Ramazan

Oruç kişiyi şükre yöneltir

Yardımlaşmanın, dayanışmanın, yaraları sarmanın, ihtiyaç içerisinde olanların dertleri ile dertlenmenin zirveye çıktığı Ramazan maddi ve manevi bakımdan birçok şey kazandırır. Müminlere düşen ise sayısız nimetleri ile bize bu ayı yaşatan Yüce Allah’a şükretmektir…

Abone Ol

Hüseyin Türkoğlu

İnsan, kendisine verilen nimetlere karşı şükretmekle yükümlüdür. Şükür ise ancak nimetin kıymetini takdir etmek, nimeti doğrudan doğruya Allah’tan bilmek ve nimete ihtiyaç hissetmekle mümkündür. Bu doğrultuda Ramazan orucunun maddi ve manevi yararlarını kısaca özetlemeye çalışalım.
Sosyal yardımlaşma Kur’an ve sünnetin önem verdiği bir konu olmakla birlikte, Ramazan ayında zirve yapmaktadır. Peygamber Efendi’mizin, “Bir mahallede bir kişi aç kalırsa o mahalle halkı Allah’ın korumasından çıkar.” (Ahmed b. Hanbel) uyarısı asla unutulmamalıdır. Dolayısıyla bu anlamda Ramazan, yardımlaşmanın, dayanışmanın, yaraları sarmanın, ihtiyaç içerisinde olanların dertleri ile dertlenmenin zirveye çıktığı bir aydır.

KÖTÜLÜKLERDEN KORUR

Alışkanlıkların insan hayatı üzerinde önemli bir etkisi vardır. Orucun bir özelliği de oruçluyu kötülüklerden koruyan bir ibadet oluşudur. Hz. Peygamber (sav) bu hususu şöyle buyurmuştur: “Oruç bir kalkandır. O hâlde oruçlu kötü söz söylemesin. Oruçlu kendisiyle çekişip kavga etmek isteyen kişiye ‘Ben oruçluyum, ben oruçluyum’ desin...” (Buhâri) 

İNSAN SAĞLIĞINI KORUR

İnsan sağlığı üzerinde oruç tutmanın olumlu etkileri tüm dünyada bilinen ve kabul edilen bir gerçektir. Orucun sağlığa ilişkin yararları tıp uzmanlarınca ortaya konulmaktadır. İnsan vücudunun bütün gün çalışarak yorulan uzuvları, uyku ve istirahat ile dinlendiği gibi; bir yıl boyunca durmadan çalışan vücut makinesi âdeta Ramazan ayında dinlenmeye ve bakıma alınmış gibi olur. Hz. Peygamber’imizin konuya ilişkin, “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” (Münzirî) hadisişerifi tam da bunu anlatıyor.

AHLAKI GÜZELLEŞTİRİR

Oruçlu olduğu için sahip olduğu şeylere el sürmeyen kişi, iradesine hâkim olmuş, nefsini zorluklara alıştırarak eğitmiş ve üstün bir meziyet kazanmış olur. Bu sebeple oruç, insana ileride karşılaşabileceği güçlüklere karşı hazırlık eğitimi yaptırır. Oruç, insana iyi huylar kazandıran köklü bir irade terbiyesi ve ahlak eğitimidir. Bir hadisişerifte bu konu şu şekilde açıklanmaktadır: “Kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah, onun yemesini içmesini bırakmasına hiç değer vermez.” (Buhâri)
Oruç kötü alışkanlıklardan kurtulmak ve iyi alışkanlıklar kazanmak için çok önemli bir fırsattır.

 

HZ. EBUBEKİR (ra) İFTAR AÇIYOR

Peygamber Efendi’mizin en yakın dostu Hz. Ebubekir kavurucu bir yaz günü oruç tutmuştur ve iftar sofrasında sadece bir tas soğuk su vardır. Hz. Ebubekir, iftar vakti gelince soğuk su ile orucunu açmak için bardağı ağzına götürdü fakat bardağı ağzına götürmesiyle bırakması bir oldu. Bir anda hıçkırıklara boğuldu. Yanındakiler Hz. Ebubekir'in bu hâline bir anlam vermedi. O’na neden bir anda hıçkırıklara boğulduğunu sordular.
        Hz. Ebubekir şöyle cevap verdi:
        Bir gün Allah Resulü (sav) ile otururken eliyle hareketler yapıyordu. Sanki karşısında birisi varmış gibi ona git diyordu. Ne yaptığını sordum. Şöyle cevap verdi:
        - Dünya yanıma geldi. Kendini bana kabul ettirmek istedi. Git dedim, kendini bana kabul ettiremezsin.
        - Yeminler olsun sana, sen benden kaçıp kurtulsan da senden sonrakiler benden kurtulamayacaklar, kendimi onlara kabul ettiririm.
        Hz. Ebubekir:
        -Ben de bu soğuk suyu içerken bu olay aklıma geldi, dünyayı kabul edenlerden mi oldum diye ağladım.

KANDİL NEDİR?

Kandil, geçmişte yaygın olarak kullanılan bir sıvı yağ haznesi ile fitilden oluşan basit aydınlatma aracıdır. Osmanlı döneminde önemli gecelerde camiler, minareler bu aydınlatma gereci ile ışıklandırıldığı için Mevlit Gecesi, Regaip Gecesi, Berat Gecesi, Miraç Gecesi ve Kadir Gecesi’ne kandil geceleri denilmiştir. Yine ilk dönemlerde minarelere asılan mahyalara nakşedilen hat yazıları da kandillerle aydınlatılırdı.

ORUCUN MÜSTEHAPLARI NELERDİR?

Kelime anlamı sevilen, hoşa giden şey olan müstehap, Peygamber Efendi’mizin (sav) bazen yapıp bazen terk ettikleri davranışlardı. İşleyen sevap kazanır, işlemeyen günaha girmez.

- Sahur yemeğini geciktirmek. Tan yeri ağardığından şüphe edilmesi hâlinde bir şey yememek. 
- İftarı acele yapmak, akşam namazından önce orucu açmak.
 - Hâyız, nifas ve cünüp olanlar için tan yeri ağarmadan önce boy abdesti almak. Böylece gündüz oruçlu iken gusletme sırasında ağızdan ve burundan vücuda su girmesi ihtimali de önlenmiş olur.
- Aile fertlerine ve arkadaşlara iyilikte bulunmak. 
- Yoksul ve düşkünlere bol bol sadaka vermek.
- Oruçlu kimseye iftar ettirmek.
- İlimle meşgul olmak, Kur’an okumak.
- Ramazan’ın son on gününde itikafa girmek.

GÜNÜN AYETİ

İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt onlar içindir. (Ra'd, 29)

GÜNÜN HADİSİ

Kim oruçlu iken unutarak yerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirmiş ve içirmiştir. (Buhâri) 

GÜNÜN DUASI

Ey Rabb’imiz ve her şeyin Rabb’i olan Allah’ım! Beni ve ailemi dünya ve ahirette her an sana ihlâsla bağlı kıl. Ey yücelik ve ikram sahibi!


YEMEK

İftar menüsü: Lahana çorbası, kuru köfte, peynirli makarna, fıstıklı dolama.
Sahur menüsü: Tavuklu mantar çorbası, etli bamya, pilav, şeftali kompostosu.

Fıstıklı dolama

Malzeme: Yufka, 600 gr. öğütülmüş Antep fıstığı içi, 400 gr. erimiş tereyağı (el yakmayacak sıcaklıkta). Şerbet için 1200 gr. toz şeker, 800 gr. su, yarım limonun suyu.

Yapılışı: Hazırlanmış yufkalar tezgâha üst üste serilir; tam ortasından enine kesilerek iki parçaya bölünür. İki parça yufka üst üste konulur. Dikdörtgen bir tepsinin uzun kenarı ölçü alınarak yufkaların iki yanından fazla kısımları kesilir. İnce oklava bir yufkanın ucuna koyulup yufkanın üzerine fıstık serpilir ve sonra yufka oklavaya rulo gibi sarılır. Tezgâhtan kaldırmadan yufka rulosu iki ucundan hafifçe büzüştürülüp bir daha yuvarlanır; sonra tepsinin içine enlemesine oklavadan sıyrılır. Bu işlem tepsi doluncaya kadar tekrarlanır. 
Tepsiye dizilen rulolar dilimlendikten sonra erimiş yağdan, kuru yer kalmayacak şekilde serpiştirilir.
Tepsi, kasap kâğıdı ile örtülüp 150 derecedeki fırına sürülür; 20 dakika kadar pişirdikten sonra çıkarılıp soğutmadan hazırlanmış şerbet verilir. Şerbeti çekip soğuduktan sonra servis edilir.