir etki ya da risk düzeyi paylaşılmadı.

Yeşilay bağımlılığın çevresel etkisi hakkında ne dedi?

Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılığın bireysel ve toplumsal etkilerinin yanında çevresel boyutuyla da ele alınması gerektiğini söyledi. Dinç, "Bağımlılık, sadece bir kişiyi ilgilendirmiyor. Bağımlılık, sadece toplumu ilgilendirmiyor. Bağımlılık, aynı zamanda uçan kuşu ilgilendiriyor, yüzen balığı ilgilendiriyor, ormandaki ağacı ilgilendiriyor, kırdaki çiçeği ilgilendiriyor." dedi.

Dinç, bağımlılığın toplumsal güveni, huzuru ve asayişi de etkilediğini anlattı. Şiddet ve suç gibi alanlarda da çok boyutlu sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Kuruluşun 106 yıllık geçmişine değinen Dinç, uyarılarını bilimsel temellerle güçlendirerek sürdürdüklerini söyledi.

Bağımlılık iklim değişikliğiyle nasıl ilişkilendiriliyor?

Dinç'e göre bağımlılığın küresel ısınma, kirlilik ve biyolojik çeşitliliğin korunması üzerinde etkisi bulunuyor. Dinç, "Bağımlılığı çok boyutlu düşünüp faturanın büyüklüğünü anlayabilmemiz lazım. Her boyuttan zarar gördüğümüz ve bu zararların telafi edilebilir, hoş görülebilir zararlar olmadığı bir durumla karşı karşıyayız." diye konuştu.

Dinç, bağımlılık yapıcı ürünleri kullanan bireylerin yanı sıra bu ürünleri üreten endüstrilerin de topluma ve çevreye zarar verdiğini söyledi. Bu nedenle bağımlılığın çevre ve ekonomi politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Yeşilay hangi önlemlerin alınmasını istiyor?

Yeşilay, bağımlılık endüstrisinin tüketim miktarı ve atık üretimi konusunda hesap verebilir olmasını istiyor. Dinç'in açıkladığı başlıca öneriler şöyle:

- Bağımlılıkla mücadeleye çevre koruma ve iklim değişikliği bakış açısının eklenmesi

- Çevresel zararların giderilme maliyetinden endüstrinin sorumlu tutulması

- Atık, su, çevre ve sağlık verilerine dayalı bir izleme ve erken uyarı sistemi kurulması

RENCO yapı teknolojisi TIME'ın en iyi icatlar listesinde
RENCO yapı teknolojisi TIME'ın en iyi icatlar listesinde
İçeriği Görüntüle

- İleri arıtma tesislerinin yaygınlaştırılması

- Bağımlılığı önleme politikalarının çevre ve sürdürülebilir kalkınma politikalarıyla birleştirilmesi

- Eğitimlerde çevre sağlığı ve iklim değişikliğine de vurgu yapılması

- Bağımlılık kaynaklı çevresel zararların mevzuatta açıkça tanımlanması, ihlal edenlere etkili yaptırım uygulanması

Dinç, yetkili kurumların atıkların işlenmesi ve çevreye ulaşmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alması gerektiğini de söyledi. Bağımlılık endüstrisinin çevresel etkilerinin düzenli olarak izlenmesi gerektiğini vurguladı.

Araştırmayı kimler yürüttü?

Araştırma ekibinde Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, Bahçeşehir Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Seval Palteki ve Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evşen Güzel yer aldı. Araştırmacılar da toplantıya katıldı ve raporun bulgularını paylaştı.

Muhabir: Berk Küçük