Katar merkezli düşünce kuruluşu Orta Doğu Küresel İlişkiler Konseyi'nin İcra Direktörü Halid el-Cabir, ABD ile İran arasındaki görüşmelerden somut sonuç çıkmamasının bölgede savaşın yeniden başlama riskini canlı tuttuğunu söyledi. Doha'da AA muhabirine konuşan Cabir, bölgenin "ne savaş ne barış" denebilecek bir belirsizlik içinde olduğunu belirtti. Cabir ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Anlaşması'nı, Körfez ülkelerinin ABD ile güvenlik ilişkisini ve İsrailli yetkililerin Katar'ı hedef alan açıklamalarını değerlendirdi.

Halid el-Cabir ABD ve İran için ne dedi?
Cabir'e göre iki ülke arasındaki süreç açık bir çatışma ile kalıcı barış arasında askıda duruyor. "ABD ile İran arasında ne savaş ne de barış halindeyiz. ABD-İran uzlaşamazsa savaş yeniden başlayabilir." diyen Cabir, belirsizliğin uzamasının bütün bölge için risk oluşturduğunu vurguladı.

ABD-İran görüşmeleri neden ilerlemiyor?
Cabir, iki tarafın da mevcut tutumundan geri adım atmadığını söyledi. Arabuluculuğu başta Pakistan'ın yürüttüğünü, daha sonra Katar'ın da sürece dahil olduğunu hatırlatarak tarafların ısrarının çözümü zorlaştırdığını belirtti.

Cabir şunları söyledi: "Taraflar kendi görüşlerinde ısrar ediyor ve ellerindeki kartları kullanıyor. ABD, ortaya koyduğu şartlarda ısrarını sürdürüyor. İran'ın elindeki en önemli kartlar ise Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve kendisine bağlı milis grupların kullanılması."

Pakistan, 20 Ekim'de yaptığı açıklamada İran ile ABD arasındaki arabuluculuk girişimlerinin sürdüğünü bildirmişti. Katar da daha önce iki tarafla düzenli temas halinde olduğunu ve görüşmelerin yeniden başlaması için çaba gösterdiğini açıklamıştı.

COP31'de Danimarka somut adım ve iklim finansmanı bekliyor
COP31'de Danimarka somut adım ve iklim finansmanı bekliyor
İçeriği Görüntüle

Hürmüz ve Babulmendeb'deki durum Körfez'i nasıl etkiliyor?
Cabir'e göre Körfez ülkeleri, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığında ciddi güçlüklerle karşı karşıya. Husilerin de sürece katılması ve Babulmendeb Boğazı'ndan geçen gemilerin engellenmesi tabloyu daha da ağırlaştırıyor.

Bölgedeki aktörlerin siyasi, askeri, güvenlik ve ekonomik açıdan yıprandığını söyleyen Cabir, gerilimin tırmanması ve başka tarafların da çatışmaya girmesi halinde krizin büyüyebileceği uyarısında bulundu.

Mekke Anlaşması nedir?
Mekke Anlaşması, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında ortak savunmayı öngören üçlü bir anlaşma. Anlaşma 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalandı. Anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifi 21 Ekim 2026'da TBMM Başkanlığına sunuldu.

Cabir, anlaşmayı bölgesel tehditlere karşı ortak bir yaklaşım geliştirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. "Bölgenin üç büyük ülkesi Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında koordinasyon sağlanması, tehditlere ilişkin ortak bir bakış geliştirilmesi, güvenlik ve istikrar konusunda buluşulması önemli. Bu, desteklenmeyi ve takip edilmeyi hak eden bir adım." dedi.

Katar Mekke İttifakı'na katılabilir mi?
Cabir'in değerlendirmesine göre ittifak genişlerse Katar ilk katılan ülkelerden biri olabilir. Cabir, Katar, Bahreyn ve Kuveyt'in girişimi olumlu karşıladığını belirterek şöyle konuştu: "Mekke İttifakı'nın oluşturduğu şemsiyenin gelecekte genişleyerek bölgesel bir yapıya dönüşmesi halinde Katar'ın ilk katılan ülkeler arasında olacağını düşünüyorum."

Bu sözler bir düşünce kuruluşu yöneticisinin kişisel değerlendirmesidir. Katar hükümetinin ittifaka katılım konusunda resmî bir açıklaması bulunmuyor.

Mısır'ın tutumu bölgesel işbirliğini nasıl etkiliyor?
Cabir, Mısır'ın Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle dayanışma göstermesini olumlu bulduğunu söyledi. Özellikle İran destekli Husilerden gelen tehditlere karşı verilen desteğin daha geniş bölgesel işbirliğine zemin hazırlayabileceğini belirtti. Cabir'e göre Mekke İttifakı, Arap ve Körfez ülkelerini bir araya getiren daha kapsamlı bir işbirliği ağının çekirdeği olabilir.

Körfez ülkeleri ABD'nin güvenlik garantisine hâlâ güveniyor mu?
Cabir, son çatışmalara rağmen Körfez ülkeleri ile Washington arasındaki stratejik ortaklığın süreceğini düşünüyor. Yaklaşık yarım asırlık bir geçmişi olan bu ilişkide bölge ülkelerinin ABD'nin savunma ve güvenlik sistemlerinden önemli ölçüde yararlandığını hatırlattı.

Cabir, "Bu savaşın ele alınış biçimine ilişkin bütün eleştirilere rağmen ABD, Çin, Rusya ve diğer aktörlerle karşılaştırıldığında bölge güvenliğinin en büyük garantörü olmaya devam ediyor." dedi.

Çin savaşın durdurulmasında neden etkili olamadı?
Cabir'e göre Çin, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından en çok etkilenen ülkelerden biri. Buna rağmen savaşın durdurulmasında belirleyici bir ağırlık koyamadı. Cabir bu noktada diplomatik çabaların önemine dikkati çekti. ABD ile İran'ın, krizin çözülmesinin ve savaşın sona ermesinin herkesin çıkarına olduğunu kabul etmesi gerektiğini söyledi.

İsrailli yetkililerin Katar'a yönelik açıklamalarına nasıl yanıt verdi?
Cabir, İsrailli yetkililerin Katar'ı hedef alan açıklamalarını İsrail'deki seçim gündemiyle ilişkilendirdi. "Bunların bir değeri olduğunu düşünmüyorum. İsrail'deki seçimlerle bağlantılı açıklamalar. İsrailliler söylemleriyle Katar'a saldırmaya çalışıyor." dedi.

Katar'ın Filistin meselesindeki tutumunun açık olduğunu belirten Cabir, Doha'nın Gazze'deki savaş ve esirler konusundaki arabuluculuk rolünü hatırlattı. Cabir'e göre Katar arabuluculuk kapasitesini Gazze dışındaki dosyalarda da göstermiş durumda ve bu açıklamalar ciddiye alınacak nitelikte değil.

Orta Doğu Küresel İlişkiler Konseyi nedir?
Orta Doğu Küresel İlişkiler Konseyi (Middle East Council on Global Affairs), Doha merkezli bağımsız bir düşünce kuruluşudur. Kuruluş, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki siyasi, güvenlik ve sosyoekonomik gelişmeler üzerine araştırmalar yürütüyor. İcra Direktörü Halid el-Cabir, Körfez ülkeleri, siyasi iletişim ve kamu diplomasisi alanlarında çalışıyor.

Kaynak: AA