Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ilişkin yayımladığı raporda, sağlığın iklim krizi ile ilişkisinin zirvenin önemli başlıklarından biri olacağını belirtti. DSÖ ayrıca, kanıtlanmış 6 önlemin her yıl 1,6 milyon hayat kurtarabileceğini öngören ikinci bir rapor yayımladı.
COP31'de sağlık neden öne çıkıyor?
DSÖ'nün raporuna göre iklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizi ve etkileri bölgeler ile toplumlar arasında eşit dağılmıyor. Raporda, iklim değişikliğinin insan sağlığı için ciddi bir tehdit olduğu, hiçbir ülke ya da topluluğun bundan muaf olmadığı kaydedildi. Tahminen 3,3 ila 3,6 milyar insan, iklim değişikliğine karşı son derece savunmasız koşullarda yaşıyor.
İklim felaketlerinden en çok kimler etkileniyor?
Raporda, son 20 yılda iklim kaynaklı felaketler nedeniyle yaşanan ölümlerin yüzde 90'ından fazlasının gelişmekte olan ülkelerde meydana geldiği belirtildi. Çocuklar, hamile kadınlar, yenidoğanlar, yaşlılar, sağlık sorunları olan bireyler ve yerinden edilmiş kişiler iklim değişikliğine karşı özellikle savunmasız gruplar olarak sayıldı. DSÖ, sağlık müdahalelerinde hakkaniyet ilkesinin temel önemde olduğunu vurguladı. Rapora göre Fiji'de düzenlenen COP öncesi toplantı ile COP31, bu konuya dikkat çekmek için önemli fırsatlar sunuyor.
Belem Sağlık Eylem Planı nedir?
Belem Sağlık Eylem Planı (BHAP), Brezilya'nın ev sahipliğinde Belem'de yapılan COP30 Zirvesi'nde kabul edildi. DSÖ raporu, planın uygulanması gerektiğini savunuyor. Plan, sağlık alanındaki uyum çalışmaları için üç öncelikli alan belirliyor:
- Sürveyans ve izleme
- Kanıta dayalı politikalar, stratejiler ve kapasite geliştirme
- İnovasyon, üretim ve dijital sağlık
Antalya Sağlık Direnci Girişimi (AIR) nedir?
Raporda tanımlandığına göre AIR, iklim-sağlık eylemleri konusundaki ulusal deneyimlerin paylaşıldığı, ülkelerin öncülük ettiği, gönüllü ve bağlayıcı olmayan bir mekanizma. Girişim, işbirliğine dayalı öğrenmeyi mümkün kılmak ve COP32 ile sonrasına bir köprü oluşturmak amacıyla tasarlandı. Girişimin, Türkiye'nin elde ettiği başarıları ortaya koyan ve ülkelerin katkıları için bir standart oluşturan belgeyle başlatılacağı belirtildi. DSÖ raporunda Antalya'nın, Glasgow'daki COP26'dan bu yana ortaya konan araç, plan ve politikaları gerçeğe dönüştürmek için bir fırsat olduğu ifade edildi.
DSÖ'nün 6 önlemi neler?
DSÖ, "İklim değişikliği ve sağlık konusunda öncelikli eylemlerin küresel faydaları ve maliyetleri" başlıklı ikinci raporunda 6 eylemi sıraladı:
- Isı-sağlık uyarı sistemleri
- İklime dayanıklı içme suyu hizmetleri
- Temel sanitasyon hizmetleri, hijyen ve el yıkama olanakları
- Pişirme ve ısınma için daha temiz ev yakıtları ve teknolojiler
- Fosil yakıtlara yönelik verimli fiyatlandırma politikaları
Bu önlemlerin küresel ölçekte yaygınlaştırılmasının her yıl 1,6 milyon ölümü önleyebileceği kaydedildi.
Bu önlemlerin ekonomik ve iklim etkisi ne olabilir?
Rapora göre eylemler, arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık hariç tutulduğunda küresel yıllık sera gazı emisyonlarının yüzde 31'ine denk gelen 16,7 milyar ton karbondioksit emisyonunun önlenmesine yardımcı olabilir. Raporda, önlemlerin yıllık 3,9 trilyon dolar tutarında ekonomik refaha katkı sunabileceği, mali açıdan da yıllık 5,4 trilyon dolar değerinde ek fayda sağlayabileceği belirtildi.
Tedros Adhanom Ghebreyesus ne dedi?
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, raporda yer alan değerlendirmesinde "İklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir. Ancak bu krizin yol açtığı zararların büyük bir kısmı, halihazırda elimizde bulunan araçlarla önlenebilir." ifadelerini kullandı. Hükümetlerin bir sonraki iklim müzakerelerine hazırlandığını belirten Ghebreyesus, sağlığın korunmasının iklim eylemlerinin merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı.



