Arnavutların Çamerya’da yaşadığı dönemden kalan ve terk edilmek zorunda bırakılan evler, katliamın tanığı olarak ayakta duruyor. 1944 yılındaki katliamdan sonra Çamerya’ya kısmen de olsa Yunan işgalciler yerleştirildi. Bölgede, Arnavut dili yasaklanarak, Müslümanlar Ortodoks yapılmaya zorlanarak, Arnavutlar milli kimliklerinden soyutlandı.
Arnavutlar, Yunanlaştırılmaya çalışırken, onların toprakları ve evleri ortadan kaldırılamadı. Yunanistan’ın 1913 ile 1944 yılları arasında uyguladığı soykırımdan kaçan ve büyük çoğunluğunu Çam Arnavutları’nın oluşturduğu 85 bin Arnavut Türkiye’ye göç etti. Katliamların tanığı Marin Mema, Çamerya’daki olayları anlatırken, “Napolyon Zerva’nın cesedi Çamerya bölgesine döküldü. Cinayetler, tahmin edemeyeceğiniz kadar vahşi bir şekilde gerçekleştirildi. Bu barbarlık ve katliamları herkesten daha iyi ancak bu olaya şahitlik edenler anlatabilir. Tarihteki her yerde, her olayda olduğu gibi, Çamerya’daki korkunç katliam dolayısıyla biriken duygular ve orada yaşanan gerçekler, buradan kurtulanlar tarafından anlatılabilir” ifadelerini kullandı.
“BİZİM YUNAN OLMAMIZ İÇİN UĞRAŞTILAR”
Yaşlı bir kadın, o korkunç dönemi aktarırken, “Annemi de aldılar ve demir çubuklarla ona vurdular” diye anlatı. Nexhat Mergjyshi ise “Orada, kadınlarla ve genç kızlara ne yapabildiklerini kendiniz anlayın. Bizim Yunan olmamız için uğraştılar, ancak biz dini değiştirmedik, Arnavut geleneklerimizi ve bilmem ne artık hiçbir şey değiştirmedik” diye konuştu.
Çamerya katliamının mağdurları adalet arıyorBalkan Ekspresi “Çamerya soykırımını unutmayın”Balkan Ekspresi




