Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı, sıfır atık yaklaşımını sürdürülebilir kentler için önemli çözüm yollarından biri olarak değerlendiriyor.
Türkiye'nin 2026'da ev sahipliği yapacağı BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'na yönelik (COP31) hazırlıklar sürerken hızlanan kentleşme ve iklim krizinin, sürdürülebilir şehir modellerini küresel gündemin öncelikli başlıkları arasına taşıdığı belirtiliyor.
Bu kapsamda Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de 17-22 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek 13. Dünya Şehir Forumu'nda hızlı kentleşmenin iklim ve şehir politikaları üzerindeki etkileri ele alınacak.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da forum kapsamında Azerbaycan Devlet Haber Ajansı AZERTAC'a değerlendirmelerde bulundu.
Ağırbaş, özellikle düşük karbonlu şehirleşme modelleri, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarının geleceğin kentleri açısından belirleyici olacağını, sıfır atık yaklaşımının sürdürülebilir kentsel sistemlerin kurulmasında temel yollardan biri olduğunu kaydetti.
Konut sektörünün küresel emisyonlar üzerindeki etkisine dikkati çeken Ağırbaş, "Bina ve inşaat sektörü halihazırda küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor ve dünyanın enerjisinin üçte birinden fazlasını tüketiyor. Bu sektör her yıl çıkarılan tüm ham maddelerin yaklaşık yarısını ve dünyanın tatlı su kaynaklarının yüzde 20'sinden fazlasını tüketiyor. Yeni konut inşaatı, kentleşmeye ve arazi kullanım değişikliğine yol açarak ormanlar, sulak alanlar ve biyoçeşitlilik üzerinde ciddi baskı oluşturuyor." değerlendirmesini yaptı.
Ağırbaş, konut sektöründe kullanılan altyapı sistemleri ve geleneksel yapı malzemelerinin yüksek karbon salımına yol açtığını, sektörün, kaynak kullanımı ve iklim emisyonları açısından 21. yüzyılın en belirleyici alanlarından biri olduğunu vurguladı.
Çözümün sistematik bir sıfır atık yaklaşımından geçtiğini kaydeden Ağırbaş, "Bu zorluk, eşi benzeri görülmemiş bir fırsat da yaratıyor. Konutun tüm yaşam döngüsü boyunca malzeme seçiminden modüler tasarıma, yıkımdan yeniden kullanıma kadar sıfır atık prensiplerini uygulayarak, kentsel büyümeyi çevresel tahribattan ayırabiliriz." ifadesini kullandı.
Ağırbaş, sıfır atık anlayışının yalnızca atığın yönetilmesini değil, kaynağında önlenmesini hedeflediğini, ürün ve kaynakların tasarımından kullanımına kadar tüm süreçlerin yeniden düşünülmesi gerektiğini belirtti.
Konut sektöründe sıfır atık yaklaşımının sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğu değerlendirmesini yapan Ağırbaş, "Konut bağlamında sıfır atık, sürdürülebilir kalkınma için sadece küçük bir strateji değil, döngüsel bir ekonomi yaratmanın, emisyonları azaltmanın ve sürdürülebilir kentsel sistemler kurmanın temel bir yoludur." değerlendirmesinde bulundu.
Sıfır atık paradigmasının konutun tüm yaşam döngüsünü kapsadığını vurgulayan Ağırbaş, üretim ve tasarım süreçlerinde kaynak verimliliği ile sürdürülebilir tedarikin, inşaat aşamasında modüler teknolojiler ve geri dönüşüm uygulamalarının, işletme sürecinde ise enerji verimliliği ve uyarlanabilir mimarinin öne çıktığını dile getirdi.
Ağırbaş, yaşam döngüsünün sonunda "yıkım için tasarım" yaklaşımıyla yapı bileşenlerinin yeniden kullanılabileceğini ve binaların birer "malzeme bankası" haline gelebileceğini, böylece yeni üretime olan ihtiyacın azalarak kaynak döngüsü sağlanabileceğini ifade etti.
Ekonomik ve çevresel kazanımlara da işaret eden Ağırbaş, şunları kaydetti:
"Sıfır atık yaklaşımı, küresel emisyonların yaklaşık yüzde 11'ini oluşturan gömülü karbon sorununu etkili bir şekilde ele alarak konut sektörü için umut vadediyor. Dahası, döngüsel uygulamaların hayata geçirilmesi mutlaka bir mali yük anlamına gelmiyor. Bu, 2050 yılına kadar yapılaşmış çevredeki gömülü karbonu yüzde 75'e kadar azaltabilir ve operasyonları daha verimli ve ekonomik olarak uygulanabilir hale getirebilir. Konutlarda sıfır atık çözümleri için iklim finansmanının açılması, hızla kentleşen bölgelerde bu yaklaşımların yaygınlaştırılmasında kilit bir faktör olacaktır. Kentleşme kaçınılmazdır, ekolojik bozulma ise değildir. Konutlara yönelik sıfır atık yaklaşımı, birincisini sağlarken ikincisinden nasıl kaçınabileceğimizi gösteriyor."




