CHP’nin liderliğindeki muhalefet bloğunun İstanbul ve Ankara’da belediye seçimlerini kazanmasında HDP’nin verdiği destek çok önemliydi. Her ne kadar CHP ve İP yönetimleri HDP ile bir ittifak içerisinde olmadıklarını söyleseler de, her iki şehirde de işbaşına gelmelerini  PKK terör elebaşlarının çağrısı üzerine HDP’nin aday çıkarmamalarına borçlular. Hatta HDP bununla da yetinmeyerek, seçim kampanyası boyunca açıktan CHP adaylarının kazanması için çalıştı.

Bu desteğin ağır bir bedeli olacağını üç yıldır söylüyoruz.  İBB’de işe alınan personelin bir kısmının “terör örgütleriyle ilişki içinde” olduğunun ortaya çıkması, HDP’nin kendine ayrılan kontenjan için verdiği listelerin dikkate alındığını gösteriyor.

SADECE PKK YOK

Sonunda İçişleri Bakanlığı, bu isimler ve henüz isimleri ortaya çıkmayan diğer çalışanların terörle bağlantılarını araştırmak üzere soruşturma başlattı. Fakat öyle görünüyor ki, bu iş sadece HDP-PKK ilişkisinden ibaret değil.

TSK’ya karşı savaşan daha küçük sol terör örgütleriyle ilişkili kişiler de bu listelerde bulunuyor. DKP (Devrimci Komünarlar Partisi), TKP/ML, MLKP ve DHKP-C bunlardan sadece birkaçı. Halkımız bu örgütleri ve başlarındaki teröristleri tanımasa da, CHP’nin bazı yöneticilerinin tanıdığı çok açık. Öyle olmasa CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, öldürülen MLKP elebaşı Hasan Ocak için “Komutana bin selam” demezdi. İlginç olan şu ki, Kaftancıoğlu terörist liderlere karşı duyduğu sempatiyi hiç gizlemedi. 2013’te muhtemelen bir örgüt içi hesaplaşma sonucu Paris’te öldürülen PKK’nın Avrupa Sorumlusu Sakine Cansız için “Devrimci olduğu için öldürüldü, insanlık kaybetti” demişti.

TSK’nın Suriye’de düzenlediği bir operasyonda 14 teröristle birlikte imha edilen Ceren Güneş kod adlı Özge Aydın, çok az bilinen bir terör örgütü olan DKP’ye mensuptu. Oysaki CHP’li vekil Veli Ağbaba bu teröristi tanıyor olmalıydı ki, kendisini TBMM’de ağırlamış ve terörle iltisaklı olduğu gerekçesiyle hakkında başlatılan soruşturmanın “iktidarın muhalifleri baskı altına almak için uydurduğu bir yalan” olduğunu söylemişti. Bununla da yetinmemiş, Ak Parti’nin öğrencileri tutsak ettiğini iddia ederek kameralar önünde teröristin elini bağlayarak şov yapmıştı.

CHP’lilerin tanıdığı terör örgütleri DKP ile sınırlı değil. Mesela CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze İlgezdi ve Sezgin Tanrıkulu’nun cenazesine katıldığı Aziz Güler PKK ile birlikte hareket eden BÖG isimli bir terör örgütü üyesiydi. Şu anda bu terörist adına kurulan bir örgüt Mehmetçik’e karşı Suriye’de savaşıyor.

CHP’NİN DİYETİ TÜRKİYE’NİN BAŞINA BELA

CHP’nin Cumhur İttifakı karşısında elini güçlendirmek için bir süredir başlattığı bu açılımın başına daha çok iş açacağı görülüyor. Öyle ki, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçen hafta gönderilen ve PKK’nın din adamlarına yönelik faaliyetleri içerisinde görev yapan 23 kişi hakkında hazırlanan 335 sayfalık iddianamede bu kişilerden bazılarının kısa bir süre önce İBB’de işe alındığı ortaya koyuluyor.

İşin daha da kötü olan tarafı, CHP’nin seçim desteği karşısında FETÖ’ye de ciddi bir diyet ödediği Sezgin Tanrıkulu’nun yaptığı açıklama ile ortaya konuluyor. Aksi halde Tanrıkulu iktidara gelmeleri halinde “bir ay içerisinde” KHK ile devlet memurluğundan atılan 126 bin kişinin işlerine döndürüleceğini, bu kişilere tazminat ödeneceğini ve kendilerinden devlet adına özür dileneceğini duyurmazdı.

Aslında KHK ile atılan bu memurlardan OHAL Komisyonu’na başvuran 12 bin kişi işlerine geri döndü. Komisyon geri kalanlar hakkında verilen kararların ise “gerçekçi delillere dayandığı için” doğru olduğuna hükmetti. Bunların büyük çoğunluğunu ise asker ve polisler oluşturuyor.

Öyle görünüyor ki İBB bu soruşturmayla temizlense de, CHP’nin seçim diyeti yüzünden ülkemiz üzerindeki tehlike sürmeye devam edecek.