Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıların endişeyle izlendiğini belirterek Rusya ve Ukrayna'yı sağduyuya çağırdı. Güler, Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da 28 Ekim 2026'da düzenlenen Türkiye-Bulgaristan-Romanya Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları Toplantısı'nın ardından ortak basın toplantısında konuştu. Toplantıya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu da katıldı.
Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar hakkında Güler ne dedi?
Güler, açık deniz alanlarındaki seyrüsefer serbestliği ilkesi kapsamında tarafları sağduyuya davet ettiklerini söyledi. Bulgaristan'ın deniz yetki alanında aynı gün bir ticari geminin 3 dronla vurulduğunu öğrendiklerini belirten Bakan, "Daha dikkatli olmaları konusunda her iki tarafı da uyarmakta yarar olduğunu değerlendiriyorum." ifadesini kullandı. Saldırının faili ve geminin kimliği konuşmada belirtilmedi.
Türkiye gemilere yönelik saldırılara nasıl yaklaşıyor?
Güler, Türk bayraklı ve Türk işletmeli gemilere yönelik saldırılar karşısında her türlü yasal hakkın saklı tutulduğunu ve gelişmelerin çok yakından izlendiğini söyledi. Türkiye'nin deniz ticaret rotalarını korumak için Rusya ve Ukrayna arasında diyalog fırsatları yaratmaya çalıştığını, iki tarafa da ticari seyrüseferin çatışma alanı dışında tutulması ve sivil gemilere saldırıların derhal durdurulması yönünde uyarıların sürekli yapıldığını aktardı.
Bölge ülkeleri ne tür tedbirler alabilir?
Güler'e göre Türkiye, Romanya ve Bulgaristan'ın silahlı kuvvetleri her türlü tedbir için gereken kabiliyetlere sahip. Bakan, yine de zaman ve içinde bulunulan durumun dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Hassas diplomasiyle tansiyonu ve tehlikeyi artıracak yaklaşımlardan kaçınılması, taktik ve stratejik düzeyde rasyonel kararlar alınması gerektiğini söyledi.
Türkiye Montrö Sözleşmesi'ni nasıl uyguladı?
Güler, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başından bu yana Montrö Sözleşmesi'nin gereklerinin titizlikle yerine getirildiğini belirtti. Bakan'a göre bu sayede savaşın daha geniş bir bölgeye yayılması engellendi ve savaşın Karadeniz'deki etkisi en düşük seviyede tutuldu. Güler, Türkiye'nin Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteğini koruduğunu, Rusya ile diyalog kanallarını açık tuttuğunu da ifade etti.
Karadeniz'de mayın tehdidine karşı ne yapılıyor?
Güler, yaklaşık 5 yıldır süren savaşın Karadeniz güvenliğine önemli yansımaları olduğunu söyledi. Bugüne kadar çok sayıda ticari geminin saldırıya uğradığını, sürüklenen mayınların, kontrolden çıkan veya vurulan insansız deniz araçlarının, İHA'ların ve füze parçalarının imha edildiğini aktardı.
Türkiye, mayın tehdidine karşı Deniz Kuvvetleri ve deniz hava unsurlarıyla "Mayın Karşı Tedbirleri Harekatı" yürütüyor. Üç kıyıdaş ülkenin "bölgesel sahiplik" temelinde kurduğu Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu, yani "MCM Black Sea" girişimi de bu çabanın parçası. Güler, üyelerin mutabakatıyla diğer ülkelerin de gemi göndermeden katkı verebildiğini söyledi.
Kritik sualtı altyapısının korunması için hangi adımlar atıldı?
Bakan Güler, sürüklenen mayınların yanı sıra kritik sualtı altyapısının korunmasına da odaklanılması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda 7 Temmuz'da NATO Zirvesi marjında Mutabakat Zaptı'na ilişkin değişiklikleri imzaladıklarını hatırlattı. Türkiye ayrıca Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamında Deniz Unsur Komutanlığı görevinin liderliğini üstlendi.
Toplantı sonunda hangi ortak mesaj verildi?
Güler, Bulgaristan ve Romanya ile eşgüdüm içinde sergilenen tek sesli duruşun, savaşan her iki tarafa da Karadeniz'deki ticari rotaların ve kıyıdaş ülkelerin emniyetinin ihlal edilemez bir kırmızı çizgi olduğunu hatırlatması açısından önemli olduğunu söyledi. Üç ülkenin bugüne kadar ortaklaşa önemli önlemler aldığını belirten Güler, bölgesel sahiplik ilkesi çerçevesinde seyir güvenliğine katkı sağlayacak ilave tedbirlerin alınacağını ifade etti. Toplantıda mutabık kalınan ortak metnin, Karadeniz'in güvenliğine ilişkin kararlı duruşu bir kez daha ortaya koyduğunu da sözlerine ekledi.





