Gündem

Karanlığı gördük, umuda giriyoruz

Gazze’de açlıkla, Yemen’de sessizlikle, Sudan’da görünmez soykırımla, Doğu Türkistan’da inanç kıyımıyla geçen bir yıl geride kaldı. 2025, insanlığın vicdan testinden kaldığı yıl oldu. 2026’ya girerken dileğimiz basit ama nettir: Zulmün sıradanlaşmadığı, mazlumun yalnız bırakılmadığı bir yıl…

Abone Ol

2025, yalnızca silahların konuştuğu bir yıl olmadı; vicdanın susturulduğu bir yıl olarak kayda geçti. Bombalar kadar ağır olan şey, dünyanın bu bombalara alışmasıydı. Açlık bir silah gibi kullanıldı, çocuk ölümleri “kaçınılmaz sonuç” diye sunuldu, inançlar hedef alınırken küresel güç merkezleri “denge” masalları anlattı. Zulüm görüntüleri akışa düştü, birkaç saniye izlendi ve unutuldu.

Bu yıl, adaletin evrensel değil seçici olduğunu bir kez daha gösterdi. Mazlum Müslümansa hukuk ağırlaştı, fail güçlüyse dosyalar kapandı. İnsan hakları, yalnızca belli coğrafyalar için hatırlanan bir kavrama dönüştü. 2025 böyle geçti: Çok acı, çok karanlık ve çok öğretici…

Ama 2026’ya girerken, bu karanlığı kader olarak kabul etmiyoruz. Umut, yaşananları inkâr etmek değil; yaşananlardan ders çıkarabilmektir. Yeni yılın, zulmün normalleştirilmediği, mazlumun yalnız bırakılmadığı bir eşik olmasını istiyoruz. Sessizliğin değil, şahitliğin çoğaldığı; korkunun değil, hakkaniyetin konuştuğu bir yıl…

2026’dan beklentimiz süslü vaatler değil; insanlığın hatırlanmasıdır Adaletin coğrafyaya göre değişmediği, acının kimliğe göre tartılmadığı bir yıl… Karanlığı gördük. Şimdi yüzümüzü umuda dönüyoruz. Çünkü umut, hâlâ direnenlerin elinde; hâlâ susmayanların kaleminde.