Dr. Erdoğan Zaim / Diriliş Postası
Doğrudan temas halinde olduğumuz birçok tüketim mamulü değişik amaçlarla değişik kimyasallar kullanılır.
Eğer çabuk bozulması gereken bir ürün çok uzun süre dayanıyorsa bilin ki içinde çürütücü, mikroorganizmaları öldüren bir zehir vardır ve bu zehir bizi de içten içe yavaş yavaş hastalandırıp öldürüyor.
Pırıl pırıl renkleri, iştah açan, cezbeden kokular, düzgün ve albenili şekilleri, hatta parmak yalatan tatlı aromaları hep bu kimyasallara borçluyuz ve çoğunlukla da borcumuzu sonunda beklemediğimiz birçok hastalıkta ödüyoruz.
Saç dökülmesinden veya kepekten şikayeti olmayan kaç kişi vardır?
Şampuanların zararları sadece saçlarımıza değil!
Şampuanların zararları
Şampuanların zararları sadece saçlarımıza değil çevremize de zarar veriyor. Çare olması için kullandığımız şampuanların normalde kullandığımız şampuanlarla ortak noktası şu ki her ikisi de sodyum lauryl eter sülfat veya sodyum lauryl sülfat denilen deterjan maddesi içerir. Bazılarında sodyum yerine amonyuma da rastlanıyor.
George Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre bu maddeler göze, kalbe, ciğerleri ve hatta beyne nüfuz eder ve uzun vadede ciddi riskler oluşturur.
Acil saç dökülmesine, gözde katarakta sebep olabiliyor. Çocukların gözlerinin gelişimini engelliyor. Cildin koruyucu yağ tabakasını soyarak doğal kurumasını bozuyor.
Peki şampuanı bırakıp sabuna dönmekle bu riskten kurtarabilir miyiz?
Hayır.
Eğer markette satılan endüstriyel kozmetik şampuanları ya da sabunları kullanırsak yine bir sürü kimyasalla muhatap oluruz (MİT EDTA gibi.) Ayrıca birçoğu aslında gerçek sabun değil, sentetik deterjan maddeden oluşuyor.
Doğal sabun kavramı geleneksel olana dönüş ve doğal olarak daha az müdahale konseptinin bir parçasıdır.
Etiketi, şekli, rengi ve kokusu birçok ek işlemlerle albenili hale getirilmiş, hammadde maliyeti minimize edilmiş, kim bilir hangi yağlarla ve kimyasalları üretilmiş fabrikasyon sabunlara karşı bilinçlenme, inadına doğal sabundurdur.
Osmanlı misk güzellik sabunu
Osmanlı misk sabunu, hekimler tarafından doğal ve iki aşamalı özel bir yöntemle sadece elle yapılan ve çeşitli cilt hastalıklarında tedaviye destek olarak, ayrıca cilt bakımı için de kullanılan özel bir sabundur.
En önemli özelliği bitkisel yağ eksenlerinin şifalı özelliklerini kaybetmeden sabun haline dönüştürülmüş olmasıdır.
Yüksek kaliteli zeytinyağıyla formüle edilmiş katkısız saf 19 çeşit bitkisel yağ ekstresi vardır.
İçinde; -Çörek otu, -Isırgan, -Defne, -Fındık, -Ceviz, -Susam, -Badem, -Kayısı, -Nane, -Limon, -Portakal, -Papatya, -Lavanta, -Menekşe, -Biberiye, -Kekik, -Adaçayı, -Ardıç ve kantaron yağları,
-Ayrıca süt, zerdeçal, misk, safran ve güllü zemzem suyu vardır.
Doğal olarak iki aşamalı özel bir yöntemle el yapımı olarak hazırlanan, kimyasal katkı maddeleri içermeyen Osmanlı misk sabunu düzenli kullanımda harici birçok saç ve cilt sorunu içindir.
-Saç derisinde aşırı yağlanma, kepeklenme,
-Kuruma, sivilce, yara ve kaşıntılar,
-Saçlarda cansızlık ve zayıflama,
-Diğer cilt bölgelerinde çeşitli yara ve kaşıntılar,
-Yüzdeki akne ve sivilceler,
-Ciltte aşırı yağlanma, kuruma ve yıpranma gibi şikayetlerde,
– Doğal bakteriyel temizleyici onarıcı bakım yapıcı ve koruyucu özelliklere sahiptir.
Önemli uyarı: İlaç değildir.
KULLANIMI VE UYGULAMA ŞEKLİ SAÇLAR İÇİN:
SAÇLAR İÇİN:
Saçlar Osmanlı misk sabunu ile iki defa ılık suyla iyice yıkanıp temizlenir, üçüncü yıkamada saçlar tekrar sabunlanıp köpük süzdükten sonra parmak uçlarıyla saç ve saç diplerine masaj yapılır, taranır ve 3-4 dakika bekletilir, sonra yine ılık suyla ve geniş bir tarak yardımı ile güzelce durulanır. Bu şekilde iki veya üç günde bir saçlar yıkanır.
CİLT BAKIMI İÇİN:
Cilt bakımı için de normal günlerde yüz yıkamak için yine aynı sabun kullanılır, sabah ve akşamları yüz 2 defa misk sabunu ile yıkanır, temizlenir, tekrar üçüncü defa yıkanıp sabunun köpüğü yüze maske gibi uygulanır, köpük yaklaşık 3 dakika kadar bekletilir ve sonra ılık suyla yıkanırsa. Ayrıca günlük cilt bakımında önemli ölçüde yapılmış olur.
Ciltteki harici yara, sivilce, akne ve kaşıntılar için rahatsızlık olan bölge misk sabunu ile iki defa yıkanıp üçüncü yıkamada köpük kuruyana kadar bekletilip sonra yıkanır. Sabah ve akşamları bu şekilde uygulama yapılır.
Düzenli kullanımda vücut ve ciltte uyum süreci olan bir haftadan sonra olumlu etkileri açıkça görmeye başlarız.
Tehlikeli kimyasal katkılar
Doğal sabunun tercih edilmesinin sebebi, marketlerde satılan ticari sabunlarda bulunan onlarca kimyasal maddeden hiçbirisinin içermemesidir.
Doğal sabunu tercih edenler zararları bilinen ama kabul edilebilir sayıldığı için kullanılan, zararları tespit edilmemiş kimyasallarla temasını kesmiş ve böylece riskten kurtulmuş olur.
Kokusu, rengi, ambalajı, reklam tanıtımları ne kadar güzel olursa olsun fabrikalarda kimyasal katkılarla üretilen sıradan bir sabun içinde aşağıda kimyasallar yer alır:
-Sodium isethionate deterjan,
-Stearik asit plastik,
-EDTA sentetik koruyucu (göz ve sinüsleri rahatsız edebilen bir madde),
-Titanyum dioksit beyazlatıcı,
-Propilen glikol (petrol kimya ürünü),
-Sodyum lauryl eter sülfat,
-Sodyum lauryl sülfat,
-Amonyum lauryl eter sülfat,
-Amonyum lauryl sülfat,
-Sıvı sabun, şampuan ve diş macunu gibi ürünlerde kullanılan deterjanlar.
LÜTFEN SİZ DE ARAŞTIRIN, GÖRÜN.
KARAR SİZİN.
Saf siyah üzüm çekirdeği yağ ve ekstresi
Saf üzüm çekirdeği yağı çok güçlü bir antioksidandır. Bazı bilimsel testlerden geçerek yapılan çalışmalarda E vitamininden 40 kat C vitamininden 15 Kat daha güçlü olduğu ortaya çıkmıştır.
SİYAH ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ YAĞINI KİMLER KULLANMALIDIR?
-Rahimde miyomların eritilmesinde,
-Zihinsel ve fiziksel işlevlerini düşüklüğünü gidermede,
-Metabolizmayı aktive etmede,
-Kan damarlarının onarılması için,
-Ciltteki kırışıklıkların günden güne fazlalaşması halinde,
-Yaşlanmanın hızlanması ve çevresel etkilerden dolayı vücudunda, yüzünde kırışıklıklar olanlar,
-Cildi cansız ve solgun görünenler,
-Cinsel yaşantısında kendini yetersiz hissedenler,
-Kalple ilgili sorunları olanlar,
-Ani kalp krizi riski olanlar,
-Görme gücünde yaşlanmaya ya da göz zayıflamasına bağlı bozulma olanlar,
-Şişlik ve ödem alerjilerinde,
-Yüksek tansiyonda,
-Kolayca kanama ve morarma eğilimi olanlarda,
-Daha önce kanamaya bağlı felç geçirenler de,
-ÖZELLİKLE ŞEKER HASTALIĞI OLANLARIN DAMAR PROBLEMLERİNİN TEDAVİ EDİLMESİNDE,
-Damarla ilgili tüm hastalıklarda,
-Varisle hemoroit gibi sorunları olanlarda,
-Alerjik hastalıklarda saf üzüm çekirdeği yağı ve ekstresi kullanılır.
Çörek otu yağının faydaları
-Çok güçlü bir antioksidandır.
-Vücuttaki zehirleri süzerek atar.
-Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü etkiye sahiptir.
-İfrazat boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
-Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
-KAN ŞEKERİNİ DÜZENLER.
-Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
-Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır.
-Damar sertliği, damar tıkanıklığı hastalıklarını önler.
-TANSİYON VE KOLESTEROLÜN NORMALE DÖNMESİNİ SAĞLAR.
-Sindirimi kolaylaştırır, mideyi güçlendirir.
-İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
-Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
-Alerjiyi önler, savunma sistemini dengeler.
-HORMON SİSTEMİNİ VE RUH HALİNİ SAĞLAMLAŞTIRIR.
-Saç dökülmesi ve kepeğe karşı haricen sürülür.
-Grip, nezle, baş ağrısına burundan damlatılarak kullanılır, 3 damla olarak uygulanır.
-Kulakta üşüme ve iltihap durumlarında yine 3 damla olarak damlatılarak kullanılır.
-Göze iki damla damlatılırsa gözdeki mikropları öldürür.
-Sinüzitte sabah ve akşam buruna bir iki damla damlatılır ve bir hafta devam edilir. Üç gün ara verip tekrar bir hafta uygulama yapılır. Rahatsızlık geçene kadar devam edilir.