CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda TBMM Başkanlığına sunulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, anlaşmada Türkiye’nin çıkarlarına aykırı tek bir cümle bulunması halinde karşı çıkacaklarını belirtirken Türkiye’nin bu yapıyla bağımsız bir bölgesel güvenlik mimarisi mi kurduğunu yoksa ABD’nin Orta Doğu’daki askeri yükünü bölge ülkelerine devreden yeni bir güvenlik düzeninin parçası mı olduğunu sorguladı. Toplantıda sel felaketleri, çiftçilerin borç yükü ve sermaye piyasası soruşturmaları da gündeme geldi.
Kılıçdaroğlu Mekke Anlaşması’na neden şüpheyle yaklaşıyor?
CHP lideri, anlaşmaya ilkesel düzeyde karşı çıkmak yerine belirli koşulları öne sürdü. “Türkiye’nin çıkarlarına aykırı tek cümle bulursak karşı çıkarız” diyen Kılıçdaroğlu, anlaşmaların tek başına bir sorun oluşturmadığını ancak bölgede daha büyük ve daha derin bir çatışmaya zemin hazırlama potansiyeli taşıyan bir anlaşmanın imzalanmasını doğru bulmadığını ifade etti. Kılıçdaroğlu konuşmasında anlaşmanın ayrıntılı değerlendirmesinin yapılması gerektiğini de vurguladı.
CHP’nin asıl sorusu ne?
Kılıçdaroğlu, anlaşmaya ilişkin temel siyasi soruyu şöyle dile getirdi: “Türkiye gerçekten kendi bağımsız bölgesel güvenlik mimarisini mi kurmaktadır bu sözleşmeyle yoksa Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’daki askeri yükünün giderek daha büyük bir bölümünü bölge ülkelerine aktardığı yeni bir güvenlik mimarisinin parçası mı yapmak istiyoruz?” Bu soru, anlaşmanın Türkiye’nin özgün dış politika çıkarlarıyla mı yoksa dışarıdan şekillendirilmiş bir güvenlik tasarımıyla mı örtüştüğü meselesi etrafında yoğunlaştı.
Sel felaketleri hakkında ne söyledi?
Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşanan sel felaketlerine de değindi. Dere yataklarına ev ve apartman yapılmasına izin verilmesini sert bir dille eleştiren CHP lideri, bazı bakan ve bürokratların afet bölgelerini ziyaret etmesinin yeterli olmadığını savundu. “Riski önceden görmeyen ve bunun önlemini almayan bir iktidara halk için çalışan iktidar denmez. O iktidarın adı rantçı için çalışan iktidardır.” diyen Kılıçdaroğlu, sorumluluğu müteahhitlere imkân tanıdığını ileri sürdüğü hükümete bağladı.
Çiftçilerin borç durumu ne kadar kritik?
Kılıçdaroğlu, Türkiye’deki çiftçilerin bankalara borcunun 1,5 trilyonu aştığını ileri sürdü; traktörlerine, ürünlerine ve tarlalarına haciz uygulandığını öne sürdüğü çiftçilerin durumunu ağır koşullarla tanımladı. Tarım Kanunu’na göre milli gelirin en az yüzde birinin, yani yaklaşık 772 milyar liranın her yıl çiftçiye destek olarak aktarılması gerektiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, hükümetin bu rakamın ancak 168 milyar lirası kadar destek verdiğini ve yasal yükümlülüğün yerine getirilmediğini savundu.
Sermaye piyasasında ne talep etti?
Sermaye piyasasında yürütülen soruşturmalar kapsamındaki mağdurların haklarının iade edilmesini isteyen Kılıçdaroğlu, Sermaye Piyasası Kurulu, BDDK ve Takasbank yöneticilerinin görevden alınması gerektiğini dile getirdi. “Siyasetçi ile bürokratların el ele vererek milleti soymak için bir düzen kurduğunu” ileri süren Kılıçdaroğlu, sorumlulardan hesap sorulmasını da talep etti.
Ekonomi politikasına yönelik eleştiriler neler?
Kılıçdaroğlu, hükümetin izlediği ekonomi politikasının zenginleri daha zengin, yoksulları daha yoksul hale getirdiğini öne sürdü. “Milletin alın teriyle faizcileri sırtında taşıdığı” iddiasında da bulunan Kılıçdaroğlu, toplantıyı Türkiye’de ahlaki bir bozulma yaşandığına ilişkin değerlendirmesiyle tamamladı ve bu konuda acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı.



