Ramazan

Oruç: Sabrı kuşanmak

Abone Ol

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.” (Bakara, 2/172)

Günün Hadisi

Enes b. Mâlik"ten rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) insanlarla birlikte iftar ettiğinde şöyle derdi:

“Yanınızda oruçlular iftar etsin. Yemeğinizi iyiler yesin ve üzerinize melekler insin.”

(Dârimî, Savm, 51)

Günün Duası

“Allah’ım! Dünya ve ahirette senden af ve afiyet dilerim.

Dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında senden af ve afiyet dilerim.”

Ramazan Yazıları

Başa gelen musibet, felaket ve sıkıntılardan sabırla çıkılır. Sabır aydınlıktır…

Sabır; dayanmaktır zorluklara, tahammül etmek, göğüs germektir acılara… Acele etmeden sükûnetle işin sonunu beklemektir, pes etmemek, yılmamaktır…

Sabır; başa gelen musibetlerden dolayı yakınmamak, sızlanmamak; zorluklar karşısında hali yalnız Allah’a arz etmek, O’na tevekkül etmek, O’na güvenmektir…

Peygamberimiz, ramazanı sabır ayı, (Ebû Dâvud, “Savm”, 55; Nesâî, “Sıyâm”, 1, 82,84; İbn Mâce, “Sıyam”, 43) sabrı imanın yarısı orucu da sabrın yarısı olarak ifade etmiştir. (Tirmizî, “Deavat”, 86; İbn Mâce, “Sıyâm”, 44.) Çünkü sabır Allah’ın emri doğrultusunda nefsi, hevasından (arzu ve hazlarından) men etmek, onu durdurmak demektir.

Oruç da nefsin alışageldiği şeylerin yokluğuna sabretmesi, organların şehvet ve isteklerin etkisinden alıkonmasıdır.

Oruç, insanı maddi zevk ve şehvetler peşinde koşturan, daima kötülükleri dayatan nefs-i emmâreyi teskin etmenin bir ilacı, aşırılıkları törpülemenin bir çaresidir.

Oruç, irade ve sabır eğitimidir. Oruçlu kimse sabahtan akşama kadar nefsinin arzularına set çekmekle, günah fırtınalarına direnmekle muhkem bir kale gibi irade ve tahammül gücü kazanır. Hayat, insan için rahat ve neşeli günlerin yanında, bazen de sıkıntı, zorluk ve belalarla doludur. Sabır, bir hedefe ulaşmanın ve başarının en önemli anahtarlarından birisidir.

Peygamberimiz (sav) “Oruç, sabrın yarısıdır.”  (İbn Mâce, “Sıyâm”, 44.) buyurarak insanın sabır eğitiminde orucun ne kadar önemli olduğunu belirtmiştir. Yine İslam Peygamberi, oruçlu kimsenin çirkin, kötü ve kaba söz söylememesini, insanlarla dalaşıp kavga etmemesini tavsiye ettikten sonra, karşı taraftan buna benzer saldırı ve hakaretler gelirse kendisini tutup “ben oruçluyum” demesini (Buhârî, “Savm”, 9.) isteyerek oruçla sabrın ne kadar özdeşleştiğini ortaya koymuştur.

Ramazannâme (Ramazan Manileri)

Oruç rabbin ihsanı,

Bildirildi fermanı,

Günahları eritir,

On bir ayın sultanı.

Sıkça Sorulanlar

Unutarak yemek içmek orucu bozar mı?

Unutarak yemek içmek orucu bozmaz. Hz. Peygamber (sav), “Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir” (Buhârî, Savm, 26) buyurmuştur. Unutarak yiyip içen kimse, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını yıkamalı ve orucuna devam etmelidir. Oruçlu olduğu hatırlandıktan sonra mideye bir şey inerse, oruç bozulur.

Diş fırçalamak orucu bozar mı?

Boğaza su kaçırmadan ağzı su ile çalkalamak orucu bozmadığı gibi diş fırçalamakla da oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun veya suyun boğaza kaçması hâlinde oruç bozulur.

Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması, oruçluyken fırçalanacaksa macun kullanılmaması uygun olur. ( Diyanet İşleri Başkanlığı, Oruç Sıkça Sorulanlar)

Esma-i Hüsnâ

“O Allah ki ondan başka ilah yoktur. O her şeyin sahibidir, mukaddestir, bütün varlıklara esenlik verendir. Mümin ve Müheymin (varlıkları koruyup gözetleyen), Aziz, Cebbar ve çok Ulu olandır. Allah, kendisine ortak koşulmasından yücedir..” (Haşr, 59/23)

el-Mü’min: Gönüllerde iman ışığı olan, kendine sığınanlara aman verip onları koruyan, onları rahatlatan. Emin kılan, güvene kavuşturan, kullarını tehlikeden koruyup onların zararına olan şeyleri haber veren ve verdiği sözde doğru olan, iyi kullarını azaptan uzaklaştırıp onlara haksızlık etmeyen.”

el-Müheymin: İnsanların yaptıklarını gözetleyen, onları koruyup kollayan, kıyamet gününde kendisine itaat edenlerin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden karşılıklarını tam olarak veren, eşya ve varlıklar üzerinde her an denetleyici olan.

el-Azîz: Mutlak surette güç, kuvvet ve şeref sahibi, galip, kendisine hiçbir varlığın gücünün yetmediği, aksine, dilediği her şeye gücü yeten, emir ve iradesine kâinatta bulunan hiçbir varlığın karşı koymasının mümkün olmadığı varlık.

el-Cebbâr: Yaratılmışların durumunu iyileştiren, kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hakkı üstün tutan, her güçlüğü kolaylaştıran, güç, kuvvet ve ululuk sahibi.

el-Mütekebbir: Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren. Her türlü güç ve kuvveti elinde tutan, kendisinden daha büyük bir varlık olmayan, yücelik ve ululuk sahibi.

Bir İnci

Allah'ım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle,

Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.

                   Hz. Ali

Peygamberimizden Hatıralar

Enes b. Mâlik anlatıyor: Allah Resûlü’ne (sav) soramadığımız bazı soruları, dışarıdan birinin gelip sorması hoşumuza gidiyordu. Bir gün kırsaldan biri Medine’ye gelip Allah Resûlü’ne (sav) sordu:

"Ya Resûlallah! Kıyamet ne zaman kopacak?”

Namaz kılınmak üzereydi. Allah Resûlü (sav) cevap vermedi. Namaz kıldıktan sonra:

"Biraz önce kıyamet hakkında soru soran kişi nerede?"

"Benim ya Resûlallah!"

"Onun için ne hazırladın?”

"Ne fazla namaz kılarak, ne oruç tutarak ya da çok amel yaparak hazırlandım. Ama Allah ve Resûlünü seviyorum."

"Kişi sevdiği ile beraberdir. Sen de sevdiğinle beraber olacaksın.”

(Tirmizî, Zühd, 50)

Her Güne Bir Kavram

İhlas:

Samimiyet, içtenlik, kalbî ve karşılıksız sevgi, samimi bağlılık, doğruluk, temizlik, saflık, gösterişsizlik, riyanın karşıtı.

İhlâs, her iş ve harekette Allah’ın (cc) rızasını gözetmek, her türlü gösterişten uzak kalmaktır. İhlâs, ibadetlerin cevheri, amellerin ruhudur.

İhlâs; kalbi temiz tutmak, safiyetini bozacak şeylerden uzak durmak demektir. İhlas, içteki samimiyettir, gönlü tek bir hedefe kilitlemek ve her işte Yüce Allah’ın rızasını niyet etmektir.

Hz. İsa’nın ifadesiyle ihlâs, bir işi, hiçbir insanın övgüsünü beklemeden yapmaktır. Dolayısıyla Allah’tan başkası adına, başkasının gözüne girmek veya gönlünü kazanmak için yani Allah’a başka birini ortak kılarak yapılan ibadetin bir faydası yoktur. Zira Rabbimizin böyle bir kulluk gösterisine ihtiyacı yoktur. Ameller ancak ihlâsla ve Allah’ın rızası gözetilerek yapıldığında bir değer taşır.

Din, özü itibariyle ihlâs ve samimiyetten ibarettir. Sevgili Peygamberimiz, pek çok hadisinde ihlâsın önemine işaret etmiş ve insanları ihlâslı ve samimi olmaya çağırmıştır. Bunun için de öncelikle niyetin halis olması gerektiğini, amellerin ancak niyetlere göre değer kazanacağını bildirmiştir.