Dün Kadir İnanır’ın vasiyeti ve mirası üzerinden başlayan tartışmayı kaleme almıştım. Bugün ise Levent İnanır’ın açıklamalarını ve ardından Jülide Kural’ın sözlerini bir kez daha gözden geçirince, meselenin göründüğünden daha karmaşık olduğu izlenimine kapıldım.

Whatsapp Image 2026 09 18 At 10.03.59

Levent İnanır, kendisine yöneltilen miras sorusuna cevap verirken Kadir İnanır’ın yeğenlerinden söz etti. 68 yaşındaki bir yeğeninin, dayısına duyduğu saygıdan yanında sigara bile içmediğini anlattı. 25 yaşında başka bir yeğeninden ve toplam 27-28 yasal mirasçıdan bahsederek, herkesin Kadir İnanır’a saygıda kusur etmediğini söyledi.

Ardından da dikkat çekici bir soru yöneltti:

“Bunun bir karşılığı yok mudur?”

İşte insanın burada durup düşünmesi gerekiyor.

Elbette aile bağları, sevgi, saygı ve yıllar boyunca kurulan ilişkiler değerlidir. Ancak bunların mirastaki karşılığını belirlemek başka bir meseledir. Miras haktır. Bir insan, hukukun çizdiği sınırlar içerisinde mal varlığını kime bırakacağına karar verebilir.

Fakat Levent İnanır’ın açıklamalarında asıl dikkatimi çeken nokta, Kadir İnanır’ın son dönemlerinde “irade sorunu” yaşadığını söylemesi oldu.

2015 yılında hazırlanmış bir vasiyetnamenin 2022’de değiştirildiğini, aynı tarihte bir başka değişiklik daha yapıldığını belirtiyor ve bunun kafa karıştırıcı olduğunu ifade ediyor.

İşte bundan sonrası artık yorumdan çok hukuk meselesidir.

Vasiyetnameler hangi şartlarda hazırlandı? Kadir İnanır bunları düzenlediği sırada iradesi yerinde miydi? Sonradan yapılan değişikliklerin hukuki geçerliliği var mı?

Bunların cevabını aile fertleri ya da kamuoyu değil, mahkeme verecek.

Tam bu tartışmalar sürerken 27 yıllık hayat arkadaşı Jülide Kural’ın açıklaması geldi.

Kural, Kadir İnanır’ın hayatı boyunca ailesine destek olduğunu belirterek, onun kendi vasiyetnamesini hazırladığını ve buna saygı duyulması gerektiğini söyledi. Ayrıca sürecin hukuk çerçevesinde ilerlemesi gerektiğini vurgulayarak şu çağrıyı yaptı:

Whatsapp Image 2026 09 18 At 10.04.00

“Kadir’e yakışır bir dili hiçbir zaman kaybetmeyelim.”

Bence meselenin en hassas noktası da burada.

Çünkü ortada henüz mahkeme tarafından kesinleşmiş bir miras tablosu yok. Vasiyetnamenin içeriğiyle ilgili kamuoyuna yansıyan iddialar da hukuken kesinleşmiş gerçekler değil.

Fakat ortaya çıkan açıklamalar, Kadir İnanır’ın yeğenleriyle Jülide Kural arasında miras konusunda ciddi bir görüş ayrılığı bulunduğuna işaret ediyor.

Bir tarafta, “Bu Kadir’in kendi iradesiydi, saygı duymak gerekir” yaklaşımı…

Diğer tarafta ise vasiyetnamelerin farklı tarihlerde değiştirilmesi ve Kadir İnanır’ın son dönemindeki iradesine ilişkin soru işaretleri…

Şimdi gözler hukuk sürecinde.

Kim ne söylemiş, kim ne istemiş tartışmasından önce vasiyetnamelerin hukuken geçerli olup olmadığı ortaya çıkacak.

Benim asıl üzüldüğüm ise başka.

Kadir İnanır gibi Türk sinemasının önemli isimlerinden birinin ardından, daha hatırası tazeyken miras tartışmasının bu kadar öne çıkması.

İnsan hayattayken çevresinde biriktirdiği sevginin, saygının ve hatıraların ölümünden sonra bir “karşılık hesabına” dönüşmesini görünce ister istemez düşünüyor:

Vay be Kadir abi, vay!

Miras elbette haktır. Kime ne bırakıldığı konusunda son sözü hukuk söyleyecektir.

Ama geriye bir de insanın bıraktığı isim kalır.

Umarım bu süreç ne kadar uzarsa uzasın, tartışmanın dili Kadir İnanır’ın adına yakışır biçimde korunur.

Gerisini yaşayacağız, göreceğiz.

Ama görünen o ki Kadir İnanır’ın mirasıyla ilgili bu tartışma daha çok konuşulacak.