Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na katılarak konuşma yaptı.
Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
Konuşmamın hemen başında teessüf ve teessürle ifade etmek istiyorum ki; içinde bulunduğumuz çağın değerler hiyerarşisi, insani ve vicdani ölçüler piramidi ağır hasarlıdır. Bundan mütevellit kriz, kaos ve karmaşa hali dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çökmüş durumdadır.
Körüklenen istikrarsızlık ateşi yalnızca coğrafyaların bacasını sarmakla kalmamış, geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başlamıştır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının vahim sonuçları henüz tesirini kaybetmemişken, halka halka genişleyen yeni savaşlar silsilesinin nasıl bir vahşet ortamına davetiye çıkaracağını isabetle öngörmek emin olunuz ki kolay değildir.
"Geldiğimiz bu aşamada güçsüz haklı, haksız ise güçlü konumdadır"
İnsanın doğuştan sahip olduğu haklara, tartışılmaz miras ve değerler müktesebatına saygı ve sadakat maalesef kalmamıştır. Geldiğimiz bu aşamada güçsüz haklı, haksız ise güçlü konumdadır. Küreselleşen etik ve ahlak kargaşası, kamçılanan hakimiyet ve paylaşım kavgaları, özlemle beklenen geniş çaplı barış, huzur ve istikrar arayışlarını ne yazık ki boşa düşürmektedir.
Bildiğiniz gibi gelecek zamanın ahlakından bahsedilemez. Her ahlak, her kültür geçmişten süzülerek bugünlere ulaşır. Fakat geleceğin silahla ve zora dayalı inşası amacıyla günümüzün tüm barbarlıklarının zincirlerinden boşandığı da ortadadır.
Geçmişe merhamet ve minnet, sadakat hissinin zaman aşımına uğramayan mütemadi görevidir. Geleceğe sahip çıkmak, geleceğin heba ve heder olmasının önüne geçmek ise bugün taşıdığımız en bariz sorumlulukların başında gelmektedir.
Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmek, barışçıl çabaları destekleyip teşvik etmek mümeyyiz nitelikli politik ve diplomatik bir tutum tercihidir. Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır.
Bu kapsamda etrafımızda dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde, mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır.
"Bu saldırganlık gayrimeşrudur"
Öncelikle şu hususu ifade etmeliyim ki; Amerika Birleşik Devletleri’nin Siyonizm’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması, bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayrimeşrudur, bu saldırganlık gayrihukukidir, bu saldırganlık gayriahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir.
Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor, anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın bulunduğu iddia ediliyordu? 26 Şubat 2026 tarihinde Cenevre’de düzenlenen müzakereler sonrası Arabulucu Umman Dışişleri Bakanı, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu sıfırlamayı kabul ettiğini açıklamıştı. Amerika Birleşik Devletleri ve İran eş zamanlı olarak müzakerelerde ilerlemenin olduğuna dair mesajlar vermişlerdi. Hatta Cenevre’nin ardından süregelen görüşmelerin Viyana’da devam edeceği bile duyurulmuştu.
"Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardı"
28 Şubat 2026 Cumartesi günü malum müzakerelerle ilgili gelişmeleri ele almak maksadıyla İran’ın dini lideri Ali Hamaney üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması ve sonuçta mezkur toplantıda bulunanların katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır.
Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD ile İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur.
Hamaney’in ölümünden sonra Mossad ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri anlık görüntüleri kayda alarak Netanyahu’nun ofisine göndermesi, dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik altyapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır.
Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Kaldı ki haber bülteni değiliz, haber ajansı değiliz, savaş muhabiri hiç değiliz. Maksadımız komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir.
Bahçeli: Bu saldırganlık gayri meşrudur, gayri hukukidir
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ile ilgili, "Bu saldırganlık gayri meşrudur, gayri hukukidir, gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur" dedi.
Muhabir: Ramazan Eles
Yorumlar
Trend Haberler
Suudi Arabistan'dan İran'a sert uyarı!
İran Ulusal Güvenlik Konseyi: Tahran'ı terk edin
Aziz İhsan Aktaş davasında ara karar: 7 kişi tahliye edildi
29 il için yoğun kar ve fırtına uyarısı
Fransa BMGK'yi acil toplantıya çağırdı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necmettin Erbakan'ı andı
Altının onsu 53 yılın en uzun aylık yükseliş serisine ulaştı
İsrail ordusunun 20 bin yedek askeri göreve çağırıldı
Erdoğan: Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin
Galatasaray'ın, Şampiyonlar Ligi'nde rakibi Liverpool





