MEDİCAL Park Ordu Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Cemalettin Cengiz Beyaz, en önemli risk faktörleri sigara kullanımı, hipertansiyon ve obezite olan böbrek kanserlerinin genetik geçişli olabileceği gibi böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre hemodiyalize giren hastalarda da görülme riskinin yüksek olduğunu söyledi. Böbrek kanserleri tüm erişkin kanserlerinin yaklaşık yüzde 2-3’ünü oluşturduğunu belirten Opr Dr. Beyaz, “Erkeklerde daha sık görülür. En sık 55-75 yaşlar arasında karşımıza çıkar. Günümüzde görüntüleme yöntemlerinin sık kullanılması ile çoğu böbrek kanseri çok küçük boyutta ve erken evrede yakalanabilmektedir. Bu da tedavide büyük avantajlar sağlamaktadır” açıklamasında bulundu.

“BİYOPSİ GEREKMEYEBİLİR”

Opr. Dr. Beyaz, “Ultrasonografi (USG), Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemlerinin yaygın olmadığı dönemlerde idrarda kanama, yan ağrısı ve fizik muayenede ele gelen kitle varlığında böbrek kanseri akla gelirdi. Günümüzde çok az böbrek kanseri bu aşamaya gelmektedir. USG, BT VE MR ile böbrek kanseri tanısı yüzde 90-95 düzeylerinde konulabilmektedir” diye konuştu. Opr. Dr. Beyaz, görüntüleme yöntemleri ile böbrek kanseri tespit edildiğinde başka kanserlerde olduğu gibi biyopsi ile kanser tanısı koymanın çoğunlukla gerekmediğini, kitlenin büyüklüğüne ve yerleşimine göre cerrahiye karar verildiğini dile getirdi.

Sağlıklı böbrek dokusuna zarar verilmiyor
BİRÇOK kanserde olduğu gibi böbrek kanserinde de erken tanının önemli olduğuna değinen Opr. Dr. Beyaz, “Böbrekteki kitlenin erken dönemde tespit edilmesi cerrahide sadece kitlenin alınarak sağlıklı böbrek dokusunun yerinde bırakılmasına olanak vermektedir. Bu cerrahi esnasında kitle çıkarılırken kitleye kesi yapmadan sağlıklı böbrek doku sınırından yaklaşık 1 cm mesafeden kesilerek cerrahi yapılır. Halk arasında da yerleşik bir deyim olan ‘kansere bıçak vurulmaz’ sözü de esasında biz cerrahların da cerrahi bir prensibidir” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Haber Merkezi