Reklamı Kapat

Diyanet İşleri 13 Aralık Cuma hutbesi erişime açıldı! Bu hafta Cuma hutbesi konusu: Namaz

Cuma günü ve Cuma namazı öncesi vatandaşlar, haftanın hutbesini internetten sıkça araştırıyor. Her hafta Cuma günleri Diyanet işleri Başkanlığınca hazırlanıp hatiplerce irad edilen Cuma Hutbesi konusu merak ediliyordu. Bu hafta cuma hutbesi konusu namaz olarak belirlendi. Peki, Diyanet'in internet sitesinde 13 Aralık Cuma hutbesi yayınlandı mı? Bu hafta (13 Aralık) Cuma hutbesinin konusu ve detayları haberimizde...

Müminlerin bayramı olan cuma günü yaklaşırken Müslümanlar 13 Aralık Cuma Hutbesinin konusunu araştırmaya başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan Cuma Hutbesi haftalık düzenli olarak bir gün öncesinden internet sitesinde vatandaşların erişimine açılıyor. Vatandaşlar, Cuma Hutbesini sanal ortamda da tekrar tekrar okuyarak istifade edebilme imkanı buluyor. 13 Aralık Cuma hutbesi  Diyanet İşleri tarafından yayımlandı. İşte bu hafta camilerde irad edilecek olan Cuma hutbesinin konusu…

BU HAFTA CUMA HUTBESİ ( 13 ARALIK ) VE KONUSU…

Namaz: Rabbimize Yakın Olma Çabamız

Muhterem Müslümanlar!

Bir gün Peygamberimiz (s.a.s) ashabıyla sohbet ederken onlara şöyle bir soru sordu: ‘Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve o nehirde günde beş defa yıkansa, o kimsede kirden eser kalır mı?’ Sahâbe-i kirâm, ‘Kalmaz Ya Resûlallah’ diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: ‘İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah bu namazlarla günahları yok eder.’[1]

Aziz Müminler!

Peygamberler tarihinin en köklü ibadeti olan namaz, yüce dinimiz İslam’ın beş temel esasından biridir. Namaz; insanın ruhu, bedeni, aklı, yüreği, sevgisi ve hürmetiyle, kısacası bütün varlığıyla Allah’a yönelişinin sembolüdür. İnsanoğlu ne zaman Rabbinin kulluk davetine gönülden icabet edip namazlarını eda etmişse, o zaman gerçek anlamda huzura kavuşmuştur. Ancak ne zaman namazlarını ihmal edip Rabbiyle arasındaki bağı zayıflatmışsa, o zaman da nefsani arzularının esiri olmuş ve hüsrana uğramıştır.

Kıymetli Müslümanlar!

Ezanın ulvi davetiyle Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda namaza duran mümin, aşkını, bağlılığını, itaatini ve teslimiyetini O’na arz eder. Bu haliyle namaz, müminin hasretle beklediği ve Yüce Yaratanına en yakın olduğu buluşma anıdır. Namaz dünyaya ait telaşe, dert ve sıkıntıları bir kenara bırakarak çıkılan mukaddes bir yolculuktur. Asli vatanı olan cennetten uzağa düşmüş insanın, ihlasını ve istikametini koruyan bir hayatla Rabbine dönme arzusudur. Nitekim Peygamberimizin ifade buyurduğuna göre, ‘Cennetin anahtarı namazdır.'[2]

Namaz, şükür ve minnettarlık zamanıdır. Yaratan ve yaşatan, nimet verip doyuran, koruyan ve bağışlayan Allah Teâlâ’ya karşı, müminin vefa borcudur.

Değerli Müminler!

Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Hak Teâlâ (c.c) şöyle buyuruyor: ‘Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük iştir. Allah yaptıklarınızı bilir.’[3] Öyleyse namaz, arınma ve korunma çabasıdır. Namazlarına değer veren, özen gösteren, tekbirinden selamına kadar namazın bütün rükünlerini dosdoğru ve huşû içinde eda eden bir mümin, ibadet şuuruna sahip demektir. İbadet şuuru ise kul olma bilincidir. Allah’ın daima kendisini gördüğünü ve işittiğini bilerek, takva, merhamet ve nezaketle yaşamaktır.

İşte bu sebeple namaz, müminin sadece ibadet borcunu değil, aynı zamanda üstün ahlâkını da temsil eder. Namaz kılan kişi, her türlü aşırılıktan, kabalıktan ve şiddetten korunur. Namazla güçlenen maneviyatı sayesinde, hayâ ve edebe aykırı davranışlardan uzak durur.

Aziz Müslümanlar!

Peygamberimize ve onun şahsında bütün müminlere hitaben Kur’an’da şöyle buyrulur: ‘Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; aksine biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.'[4] Allah Resûlü (s.a.s), bu emrin gereği olarak her sabah kızı Hz. Fatıma’nın kapısına uğrar ve ‘Ey ev halkı! Haydi, namaza!’ diyerek onları namaza davet ederdi.[5] Bugün bizler de aynı şekilde kendimizi ve ailemizi namaza alıştırmakla sorumluyuz.

O halde, namazın şifa veren, güven ve sükûnet aşılayan ikliminde Rabbimizle buluşmaktan ailece mahrum kalmayalım. Bu hayatta ‘dinimizin direği’, ahirette ise ‘hesabımızın ilk sorusu’ olan namazlarımızı ihmal etmeyelim. Unutmayalım ki, namaz bir külfet değil, aksine kendimizi tanımaya, yenilenmeye, zikir, şükür ve tefekkür ile olgunlaşmaya vesile olan eşsiz bir nimettir. Sevgili Peygamberimizin müjdesiyle hutbemi bitirmek istiyorum: ‘Kim, Allah’ın bir emri olduğunu kabul ederek, rükûlarına, secdelerine, abdestlerine ve vakitlerine özen göstermek suretiyle beş vakit namazı kılmaya devam ederse cennete girer.'[6]

[1] Buhârî, Mevâkîtü’s-salât, 6.

[2] Tirmizî, Tahâret, 1.

[3] Ankebût, 29/45.

[4] Tâhâ, 20/132.

[5] Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 33.

[6] İbn Hanbel, IV, 266.

13 Ara 2019 - 07:41 - Hayat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce 2020-2021 sezonunda Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?