Sümeyye Aksu / Özel Haber - DÜNYAMIZDA hala süregelen iç savaşlar insanları doğdukları, büyüdükleri ülkelerden göç etmeye zorluyor. Doğu Türkistan, Afganistan, Irak, Filistin, Suriye, Libya ve Ukrayna gibi çatışmaların etkilediği ülkelerde ya da çatışmalardan kaçmak için çıkılan tehlikeli yolculuklarda çocuklar ve anneleri büyük risklerle yüz yüze geliyor. Çatışmalara ek olarak, yoksulluk, iklim değişikliğinin sonuçları ve fırsat eşitsizliği gibi etkenler de çocukların içinde bulundukları durumu zorlaştırırken, milyonlarca insanı da evlerini bırakıp tehlikeli yolculuklara çıkmak zorunda bırakıyor. Çocuklar daha beş yaşına gelmeden hayatını kaybetme, uzun dönemdeki duygusal ve bilişsel gelişimlerini engelleyebilecek aşırı – ya da yıkıcı stres altında yaşama riski altında kalıyor. Sığınaklarda, metro istasyonlarında, sınır kapılarında fotoğraflarını gördüğümüz çocuklar, yeni doğan bebekler bu savaştan psikolojik olarak nasıl etkileniyor ve yaşamlarında neler değişti? Aynı zamanda savaşı televizyondan takip eden çocukların korkuları neler? Savaş’ın çocuklara olan etkisini Psikolog Dilara Ocak ve Psikolog Elif Akyasan ile konuştuk.
SAVAŞ TRAVMA ETKİSİ YAPIYOR
Evlerini, işlerini, sevdiklerini bırakmak yetişkinler için bile yeterince zor iken çocuklar bu durumdan daha çok etkileniyor. Henüz savaşın ve terörün ne demek olduğunu dahi bilmeyen minikler, bu acı tecrübeyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Hala Orta Doğu ülkelerinde süren olaylar, çocukları yuvalarından koparıyor. Kaos ortamlarının yetişkinlerde de olumsuz sonuçlar oluşturduğunu aktaran Psk. Dilara Ocak, “Korku insan için hayati bir önem taşır. Tehlikelerden korunması için güzel bir tetikleyicidir. Fakat bununla mücadele edemeyeceğini anlayan kişilerde bu durum travma etkisi yaratır. Savaş travması her nesil için zordur. Ama çocuklar için bu düşünce ile mücadele etmek diğer nesillere oranla daha zordur. Anlam bulmak daha imkansızdır” dedi.
TEKRAR YAŞANIYORMUŞ HİSSİ
“Silahlı çatışma, terörizm ve savaş koşullarında büyümek, özellikle travma sonrası stres semptomları ve buna eşlik eden çeşitli olumsuz psikolojik sonuçlara yol açabilir. Bu durum en çok huzursuzluk, irkilme durumları, şok, korku, endişe ve öfke patlamaları gibi semptomlarla kendini göstermektedir” diyen Psk. Ocak, “Bunların yanı sıra, olayla ilgili istenmeyen düşüncelerin zihinde canlanması ve olay tekrar yaşanıyormuş hissi de sıklıkla görülen durumlar arasındadır. Savaşa birebir maruz kalan çocuklar için bu zorluklar mümkün” diye konuştu.
“ÇOCUKLARDA DUYARSIZLIĞA SEBEP OLABİLİYOR”
Savaşa birebir maruz kalmayan çocukların uzaktan etkilenmeyeceğini düşünmenin yanlış olduğuna dikkati çeken Psk. Ocak, “Savaşın uzaktan görünen kısmını bazen bir film bazen bir belgesel gibi izlemeleri çocuklarda genel bir duyarsızlığa sebep olabilmekte. Fakat çocuklar inanılmaz şekilde bundan etkileniyor. Savaş görüntüleri çocukların kaygılı, güvensiz, saldırgan ve şüpheci bireyler olarak yetişmelerine yol açıyor. Bunun dışında birebir ve dolaylı bu duruma maruz kalmanın dışında bir de genetik aktarım meselesi var. Evlilik sorunları, problem çözme, dikkat dağınıklığının nedeni araştırmalara göre geçmiş nesillerimizin yaşadığı savaş travmalarına maruz kalması olabilir. Aslında bu noktada önlem alıp gelecek nesiller için hepimizin birbirine ihtiyacı olduğunu kabullenmesi gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
ÇOCUKLAR ŞİDDETİ UNUTMUYOR!
Psk. Ocak, “Savaş ve çatışmalara uzun süredir maruz kalmış Filistinli ve Suriyeli çocukların şiddete meyillerini fark edebilirsiniz. Bunlar için yapılabilecek en güzel adım verilecek yardımlardır. Yapılan bu savaşlar başlangıçta bahsettiğimiz gibi genetik aktarımla bir çok probleme yol açabilecek nitelikte” diye konuştu.
***
‘Açık ve dürüst konuşmak çok önemli’
“SAVAŞ ortamı hem çocuklar hem de yetişkinler için korkutucu olabilir. Konuyu görmezden gelmek veya kaçınmak, çocukların kendilerini yalnız, korku içerisinde ve kaybolmuş gibi hissetmelerine yol açarak ruh sağlıklarını etkileyebilir” ifadelerini kullanan Akyasan, “Olanları anlamalarına yardımcı olmak için çocuklarla açık ve dürüst konuşmalar yapmak çok önemlidir. Ebeveynlerin, savaşa maruz kalan çocukların travma sonrası semptomlarını düzenlemede kritik bir rol oynadığı bilinmektedir. Çocukların semptomlarını hafifletmede ebeveynin tutumu çok etkilidir. Çocuğa karşı sıcak, şefkatli ve güven verici tutumu olan ebeveynlerin çocuklarında stres tepkileri daha az görülmüştür” diye konuştu.
“SAVAŞ TARAF TUTMADAN ANLATILMALI”
Çocuklara savaşın nasıl anlatılacağı ile ilgili uzun yıllardır çalışmalar yapıldığını belirten Psikolog Elif Akyasan, “Çocuk hakları özellikle bu konuya çok net değinmiştir. ‘Çocuklar savaşta taraf değildir’ Her ne kadar bu madde doğru olsa da çocuklarımıza bu görüntüleri açıklamamız gerekebilir. Yoksa çocuklar rastlantıyla da olsa gördüğü vahşet görüntülerini hafızasından çıkarmakta zorlanır. Ailelerin, çocuklarıyla savaşla ilgili konuşurken savaşın insanlara getirdiği acıları ve olumsuzlukları anlatması gerekir. Savaştan taraf tutmadan, savaşanların tümüne acı, ölüm ve yoksulluk getiren bir olgu olarak söz etmeleri önemli. Eğer herhangi bir taraf tutarak anlatılırsa bu sefer çocuk zihninde bir kahraman oluşturur ve acıma duygusunu kaybeder. Olaylarını şiddetle çözmenin doğru bir tutum olduğunu varsayar” ifadelerini kullandı.





