CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi’nin ortak çalışması, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” Mutabakat Metni, düzenlenen törenle kamuoyuna açıklandı. Ankara’da bir otelde düzenlenen toplantıya muhalefet liderlerini birlikte gelmesi dikkat çekti. Üzerinde uzlaşılan mutabakatın sunumu da metni hazırlayan genel başkan yardımcıları tarafından sırayla okudu. Kürsüye çıkan her ismin metinden bir bölümü okuması da gözlerden kaçmadı.
“Seçim barajı yüzde 3’e düşürülecek”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu da Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile TBMM’nin temsil yeteneğinin arttırılacağını, kanun yapma ve yürütmeyi denetleme işlevlerinin etkili kılınacağını, böylece yasama organının daha demokratik ve daha etkili olmasının sağlanacağını söyledi. Seçim barajının yüzde 3’e indirileceğini belirten Yeneroğlu, 6’lı ittifakın Türkiye’yi koalisyonlara mahkum edeceğin ilan etti.
Eskiye rağbet!
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp ise kuvvetler ayrılığını esas aldıklarını duyurdu. Bakanların TBMM’den seçileceğini vurgulayan Şahinalp, Cumhurbaşkanının “tarafsız ve partilerüstü” yapıya kavuşturulacağını söyledi. Cumhurbaşkanının görev süresinin 7 yıl olarak belirleneceğini belirten Şahinalp,”. Cumhurbaşkanı seçilen kişinin varsa partisi ile ilişiği kesilecek ve görevi sona eren cumhurbaşkanı aktif siyasette bir daha görev alamayacak” ifadelerini kullandı. Şahinalp’in okuduğu kısımda vurguladığı özellikler, etkisiz, yetkisiz ve kriz durumlarında halkın milli ve manevi değerlerine karşı saf tutan Cumhurbaşkanlarını akıllara getirdi.
Pazarlık masaları kurulacak
“Başbakan, parlamenter sistem gelenek ve ilkelerine uygun olarak TBMM üyeleri arasından belirlenecek. Başbakanın belirlenmesi bakımından, cumhurbaşkanı Mecliste en çok milletvekiline sahip siyasi partiye hükümeti kurma görevini verecek” diyen Şahinalp’in açıklamaları, 6’lı ittifakın, Türkiye’de yeni neslin 20 yıldır görmediği bakanlık ve banka pazarlıklarını, bir gecede parti değiştiren milletvekili transferlerini ve koalisyon görüşmeleri ile krizlere boğulan “Eski Türkiye”yi vaat ettiğini gözler önüne serdi.
Devletin elini kolunu bağlayacaklar
Söz konusu mutabakatta en dikkat çeken kısım ise Olağanüstü Hal yetkisinin kaldırılmasına ilişkin madde oldu. 6’lı ittifak, “Cumhurbaşkanı ya da bakanlar kurulu tek başına OHAL ilan etme yetkisi olmayacak” maddesi ile FETÖ ve PKK gibi onlarca terör örgütünün aktif olduğu bir dönemde, komşu ülke ve yakın coğrafyalarda yaşanan savaş hali dikkate alındığında devletin en önemli savunma reflekslerinden biri olan OHAL yetkisini, TBMM onayına bağlanarak Türkiye’nin elini kolunu bağlayacaklarını duyurmuş oldu.
Yüzde 52’yi yok saydılar
Kürsüye ilk gelen isim olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, “Savaşa Hayır” diyerek başladığı konuşmasında, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldiklerini söyledi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, 15 Temmuz darbe girişimin ardından ilan edilen olağanüstü hal şartlar şartlarında geçildiğine vurgu yapan Erkek, sistem değişikliğine ilişkin anayasal düzenlemelerin (AK Parti ve MHP’yi kastederek) 2 parti tarafından yapıldığını söyledi. Halkın referandum da yüzde 52’ye yakın bir kesiminin “Evet” oyu verdiği gerçeğini görmezden gelen Erkek, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yanlış olduğunu öne sürdü.
Nasıl bir yol izleyecekler?
Ortaya koydukları yol haritasında cumhurbaşkanının nasıl seçileceğine değinmeyen, muhalefet partileri, bu vaatlerini gerçekleştirebilmek için mevcut sistemde bir cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması gerekiyor. Muhalefetin, mevcut sistemde Cumhurbaşkanlığı’nı kazanması halinde, 2007’de yapılan ve yüzde 69’la kabul edilen cumhurbaşkanını halk tarafından seçilmesini öngören referanduma paralel bir referandum düzenlemesi gerekiyor. Bu süreçte “Meclis’te seçilecek” denilen başbakanın ise “Atama” yoluyla görevlendirilmesi gerekecek. Oturma düzeninin bile problem olduğu ittifakın bu süreci ne derece sağlıklı bir şekilde yürüteceği merak konusu olurken, sürecin bu şekilde yaşanması halinde Türkiye’nin zaman, emek ve enerji kaybı yaşayacağı düşünülüyor.
