Plastik atıklar ve çevre kirliliği

Plastik tüketimi, ülkemizde sınırlandırılması en zor alanlardan birisidir. Hem bilinçlendirme hem de atık politikası bakımından diğer ülkelere nazaran çok başarılı olduğumuz söylenemez. Gerek plastik alanındaki çeşitli kullanım gerekse bu kullanımdan doğan ürünlerin çevreye verdiği zarar yadsınamayacak derecede büyüktür.

Hazırlayan: Uluslararası Fatih Sultan Mehmet Anadolu İmam Hatip Lisesi Genç Yazarları

Aslında plastiğin temelinde petrol vardır. Petrol türevi ürünler ham maddesi petrol olan ürünlerdir: Deterjan, ısınma ve elektrik üretimi için kullanılan akaryakıtlar, asfalt, gübreler, parfümler, muşambalar, sabunlar, vitamin kapsülleri vs. Plastik de petrol türevlerinden sadece biridir. Bu petrol türevlerinden belki de en fazla kullanılanı da yine plastiktir. Plastik temel anlamda camın yerine kullanılabilecek bir üründür fakat doğal olarak aşırı derecede kullanımı da çok zararlıdır. Plastik türevi ürünlerin kontrolsüzce ayrıştırılması, yakma gibi, sadece çevreye değil hava kirliliğine de sebep oluyor. Ayrıca toprağa gömülen ya da toprakta, yeşillikte kalmış olan plastikler de toprağın kalitesini bozmaktadır. Bu ürünler yıllarca toprağın verimliliğini azaltan bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gittikçe büyüyen sorun!

PET şişeler, ambalajlar, mutfak kapları, oyuncaklar, saklama kapları, bantlar, bardaklar, sandalyeler, bahçe takımları, masalar, saksılar, ambalaj ürünler gibi pek çok kullanım alanı olan bu plastik ürünlerden 2020 yılında 400 milyon ton üretilmiştir. 1907’de icat edilen plastiğin 1950 ile 2017 arasında 9,2 milyar ton üretildiği tahmin ediliyor. Bu plastiğin yarısından fazlası 2004’ten sonra üretilmiştir. Plastik talepleri bu şekilde artmaya devam ederse 2050 yılına kadar yıllık küresel plastik üretiminin 1.100 milyon tonun üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.

Tüketim çağında yaşıyoruz

Plastiklerin bu denli kullanılmasına karşın ülkemizde “doğa dostu” ürünler, doğada çözünmesi daha basit olan plastik poşetler ya da plastik poşetlerin ücretlendirilmesi gibi birtakım çözümler ortaya konmuş ve de başarıyla uygulanmıştır.

Plastik poşete ücret getirildikten sonra plastik torba kullanımının %34 oranında azaldığı, yeniden kullanılabilir poşet kullanımının %32 oranında arttığı ve şehir atıkları içerisindeki plastik poşet miktarının kişi başına %14 oranında azaldığı görülmüştür. Bu çalışmalar her ne kadar başarılı olsa da sorun hâlâ gündemimizi fazla işgal etmiyor. Fakat bundan 30- 50 yıl sonra bu mesele bir şekilde gündemimizin odağı olacaktır. Çünkü artık gelişen sanayileşme ile birlikte bilinçsizce üretim artmıştır. Tüketim çağında yaşadığımız bir gerçek. Şunu da bilmemiz gerekiyor ki üretim talep edilenden daha az. Neticede her şey bizde, yani tüketicide bitiyor.

Bu konuda hükûmetlerin atması gereken ilk adım bilinçlendirme projeleri olmalı. Okullara, daha küçük yaştaki öğrencilere bu bilinç verilmeli. Bu çalışma sadece okul çapında da kalmamalı. Reklam panolarında, reklam çalışmalarında ya da yapılan anket ve bilgilendirmelerde bu konu konuşulmalıdır. Gerekirse kapı kapı dolaşıp broşürler dağıtılmalı, bu konuda halk daha da bilinçlendirilmelidir.

Gelecek, bizim geleceğimiz

Kullanılan ya da kullanılmış olan plastiklerin ayrıştırılması ve tekrardan kullanılabilmesi aslında plastiği her yönüyle cazip bir ürün kılmakta. Nitekim eğer amacına uygun kullanılsaydı bugün böyle bir problemimiz olmazdı. Sokaklarda yuvarlanan pet şişeler, doğaya atılmış plastik poşetler ve bunlara takılı kalan bazı hayvanlar durumun vahimliğini gözlerimizin önüne sermekte; fakat bu vahamete rağmen toplumumuzda gerekli hassasiyetin oluştuğunu söyleyemeyiz. Biz bu hâldeyken bir grup Japon turist Kapadokya’da bizlere örnek olacak bir işe girişmişler. Kendi vatanları olmamasına rağmen etraflarında bulunan çöplerden rahatsızlık duymuş, bir yığın çöpü toplayıp torbalara doldurmuşlar. Bizim için utanç verici bir durum olsa gerek. Bizim gösteremediğimiz hassasiyeti başka bir memleketten gelen insanlar gösteriyorsa burada büyük bir sorun vardır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir ve sorumsuzluğumuzun bir göstergesidir. Gelecek, bizim geleceğimiz; bir başkasının değil. Attığımız her adım gelecek için bize yön vermekte. Bu yüzden yaptığımız her şeyin tekrar bize döneceğini asla unutmamalıyız. Karanlık bir tüneldense sonu beyaz ışığa bakan bir tünele doğru yürümeliyiz.

Mehmet Polatçelik

*Nijerya'da Mevlid-i Nebi

27 Eki 2022 - 06:00 - Elif Kuşağı


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.