Anayasa Mahkemesi Tarihi Davayı Görmeye Başladı
Gürcistan Anayasa Mahkemesi, iktidardaki Gürcü Rüyası hükümetinin açtığı dava kapsamında ülkedeki beş ana muhalefet partisini kapatmaya yönelik yargı sürecini 21 Ekim 2026'da başlattı. Muhalefet partilerini doğrudan hedef alan bu adım, 2024 parlamento seçimlerinin ardından Gürcistan’da kronik bir hal alan siyasi krizin yeni ve çok daha sert bir boyuta taşındığına işaret ediyor.
Hedef Alınan Partiler ve İddialar
Kapatma davasına konu olan partilerin başında eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin kurduğu Birleşik Ulusal Hareket (UNM) ve onunla yakın ilişki içindeki birçok pro-Batı ve liberal muhalefet partisi geliyor. Gürcü Rüyası, söz konusu partilerin devletin anayasal düzenini ve egemenliğini zedelediğini, yabancı güçlerin çıkarlarına hizmet ettiğini öne sürerek kapatma talebini hukuki zemine oturtmaya çalışıyor. Muhalefet ve bağımsız hukuk uzmanları ise dava gerekçelerini siyasi motivasyonlu ve hukuki dayanaktan yoksun olarak nitelendiriyor.
Gürcü Rüyası’nın Artan Baskı Politikası
2024 seçimlerinin ardından usulsüzlük iddialarıyla gölgelenen ve aylarca sokak protestolarına sahne olan Gürcistan’da iktidar, 2025 yılı boyunca sivil topluma, bağımsız medyaya ve muhalefet liderlerine yönelik baskı politikasını sistematik biçimde tırmandırdı. Yabancı etkiyi kısıtlamaya yönelik yasalar ve muhalefet figürlerinin yargılanmasına zemin hazırlayan yasal düzenlemeler bu sürecin önemli halkalarını oluşturuyor. Gözlemciler, kapatma davasının bu baskı sürecinin en çarpıcı adımı olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.
Seçim Takvimi ve Siyasi Hesap
Dava, Gürcistan’da yaklaşan yerel ve bölgesel seçimler öncesinde gündeme geldi. Muhalefet partileri bu zamanlamayı tesadüf olarak görmüyor: İktidar partisinin, seçim rekabetini bertaraf etmek amacıyla yargıyı araçsallaştırdığını ve ana rakiplerini fiilen siyasi yarışın dışına itmek için bu süreci bilinçli olarak seçim takvimiyle örtüştürdüğünü ileri sürüyorlar. Anayasa Mahkemesi’nin dava sürecinde herhangi bir geçici tedbir kararı alması halinde, kapatılan partilerin seçimlere katılımı yasal engelle karşılaşacak.
Muhalefetten Sert Ret
Birleşik Ulusal Hareket başta olmak üzere davaya konu olan partiler, Anayasa Mahkemesi’nde duruşmalara katılmayı reddetti. Muhalefet partileri, dava sürecini siyasi bir sahne oyunu olarak nitelendirerek meşruiyetini tanımadıklarını açıkça ilan etti. UNM Genel Başkanı Tina Bokuchava, Gürcü Rüyası’nın yargıyı bağımsız bir kurum olarak değil iktidarın sopası olarak kullandığını savunarak uluslararası toplumun bu sürece müdahil olmasını talep etti.
AB ve Batı’dan Sert Eleştiriler
Avrupa Birliği, söz konusu davayı demokratik gerilemenin en açık göstergelerinden biri olarak değerlendirdi. AB yetkililerinin, Tiflis’in bu yoldaki ısrarının Gürcistan’ın AB üyelik sürecini fiilen askıya alacağı uyarısında bulunduğu öğrenildi. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı da endişelerini kamuoyuyla paylaşarak dava sürecini yargının bağımsızlığının aşındırılması olarak nitelendirdi. Nitekim Gürcistan hükümeti, tüm bu eleştirileri “iç işlerine müdahale” olarak reddetti.
Gürcistan’ın Batı Yönelimindeki Çatlak
Onikinci yılına giren Gürcü Rüyası iktidarının son dönemdeki siyasi tercihleri, ülkeyi AB ve NATO entegrasyon sürecinden hızla uzaklaştırıyor. Batı değerleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle uluslararası eleştirilerin odağına giren “yabancı etki” yasası, sivil topluma yönelik kısıtlamalar ve şimdi de muhalefeti kapatma girişimi, Gürcistan’ın Brüksel ve Washington nezdindeki imajını köklü biçimde zedeledi. Öte yandan iktidar, bu dönüşümü egemenlik söylemiyle meşrulaştırmaya devam ediyor.
Uluslararası Gözlemciler: “Demokrasi Tarihi Bir Eşikte”
İnsan hakları kuruluşları ve uluslararası gözlemciler, Gürcistan’daki bu gelişmeleri ülkenin demokratik sisteminin dönüm noktasına geldiğinin kanıtı olarak yorumluyor. Freedom House ve Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu gibi kuruluşlar, bir anayasa mahkemesinin yürütmenin talebi doğrultusunda muhalefet partilerini kapatmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ve demokrasinin olmazsa olmazı olan çoğulcu siyasi rekabeti ortadan kaldırdığını vurguluyor.
Süreç Uzayabilir, Risk Büyük
Hukuk uzmanları, Anayasa Mahkemesi’nin önündeki davanın uzun bir yargı sürecine yayılabileceğine dikkat çekiyor. Ancak bu süre zarfında dahi yargı sürecinin yarattığı belirsizlik ortamının muhalefet üzerinde caydırıcı bir etki doğurabileceği ve seçim kampanyalarını sekteye uğratabileceği değerlendiriliyor. Kapatma kararının kesinleşmesi halinde ise ülke, Sovyet sonrası dönemde Güney Kafkasya’nın en ağır demokratik kırılmalarından biriyle yüz yüze gelecek.





